Türkiye Ekonomisi Uçuyor, Dünyada 1 Numarayız…

Tüm gerçekler ortada…

Hem de gün gibi, güneş gibi ayan beyan… Apaçık…

Türkiye bir yıkım, bir karmaşa yaşıyor…

Bir kriz ortamından geçiyor.

Sefalet diz boyu…

Ama bir taraftan da yurdun her köşesine saraylar yapılıyor…

İşsizlik, yoksulluk diz boyu…

Ama saraylarda binlerce hizmetkâra para ödeniyor…

Pazarlarda, marketlerde ürünler ateş pahası… Ülkemizde pahalılık dörtnala koşuyor.

Çocuklar bile biliyor bu gerçeği artık…

Hele analar – babalar… Hele – analar babalar… Taa yüreklerinde, yüreklerinin derinliklerinde hissediyorlar bu yıkılmışlığı, karmaşayı…

Şimdi bu ortamda gel de sen, onların yüzüne baka baka, yüzümüze baka baka, dalga geçer gibi “Uçuyoruz” de. “Ekonomi uçuyor…” de.

Ama uçanlar belli… Kanatlananlar ortda…

Cumhurbaşkanı çıkıyor, “Türkiye’nin tırmanışta ve dimdik ayakta” olduğunu söylüyor ve bu tırmanışın nedenini buzdolabı satışlarının artmasına bağlıyor.

“2002’de 1 milyon 88 bin olan buzdolabı alımının, 2019’da 2 milyon 486 bine yükseldiğini ve bu yükselişi, ülkemizin “Tırmanışta ve dimdik ayakta” olmasının kanıtı olarak gösteriyor.

Ama 2002’den günümüze gelinceye dek nüfusumuzun da çoğaldığını ve bu nedenle buzdolabı tüketiminin arttığını görmüyor,  görmek istemiyor.

Sonra şu herkes tarafından bilinen bir gerçektir ki, vatandaşın evine getirdiği ilk eşya her zaman buzdolabı olmuştur.

Çünkü o, zar zor aldığı gıdaları, yiyecekleri korumak zorundadır… Bu gıdaları gereksiz yere harcayacak, çöpe atacak kadar zengin değildir.

Yoksulluk içinde de olsa, borçlu da olsa gidecek, uzun vadeli taksitler yapıp, ihtiyacı olan buzdolabını alacaktır.

Bu ev aracının yuvasına girmesi onun için ve çoluğu çocuğu için bir zorunluluktur.

Bütün bu gerçekler ortada iken…

Hem de gün gibi, güneş gibi ayan beyan… Apaçık ortada iken…

Ve Türkiye bir yıkım, bir karmaşa yaşıyorken…

Bir başka AKP’li de çıkıyor: “Dünyada bir numarayız” diyor.

Bazen de göz boyamak için, danışıklı dövüş yapıyorlar. Bir yandaş gazeteci geçiyor Maliye Bakanının karşısına sorular soruyor ona. Diyor ki:

“Dolar yükselince telaşlanıyorum. Kur Yükselince telaşlanıyorum. Eyvah diyorum, her şey pahalanacak, ülkemizin ekonomisi kötüye gidecek, endişelenmeli miyiz?

Bakan gülerek, önemli bir açıklama yapıyormuş gibi, yanıt veriyor bu soruya:

 “Dolarla mı Maaş Alıyorsunuz? Dolar borcunuz mu var? Dolarla bir işiniz mi var?”

O belki dolarla maaş almıyor ama tüm Türkiye’nin dolarla ilişkisi var. Alım – satım, ithalat – ihracat, iğneden ipliğe her şey dolarla alınıp satılıyor…

Yahu, Allah aşkına, Allah rızası için, bir gün de gerçeği söyleyin. Bir kez olsun ağzınızdan, dilinizden gerçek sözcükler çıksın…

“Yanlış yaptık” deyin.

“Fabrikaları Babalar gibi sattık, üretimi durduk. Üretim yapamadık…”

“Yeraltı, yerüstü zenginliklerin yandaşlara peşkeş çektik” deyin.

İktidarlar üretim yaparak, halkının yaşam kalitesini artırarak, sorunlarına çözüm bularak yerlerinde kalırlar…

Muhalefetin güçsüzlüğü, koltuk değnekliği, halkın cahilliği, bilinçsiz seçimi yüzünden 18 yıl değil, 28 yıl da iktidar olsanız, sonunda o koltukları, o sarayları bırakıp gideceksiniz.

Eğer bu yöntemle, bu yolla, yani yalan söyleyerek, gerçekleri çarpıtarak, halkı, insanlarımızı aldatıp, iktidarda kalacağınızı sanıyorsanız yanılıyorsunuz…

Hem de çok yanılıyorsunuz…

Tencere, mutfak, açlık, işsizlik her zaman din sömürüsüne baskın çıkmıştır…

Tencere, mutfak, açlık, işsizlik her zaman yalana dolana galip gelmiştir…

Az kaldı. Yakında bu gerçekleri gözünüzle, yaşayarak göreceksiniz…

Kara kaplı kitaplar, defterler açılacak…

Hesaplar sorulacak…

(alieralp37@gmail.com)

Yayım tarihi
Ali Eralp olarak sınıflandırılmış

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.