Kategoriler
Ali Eralp

KEMAL KILIÇ DAROĞLU’NA İKİNCİ AÇIK MEKTUP

Kemal Kılıçdaroğlu CHP Genel Başkanlığına seçildiğinde sevinmiştik. Ona büyük umutlar bağlamıştık. Ama kısa bir süre içinde bu umutlarımız zayıflamış, daha sonra umutsuzluğa dönmüştü.

Kılıçdaroğlu, 22 Mayıs 2010 tarihinde Genel Başkan olmuştu.

Ben ona 23 Eylül 2010’da, bundan 10 yıl önce ve başkanlığı almasından sadece 4 ay sonra, bir “Açık mektup” yazmıştım. Bu mektubun bir bölümünde şunları söylüyordum:

“Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, Hangi taşı kaldırsanız altından cemaat çıkıyor… ‘Aziz vatanın kaleleri birer birer zapt edilirken’ siz nasıl ‘Ben cemaatlere saygılıyım’ diyebiliyorsunuz? Ve devam ediyordum:

Böyle bir ortamda siz hâlâ nasıl “Türkiye’de laikliğin tehlikede olduğunu düşünmüyorum, ben cemaatlere saygılıyım, insanlarımız manevi dünyalarında cemaatlere yakın olabilir. Nurcu da olabilir, Süleymancı da Fethullahçı da… Yeter ki bunu siyasallaştırmasınlar. Manevi dünyayı siyasete alet etmesinler…” diyebiliyorsunuz?

Bir yerde Nurculuk, Süleymancılık, Fethullahçılık olur da siyasallaşma, siyasal İslam olmaz mı Sayın Kılıçdaroğlu? Bir yerde tarikatlar, cemaatler olur da orada demokrasinin D’sinden söz edilebilir mi? Cumhuriyetin ilanından bu yana Türkiye ne çektiyse bu akımlardan çekmedi mi, hâlâ da çekmiyor mu? Atatürk’ün partisinde, Atatürkçü olduğunu söyleyen, laik bir başkan nasıl böyle konuşabilir?”

Ve gele gele geldik Kara taşa…

İlhan Selçuk’un deyişi ile “Keşke haklı çıkmasaydım, keşke yanılsaydım” ve bu ikinci açık mektubu yazma zorunda kalmasaydım…

SAYIN KILIÇDAROĞLU,

CHP’nin Salı toplantılarında etkili konuşmalar yapıyorsunuz. Gerçekleri dile getiriyorsunuz. Zaman zaman da öfkelenip, veryansın ediyorsunuz. Dilinize sağlık. Biz de çok öfkeleniyoruz… Yüreğimizin şişini indiriyorsunuz…

Ama biz sizden daha başka şeyler bekliyoruz. Örneğin Atatürk gibi eylem adamı olmanızı… Örneğin 2,5 milyon mühürsüz oy ve zarfın kabul edildiği gece,  sizi, YSK önünde halkımızla birlikte yan yana görmeyi…

Örneğin, fabrikalar satılırken, ormanlar yağmalanırken, kamu malları talan edilirken ardı ardına tekkeler  –  tarikatlar açılırken engelleme, set çekme çalışmaları yapmanızı bekliyorduk…

Cumhurbaşkanlığı seçim gecesinde ne siz ne de Muharrem İnce, 12’lere kadar ortalarda yoktunuz. Bizi hayal kırıklığına uğrattınız. Örneğin, ordunun kozmik odalarına girilirken, subaylar tutuklanırken sesinizin daha gür çıkmasını, olumlu sonuçlar almanızı bekliyorduk…

Ne yazık ki, şu kadar yıldan sonra, genel başkanlığınız döneminde bağımsızlık, laiklik, ulusalcılık, iktidar mücadelesi yolunda bir başarınızı görmedik. Şu kadar zamandır Salı toplantılarında esip gürlüyorsunuz; ama hiçbir sonuç alamadınız…

Ne Kurtuluş savaşı kaldı, ne devrimler, ne Türkiye ne Türkiye Cumhuriyeti…

Son 6 ayda, öteki partiler oy artırırken, CHP’nin oyları 2 bin 389 azalmış…

Ama sevinç ve mutluluk verici bir durum daha var:

AKP ve MHP’nin oyları şimdi hızla düşmeye başladı. CHP’nin oyları yeniden yükselişe geçti. Yüzde 30’lara doğru gidiyor.

Bu yükselişte, bu başarıda ne Kılıçdaroğlu’nun ne İnce’nin ne de CHP yönetim kurulunun bir etkisi ve rolü var. Bu yükselişi halkın kendisi gerçekleştiriyor. Bu yükselişi halkın isyanı,  tahammül gücünün azalması gerçekleştiriyor.

Hepsinden önemlisi, bu yükselişi başta üç büyük kentin belediye başkanı Ekrem İmamoğlu, Mansur Yavaş,  Tunç Soyer olmak üzere,  öteki CHP’li belediye başkanlarının kararlı, bilinçli, örgütlü seçim çalışmaları ve başkanlığa geçtikten sonra yaptıkları olumlu uygulamalar, çalışmalar gerçekleştiriyor.

Şimdi soruyorum ve diyorum ki:

Ne zaman bu belediye başkanları gibi kararlı, dirençli, bilinçli hareket edeceksiniz?

Ne zaman halkla birlikte, halkı yanınıza çekerek iktidarı alma hedefine kilitleneceksiniz?

Atatürk’ün yoluna dönme zamanı gelmedi mi daha?

Artık, boş işlerle ve gevezeliklerle vakit geçirmeyi bırakıp, iktidar mücadelesi çalışmalarına girme vakti gelmedi mi?

Ne dersiniz?

 Vatan elden çıkmak üzere. Halkın dayanacak gücü kalmadı…

                                                                                                                                                                               ALİ ERALP

“KEMAL KILIÇ DAROĞLU’NA İKİNCİ AÇIK MEKTUP” için bir yanıt

Mektubu yanlış posta kutusuna atmışsınız. Hitap etmeniz gerekenler CHP’nin içindeki, kalmışsa eğer, Kemalistlerdir. Onlardan Kılıçdaroğlu ve işbirlikçilerini partiden kapıdışarı etmelerini talep etmeliydiniz. Bu bağlamda “MUHARREM İNCE VAK’ASI…” yazısına yazdığım yoruma dikkat çekmek isterim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.