ATAM ATATÜRK’ÜM

Atatürk’üm…Atam...

Yıllarca her 10 Kasım’da bayrakları yarıya indirdik,gazeteleri siyah başlıkla çıkardık,eğlence yerlerini kapadık,beyaz yakalarımızı çıkarıp sadece siyah önlüklerimizle andık … Senin özlü sözlerini,fotoğraflarını paylaştık

Hiç öğretmen olmak istememiştim.Ne büyük hata…Şimdi düşünüyorum da senin emanetlerini koruyabilmenin en emin yolu öğretmen olmamış meğer…

Sen demedin mi“Benim naçiz vücudum, bir gün elbet toprak olacaktır. Fakat TÜRKİYE CUMHURİYETİ, ilelebet payidar kalacaktır.”diye…

Tam 35 yıl öğretmenlik hayatımda öğrencilerimle birlikte her sabah AND içtik.Niye biliyor musun,emanetlerine sahip çıkabilmek için“varlığım TÜRK varlığına armağan olsun.Ne Mutlu Türk’üm diyene…” dedik.

Sen,ebedi olarak Şanlı Türk Ordusunun Başkomutanı ve sonsuza kadar liderimizsin…

Dün sen bize yol gösterdin,bugün senin yolundan yürüyoruz,yarın da senin yolundan yürüyeceğiz.Sen bizim hiç sönmeyecek olan meşalemizsin…

Çünkü sen,ölümün bile öldüremediği büyük bir devrimciydin…

Sen bize bağımsızlığı,Cumhuriyet’i ve aydınlık yarınları armağan ettin.

Kıskançlıklarından ne kadar eserlerini yok etmeye çalışsalar da başaramayacaklar…

Çünkü bizler tarlada,yolda,havada,karada,her bir harfte,hecede,hakta hukukta,adalet kavramında,kadın haklarında,ülke aşkında anlayacağınız devrimlerinin her birinde seni görüyoruz ve görmeye devam edeceğiz.

ATAM bizler senin sayende yarınlarımıza umutla bakıyoruz,devrimlerin daima yolumuzu aydınlatıyor…

Senin yaşarken 11 savaşa katıldığını,24 tane madalya ve 7 tane nişan aldığını,13 tane kitap yazdığını,dinimize sahip çıkmak için Kur’an’ı Kerim’i türkçeleştirdiğini,Nutuk’u yazarak Cumhuriyet’i nasıl kurduğunu,Osmanlı’nın borçlarını ödediğini,kimseye borçlanmadan 48 tane fabrika kurduğunu, bazıları unutturmaya çalışsa da bu millet unutmadı,unutmayacak.

Sen sadece Türk milletinin değil,yaşadığımız yüzyılda yaptıklarınla dünyaya mal olmuş bir lidersin…Sen pek çok ulusun rol modeli oldun.

Senin yolunda yürümek ve devrimlerine sahip çıkmak adına,her hafta NUTUK’tan bir parça ve Elmalılı Hamdi Yazır’a tercüme ettirdiğin KUR’AN’I KERİM’den bir parçayı gazetemde yazıp yayınlıyorum…

Sen daha o zamandan bugünleri görmüştün:”Önemli olan memleketi temelinden yıkan ve Ulusu tutsak ettiren İç Cephenin düşmesidir. Bu Gerçeği bizden iyi bilen düşmanlar, bu cephemizi yıkmak için yüzyıllardır çalışmışlar ve çalışmaktadırlar..”

Bak ardından 11 Kasım 1938 tarihli gazeteler neler yazdı…

Cumhuriyet: “Büyük milli matemimiz”

Ulus: “Kurtarıcını ve en büyük evladını kaybettin. Türk milleti sen sağ ol!”

Tan: “Babamızı kaybettik. Büyük şefimiz Atatürk dün sabah hayata gözlerini yumdu.”

Yeni Sabah: “Aziz Atatürk’ümüzü kaybettik.”

Kurun: “Türk milleti her zaman büyük kurtarıcısı Atatürk’ün izinde yürüyecektir.”

Bugün: “Atamızı kaybettik.”

Akşam: “Türk milleti! Kurtarıcını ve en büyük evladını kaybettin.Sen sağ ol!”

Excelsior: Modern Türkiye’nin kurucusu vefat etti“Herkes birbirine neden ağladığını sormuyor. Kim kime başsağlığı dilesin? Yediden yetmişe kadar gören, duyan, anlayan; benliğinde minnet, vefa, şükran hissi yaşayan, insan adını alabilecek bütün dünya ıstırap içindedir. Hiç kimse gözyaşı dökeni teselli etmeyi düşünmüyor bile. Çünkü o da karşısındaki kadar teselliye muhtaçtır.”

Le Figaro: “Cumhurbaşkanı Atatürk’ün vefatı,Duygu yüklü kalabalık Dolmabahçe’de toplandı…1

Paris Soir: “Kemal Atatürk vefat etti.Kahramanlığı ve dehası ile bağımsızlığı sağladı...”

Pravda: Dünya tarihinin en büyük liderlerinden ,Türkiye Cumhuriyet’inin büyük şefi Kemal Atatürk dün sabah vefat etti” 

Gidişinin ardından neler dediler…

Yunus Nadi: “İnsanın üstüne dağlar devrilse bilmiyoruz bu kadar sıkabilir ve ezebilir miydi?”

Necmeddin Sadak: “Hiçbir felaket haberi bir memleketi bu kadar can evinden vurmamıştır. Hiçbir ölümde tabiat bu kadar kör,ecel bu derece insafsız olmamıştır.”

Hüseyin Cahit Yalçın: “Atatürk ve millet aynı şeydi. İşte bu ahenktar anlaşmalarıdır ki tarihin en büyük mucizesi olan Türkiye Cumhuriyeti’ni yarattı.”

