Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Biden’a Gönderdiği Tebrik Mesajına Biden’ın Tepkisi Ne Olacak?

Cumhurbaşkanı  Erdoğan, seçilen ABD Başkanı Joe Biden’a tebrik mesajı göndererek diplomatik bir geleneği yerine getirmiştir. Bu önemlidir. “Sayın Seçilmiş Başkan” diyerek başladığı mesajında Erdoğan şu ifadeleri kullanmıştır: “Seçim sonuçlarının, dost ve müttefik Amerika Birleşik Devletleri halkı için hayırlı olmasını temenni ediyorum. Başkan Yardımcılığınız sırasında da birçok vesileyle görüştüğümüz gibi, Türkiye-ABD ilişkileri köklü temellere dayanan stratejik bir nitelik taşımaktadır. Günümüzde küresel ve bölgesel düzeyde karşılaştığımız sınamalar, ortak çıkarlar ve değerlere dayalı bu ilişkilerimizi daha da geliştirmemizi ve güçlendirmemizi gerekli kılmaktadır. Önümüzdeki dönemde ABD Yönetimiyle bu doğrultuda yakın çalışma hususundaki kararlılığımızı tekrarlıyor, ülkelerimiz arasındaki güçlü işbirliği ve müttefiklik bağının bugüne kadar olduğu gibi gelecekte de dünya barışına hayati katkılar sunmaya devam edeceğine inanıyorum. Seçim başarınızı tebrik ediyor, Amerika Birleşik Devletleri halkının barış ve refahı için en içten dileklerimi iletiyorum.”

ABD’de geçte olsa Biden Başkan seçilmiştir. Bu seçim Türkiye’yi doğrudan ilgilendirmektedir. Çünkü Joe Biden seçilirse, Ermeni  tehcirini “soykırım” olarak kabul edeceğini  açıklamıştır. ABD’nin eski Başkan Yardımcısı ve şimdiki Başkan Joe Biden’ın  Ocak ayında New York Times muhabirleri ile yapılan  söyleşisinin basına yansıması, bazı gerçeklerin ortaya çıkmasına yol açmıştır. Söyleşinin Türkiye ile  ilgili bölümünde bizleri  rahatsız  edici ifadeler yer almıştır. Türkiye’nin Rusya’dan silah sistemleri alması eleştirilmekte,   Kürt konusu başta olmak üzere Türkiye’ye dayatılmak istenen politikalardan söz edilmekte, Doğu Akdeniz’de doğal gaz araştırmaları yapılmasına  karşı çıkılmakta ve  seçimler yoluyla iktidarın değiştirilmesi için muhalefetin destekleneceği  açıklanmaktadır.

Biden’in  açıklamaları kabul edilemez.

Bu tutum, ABD’nin başka ülkelerin içişlerine müdahale ettiği görüşünü haklı çıkarmakta,  daha da önemlisi gelecek seçimlerde başarılı olacak partileri de şimdiden   töhmet altında bırakmaktadır. Açıklama aşağıdadır.

 “Evet. Onunla çok zaman geçirdim. O bir otokrat. Kendisi Türkiye’nin cumhurbaşkanı ve çok daha fazlası. Şimdi yapmamız gerektiğini düşündüğüm şey, ona karşı çok farklı bir yaklaşım benimsemek ve muhalefet liderliğini desteklediğimizi açıkça ortaya koymak. Sürece katılmak isteyen Kürt nüfusunu parlamentolarına entegre etmek için bir süredir çalışan bir yolumuzun olduğu bir konumda olduğumuzu açıkça ortaya koyuyoruz. Çünkü aslında ne düşündüğümüzü konuşmalıyız.  Bazı silahları ona satmaya devam edip etmeyeceğimizin bir bedelini ödemek zorunda kalsakta….” (https://www.nytimes.com/interactive/2020/01/17/opinion/joe-biden-nytimes-interview.html) Cumhurbaşkanı  Erdoğan, Ekim 2014’e Joe Biden’ın “Cumhurbaşkanı Erdoğan, ki eski bir dosttur, bana dedi ki, siz haklıydınız, çok fazla insanın (Suriye’ye) geçişine izin verdik, şimdi sınırı mühürlemeye çalışıyoruz sözlerine ilişkin olarak “Böyle bir şey söylediyse Biden benim için tarih olur demiştir. 

