Kategoriler
Bilim Dünya Ümran Ünlü

CORONA BİZE NELER ÖĞRETTİ

 

İnsan şeklindeki virüsleri düşündükçe Corona bana çok masum geliyor.

Çok sıkıldığım için evden kaçıp iki saat yürümeyi marifet sayan ben yaşlı,bakın torunumdan nasıl bir ders alıp utancımdan yerin dibine girdim.”Anneanne seni anlıyorum,ben de çok sıkılıyorum ama sen çıkarsan seni gören başkaları da çıkar,hasta olanlar,olmayanlara mikrop bulaştırır,hastalık daha çok yayılır ve ölümler çoğalır.Hem ya sen dışarıdan mikrop getirirsen ve ben hastalanırsam…Bu kadar büyük sorumluluğun altından kalkabilecek misin?Sen hayatı seviyorsun,haydi gel şarkı söyleyerek çiçeklerimizi sulayalım…”

Virüs bir ülkede başladı ama dünyaya yayıldı.Nerede yaşarsak yaşayalım,zengin ya da fakir olalım,eğitimli ya da eğitimsiz olalım hepimizi bir korku sarmadı mı?

Bir virüsün karşısında ne kadar çaresiz kaldığınızı hala farketmediniz mi?

Dünyadaki tüm ülkelerin ekonomisini  bir virüs çökertmeye yetti mi yetmedi mi!..

Bütün gazetelerde ,televizyonlarda,konferanslarda Corona ile ilgili haberler…Yazılar…Konuşmalar…

Biz hepimiz dünya denen bu gezegende yaşamak zorunda olduğumuzun ne zaman farkına varacağız. Ne zaman savaşmak yerine,sevişmeyi tercih edeceğiz!

Bir virüsün neredeyse bütün hayatımızı ele geçirdiğini düşünüyoruz çoğumuz,öyle değil mi!Bıkıp usanmadınız mı her an Coronadan bahsetmekten…

Evet hayatımızı bir anda cehenneme çevirdi,gönüllü tutsaklar haline geldik,sosyal hayatınız yok oldu diye düşünebilirsiniz…

Neden biz insanlar hep bardağın boş tarafına bakmaya meyilliyiz?Hiç mi olumlu katgısı olmadı bize…

Corona sayesinde evlerimizde oturup,ailemizle yakından ilgilenmeye,onlarla daha çok vakit geçirmeye başlamadık mı…

Sırf dışarı çıkmamak için evde ne varsa onunla idare etmeye çalışmıyor muyuz…Tasarruf etmeyi ve elindeki ülke yetinmeyi öğretmesi mı bize…

“Bizde hijyen maddeleri fazla,kapının önüne koyayım gel al”diyen bizlere paylaşmayı öğretmesi mi?

Uzun zamandır aramadığımız eş-dost-akraba kim varsa arayıp hal hatır sorduk mu sormadık mı…

Gazete ve kitap okumayı ne kadar çok özlemiştik değil mi?

O hep isteyip de bir türlü zaman bulamadığımız evde ne kadar tamir edilecek yer varsa tamir etmedik mi…

Sağlığımızla daha yakından ilgilenip sağlıklı beslenmeye daha çok özen göstermiyor muyuz…

Havada virüs var korkusuyla yürüyüş yapamadığımız için daha çok spor yapmaya başlamadık mı…

İnternette eminim şimdiye kadar bu kadar bilgi kirliliğine raslanmadı.Hani bizde derler ya”ağzı olan konuşuyor”.

İnternette okuduğumuz her bilgiye güvenmeyip,araştırma yaparak doğrusunu bulmak için araştırma yapmaya başlamadık mı…

İşte doğrulardan birisi;Prof. Dr. Alpay Azap,a göre;

Burnu tuzlu suyla yıkamak, tuzlu suyla gargara yapmak ya da sirke virüsün bulaşıcılığını engellermiş…

Peki bu konuda bilimsel bir veriye raslayanınız oldu mu?Yok öyle bir şey.Dikkat et de çok tuzlu sudan üst solunum yolu hücreleriniz zarar görmesin demiş.

