Kategoriler
Bilim Kültür/Sanat Politika Ümran Ünlü

CORONALI ANNELER GÜNÜ

Annenize alacağınız en güzel hediye,Cumhuriyet’in,çocuklarınızın geleceği için,demokrasi için,ülken için,artık annelerin ağlamaması için,üstelik de Ramazan’a raslayan bu anneler gününde Belediye başkanlıklarına yapacağınız bağıştır.Eminim onlar ihtiyacı olan insanları hepimizden  daha iyi bilir.

Daha önce çeşitli vakıflara bağışladınız…Kızılaya bağışladınız…Kurbanlarınızı çeşitli kuruluşlara bağışladınız…Ne oldu?Nereye harcandığını asla öğrenemediniz?Çoğunuzun aklında”acaba seçim yatırımı mı yapıldı,ya da tarikatlara mı akıtıldı”şüphesi var mı yok mu?

Dünyadaki en büyük armağan evlattır bir anne için…Ama daha güzeli bir çocuk için en değerli şeydir annesidir.

Aklım almıyor şu gelin kaynana çekişmelerini.Oğlunu annesinden koparmaya çalışırken,bir gün kendilerinin de anne olacağını hesaplayamıyorlar mı dersiniz…

Dünyadaki en büyük armağan evlattır. Kıymetini bilelim ve sevgiyle büyütelim. 

Çocuk sahibi olamayanlar,Çocuk Esirgeme Kurumları bir yudum sevgiye muhtaç çocuklarla dolu,şart mı dünyaya getirmek?

Önemli olan, yüreğindeki sevgi ve şefkati aktarabileceğin, büyütüp, topluma yararlı bir insan yetiştirmek değil midir?

Ayrıca sadece doğurmakla anne olunmuyor. Etrafınıza şöyle bir bakın! Kimisi sadece çocuk doğurup, kocasına kendisine baktırmak için ,çocukları gelir kaynağı olarak görüyor.Olmaz demeyin benim çevremde çok var.

 Kimisi de annesi olmadığı halde, kimsesiz kalmış bir yavruyu bağrına basarak, tüm sevgisini şefkatini ona akıtarak, topluma kazandırmaya çalışan, ,onun için canını bile vermeye hazır anneler…

Yüreklerinden öpüyorum…İşte gerçekten anneliği hakeden kişi bu annelerdir. 

Bir de sadece dünyaya getirdiği için anne olduğunu sananlar var.Çıkarı için çocuğunu  terkedip giden ,yıllarca görmeyen anneler…Onları asla anlayamayacağım…

Sonra el kızına ya da el oğluna sözünü geçiremeyip hiç bir güvencesi olmayan annesini sokakta bırakanlar var.Onlara söyleyecek söz bulamıyorum.

Acaba bir gün yaşlanıp aynı duruma düşebileceklerini hiç mi düşünmüyorlar…

Sonra dokuz ay yolunu gözleyip yavruma sarıldığım anlar geldi aklıma…Hani o minik parmaklarıyla elinizi sımsıkı kavrayan o tatlı bebek…Bir daha hiç bırakmıyor o eli…Siz de bırakamıyorsunuz.Bırakılmıyor bir türlü ,hep bir bahaneniz oluyor.

Peşpeşe üç çocuk…öyle bunalmıştım ki,topladım hepsini attım portakal bahçemize.

“Aman bir okula gitseniz de birazcık da olsa kurtulsam sizden”

Arkama döndüm,babam gülümsüyor,”Öğretmene bak sen,nereye kurtuluyorsun,ben sizden kurtulabildim mi?Bak kırkınızı geçtiniz hala başımdasınız,ayrıca hele bir bayram gelmeyin, gözüm yollarda kalıyor,bir şeyi bahane edip acaba bugün mü gelecekler diye  hergün tren istasyonuna gidiyorum.Anne-baba olmak hiç istifa edemeyeceğin,hiç emekli olamayacağın bir iştir kızım.”

Hepsi büyüdü anne-baba oldular hala ülkeler arası peşlerinden koşuyorum.

 Hani okula başlarsınız,bir sürü okullar bitirirsiniz,size onca notlar verilir sınıfınızı geçersiniz,diplomanızı alır, sonunda düşlediğiniz iş hayatına başlarsınız.

 Annelik hiç bitmeyen bir okul gibi geliyor bana. Belki çocuklarınızın başarıları sizin sınıf geçme notunuz oluyor ama asla mezun olamıyorsunuz…

 Anneciğim…Canım benim…Biz iki kız okuyalım diye nasıl da çırpınmıştı.

