Kategoriler
Politika

ATATÜRKÇÜ insan, FETO bağlantılı geçmişi karanlık siyasetçiyi SAVUNAMAZ

  • İMAMOĞLU YANLIŞ İNSANI MI SAVUNUYOR?
  • BUĞRA KAVUNCU neden ÜMİT ÖZDAĞ’IN HEDEFİ HALİNE GELDİ?
  • İYİ PARTİ YÖNETİMİNDE FETÖ NE KADAR ETKİLİ?

Sevgili Dostlarım,

İBB Başkanı olan bir insanın, haber alma ve Buğra KAVUNCU hakkındaki iddiaların doğru olup olmadığını öğrenme imkanı, sıradan vatandaşla mukayese edilemeyecek kadar fazladır. Ama buna rağmen ve de MAHKEME sürecinin bitmediğini bildiği halde, Sayın İmamoğlu Kavuncu’nun “HEPİMİZ ADEM’DEN GELİYORUZ” komik savunmasına inanmayı tercih etmiş ve Buğra’nın iftiraya uğramış MASUM biri olduğunu iddia ederek ÖVMÜŞTÜR.!!

İmamoğlu, Kavuncu hakkında aşağıdaki bilgileri dikkate almalıdır:

Prof. Ümit ÖZDAĞ : 15 Temmuz darbe girişiminden sonra Alman hukuk sistemindeki SOSYAL ÇEVRE ARAŞTIRMASI, Anayasa Mahkemesi’nin 4 Ağustos 2016 tarih ve 2016/2 sayılı kararı ile Türk hukuk sistemine de girdi. Ve 2 Anayasa Mahkemesi üyesi sosyal çevrelerinden dolayı FETÖ ile bağlantılı kabul edilip Anayasa Mahkemeliği üyeliğinden çıkarılıp TUTUKLANDILAR.
Buğra Kavuncu, “HEPİMİZ ADEM’DEN GELİYORUZ” diyerek meselenin içinden çıkamaz. Madem hepimiz Adem’den geldik ve TERÖR örgütleri ile iltisaklı aile üyelerimiz sebebiyle yargılanamayız, o halde teröristbaşı ÖCALAN ve GÜLEN’in de yeğenleri İYİ Parti’de görev almak istediklerinde onların da önlerini açalım! PKK derneklerinde başkan yardımcılığı yapmış isimler İYİ Parti’de görev alsınlar.

SORU: Buğra Kavuncu ne zaman ve nasıl Meral Akşener’in prensi oldu?

Prof. Ümit ÖZDAĞ: Olayların akışına baktığınız zaman, bunun daha parti kurulmadan önce alınan bir karar olduğunu düşünüyorum. Bakın parti kurulmadan önce alınan bir karar olduğunu… Bunu ispatlayabilir miyim? Hayır. Bugün ispatlayamamam; ama bunun bir gün ortaya çıkacağını gerçekten düşünüyorum. Bunun kimler arasında yapılan bir görüşme ile de olduğu konusunda da elimde bilgiye dayalı tahminler var. Tabii ki 17 senesini yurtdışında yaşamış bir kişiden bahsediyoruz. Bu kişi bu 17 sene içerisinde bir tane SİYASİ TWEET atmamış. Bir milli bayram kutlamamış, ATATÜRK ile ilgili anma gününde mesela vefat gününde üzüntülerini belli eden bir sosyal medya paylaşımı yok. Yıllarca sosyal medyası tertemiz yani bir sene hiç kullanmamış. Sadece 2016’da 15 TEMMUZ darbesinden bir hafta sonra bir twit atıyor orada da FETÖ’yü suçlamıyor. “Kimin tarafından yapılırsa, kime karşı yapılırsa lanet bulsun” şeklinde bir ifadesi var. Sanki Uganda veya Mısır’daki bir darbeyi kötülüyor. Böyle bir şahıs birden siyasete tepeden paraşütle iniyor, GENEL BAŞKAN Yardımcılığına başlıyor.
Daha önce bir FETÖ’cü İLTİSAKLI, -Türkiye Cumhuriyeti’nin öyle tanımladığı- bir DERNEĞİN Başkan Yardımcılığını yapmış, onu yaparken şirketini ALMAN derin devletinin FETÖ’yü destekleyen şirketler listesine Türkiye’nin aldığı, şirketini o şirkete satmış, sonra bu Alman şirketinde çalışmaya başlamış ve oradan da İYİ Parti’ye paraşütle GENEL BAŞKAN YARDIMCISI olmuş. Sonra müktesebat gerektiren bir iş yapmış, işe atanmış daha doğrusu PARTİ SÖZCÜLÜĞÜ. Siz siyasetin içinde değilsiniz; ama siyaseti yakından izliyorsunuz. Bir parti sözcüsünün Türk siyasetini bilmesi lazım. TÜRK SİYASİ TARİHİNİ bilmesi lazım. Bu kişinin böyle bir müktesebatı var mı? Yok. Ama bir siyasal kariyer oluşturursanız ancak bunları yaptırırsınız. Sonra İSTANBUL İL BAŞKANLIĞINA taşınmış.

