Kategoriler
Ali Eralp

Karanlık, Bulanık Yeni Bir Döneme Giriyoruz…

Türkiye Cumhuriyeti zor, karışık, krizlerle dolu günlerden geçiyor… Açlık, yoksulluk, işsizlik giderek artıyor.

Devlet adamları da artık bunun farkına vardılar ki ekmek bulamayan vatandaşlarına “Askıda ekmek” çözümünü getirdiler…

Ekmek bulamayanlar, bundan böyle hayırseverlerin aldığı ve askılarda sahibini bekleyen ekmeklerle karınlarını doyuracaklar…

Ama bu ekmek dağıtan adamların aklına, onları iş – güç sahibi yapıp, ekmek almalarını sağlamak gelmiyor.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk ise emeklilere maaş ödendiğini büyük bir mutlulukla milletine duyuruyor.

Sanki şimdiye dek gelen iktidarlar emeklilere maaşlarını vermiyorlarmış gibi…

Sözün kısası, ülkemiz, yurttaşlarımız perişan bir durumda ve yaşam koşulları her geçen biraz daha kötüleşiyor… Buna karşılık makam, mevki sahibi kesimler zenginliklerine zenginlik katıyorlar.

Kanlanıyorlar, canlanıyorlar, semiriyorlar…

 Artık ülkemizde bileği güçlü olanın yasası işliyor. Arkasını iktidara dayamış kurumlar, iş yerleri diledikleri gibi hareket ediyorlar.  İstediklerini yapıyorlar. Kimseden çekinmiyorlar, kimseden korkmuyorlar.

Gerekirse yasaları da çiğniyorlar. Hem de göstere göstere… Gözümüzün içine baka baka…

Onlara “dur” diyen de yok zaten.

Bir yerel mahkeme, tüm mahkemelerin üstünde olan Anayasa Mahkemesinin kararını tanımıyor.

Muhalefet cılız, çözümsüz, sessiz… Sabrediyor… Bekliyor ya da bol bol konuşuyor… İktidara tavsiyelerde bulunuyor: “Şunu yap, bunu yapma…”

Bazen öfkeleniyor. Bağırıp, çağırıyor… Ona sert eleştiriler getiriyor. Mikrofon başında ağzına geleni söylüyor. Onun ne hırsızlığını bırakıyor ne yolsuzluğunu…

“Kanunları çiğniyorsun, Anayasayı çiğniyorsun, suçlusun” diye haykırıyor. Sanki kendisini dinleyen, takan varmış gibi…

Esip, yağdıktan sonra dervişler gibi tekkeye, dergâha çekilip, düşüncelere dalıyor. Beklemeye, sabretmeye başlıyor…

İççi ve memur sendikalarının da ondan kalır yanı yok artık günümüzde. Tümü de sessizliğe bürünmüş ve üzerlerine sanki ölü toprağı serpilmiş gibi üyelerinin hakkını bile koruyamıyorlar.

İktidar da bu suskunluk ortamından yararlanıp, ülkeyi bütünüyle şeriat düzenine dönüştürebilmek için, 18 yıldan bu yana tasarladığı planlara, programlara yenilerini ekliyor…

Önümüzde halkımızı, muhalefeti bekleyen, geçmişe göre çok daha zorlu bir süreç var. İşte bu nedenle, “Karanlık, bulanık, yeni bir döneme giriyoruz” dedim…

Bu öyle bir dönem ki eğer muhalefet 18 yıldan bu yana uyguladığı yöntemlerle yoluna devam etmeye kalkarsa, geçmiş yılları rahmetle anarız…

Çünkü saraylarda, köşklerde, konaklarda oturanlar, iktidar olmanın keyfini, tadını aldılar bir kez. Bu güzel, renkli, cennet yaşamı pek bırakacak gibi görünmüyorlar.

Ayrıca bugünkü konumlarına ulaşabilmek için de sayısız suçlar işlediler… Saymaya kalksam, tüm makaleyi bu suçların dökümüne ayırmam gerekir.

Durumu kendileri de biliyor…

Şu sıralar güçlerinin, egemenliklerinin doruğundadırlar. Yargıyı, yürütmeyi, Meclisi ve tüm devlet kurumlarını kendilerinde bağlamışlar.

Barolar parçalanmış; Anayasa Mahkemesi sırada bekliyor; doktor, mühendis vb. meslek kuruluşları için hazırlıklar yapılıyor…

Aslında, geçmişte, Ergenekonlara, kozmik odalara girilmesine, türbanın meclise, devlet dairelerine sokulmasına, laikliğin ayaklar altında çiğnenmesine ve Anayasanın parçalanmasına muhalefet izin vermeyecekti.

Ama bütün bu güçlü görünüşlerine, külhanbeyi davranışlarına karşın, iktidarın da çok korktuğu, çok çekindiği bazı durumlar var.

Birincisi, demokratik kitle örgütlerinin ve siyasal partilerin birleşip bütünleşerek hak arama mücadelelerine girmeleri…

İkincisi, ekonominin zayıflaması sonucu açlık, yokluk, yoksulluk sınırının iyice genişlemesi ile halkın siyasal örgütlere, kuruluşlara ve siyasal partilere kitleler halinde destek vermesi, onlarla birlikte hareket etmesi… Yani gerçek bir halk muhalefetinin başlaması…

İktidar, bu tehlikenin önüne geçmek için elinden geleni yapıyor…

Son aylarda partilerin birleşip bütünleşmeleri, iktidara karşı ortak mücadele yürütmeleri; özellikle başta İstanbul, Ankara ve İzmir olmak üzere büyük kent belediyelerinin muhalefet tarafından ele geçirilmesi, AKP’yi ve MHP’yi tedirgin etmiştir, rahatsız etmiştir…

İktidar bu gidişi, bu yükselişi durdurmak niyetindedir ve bunun için her çeşit önlemi almaya hazırdır…

Halkın iktidara karşı bilinçlenmesini engellemek için baskıyı artırmıştır. Bunun yanında partili milletvekillerini birbirine düşürme, düşman etme çalışmaları yapılmaktadır.

İYİ partide uygulanan ve oynanan oyun budur. İYİ Partinin ve öteki muhalif partilerin bu ayak oyunlarına gelmemelerini dilerim. 

Zaman ayrışma, parçalanma, bölünme zamanı değil; birleşip, bütünleşme zamanıdır…   

(alieralp37@gmail.com)                                                                                               

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.