Biden’ın açıklamalarından  sonra  Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyeliği devam eden Bülent Arınç, “Trump’ın karşısındaki kimse onu seçerdim” diyerek Joe Biden’a destek  olmuştur. Türkiye’de iktidarın Atlantik çizgisinde olduğu 2002-2012 dönemini öven, o sırada ABD ile iyi ilişkiler olduğunu anlatan Arınç’a göre seçimi Biden de kazansa ABD ile eskisi gibi ilişkiler kurulabilir. Biden ile anılarını da anlatıp,“Sonra ben ABD’de Biden’le 1,5 saatlik bir görüşme yaptım. Biden, Obama’nın yanında yerini dolduran bir insandı. Evlat acısı görmüş, düşünebilen, duygusal, yeri geldiği zaman İrlanda’dan şiir örnekleri veren, Türkiye’yi sevdiğini söylemişti” demiştir.

Arınç, “Biden’ı mı seçerdiniz?” sorusuna şu cevabı vermiştir: “Tamam, ben söylemedim, sen söyledin”  diyerek  şu eklemeyi yapmıştır: Trump’ın karşısında kim aday olursa ondan yanayım diyebilirim. Sayın Cumhurbaşkanımızın, Biden’ı doğrudan hedef almamasını çok iyi bir politika olarak görüyorum”  (https://www.sozcu.com.tr/2020/gundem/arinctan-ilginc-joe-biden-cikisi-trumpin-karsisinda-kim-varsa-ondan-yanayim-5998865/) Reuters’e “Yapmamız gereken şey, muhalefet liderliğini desteklediğimizi açıkça ortaya koyan ona çok farklı bir yaklaşım benimsemeli” açıklamasında bulunmuştur.

Fakat sayın  Arınç’ın  dikkate almadığı bir husus vardır. Joe Biden seçimlerdeki rakibi Kamala Harris’i yardımcı olarak  seçmiştir. Harris, Biden’in ABD Başkanı olması  durumunda ülkenin ilk siyah başkan yardımcısı olacaktır.  Harris, 1915 olaylarının Ermeni soykırımı olarak tanınması için çalışan bir siyasetçidir.  Geçen yıl senatörler Bob Menendez ve Ted Cruz ile birlikte ABD Senatosu’na 1915 olaylarını soykırım olarak tanınması için önerge vermiştir. Jamaikalı baba ve Hindistan kökenli annenin çocuğu olarak 1964’te Kaliforniya’da doğmuştur. Bir siyahi olarak  sözde Ermeni soykırımının tanınması için çalışan ilk siyasetçilerden biridir. Sözde Ermeni soykırımı konusundaki  hassasiyetini şöyle belirtmiştir:  

“Osmanlı İmparatorluğu tarafından 1915’ten 1923’e kadar gerçekleştirilen Ermeni soykırımı, yaklaşık 2 milyon Ermeni’nin zorla tehcir edilmesiyle sonuçlandı ve bunlardan 1,5 milyonu öldürüldü. Tekrarlamamak için geçmiş hakkında her zaman rahatsız edici gerçekleri söylemeliyiz. İnsanlığın en karanlık bölümlerinden biri olan Ermeni soykırımını tanıyarak, nefret etmek için hayatlarını listeleyenleri onurlandırıyoruz ve tehdit edildikleri her yerde insan haklarını savunma taahhüdümüzü yeniden teyit ediyoruz… İnsanlık tarihinin en karanlık zamanlarından biri olan Ermeni soykırımının uygun bir şekilde tanınması için Ermeni toplumunun yanında olacağım.” (https://www.harris.senate.gov/news/press-releases/harris-colleagues-introduce-bipartisan-senate-resolution-affirming-us-recognition-of-armenian-genocide)