Peki çevresine bakıyoruz, büyük dayısı Enver ALTAYLI, Alman vatandaşı ve FETÖ ile iltisaklı. MİT mensubu FETÖ’cüleri yurtdışına kaçırmak için bir organizasyon geliştirmiş, bundan dolayı YARGILANIYOR. Küçük dayısı, GÜLEN BALIKÇILIK diyor; ama bütün Gülen çevresinde Fethullah çevresinde Gülen Balıkçılık olarak anılıyor, ilişkileri var. AMCASI keza aynı şekilde, KARDEŞİ keza aynı şekilde, ENİŞTESİ keza aynı şekilde.

Bakın bütün bunları bir araya koyduğunuzda meri hukukta bu kişi Türkiye’de bırakın bir partide genel başkan yardımcılığı, MAHALLE BEKÇİSİ OLAMAZ. Hukuken mahalle bekçisi olamaz.

Şimdi bütün bunları görmeyip bu kişinin Türk milliyetçisi olduğunu söylemek, hele 30 AĞUSTOS’u kutlarken, Türk milleti değil TÜRKİYELİLERİN BAYRAMIDIR diyen ve kutsayan bir kişinin Türk milliyetçisi olduğunu söylemek aklımıza yapılmış en büyük hakarettir.

*
Gelin şimdi de İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun BUĞRA KAVUNCU hakkındaki aşağıdaki ÖVÜCÜ sözlerini birlikte okuyalım:

Ekrem İMAMOĞLU :”Benim gerçekten YOL ARKADAŞI olmaktan GURUR duyduğum, tanımaktan da KEYİF aldığım, farklı siyasi partilerde olsak da gerçekten dünyaya ve ülkemize aynı pencereden büyük oranda bakabildiğim bir insanla tanışmış olmanın büyük keyfini yaşadım. Hatta İYİ Parti Genel Başkanı Sayın Meral AKŞENER’E bana böyle bir siyasi yoldaş verdikleri için TEŞEKKÜR bile ettim birkaç kez. Böyle iyi insanlar bazen İFTİRAYA uğrarlar. Siyasette bu var. İnanın ben uğradığım iftira sayısını unuttum. Nelere benzetilmedim ki? Bunu dönem dönem kendi partimden insanlardan da yaşadım farklı zaman dilimlerinde. Onun için Buğra beye hiç üzülmemesini söyledim. Zaten ‘Hiç üzülmedim, kendimi biliyorum’ dedi. ÇOK DÜZGÜN, karakterli bir siyaset yapma anlayışı olan bir DOSTUMUZ. Hukuki mücadelesini vereceği konusunda kararlılık gösteriyor. ALLAH HERKESİ İFTİRADAN KORUSUN”

*
Dün (17.12.2020) gece 40 SORU Programında sunucu, İYİ Parti’den ihraç edilen İstanbul Milletvekili Ümit Özdağ’a Ekrem İMAMOĞLU’NUN Buğra Kavuncu ile ilgili bu sözlerini hatırlattı,

“İMAMOĞLU hakkında NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?” sorusunu yöneltti.

Prof. Ümit ÖZDAĞ, “Ekrem İmamoğlu’yu bana karşı yaptığı büyük bir TERBİYESİZLİĞE rağmen DESTEKLEDİM. Kendisi de seçim sürecini iyi yönetti. Fakat Türkiye’nin güvenliği, devlet güvenliği, terör ile mücadele, istihbarat konularında bilgisi yoktur. Şu anda NÖBETÇİ CUMHURBAŞKANI ADAYI olarak karşımıza çıkıyor. Bence İstanbul Belediye Başkanlığı’na odaklansa ve kendi partisinin işleriyle uğraşsa daha başarılı olacak.
İmamoğlu, İYİ Parti’ye katılmadan bir hafta önce BAHADIR ERDEM’i ziyaret ederek Nutuk hediye etmiş. Kendisine acilen tavsiye ediyorum; İYİ Parti’ye katılanlara Nutuk hediye edeceğine Canan KAFTANCIOĞLU’na hediye etsin” cevabını verdi.
**
Prof. Ümit Özdağ’ın katıldığı ve merak edilen bütün sorulara net cevaplar verdiği 40 SORU programının videosu:

Programın Band çözümü (metni): umitozdag.com/haberler/umit-ozdag-julide-ates-ile-40in-programinda-merak-edilen-tum-sorulara-cevap-verdi/

**
Şimdi de Programın FETÖ ve BUĞRA KAVUNCU ile ilgili bölümünde Prof. Ümit Özdağ’ın açıklamalarını okuyalım:
*
SUNUCU : Şimdi ben İYİ Parti’den ihraç sürecinizi biraz mercek altına almak istiyorum. Aslında kamuoyuna yansıyan şekliyle, İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu ile ilgili ileri sürdüğünüz iddialarla bu olay alev aldı. Bu iddialarda en çok kendisini FETÖ ile ilişkilendirmeniz manşet oldu. İşte buradaki argümanlarınız, Kazakistan’da yaşadığı dönemde yaptığı faaliyetler, FETTAH TAMİNCE ile olan hesapları, para ticareti gibi örnekler verdiniz. Şimdi burada anlıyoruz ki Buğra Bey ile ilgili çok ciddi ve kapsamlı bir araştırmanız olmuş. Ama ben bu araştırmayı neyin tetiklediği, neden sonra Buğra Beyin üzerine odaklanma hissiyatı geliştirdiğinizi merak ediyorum. Şuna istinaden, çünkü önceki açıklamalarınıza bakıyorum, şimdi mesela diyorsunuz ki “gerek Buğra Bey gerek babası Orhan Kavuncu ile ilgili hiçbir kötülüklerini görmedim” demişsiniz. Cumhuriyet Gazetesi’nde İpek Özbey ile 9 Kasım’da yaptığınız bir röportajda “Ağabeyi ile Buğra’yı gençliğinden Ankara Türk Ocakları döneminden tanırım, kafamda ikisi ile ilgili en ufak olumsuz bir şey yoktur” demişsiniz. Bu neden sonra değişti, neden sonra hedefiniz haline geldi?

SORU: Buğra Kavuncu neden ümit Özdağ’ın hedefi haline geldi?

Prof. Ümit ÖZDAĞ: Mesele benim için Buğra değil. Mesele benim için son 1000 senede Türk devleti için -yani Selçuklu, Anadolu Selçuklu, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti- 1000 seneden beri bu coğrafyadaki devletimizin değişik şekillerdeki ve değişik rejimlerdeki görünümünde en büyük iç tehdit FETÖ terör örgütüdür ve FETÖ terör örgütü ile ben sürekli bir mücadeleyi temsil ettim. Bundan sonra da edeceğim. Muhtemelen bizden sonra yaşayacak nesiller de 15-20 sene FETÖ ile mücadele etmeye devam edecek. Senelerce Polis Akademisi’nde istihbarat kurslarında, harp okulunda yani devletin güvenlik ve istihbarat birimlerinde ders verdim. Değişik kurumlarda Türkiye’nin menfaatleri için çalışmalar yaptım ve çok ciddi bir iletişim ve öğrenci ağım var. İYİ Parti’nin kuruluşu sırasında da bu konuda uyarıldım. Yani Buğra KAVUNCU konusunda UYARILDIM ve parti KURUCULARI arasına girmesini de engelledim. FETÖ iltisakı gerekçesiyle Meral AKŞENER‘e, yani ben bundan üç buçuk sene önce söyledim. Partiye katıldığı GİK öncesinde bana Meral Akşener GİK’e alacağını söylediği zaman, kuruculara bu iltisak dolayısıyla aldırmamıştım, “Şimdi ne değişti?” dediğimde Akşener’in bana verdiği cevap “Bütün sorumluluğu üzerime alıyorum” idi. Bir genel başkan bütün sorumluluğu üzerine alıyorsa fazla söyleyecek bir şey kalmamıştır. Ama daha sonra İstanbul İl Başkanlığı’na getirmek istedi orada da itiraz ettim. Sonuç olarak gelmiş olduğu noktada, Akşener’in son kongrede TÜRK Milliyetçilerinin TASFİYESİNİ tamamlayıp, partiyi farklı bir eksene oturtup, milliyetçiliğin dışında, Buğra KAVUNCU’nun da İYİ Parti Genel Başkanlığı sürecine hazırlandığını görünce bunu kamuoyu ile paylaştım.

