Kategoriler
Kültür/Sanat

Dr. Tarık Nusret’in yaşadığı olay

Sayin arkadaslarim,(29. Ekim 1923) hepinizin Cumhuriyet Bayramıni kutlarim.

Dr. Tarık Nusret’in yaşadığı olay.

Çanakkale Savaşında siperlerin gerisinde yaralı askerlerin en çok ihtiyaç duyduğu şey “Morfin“di.

Doktorlar yaralı askerlere ağrı kesici bulmakta zorlanıyorlardı.

Bu yüzden bir nöbet tutuluyordu.

Hastaların ameliyatı için hazırlanan çadırın önüne bir masa kurulmuştu..

Sedye ile gelen her yaralı, burada masaya koyuluyordu.

Doktorun elinde enjektör, enjektörün içinde ağrı kesici..

Doktor ilk muayeneyi yapıyordu ve yaşama olasılığı olan,

ameliyat edilmesi halinde yaşayacağına inandıkları askerlere ağrı kesiciyi yapıyordu..

Oysa gelen her yaralının ağrı kesiciye ihtiyacı vardı.

Fakat herkese yetecek kadar ağrı kesici yoktu..

Doktor duygusal karar vermemek için yaralıların yüzüne bakmamakta,

iyileşme şansı yüksek olan yaralılara ağrı kesici yapmaktaydı..

Yine doktorun önüne bir asker getirildi..

Yaralının ağır yaralarına bakan doktor, askerin iyileşemeyeceğini öngörür ve ona ağrı kesiciyi yapmaz..

O sırada askerden iniltili bir ses duyulur..

“Baba!”

Herkesin gözü doktora çevrilir, yaralar içinde kıvranan asker doktorun öz oğludur..

Doktor buna rağmen yine ağrı kesiciyi oğluna yapmaz ve bir kaç saat sonra da oğlu şehit olur..

Doktor, şehit olan oğlunun cansız bedenine sarılır ve şöyle der:

“Affet oğlum, o senin hakkın değildi”

İşte bu topraklar hakkı olmadığı için tek bir ağrıkesiciyi bile oğlundan esirgeyen o güzel insanlar tarafından vatan yapılmıştır.

Ve bizim..

Çanakkale savaşını kazandığımız o tarihi anlardan biri de,

hiç şüphesiz Doktor Tarık Nusret’in hakkı olmadığı için öz oğluna ağrı kesici yapmadığı o an’dır..

Tarihin tozlu sayfalarına adını kazımış tüm kahramanlara sonsuz saygıyla, minnetle.

Tarihin en kanlı savaşında.

Çanakkale’de.

102 yıl önce.

En değerli, en çok aranan, yokluğu nedeniyle en çok sıkıntı yaşanan sizce nedir?

Postal.

Tüfek.

Yiyecek.

İçecek.

Çay.

Kahve.

Battaniye.

Palto.

Evet, bunların hepsi değerliydi.

Hepsine ihtiyaç vardı.

Ancak, sınırlı miktarda olduğu için en çok sıkıntı yaşanan ağrı kesicilerdi.

Azdı, kıymetliydi.

morfin ampul

Doktorlar ellerindeki bu az sayıdaki ağrı kesiciyi sadece kurtarabilecekleri,

ameliyat yaparak yeniden yaşama kavuşturabilecekleri askerlere verdi.

Sadece kurtarabileceklerine.

Yarası ağır, derin olanlara veremedi.

Sadece kurtarabileceklerine.

GÖLGE BİR YERE ALIN

“– İki gündür binlerce yaralı geldi.

Çatışmaların en şiddetlisi bugünlerde yaşanıyor.

Kurduğumuz Sıhhiye çadırları yaralılarla doldu taştı.

Kurtarılması zor olan askerleri çadırın dışında bir alanda topluyoruz.

Kolu kopmuş, bacağı kesilmiş, iç organları dışarı çıkmış olanları ameliyat edemiyoruz.

Etsek bile kurtaramayız.

Zaten ölecek.

Öleceği için de ameliyatla zaman kaybedemeyiz.

Amacımız, elimizdeki sınırlı olanaklarla, çok sayıda yaralıyı kurtarmak.

Gelen her yaralıyı sıhhiye çadırının hemen girişindeki bir masa üzerinde değerlendirdim.

Çok kötü durumdakileri çadır dışında açık alana aldırdım.

Ayaktan gelenleri de hemşirelerin bakımına gönderdim.

Ameliyat ettiğimizde kurtarabileceklerimize hemen bir ağrı kesici yapıp, arkada bulunan ameliyathaneye gönderdim.

Herkesin ağrı kesiciye ihtiyacı var, yani ölecek olsa da ağrı kesiciye ihtiyacı var. Yapamazsın.

Yapamazsın, çünkü ilacımız çok az.

Bir sedye ile yeni bir yaralı getirildi.

Yüzü, gözü, her yeri kan içinde.

Barsakları dışarı çıkmış.

Sağ bacağı parçalanmış.

Acı acı inliyor.

“Bunu kaldırın” dedim. Ağrı kesici vermedim.

O an yaralı asker inleyerek ”BABA” diye seslendi.

Aman Allah’ım, oğlum.

Ağır yaralı olan kendi, öz oğlum.

Tam çıkarırken, sıhhiyeciler geri döndü.

Beklediler.

Bana baktılar.

“Gölge bir yere alın” dedim”.

ÇANAKKALE İNANCIN ZAFERİ

İşte, Çanakkale savaşında doktor bir baba ve oğlunun öyküsü. Yaşanmış bir olay.

Dr. Tarık Nusret’in yaşadığı olay.

Dr. Tarık Nusret oğluna ağrı kesici vermedi. Ölümü bekleyenlerin arasına gönderdi.

“Bunu gölge bir yere kaldırın” dedi.

Bir kaç saat sonra görevini bir başka hekim arkadaşına devrettikten sonra ölüme terk edilen yaralıların olduğu bölüme gitti.

Oğlunun ölmüş olduğunu öğrendi.

O ağrı kesiciyi ona yapmadı, çünkü biliyordu ki ameliyat edilse bile yaşayamazdı.

Onun görevi ağrı kesiciyi hayatta kalabilecek olanlara kullanmaktı; evladı da olsa yapmadı, yapamazdı.

Çanakkale, inancın zaferidir.

Bitti, yok oldu, hasta adam denilen bir anda zafere ve bağımsızlığa inananların başarabileceğinin en güzel örneğidir, Çanakkale zaferi.

Mustafa Kemal’in de Çanakkale’de gördüğü ışık, işte budur.

Bu ışık sayesinde ulusal Kurtuluş Savaşımız başarıya ulaşmıştır.

Bu vatan ne zorluklarla kurtarildi degerini bilmemiz gerekiyor.Allahin bize verdi en büyük hediye.

Saygilarimla,

Selen Atasoy

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.