Kategoriler
Dr. Ahmet Güler Politika Türkiye

CORONA DEĞİL AMA, TELEVİZYONCULAR İLE SOSYAL MEDYA MİLLETİ ÖLDÜRECEK…


Corona virüs korkusundan halkın büyük bir bölümü kendilerini gönüllü olarak evlerine hapis ettiler. Bilhassa 60 yaş üstü bilinçli ve imkanı olan yurttaşlar karantina tedbirlerine uyuyorlar, büyük bir kısmı evlerinde kalıyor, mecbur olmadıkça sokağa çıkmıyor.

Türkiye tarihinde yurttaşların bu şekilde mecburen evde kalmaları çok nadir görülmüş  bir olgu. 20-25 sene önce “sayım” yüzünden bir gün için “sokağa çıkma yasağı” uygulanır, halkın evlerden çıkması engellenirdi. Çocuklar ve halkın büyük bir bölümü bu yasağa uymaz, en azından evlerinin önüne çıkar, sayımın bitmesini beklerlerdi.
Evde kalmanın bir gün ile sınırlı olduğu zamanlarda bile halkı evde tutmak kolay olmazdı.

Ama şimdi durum farklı, yurttaş biraz mecburi, biraz da virüs korkusundan evlerinde mahkum hayatı yaşıyorlar. Komşuluk, akraba, arkadaş ziyareti de yok. Dış dünya ile bağlantı, mecburen cep telefonu ile sohbet, TV izlemek ve internet üzerinden, sosyal medya üzerinden sağlanıyor.

Televizyon Programları Virüs Terörü,
TV Kanalları için korona virüs “Allah’ın bir lütfu”. Mecburen evlerine tıkanmış ve yoğun olarak TV önünde oturan bu insanlara TV kanalları resmen işkence yapmaya başladılar. Bitmez tükenmez virüs uyarıları, fonlarda abartılmış virüs resimleri, virüse yakalanan, ölen insanların haberleri, insanların resmen gözünün içine sokuluyor.

Haberler sadece virüs üzerine veriliyor, Türkiye’den değil, başka ülkelerde ölen insanların sedyelerdeki videoları, trajik hikayeler, koronaya yakalanmış veya reklam için “koronaya yakalandım” diyen ünlülerin, futbolcuların, gereksiz insanların hikayeleri, sürekli tekrarlanan siyasilerin hamaset söylemleri insanları canından bezdiriyor.

Bütün bunlara bir de beceriksiz siyasetçilerin haberler başlığı altında sokuşturdukları hamaset edebiyatı, “dünyada bizden iyisi yok, şöyle çalıştık, böyle çalıştık” şişirmeleri, hava raporu gibi her akşam saat 19:30’da yayınlanan “virüse yeni yakalanan, vefat eden, kurtarılan” sayılar. Verilen rakamlara inanan da yok, ama inanabileceği başka bir kaynak da yok..

TV’lerin Herbokolog Terörü
Bütün bunlar yetmezmiş gibi birde “Herbokolog” virüsleri var. Bedava TV programı yaratmak bizim TV kanalların olmazsa olmazı. Hangi güncel konu olursa olsun, savaş, İdlip, deprem, Suriye ve şimdide korona salgını, dünyada ne olursa olsun  bütün bu konuları bilen üniversal süper-beyin insanlar var memleketimizde. 24 saat bunları izlettirilmek  zorunda bırakılan necip milletimiz bunlara yeni bir lakap taktı:”HERBOKOLOG”, yani argoca, “her boku bilenler”.

Bu “herbokologlar” tüm TV programlarında 7/24 dünyanın tüm bilim adamlarının bile sebebini bulamadığı korona virüsü üzerine nutuk atıp, engin bilgi ve tecrübelerini necip milletimiz ile paylaşıp ders veriyorlar. Güzel görünmek için bedenlerinin ¾’ü güzellik ameliyatlarında takılan organik yedek parçalar ile sağlamış yarım akıllı TV sunucuları ise, programı uzatmak için, ağzı açık ayran delisi gibi, bunlara mahalle kahvesi soruları soruyor, “değerli bilimsel görüşlerini” alıyorlar.

TV’lerin sergilediği karanlık, iç karartıcı, moral bozucu, halkın psikolojisini yere serici yayınlardan millet bıktı, bıktı, bıktı, kusacak hale geldi, kafayı yedirdiler millete.
Bir de bu yayınlara tüm aile halkı bakıyor. Okula gidemeyen çocuklar, gençler, bunların tüm hayatını etkileyecek travma tohumları şimdiden ekiliyor.

İsteyen TV’sini kapatabilir diyeceksiniz, tabii ki kapatabilirler. Peki ne yapacak evlere hapis olmuş milyonlarca yurttaş? Millet olarak okuma alışkanlığımız yok, aile içi sohbette bir yere kadar, konuşacak konu kalmıyor. Sosyal medya’ya takılıyor millet, orada da aynısı, iç karartıcı bilgi, resim, kaynağı belli olmayan videolar..

Ben işin kolayını buldum, “korona” yazan hiçbir habere itibar etmiyorum, doğru dürüst okumuyor, izlemiyorum artık.
Bütün bunlardan tek bir şey öğrendim:
”AMAN KORONA KARDEŞE YAKALANMA, SAKLAN, SENİ BULAMASIN”

Yeter be, millet toptan sıyıracak. Acıyın bu millete.

Dr.Ahmet Güler

Yazar Ahmet Güler

Ahmet Güler 1957’de Trabzon’da doğdu. Orta öğretimine Samsun’da devam eden Güler, 1980’de Hacettepe’den mezun olduktan sonra doktora için Almanya’ya gitti. Türkiye’de deri giysi üretim tabakhane ve konfeksiyon fabrikaları kurdu ve bu ürünleri 25 sene boyunca Avrupa’da kendi mağaza zincirlerinde pazarladı. Halen enerji sektöründe aktif olan Güler, Avrupa’da Türk kökenli işverenlerin örgütlenmelerinde öncü rol oynadı ve yıllardır Avrupalı Türk İşadamları Birliği federasyonunun başkanlığını yapmakta. Çeşitli medya kuruluşlarında yazarlık yapan Güler Avrupada’ki gençlerin meslek eğitimi görmeleri ve çevre konularında faaliyet içinde.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.