SUNUCU: Peki şimdi buradan kırmızı bir soruyla devam edeceğim Sayın Özdağ. Biraz önce dediniz ya FETÖ aslında bugüne kadar gelmiş geçmiş tarihimizdeki en büyük tehlikedir diye. Ben de bu tehlikeden devam etmek istiyorum. 4 Aralık Cuma günü Ciddi Gazete’de yayınlanan bir röportajınız var. Orada şöyle söylüyorsunuz, “İYİ Parti Genel Başkanı başta olmak üzere bütün genel merkez kadroları ilk tepki olarak benim ruh ve akıl sağlığımı gündeme getirdiler. İYİ Parti’nin sosyal medya çalışanları da aynı üslubu benimsediler. Bunun üzerine kendilerine kamuoyu üzerinden uyardım. İYİ Parti Genel Merkezi’nin beni yıpratmak için kullandığı söylem FETÖ tarafından FETÖ ile mücadele edenlere karşı uygulanan bir saldırı stratejisidir” diyorsunuz. “Genel merkez yönetiminde, genel merkezin kullandığı bu saldırıyı, saldırı yöntemini fısıldıyorsa FETÖ’cüdür diye seslendim” demişsiniz. Şimdi bu cümlelerinizin ana fikrini daha net algılamak istiyorum. Şimdi burada dolayısıyla İYİ Parti’de FETÖ’nün bir güç sahibi olduğunu mu iddia ediyorsunuz? Daha önce kafanızda bu tür bir soru işareti var mıydı yoksa parti içi yönetimi karşınıza alınca mı bu düşünce gelişti?

SORU: İYİ Parti yönetiminde FETÖ ne kadar etkili?

Prof. Ümit ÖZDAĞ: “Şimdi zaman içerisinde bazı şeyleri daha iyi görme imkanı bulunuyor. Ben FETÖ’ye yakın bütün unsurların İYİ Parti’ye sızmasını elimden geldiğince engellemeye çalıştım. Mesela bu anlamda bir eski içişleri bakanının -ki onun döneminde FETÖ devlet içerisinde çok fazla etkinlik kazanmıştı- Ordu Büyükşehir belediye başkanı adayı ilan edildiğinde divandan istifa edeceğimi ve istifa gerekçemi söyleyerek, adaylık açıklamasını geri alınmasını sağladım. Yani sadece bu bir kişi ile ilgili değil, bir örgüte karşı Türk milliyetçisi bir duruş ile ilgili bir tavır. Fakat Buğra ile ilgili açıklamayı yaptıktan sonra ortaya yaptığım araştırmalarla yeni yeni şeyler de çıkmaya başladı. Bu arada benim dışımda insanlar da konuşmaya başladı. Mesela Rize’de Güneysu ilçe başkanın yapmış olduğu, kamuoyuyla paylaşmış olduğu açıklama var. Biz FETÖ ile mücadele ederken, bugün bir genel başkan yardımcısı arkadaş var, bulunduğu ilde avukatlık yapıyor ve FETÖ’den atılanların davalarını, FETÖ’cülerin davalarına alıyor. Evet avukatlık kutsaldır, herkesin FETÖ’cü da olsa PKK’lı da olsa savunma hakkı vardır. Bu bizim Türkiye Cumhuriyeti devleti olmamızdan kaynaklanan bir haktır. Burada sorun yok, ama o zaman genel başkan yardımcısı olarak çalışmayacaksın. Gideceksin avukatlığını yapacaksın. Çünkü bu parti kurulurken FETÖ ile mücadeleyi parti programına yazmış olan Türkiye’deki tek partidir. Ne yazık ki bu röportajda da ifade ettiğim gibi bu süreç başladığı günden bu yana İYİ Parti Genel Merkezi’nden kaynaklanan bütün eleştirilerde FETÖ’nün imzası var. Tek tek bunları ispatlarım ve ispatladım da zaten.

SUNUCU: Peki şimdi ben buradan Buğra KAVUNCU özelinde devam etmek istiyorum. Partide sivrilmesi ve bazı kişiler tarafından Meral Akşener’in prensi olarak nitelendirilmesi hususuna değinmek istiyorum. İşte Sabah Gazetesi yazarı Mahmut Övür, eski parti üyesi Adnan Taşkıran gibi isimler de bu şekilde saptamalar yapmışlar. Meral Akşener’in de kendinden sonra genel başkanlığa Buğra Kavuncu’yu hazırladığı cümlelerini kurmuşlar. Fakat geçmişe dönük baktığımızda işte KORAY AYDIN gibi ya da sizin gibi kurucular arasında yer almıyor. Sanıyorum girmesi 2018 yılına tekabül ediyor. Dolayısıyla burada Buğra Kavuncu’nun sivrilmesi, prens haline gelmesi sürecini nasıl analiz ediyorsunuz acaba gerçekten de gelecekteki genel başkan olarak mı hazırlanıyor?