Hakkı Süha Gezgin:“Vatan en büyük evladını kaybetmedi,onu sadece göğsünün derinliğine çekip aldı.”

 Ali Naci Karacan: “Kim Atatürk öldü diyebilir? Atatürk şu veya bu insan değildir ki ölebilsin. Atatürk bir milli mefhum idi ve bu derece bir millete mal olmuş bir milli mefhum ise ancak ebedi olabilir.”

Falih Rıfkı Atay:“Bırakınız, son kanlı damlasına kadar, gözyaşlarınızı onun yasında tüketiniz; Atatürk’ün ölümünü görmüş olanlar, bir daha kime ağlayacaksınız?”

“En mesut Türkler,Atatürk yaşarken ölmüş olanlardır. Ömrümüzün ve Türk tarihinin en acı yasını tutmak talihsizliği bize düştü.”

Kemal Ünal:“Ölmeyen Mustafa Kemal, yarattığı milletin, yaptığı vatanın, her yerde haysiyetini yükselttiği insanlığın ta içinde ebediyen yaşayacaktır. Türk milletine, Türk vatanına ve bütün insanlığa hizmet edenler, Mustafa Kemal’in asil varlığını kendilerinde bulanlar olacaktır.”

George Benneb:“Kemal Atatürk’ün karakterinin bir cephesini göstermek itibariyle bir noktayı hatırlatmak isterim.Bize savaşlardan birini anlatıyordu. Birden bire durdu:

‘Görüyorsunuz ya’, dedi. ‘Birçok zaferler kazandım. Fakat bunların en büyüğünden sonra bile her akşam, savaş alanlarında ölen bütün askerleri düşünerek içimde derin bir keder duyuyorum.’

Cesaret ve zekasından başka yüreği bu kadar alicenap olan bir şefin yurdu için mucizeler yaratmış olmasına şaşılabilir mi?”

Falih Rıfkı Atay:“Onsuz… Fakat ona bin kere verdiğimiz bir tek namus sözü ile kaldık: ‘Eserini ve davanı korumak ve yükseltmek! Bizler için hayatın bir manası varsa, bu yemini yerine getirmek için yaşamaktır.

Atatürk,şimdiye kadar bilmeyenler, bu milletin seni ne kadar sevdiğini, senden sonra ismin ve eserin üzerine titrerken anlayacaktır.”

Fransız İçişleri Bakanı Albert Sarraut:“Kahramanlığı ve dehası ile ülkesinin bağımsızlığını ve kalkınmasını sağlayan Cumhurbaşkanı Atatürk’ün ölümü, takdire şayan bir ülke olan Türkiye için çok büyük bir kayıptır… Şahsen, onun ölümünden çok derin bir ıstırap duyuyorum” 

Yüzlerce yıl geçse de yine seni saygı,sevgi ve minnetle anacağız.

Atatürk’üm sonsuzluğa uğurlanışının 82.yıl dönümünde seni,silah arkadaşlarını,şehit ve gazilerimizi rahmetle anıyor,sonsuza kadar izinde yürüyeceğimize,her yıl yeminimize sahip çıktığımıza,çıkacağımıza namus ve şeref sözü veriyoruz…

Ümran Ünlü tarafından

Gazeteci,yazar,oyuncu,korist,matematikçi,aktivist... Felsefesi;Hayatı ,insanları,hayvanları...Özet olarak herşeyi sevme yeteneği... Mutfak ve bahçem terapi alanım...Hayat bu kadar güzel ve yaşanasıyken,insanların iki yüzlülüğünü ve hayatı kendilerine de ,çevresindekilere de zehir etmelerini anlayamıyorum. Elizabeth Ümran Ünlü She was born on january 10 th, 1951 in Afyon’s village of Üclerkayasi. After she had finished primary school in the village she got on the road of finishing middle school and becoming a teacher in Kütahya with the words of her teacher, “You are going to open the doors of this village to the World, you must learn.” She became a math teacher after finishing the Eskisehir Anatolia University. She also taught classes in Yalova and Istanbul. Then, she began working in Turkish Art Music. Later on, she became a project teacher and a vice-principal in a private school in Suadiye, Istanbul. After the age of 45, she decided to learn theater work that she could not give up on. She got acting training for two years at the Kadıköy Halk Eğitim Deneme Sahnesi. She was in plays like Savaş Oyunu(War Game) and Kına Gecesi(Henna Night) . She also had roles in the theaters of AKM-Haldun Taner-Kadıköy-Mecidiyeköy-Sarıyer. She educated her children in the best schools and taught them to be children that she will be proud of. (Pilot, engineer, researcher)After being a principal in classes in Şişli, in 1999 she came to America where she had sent her son for school. She continued her Turkish Art Music and theater work in has been participating a chorus, and they are going to have a concert on November 2,2019 at Carnegie Hall.They give concert every year. She went to University in America for language courses. For a remainder of the time, she wrote plenty of children’s stories in many websites and magazines. She is writing the book “Bir Yerlerden Başlamalıyım” and writing the play “Ah Amerika.” While spending a pleasurable life with her children and grandchildren, she is planning to begin her theater life in America with the play musical“Keşanlı Ali Destanı”,Çalıkuşu"Nasrettin Hoca"7 kocalı hürmüz"Keloğlan" ,She also continues to live peacefully with herself and everyone and continues to give this love to humankind because of her daughter’s words, “The endless love and care in my mother’s heart would be enough for the Earth.” Hayat bu kadar güzel ve yaşanasıyken,insanların iki yüzlülüğünü ve hayatı kendilerine de ,çevresindekilere de zehir etmelerini anlayamıyorum.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.