Başkan Trump  soykırım dememiştir ama Biden “soykırım”  (genocide) diyeceğini seçim öncesi açıklamıştır. Seçmiş olduğu yardımcısı da sözde Ermeni soykırımına destek veren biridir. Biden, 1915 olaylarının yıldönümünde yaptığı açıklamada “Ermeni soykırımı” ifadesini kullanmıştır. Biden, “Ermeni soykırımını tanıyan kararı destekleme sözü veriyorum”   demiştir. (If elected, I pledge to support a resolution recognizing the Armenian Genocide and will make universal human rights a top priority for my administration) Biden’ın bu konudaki görüşü  açıktır:

“Çocuklarımızı soykırım hakkında aydınlatmaz,  anmaz ve öğretmezsek, ‘bir daha asla’ kelimesi anlamı yitirir. Gerçekler gelecek nesiller için olduğu kadar açık olmalıdır. 1900’lü yılların başlarında Osmanlı İmparatorluğu tarafından tahminen 3 milyon Ermeni, Asur ve Yunanlı öldürüldü, ancak  Türkiye Cumhuriyeti katliamı siyasi nedenlerle soykırım olarak nitelendirmek konusunda isteksiz davrandı. Cumhurbaşkanı Trump yaptığı açıklamada, katliamı 20. yüzyılın en büyük kitlesel gaddarlıklarından biri olarak nitelendirdi ve eski Cumhurbaşkanı Obama, kampanyasında  tanıma sözü vermesine rağmen katliamı  soykırım olarak ilan etmedi.” (An estimated 3 million Armenians, Assyrians and Greeks were killed by the Ottoman Empire in the early 1900s, though presidents have been reluctant to label the massacre a genocide for political reasons)

Sayın Arınç’ın Biden’a verdiği destek acaba doğru mudur? Bence  sorgulanabilir. Ocak ayından sonra   göreceğiz.Fakat  bir noktada haklıdır:  “Cumhurbaşkanımızın, Biden’ı doğrudan hedef almamasını çok iyi bir politika olarak görüyorum.” 

Biden, Haris ve sözde soykırıma destek veren senatörler yeterince aydınlatılmadığı için Ermeni propagandasının etkisi altında kalmaktadırlar. Bu senatörleri  bilgilendirmezsek,  Biden sözde soykırımı  tanıyacak, arkası da çorap söküğü gibi gelecektir. Barack Obama, 2008’de   Başkan seçilmeden önceki seçimlerde sözde  Ermeni soykırımını tanıyacağını söylemiştir ama göreve geldikten sonra soykırım ifadesini kullanmamıştır.  Yazılı açıklamasında, “1915’te zulüm görenlerin anısını onurlandırdıklarını”  belirten Obama,  ABD’ye göç eden Ermenilerin ülkeye kattıkları değeri vurgulamış ve onlara teşekkür  etmiştir. 

Biden 24 Nisan 2021’de “soykırım” demeden önce harekete geçilmelidir. Karar  açıklandıktan sonra “biz tanımıyoruz,”  “karar yok hükmündedir” dersek kendimizi kandırmış oluruz. Bu, suya yazı yazmak anlamına gelir ki, bedeli ağır olur. Çünkü, arkasından  tazminat  ve toprak talebi gelecektir.

Bu konuda YÖK’e  de görev düşmektedir. Sözde Ermeni  soykırımı  yalanlarına karşı  gerçekleri dünya  kamuoyuna anlatacak    bir kurum  oluşturulmalıdır. YÖK   üniversitelerde “Ermeni Araştırmaları Enstitüleri kurulmasını desteklemeli, onların uluslararası yayın yapmasını teşvik etmelidir. 