SORU: Buğra Kavuncu ne zaman ve nasıl Meral Akşener’in prensi oldu?

Prof. Ümit ÖZDAĞ: Olayların akışına baktığınız zaman bunun daha parti kurulmadan önce alınan bir karar olduğunu düşünüyorum. Bakın parti kurulmadan önce alınan bir karar olduğunu… Bunu ispatlayabilir miyim? Hayır. Bugün ispatlayamamam; ama bunun bir gün ortaya çıkacağını gerçekten düşünüyorum. Bunun kimler arasında yapılan bir görüşme ile de olduğu konusunda da elimde bilgiye dayalı tahminler var. Tabii ki 17 senesini yurtdışında yaşamış bir kişiden bahsediyoruz. Bu kişi bu 17 sene içerisinde bir tane SİYASİ TWEET atmamış. Bir milli bayram kutlamamış, ATATÜRK ile ilgili anma gününde mesela vefat gününde üzüntülerini belli eden bir sosyal medya paylaşımı yok. Yıllarca sosyal medyası tertemiz yani bir sene hiç kullanmamış. Sadece 2016’da 15 TEMMUZ darbesinden bir hafta sonra bir twit atıyor orada da FETÖ’yü suçlamıyor. “KİMİN TARAFINDAN YAPILIRSA, KİME KARŞI YAPILIRSA LANET BULSUN” şeklinde bir ifadesi var. Sanki Uganda veya Mısır’daki bir darbeyi kötülüyor. Böyle bir şahıs birden siyasete tepeden paraşütle iniyor, GENEL BAŞKAN Yardımcılığına başlıyor. Daha önce bir FETÖ’cü İLTİSAKLI, -Türkiye Cumhuriyeti’nin öyle tanımladığı- bir derneğin başkan yardımcılığını yapmış, onu yaparken şirketini ALMAN derin devletinin FETÖ’yü destekleyen şirketler listesine Türkiye’nin aldığı, şirketini o şirkete satmış, sonra bu Alman şirketinde çalışmaya başlamış ve oradan da İYİ Parti’ye paraşütle GENEL BAŞKAN YARDIMCISI olmuş. Sonra müktesebat gerektiren bir iş yapmış, işe atanmış daha doğrusu PARTİ SÖZCÜLÜĞÜ. Siz siyasetin içinde değilsiniz; ama siyaseti yakından izliyorsunuz. Bir parti sözcüsünün Türk siyasetini bilmesi lazım. TÜRK SİYASİ TARİHİNİ bilmesi lazım. Bu kişinin böyle bir müktesebatı var mı? Yok. Ama bir siyasal kariyer oluşturursanız ancak bunları yaptırırsınız. Sonra İstanbul İl Başkanlığına taşınmış. Peki çevresine bakıyoruz, büyük dayısı Enver ALTAYLI, Alman vatandaşı ve FETÖ ile iltisaklı. MİT mensubu FETÖ’cüleri yurtdışına kaçırmak için bir organizasyon geliştirmiş, bundan dolayı YARGILANIYOR. Küçük dayısı, GÜLEN BALIKÇILIK diyor; ama bütün Gülen çevresinde Fethullah çevresinde Gülen Balıkçılık olarak anılıyor, ilişkileri var. AMCASI keza aynı şekilde, KARDEŞİ keza aynı şekilde, ENİŞTESİ keza aynı şekilde. Bakın bütün bunları bir araya koyduğunuzda meri hukukta bu kişi Türkiye’de bırakın bir partide genel başkan yardımcılığı, MAHALLE BEKÇİSİ OLAMAZ. Hukuken mahalle bekçisi olamaz. Şimdi bütün bunları görmeyip bu kişinin Türk milliyetçisi olduğunu söylemek, hele 30 AĞUSTOS’u kutlarken, Türk milleti değil TÜRKİYELİLERİN BAYRAMIDIR diyen ve kutsayan bir kişinin Türk milliyetçisi olduğunu söylemek aklımıza yapılmış en büyük hakarettir.

Devamı Programın Band çözüm metninde: https://umitozdag.com/haberler/umit-ozdag-julide-ates-ile-40in-programinda-merak-edilen-tum-sorulara-cevap-verdi/

Sevgilerimle.
Tuncay Erciyes

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.