Kendisi ailesi izin vermediği için okuyamamıştı ve çok üzülürdü…

Annem sen başardın… Senin sayende ben çocuklarımı en iyi okullarda okutup başarılı ve mutlu insan olmalarına katgıda bulunabildim. Mekanın cennet olsun…

Anne olmak zor  zanaattir. Allah kimine bir evlat vermez doktor doktor gezdirir, kimine verir canından bezdirir… Herşeyin hayırlısı diye boşuna dememişler…

Anneler  iyi günde kötü günde yemez yedirir, giymez giydirir, her türlü çileye katlanır sırf çocuğu öksüz kalmasın diye. Sonra büyüyüp adam olan çocuklar ne yapar! Allı evlenir; karısına korkusuna annesine elini uzatamaz,güllü gelin olur; kocasına korkusuna annesine  el veremez.

Şanslı annelerin sosyal güvencesi var ve kimseye ihtiyacı yok, ya  hiçbir güvencesi olmayan kimsesiz  anneleri ne yapacağız! Ilkel kabilelerdeki gibi dağa götürüp atalım, kurt kuş mu yesin…

Halbuki beklediği sadece biraz saygı, biraz sevgidir yaşlıların…

Şu anda kimbilir kaç anne evlatları tarafından hatırlanıp ”Anneciğim nasılsın?” diyen sıcacık bir sesi bekliyor…

Şu anda kimbilir kaç anne canından kopan evladını kaybetti,çığlıkları kulakları sağır edercesine gökyüzünde yankılanıyor…

Şu anda kimbilir kac anne adayı, heyecanla beklediği yavrusunu dünyaya getirip, bağrına basarak, kokusunu içine çekerek, dünyanın en güzel duygusunu tadıyor…

Sizin aklınıza geliyor mu hiç Cumartesi Anneleri…Her an kapı çalınacak da evladı giriverecekmiş gibi umutla kapıya dikilen gözleri…

”Alo annem,nasılsın?Anneler günün kutlu olsun,ağlama annem ağlama senin bir damla gözünün yaşı için dünyanın dönüşünü durdururum”diyen oğlumu  hatırladım ve kulağı telefonda olan anneler geldi gözümün önüne…

Bazıları çürük raporu alıp askere göndermiyor ya çocuklarını,kör kurşunlara gelir diye,senin benim,memurun,işçinin,köylünün çocuğu askere gidiyor ve onlar şehit oluyor bir bir…

Terör kurşunuyla evladını yitiren anneler evladının cenazesini kapının önünde görünce sessiz çığlıklarını yüreğine gömen anneler…İhmaller sonucu tren kazasında çocuklarını kaybeden annelerin çığlıkları…

Kömür madenlerinde göçük altında,depremde,kazada,evlatlarını kaybeden anneler…

Televizyonlarda şehit haberlerini dinlerken o çürük raporu alan annelerin yüzü kızarıyor mu,yoksa iyi ki benim çocuğum ölmedi diye mi seviniyor…

Onların anneler gününü kutlamıyorum…

Ülkeleri için hayatlarının baharında asılan üç fidan ve annelerinin neler hissettiğini anlayabiliyor musunuz!

Çocuğunu okutmak için varını yoğunum harcadılar sonra,iş bulup yuva kuramayan evlatları için ağlayan anneler…

Ya gezi olaylarında hayatını kaybeden gençlerimizin mezarının başında ağlayan anneleri gelmiyor mu sizin aklınıza…

Çocuğu çalınıp kaçırılan dilendirilen, ya da terörün kucağına atılan annelerin feryadını duyar gibi oluyorum…

Çocuğunu kaybeden yüreği yaralı  annelere allahtan sabırlar diliyorum.

Çocuk sahibi olmak için dünyaya getirmek şart mı?Çocuk Esirgeme Kurumları bir yudum sevgiye muhtaç çocuklarla dolu…

Her kadın yüreğindeki sevgi ve şefkati aktarabilir, büyütüp, topluma yararlı bir insan olarak yetiştirebilir ?

Sadece doğurmakla anne olunmuyor.Kimisi sadece çocuk doğurup, kocasına kendisine baktırmak için ,çocukları gelir kaynağı olarak görüyor.Acınası anneler…

Kimisi de annesi olmadığı halde, kimsesiz kalmış bir yavruyu bağrına basarak, tüm sevgisini şefkatini ona akıtarak, topluma kazandırmaya çalışan, ,onun için canını bile vermeye hazır anneler var…

Yüreklerinden öpüyorum…İşte gerçekten anneliği hak eden kişi bu annelerdir.