29 Nisan 2019 tarihinde  YÖK Başkanlığına yaptığım öneriye olumlu ya da olumsuz  bir cevap   gelmemiştir. YÖK, bu konuya önem vermediği için önerimi dikkate almamıştır. Her şehre bir üniversite  açmakla iş bitmiyor. Açılan üniversitelerdeki alanın hocalarından oluşturulacak Enstitüler her yıl  uluslararası dergilerde üç yayın yapsa, 621 yayın eder ki, dünya kamuoyunu aydınlatmak açısından çok yararlı olur. Bu konuda tarafımdan yapılan bir  yayınım örnek olması için aşağıdadır.https://www.academia.edu/31604811/ARMENIAN_DEPORTATION_IS_NOT_A_GENOD

Ermeni terörüne 40’tan fazla diplomatını şehit vermiş Dışişleri Bakanlığı’mızın öncülüğünde 24 Nisan 2021 tarihinden önce  sivil toplum kuruluşlarının harekete geçirilmesinde  fayda vardır. “Yalana Karşı Topyekun Mücadele edilmemesi durumunda Türkiye’yi  zorluklar beklemektedir. Bir mahkeme kararıyla ödeyeceğimiz tazminatlarla, Sevr (Sevres)  Anlaşması esas alınarak  talep edilecek topraklarla karşı karşıya kalabiliriz. ABD’nin de sözde soykırımı  tanımasının ardından  Türkiye’den tazminat talebi de geleceği  çok açıktır.

The California Courier’de Harut  Sassounian’ın yeni yayınlanan  makalesini okumakta yarar vardır: “Trump  Seçimi Kaybetti; Dört Yıllık Kabusumuz Bitti”

“Aylar süren sert tartışmalardan ve çirkin tartışmalardan sonra seçim nihayet sona erdi. Trump destekçileri, onun yeniden seçileceğinden yüzde  100 emindi. Herkese tahminleri konusunda bu kadar ukala olmamalarını tavsiye ettim, böylece yanlış çıkarsa utanmasınlar. Şimdi yanlış tahminin ikinci bölümü geliyor. Başkan’ın liderliğini izleyen Trump destekçileri, seçim sonuçlarını kabul etmeyi reddediyor. Son birkaç gün içinde, seçimin sonucunu sorgulayan her türlü çılgın komplo teorisine rastladık. Böyle dolandırıcılık iddialarına inanacak biri nasıl bu kadar saf olabilir? Beklendiği gibi, Trump ofisini zarif bir şekilde terk etmeyi reddediyor. Trump acıklı bir kaybeden. Bu yanlış iddiaların geçerliliğini mahkemelerin belirleyeceği doğru olsa da, seçim sonuçlarını sorgulamak için tek  inandırıcı delil sunulmadı. Hemen hemen her mantıklı insan Joe Biden’ın zaferini ve  basını  yenilgisini kabul etti.  Bir Cumhuriyetçi olan eski Başkan George W. Bush bile, Başkan seçilen Biden’i tebrik etti. Dünyanın dört bir yanındaki birçok lider de Joe Biden’ı  kutladı. Biden’i ilk tebrik edenler arasında Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan oldu.  Paşinyan’ın mesajı aşağıdadır.

Biden, Ocak ayında göreve geldikten sonra Ermeniler için yapabilir ya da yapmayabilir. Ama bir şey açık: Trump gidiyor. Kendisi çoğu Amerikalı ve dünyanın geri kalanı için bir kabus oldu. Danışmanlarının suçlanmaları durumunda onları affedeceklerini vaat eden çok sayıda  hukuk ihlali yaptı. Dört yılda 25 bine yakın yalan söyledi. Bırakın Başkanı, herkes için bir rekor. Başkanlığın haysiyetini ve Amerika Birleşik Devletleri’nin dünyadaki itibarını baltalayan en cahil ve çocukça şeyler söyledi. Görevde kalmak için bu kadar çok mücadele etmesinin nedeni, artık başkan olmadığında suçlanacağını bilmesidir. 2016 seçimlerinde Trump, Hillary Clinton’dan üç milyon daha az oy aldı. Seçim Kurulu onu yenilgiden kurtardı. 2020’de Trump, Biden’dan 4,5 milyon daha az oy aldı. Bu sefer Trump da Seçim Kurulu da kaybetti.

