Kategoriler
Ümran Ünlü

GAVUR İZMİR Mİ DEDİN

Bizi o kadar çok ayrıştırdılar ki artık ne Cumhuriyet Bayramı gibi en büyük milli bayramımız bile bizi bir araya getiremedi.

Hadi mili duygularımız bilerek zayıflatıldı o yüzden bir araya gelemiyoruz diyelim ki bu ayıpla nasıl yaşanır bilemiyorum.

Milli duygularını yitiren insan ülkesini gözden çıkarmış demektir.

Ülkesini gözden çıkaran insan bayrağını tanımamasıdır.

Vatanını ve bayrağını kaybeden insan özgürlüğünü,bağımsızlığını yitirmiş demektir.

Özgürlüğünü ve bağımsızlığını kaybeden bir insan namusunu,şerefini,

onurunu gururunu kaybetmiş demektir.

Namusunu,şerefini,onurunu gururunu kaybeden bir insan artık insan değildir benim gözümde…Kaybetmiş demektir.

İnsanlığını kaybeden bir insandan merhamet mi bekliyorsunuz!

Kendini dindar ve insan sanan cahil yaratıktan çıkacak ses tabiki depremde ölenlere sevinme olacaktır…

Onun umurunda mı sanıyorsunuz depremden sonra,otelini,evini açan misafir etmek isteyen insanlar… Lokantam açık deyip çorba servisi yapanlar,çay kahve su servisi yapan kafeteryalar…Yardıma koşan denizciler….Yazlıklarını depremzedelere açanlar…

Corona yetmiyormuş gibi Devlet Hastanesi’nde yardıma koşan doktorlar ve hemşireler…

Deprem korkusu yaşarken bile  sokak hayvanlarını da koruyan insanlar…

Depremzedeleri alışverişe çağıran marketler…

Hepsini bir kenara bırakın Kurtuluş Savaşında Yunan’ı denize döken İzmirliye sırf çok alkol tüketiyor diye gavur İzmir deme hakkını nasıl buluyorsunuz kendinizde.

Müslümanlık sadece namaz kılmak,oruç tutmak,hacca gitmek,kurban kesmekten ibaret değil…

Bizim dinimiz değil mi”komşun açken tok yatamazsın”diyen…İzmirli komşun değil mi?

Bizim dinimiz önce namuslu,ahlaklı,çalmayan,tecavüz etmeyen,insan onuruyla oynamayan,kul hakkı yemeyen insanlar olmamızı emretmiyor mu?

Her türlü ahlaksızlığı kapalı kapılar ardında yapıp,çocuklara tecavüz edip,çocuk yaştaki kadınlarla evlenip sırf içki içiliyor diye gavur İzmir diyemezsin…

Ayrıca inanmayan,ya da senden farklı bir şekilde inandığı için karşındaki insanı suçlayamazsın.

Bunu her zaman vurguluyorum.Din yaratanla yaratılan arasındadır.

Üçüncü bir kişiyi asla ilgilendirmez…

Şimdi bir de karşı taraftan bakalım olaya…

Atatürkçü ve aydın geçinenler…Birazda dönüp kendimize bakalım.

Sen;başını örtüyor,namaz kılıyor,oruç tutuyor,kandilleri kutluyor diye inanan insanları sırf inançlı diye aşağılar,küçümser,adam yerine koymazsan onlarda sana içki içiyorsun diye gavur deme hakkını bulur kendinde…

Ayrıca eğitim sistemi değiştirilip,bu insanların cahil kalmasında bizlerin hiç mi günahı yok… 

Arkadaşlar bu sorunu halledemezsek sadece bizi bölüp parçalamakla kalmayacaklar,ülke gidiyor elimizden…

Hani biz demokrattık!Bırakalım inanan neye inanıyorsa inansın

,inanmayan inanmasın.Herkes mezarına ayrı girecek…

Yaratanın sizin inanıp inanmamanıza ihtiyacı yok…

Farkında mısınız!Eskiden felaketlerde birbirimize kenetleniyor,sadece insan olduğumuzu hatırlayıp bir olmayı başarıyorduk.

Şu halimize bir bakın,artık insan olduğumuzu bile unuttuk…

Lütfen kendimize gelelim,birbirimize saygı gösterelim ve bizi bölüp yönetmelerine izin vermeyelim…Yoksa pek çok şey için çok geç olacak…

Geçmiş olsun ülkem…Geçmiş olsun İzmir…Geçmiş olsun insanlık…

İlgili Tweetler

Yazar Ümran Ünlü

Gazeteci,yazar,oyuncu,korist,matematikçi,aktivist...

Felsefesi;Hayatı ,insanları,hayvanları...Özet olarak herşeyi sevme yeteneği... Mutfak ve bahçem terapi alanım...Hayat bu kadar güzel ve yaşanasıyken,insanların iki yüzlülüğünü ve hayatı kendilerine de ,çevresindekilere de zehir etmelerini anlayamıyorum.

Elizabeth Ümran Ünlü She was born on january 10 th, 1951 in Afyon’s village of Üclerkayasi. After she had finished primary school in the village she got on the road of finishing middle school and becoming a teacher in Kütahya with the words of her teacher, “You are going to open the doors of this village to the World, you must learn.” She became a math teacher after finishing the Eskisehir Anatolia University. She also taught classes in Yalova and Istanbul. Then, she began working in Turkish Art Music. Later on, she became a project teacher and a vice-principal in a private school in Suadiye, Istanbul. After the age of 45, she decided to learn theater work that she could not give up on. She got acting training for two years at the Kadıköy Halk Eğitim Deneme Sahnesi. She was in plays like Savaş Oyunu(War Game) and Kına Gecesi(Henna Night) . She also had roles in the theaters of AKM-Haldun Taner-Kadıköy-Mecidiyeköy-Sarıyer. She educated her children in the best schools and taught them to be children that she will be proud of. (Pilot, engineer, researcher)After being a principal in classes in Şişli, in 1999 she came to America where she had sent her son for school. She continued her Turkish Art Music and theater work in has been participating a chorus, and they are going to have a concert on November 2,2019 at Carnegie Hall.They give concert every year. She went to University in America for language courses. For a remainder of the time, she wrote plenty of children’s stories in many websites and magazines. She is writing the book “Bir Yerlerden Başlamalıyım” and writing the play “Ah Amerika.” While spending a pleasurable life with her children and grandchildren, she is planning to begin her theater life in America with the play musical“Keşanlı Ali Destanı”,Çalıkuşu"Nasrettin Hoca"7 kocalı hürmüz"Keloğlan" ,She also continues to live peacefully with herself and everyone and continues to give this love to humankind because of her daughter’s words, “The endless love and care in my mother’s heart would be enough for the Earth.” Hayat bu kadar güzel ve yaşanasıyken,insanların iki yüzlülüğünü ve hayatı kendilerine de ,çevresindekilere de zehir etmelerini anlayamıyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.