Ya sadece dünyaya getirdiği için anne olduğunu sananlara ne demeli…

Çıkarı için çocuğunu  terk edip giden ,yıllarca görmeyen anneler…Sizi asla anlayamayacağım…

Dokuz ay yolunu gözleyip yavruma sarıldığım anlar geldi aklıma…Hani o minik parmaklarıyla elinizi sımsıkı kavrayan o tatlı bebek…Bir daha hiç bırakmıyor o eli…Siz de bırakamıyorsunuz…Hep bir bahaneniz oluyor o eli bırakmamak için…

Öğretmen oluşumdan mıdır bilmem,annelik hiç bitmeyen bir okul gibi geliyor bana.Çocuklarımızın başarıları bizim sınıf geçme notumuz oluyor ama asla mezun olamıyoruz.Ya da annelikten istifa edemiyoruz…

Ben anne sevgisini hiç tadamadım…Ben doğduğumda 18 yaşında halam ölmüş ve babannem ben doğar doğmaz almış annemin elinden ve halamın adını koymuş.Sadece arada bir emzirmeyi için veriyormuş anneme.Garibim zaten 15 yaşında anne olmuş…Sonra annemler Kütahya’ya taşınınca ben 12 yaşına kadar anneli-babalı öksüz büyüdüm.Annemle sohbet ederken”kızım ben seni evladım hissedemiyorum ki ,sanki kız kardeşimsin”derdi…O yüzden mıdır nedir,çocuklarımı sevgimle boğuyorum…tadamadım sevgiyi onlara vermeye çalışıyorum…

Biliyorum hepimiz çok bunaldık…Bu Corona günlerinde sokağa çıkmayalım..Ne olur…Annelerimizi kaybedip annesiz kalmayalım…Kendimiz Coronaya yakalanıp,yavrularımızı annesiz bırakmayalım…

Anne sevgisini yaşayabilenler, kıymetini bilin…Gerçekten anne olmayı başaranlar,anneler gününüz kutlu olsun…

Yazar Ümran Ünlü

Gazeteci,yazar,oyuncu,korist,matematikçi,aktivist...

Felsefesi;Hayatı ,insanları,hayvanları...Özet olarak herşeyi sevme yeteneği... Mutfak ve bahçem terapi alanım...Hayat bu kadar güzel ve yaşanasıyken,insanların iki yüzlülüğünü ve hayatı kendilerine de ,çevresindekilere de zehir etmelerini anlayamıyorum.

Elizabeth Ümran Ünlü She was born on january 10 th, 1951 in Afyon’s village of Üclerkayasi. After she had finished primary school in the village she got on the road of finishing middle school and becoming a teacher in Kütahya with the words of her teacher, “You are going to open the doors of this village to the World, you must learn.” She became a math teacher after finishing the Eskisehir Anatolia University. She also taught classes in Yalova and Istanbul. Then, she began working in Turkish Art Music. Later on, she became a project teacher and a vice-principal in a private school in Suadiye, Istanbul. After the age of 45, she decided to learn theater work that she could not give up on. She got acting training for two years at the Kadıköy Halk Eğitim Deneme Sahnesi. She was in plays like Savaş Oyunu(War Game) and Kına Gecesi(Henna Night) . She also had roles in the theaters of AKM-Haldun Taner-Kadıköy-Mecidiyeköy-Sarıyer. She educated her children in the best schools and taught them to be children that she will be proud of. (Pilot, engineer, researcher)After being a principal in classes in Şişli, in 1999 she came to America where she had sent her son for school. She continued her Turkish Art Music and theater work in has been participating a chorus, and they are going to have a concert on November 2,2019 at Carnegie Hall.They give concert every year. She went to University in America for language courses. For a remainder of the time, she wrote plenty of children’s stories in many websites and magazines. She is writing the book “Bir Yerlerden Başlamalıyım” and writing the play “Ah Amerika.” While spending a pleasurable life with her children and grandchildren, she is planning to begin her theater life in America with the play musical“Keşanlı Ali Destanı”,Çalıkuşu"Nasrettin Hoca"7 kocalı hürmüz"Keloğlan" ,She also continues to live peacefully with herself and everyone and continues to give this love to humankind because of her daughter’s words, “The endless love and care in my mother’s heart would be enough for the Earth.” Hayat bu kadar güzel ve yaşanasıyken,insanların iki yüzlülüğünü ve hayatı kendilerine de ,çevresindekilere de zehir etmelerini anlayamıyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.