Biden’in ilk günkü ilk iş emri, onlarca Trump’ın İcra Kararlarını  kaldırmak olacak. Bazıları mahkemeler tarafından zaten  hukuk dışı ilan edilmişti.  Paris İklim Anlaşmaları ( Paris Climate Accords)  eski haline getirecek, Dünya Sağlık Örgütü’ne yeniden katılınacak ve Başkan Biden Trump’ın  ihlal ettiği  uluslararası anlaşmalar geri getirilecek. Biden, çok sayıda kampanya açıklamasında (sözde) Ermeni Soykırımı’nı kabul edeceğine söz verdi. Bu görülecek. Açık olan bir şey var ki Biden, Trump’ın yakın arkadaşı olan Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a karşı son derece açık sözlü.  Tek yapması gereken, Trump ile Erdoğan arasındaki aşk ilişkisini sona erdirecek olan Biden, Başkanlığı hakkında çok sayıda endişe verici makalenin bulunduğu Türk basınını takip etmek olacak.  Trump, İstanbul’da kendi adını taşıyan ve her yıl milyonlarca dolarlık telif hakkı aldığı iki bina olduğu için Türkiye ile çıkar çatışması olduğunu kabul etti.

Geçtiğimiz aylarda, Biden’in The New York Times’a verdiği röportajın bir videosunda Erdoğan’a karşı çok sert bir dil kullandığı ve Türk liderliğini kızdırdığı bir video ortaya çıktı. Biden şöyle dedi:

“Onunla çok zaman geçirdim.  O bir otokrat. Kendisi Türkiye’nin cumhurbaşkanı ve çok daha fazlası. Şimdi yapmamız gerektiğini düşündüğüm şey, ona karşı çok farklı bir yaklaşım benimsemek ve muhalefet liderliğini desteklediğimizi açıkça ortaya koymak. Sürece katılmak isteyen Kürt nüfusunu parlamentolarına entegre etmek için bir süredir çalışan bir yolumuzun olduğu bir konumda olduğumuzu açıkça ortaya koyuyoruz. Çünkü aslında ne düşündüğümüzü konuşmalıyız. Ona  bazı silahları satmayarak  bir bedel ödetmeliyiz.”

Bu yüzden bu konuda çok endişeliyim. Ama yine de benim onlarla yaptığım gibi doğrudan ilişki kurarsak, Türklerden daha fazlasını elde edebileceğimizi ve onları cesaretlendirebileceğimizi düşünüyorum. Erdoğan’ı mağlup edin. Darbeyle değil, seçim süreciyle. İstanbul’da belediye başkanlığı seçimlerini kaybetti. Şimdi ne yapıyoruz? Sadece  oturduk ve teslim olduk.

Biden sözlerini şu şekilde tamamladı: “Onunla Kürtler hakkında birkaç görüşme yaptım. Şunu açıkça belirtmeliyiz ki,  günün sonunda Türkiye Rusya’ya güvenmek zorunda kalmak istemiyor. Uzun zaman önce o elmadan bir ısırık almışlar. Ama onlarla bizim sahip olduğumuz gibi oynamaya devam etmeyeceğimizi anlamalılar. Bu yüzden çok endişeliyim. Türkiye’deki havaalanlarımız ve bunlara erişim konusunda çok endişeliyim. Bence bölgedeki müttefiklerimizle bir araya gelebilmemiz ve bölgede, özellikle de Doğu Akdeniz’de petrol ve pek çok alanda eylemlerimizle onları nasıl tecrit edebileceğimiz için çok çalışmak gerekiyor.  Bunlar çok uzun süren diğer şeyler. Cevap evet, endişeliyim. “

