Kategoriler
Necdet Buluz

Yeni düzende Türkiye’nin yeri…

Merkezi İstanbul’da bulunan Ekonomi ve Dış Politika Araştırmalar Merkezi (EDAM) Başkanı Sinan Ülgen, ABD’de Biden döneminde karar alma süreçlerinde kurumların ağırlığının artacağını vurgulayarak, Türkiye’nin siyasetini ve diplomasisini bu yeni döneme uyarlamak zorunda kalacağı görüşünde olduğunu söyledi.

Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400 füze savunma sistemi, Halkbank davası, Suriye’de ABD ve PYD işbirliği, Fethullah Gülen’in iadesi, Türk-Amerikan ilişkilerini zorlu bir rotaya yerleştiren konu başlıkları arasındaki yerini koruduğuna da dikkat çeken Ülgen “Türkiye siyasetini yeni düzene uygulamak zorunda” görüşünü yanstıyor.

Çok sayıda uzman, Türkiye ve Amerika arasındaki ilişkilerin Trump döneminde, Başkan Donald Trump ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasındaki kişisel ilişki üzerinden ilerlediği görüşünü gündeme getirmişti. Biden döneminde ise, daha çok kurumlar üzerinden ilerleyen bir karar verme sürecinin siyasette hakim olacağı belirtiliyor.

Merkezi İstanbul’da bulunan Ekonomi ve Dış Politika Araştırmalar Merkezi (EDAM) Başkanı Sinan Ülgen, Joe Biden döneminde Türk-Amerikan ilişkilerini nasıl bir dönemin beklediğini VOA Türkçe’ye değerlendirdi. Bizi de yakından ilgilendirdiği için bu açıklamaları ve uyarıları bugünkü yazımızda sizlerle paylaşmak istedik.

Başkan Trump’ı yerleşik düzeni ve bu düzende ağırlığı olan kurumları erozyona uğratmak ve karar alma sürecini kişiselleştirmekle suçlayan Demokratlar’ın bunun tersi bir yönetim anlayışı sergileyeceğini belirten Ülgen, orta vadede Türk-Amerikan ilişkilerinin Trump öncesi dönemin dinamiklerine yakın bir nitelik kazanacağına dikkat çekiyor.

Türkiye’nin yalnızca Kongre, Dışişleri Bakanlığı ve Savunma Bakanlığı (Pentagon) gibi resmi kurumlar nezdinde değil; ABD siyaseti üzerinde dolaylı olarak etkili olan medya ve düşünce kuruluşları özelinde de diplomasi yürüterek Biden dönemine hazırlanması gerektiğini vurgulayan Sinan Ülgen, “Amerika, Biden döneminde daha kurumsal ve öngörülebilir bir yönetim düzenine kavuşacak diye düşünüyorum. Türkiye’nin Washington’da çok taraflı ve çok aktörlü bir diplomasi yürütmesi gerekiyor. Birleşik Arap Emirlikleri gibi Türkiye’nin rakibi olan ülkeler oyunu bu şekilde oynuyor. Amerika’da karar alma süreçlerindeki etkilerini bu damarlar üzerinden yürütmeyi hedefliyorlar. Türkiye’nin, benzer şekilde nüfuz elde etmek istiyorsa bu oyunda geri kalmaması lazım. Türkiye’nin Biden dönemine hazırlanmasının böyle bir süreçle olacağını düşünüyorum” diyor.

ABD’de seçim sonuçlarına ilişkin tablonun netleşmeye başlamasının ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Joe Biden’ı tebrik etmesinin ardından, Türkiye’de de siyaset hareketlendi.

Maliye ve Hazine Bakanı Berat Albayrak görevden ayrıldı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AKP’nin Yedinci Olağan İl Kongresi’ndeki “Ülkemizde ekonomi ve hukukta yeni bir reform dönemi başlatıyoruz” sözleriyle yargı reformu tartışması başladı.

Sinan Ülgen, seçimleri Trump’ın kaybetmesiyle Türkiye’deki bu hareketliliğin birbiriyle ilişkili olduğu; ancak tek faktörün bu olmadığı görüşünde. EDAM Başkanı Ülgen, “Özellikle ekonomide durumun vahametinin yeni anlaşılmasının neticesindeki bir reaksiyon olarak bakmak gerek. Ekonomi tarafındaki rasyonel tutumun dış politikayı nasıl etkileyeceğini de görmek lazım. Türk ekonomisi kısa vadede bir ivme kazanacaksa; bunu sadece para politikası, mali politika ve merkez bankasının artan güvenilirliği üzerinden yapmak yeterli olmayacaktır. Burada önemli olan, Türkiye’nin içerde güven sağlayacak siyasi reformlar yapması. Bunun başında ifade özgürlüğünü de kapsayan hukuk devletine ilişkin konular geliyor” diyor.

Türkiye’nin dışardan kaynaklanan jeopolitik riskleri azaltmaya yönelik hamleler yapması gerektiğine de dikkat çeken Sinan Ülgen, “Türkiye’nin asıl yatırım aldığı, dış ticaretini yaptığı ekonomik kutuplarla; yani Avrupa Birliği ve ABD ile dış siyasetini daha az ihtilaflı hale getirmesi lazım. Türkiye’ye yabancı yatırımcı çekebilmek adına da bu gerekiyor. Türkiye elbette menfaatlerini korumaya ve ulusal güvenliğini sağlamaya devam edecek. Ama kendisine müttefik kazandırabilecek bir üslupla ve müttefiklik ilişkisini güçlendirecek çok taraflı bir bakış açısıyla bunu yapması ekonomi tarafında da yarar sağlar” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400 füze savunma sistemleri sebebiyle, kısa adıyla CAATSA olarak bilinen, ABD’nin Hasımlarına Yaptırımlar Yoluyla Karşı Koyma Yasası kapsamında uygulanacak yaptırımlar Başkan Trump döneminde devreye girmemişti.

Joe Biden’ın göreve gelmesinin ardından CAATSA yaptırımları riskinin daha yüksek olduğuna dikkat çeken Sinan Ülgen, Biden’ın Türkiye’yi tamamen kaybedecek ya da Türkiye’yi Batı ittifakında çok daha zor bir yere sürükleyecek ya da Rusya’ya itecek bir politikaya imza atmak istemeyeceği görüşünde.

Ülgen, “Biden’ın Beyaz Saray’dan içeri girdiğinde seçim kampanyası döneminde verdiği taahhütlerden daha farklı bir profile yönelmesi icap edecek. Amerika gibi bir süper gücün başkanlığına gelmiş olan kişi olarak, dünyadaki siyasi gerçekleri ve jeopolitik dengeleri daha gerçekçi bir bakış açısıyla değerlendirmek durumunda kalacak. Biden dış politikaya yabancı bir aktör değil. Senato Dış İlişkiler Komitesi Başkanlığı yapmış olan ve Obama döneminde başkan yardımcısı olarak milli güvenlik portföyüne de katkıda bulunmuş olan ve Türkiye’nin bölgesindeki ağırlığını da iyi bilen bir politikacı” diyor.

necdetbuluz@gmail.com

www.facebook.com/necdet.buluz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.