Biden, Erdoğan ve Türkiye aleyhine birkaç benzer açıklama yaptı. Şimdi sözlerini tutmasını sağlamalıyız. Şimdi Amerika Birleşik Devletleri halkını birleştirmek önemlidir. Biden, kendisine oy vermeyenler de dahil olmak üzere tüm Amerikalıların Başkanı olma sözü verdi. Bu bölücü seçimden sonra, Ermeni Amerikan toplumu bir araya gelmeli ve Ermenistan ve Artsakh’ı Azerbaycan’a, Türkiye’ye ve Artsakh’daki paralı teröristlerine karşı savunmaya yardım etmelidir.”

Türk basınından  hangi gazeteci Harut Sasasuina’a cevap verecek? Çok merak etmekteyim.

Prof. Dr. Sadık Rıdvan Karluk tarafından

1948 yılında Eskişehir’de doğdum .1970’de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirdim. Kısa bir süre Maliye Bakanlığı ve Sayıştay’da çalıştıktan sonra 1972 yılında Eskişehir İTİA İktisat Bölümü’nde akademik kariyere başladım. 1975’te doktor, 1979’da doçent oldum. 1975 – 1976’da İngiltere Sussex Üniversitesi’nde doktora üstü çalışmalar yaptım. 1982 yılında Devlet Planlama Teşkilatı Başbakan Turgut Özal’ın direktifleri doğrultusunda kurulan AET Genel Müdürlüğü’nün (şimdiki AB Bakanlığı) başkanlığını yaptım. 1984 – 1985 döneminde İktisadi Kalkınma Vakfı Yönetim Kurulu üyeliğinde bulundum, 1982 – 1985 yılları arasında İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı’na (Nuh Kuşçulu) danışmanlık yaptım. Bu dönemde Türkiye’de Yabancı Sermaye Yatırımları konusunda iki kitabım (biri İngilizce) ile İhracatta Vergi İadesi kitabım İTO tarafından yayınlandı. 1985 yılında Paris’te OECD nezdinde Türkiye Büyükelçiliği’ne Planlama Müşaviri sıfatıyla tayin edildim. Görev yaptığım dönemde Türkiye’yi 4 Komite’de temsil ederek, Türkiye’de kalkınmakta olan bölgeler konusunda OECD’nin önemli bir araştırmasının (Regional Problems and Policies in Turkey) basılmasına katkıda bulundum. 1990 yılında yurda dönüşümde DPT Müsteşar Müşavirliği’ne getirildim. Daha sonra Başbakanlık Başmüşavirliğinde Türkiye ile Türk Cumhuriyetlerinin ekonomik ilişkilerinin gelişmesinde bir model olan “Türk Ödemeler Birliği” kurulması için bir proje geliştirdim. 1991 yılında profesörlüğe atanarak Anadolu Üniversitesi’ne geçtim. Anadolu Üniversitesi’nde Türkiye Ekonomisi, Uluslararası İktisat, Uluslararası Ekonomik Kuruluşlar, Avrupa Birliği, Avrupa Birliği Türkiye İlişkileri , Dış Ticaret Teorisi ve Politikası, Uluslararası Entegrasyonlar derslerini kendi eserlerimi esas alarak yürüttüm. Akademik kariyerimde 23 yüksek lisans, 16 doktora tezi yönettim. Bu öğrencilerim arasında çeşitli üniversitelerde görev yapan çok sayıda profesör, doçent ve yardımcı doçent bulunmaktadır. Üniversite Senato ve Yönetim Kurulu üyeliği yaptım, İktisat Fakültesi Dekanlığım döneminde AÖF kapsamında bulunan tüm iktisat kitaplarının yeni formata göre yazılmasına yazar ve editör olarak katkıda bulundum. İkinci (1981), Üçüncü (1992) ve Dördüncü (2004) Türkiye İktisat Kongrelerine bildiri sunarak katılan tek öğretim üyesiyim. Dördüncü Türkiye İktisat Kongresi Bilim Komisyonu üyeliği yaparak Türk Sanayici ve İşadamları Vakfı (TÜSİAV) Bilim Kurulu Başkanlığı görevinde bulundum. 1996 yılında TOBB Milletlerarası Ticaret Odası (International Chamber of Commerce: ICC) Uluslararası Ticaret ve Yatırım Politikaları Komisyonu’nda (Commission on Trade and Invesment Policy) ICC Türkiye Temsilciliğine getirildim. Son 10 yıldır TOBB ICC IFO World Economic Survey kapsamında her üç ayda Türkiye ekonomisindeki gelişmeler ile ilgili olarak gönderilen sualnameleri cevaplandıran 12 uzmandan biriyim. “Uluslararası Ekonomi: Teori ve Politika”, “Türkiye Ekonomisi: Cumhuriyetin İlanından Günümüze Yapısal Değişim”, “Avrupa Birliği”, “Türkiye Avrupa İlişkileri: Bir Çıkmaz Sokak” ve “Uluslararası Kuruluşlar” başlıklı temel ders kitaplarım dahil yayınlanmış 24 kitabım, 300’den fazla makalem, 12 ortak ve 3 çeviri eserim vardır. Beş ders kitabım (642-908 sayfa aralığında) 42 baskı yapmıştır. Tüm üniversitelerde ders kitabı ve yardımcı kitap olarak okutulmaktadır. Ortak yazarlı bir ders kitabım TÜBA üniversite ders kitapları 2012 yılı telif ve çeviri eser ödülü olmak üzere 6 “bilimsel araştırma ödülüne” sahibim. Diğer araştırma ödüllerim şunlardır: 1984: Enka Vakfı, “Türk Ekonomisinin Dünya Ekonomisine Entegrasyonu,” Bilimsel Araştırma Yarışması Üçüncülük Ödülü, 1982: Türkiye Milli Kültür Vakfı: Teşvik Armağanı, Dal: İktisat, 1981: İktisadi Kalkınma Vakfı, “AET ile İlişkilerimizin Atatürkçü Ekonomik Politika Açısından Değerlendirilmesi,” Behçet Osmanağaoğlu İnceleme Yarışması Birincilik Ödülü, 1979: Pamukbank, “Dışsatımın Özendirilmesinde Ticari Bankalarımızın Yeri” Bilimsel Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü. ABD ABI Enstitüsü’nün Yılın Eğitimcisi (Man of the Year 2011) ödülü sahibiyim. Özgeçmişim WHO’s WHO Dünya, Asya ve Türkiye baskılarında yer almıştır. (Who's Who in Asia 2012, Asya’da Kim Kimdir 2’nci baskı, 01/11/2011, Who's Who in the World 2011, Dünyada Kim Kimdir, 28’nci baskısı, 03/12/2010, Günümüz Türkiyesi'nde Kim Kimdir, 01/05/2005). Özgeçmişim Turkischer Biographiscer Index/Turkish Biographical Index’te (2004, s.563) yer almıştır. Google Akademik’te 1.070 (05.02.2018) atıfım vardır. Eskişehir Sanayi Odası, Eskişehir Ticaret Odası, İstanbul Sanayi Odası, Ankara Ticaret Odası, Ankara Sanayi Odası, Kayseri Sanayi Odası, İşveren Dergisi, İktisadi Kalkınma Vakfı Dergisi gibi oda dergilerinde yazılarım yer almıştır. Türkiye’de yayınlanan çok sayıda bilimsel derginin hakem heyetinde yer almaktayım. Ders kitaplarım: 42 baskı yapmış olup 3.884 sayfadır.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.