Ben de çok severim kelle-paça çorbasını ama bağışıklık sistemini güçlendirdiği de kanıtlanmış bir şey değil.

Sıcak hava virüsü öldürmez,sadece havaların ısınınca insanlar kapalı ve havasız ortamlarda pek kalmaz,evlerini,iş yerlerini havalandırdıkları için solunum yoluyla virüsler kolay bulaşamaz.

Ev yapımı turşuların,içerdikleri probiyotikler sayesinde bağışıklık sistemine belki biraz destek verir ama çok tuzlu olduğundan başka sorunlar çıkarır.

Öncelikle tedbirli olunmalı ve önerilen hijyen kurallarına uyulmalı…

Test sonucu pozitif çıkan her hasta için hastalık seyri farklıdır.

Her Kovid-19 enfekte olgu,ağır ve ölümcül seyretmez.

Hastalığın seyrinde yüzde 10-15 oranında ağır solunum yetmezliği, böbrek yetmezliği ve çoklu organ yetmezliği görülebilir ve yüzde 2-5 oranında ölümle sonuçlanırken, yüzde 80 oranında hastalık hafif seyretmektedir.

Hastalıktan korunmak için maske takmak kişiyi virüsü kapmaktan yeterince korumaz.Sadece kişi hasta ise virüsün başkalarına bulaştırılmasına engel olabilir.

Sağlıklı kişilerin toplumda, gündelik hayatta maske takmasına gerek yoktur.

Piyasada değişik isimler ile pazarlanan sözde antiseptik, dezenfektan ve mikrop öldürücülerin çoğu elleri iyi bir ‘su-sabun temizliğinden’ daha çok koruyamayacaktır.

Ellerin, sık sık bol sabunlu su ile dikkatle, iyice ovularak yıkanması koruyuculuk için yeterli olacaktır. Su ve sabuna ulaşılamayacak durumlarda 70 derece ve üzerinde bir kolonya veya alkol bazlı el dezenfektanı da kullanılabilir.

Sıcak içecekler içmek virüsü öldürmediği gibi‘koruyucu epitel tabakayı’ ve ‘önleyici bağışıklık salgılarını’ tahrip ederek fayda yerine zarar verebilir.

Yüzeyleri su ve ıslak mendille değil, belli oranlarda sulandırılmış (1:100; 1 birim çamaşır suyu, 99 birim su) çamaşır suyu ya da deterjanla temizlenmelidir. Basit deterjanlar da koronavirüsü önlemede çamaşır suyu kadar etkilidir.

Sarımsak ve soğan içerdikleri alisin ve kuvarsetin sayesinde antimikrobiyal özellikleri olan sağlıklı gıdalardır ama koronavirüsten koruduğunu bilimsel olarak kanıtlayan yok… 

Alkolsüz kolonya, el dezenfektanı olarak kullanılmaz.Bir sıvının dezenfektan özelliğe sahip olması için minumun yüzde 70 alkol oranına sahip olması gerekir.Uygun el antiseptiği bulunamayan yerlerde yüzde 80-90 arasında alkol içeren her türlü kolonya da el hijyeninde virüsten korunmada kullanılabilir.

Eğer dengeli beslenir,yeterli uyur,mutlaka  her gün düzenli bir şekilde  egzersiz yaparsak zaten bağışıklık sistemimiz güçlü olur.

Corona sayesinde oldukça çok şey öğrendik mi,öğrenmedik mi…

Coronadan korkuya öğrencileri yurtlarından çıkarıp umre den gelenleri yerleştirmişler…

Senelerdir cami ve kuran kursları için para topladınız,hacca ve umreye gittiniz,kesilip atılmak üzere oralarda kurbanlar kestiniz,buradaki insanımız etin kokusunu unuturken…

Şimdi de hiç utanmadan hepimizin çocuklarının yaşadığı o yurtlara ahır gibi deme yüzsüzlüğünü gösteriyorsunuz…

Hanginiz bir gün de okul veya öğrenci yurdu yapalım diye para topladı?

Çocuklarımız sizin gibi duyarsız insanlar yüzünden tarikatların kucağına düşüp,vakıf yurtlarında tecavüze uğramadı mı?

Kendi insanımız işsiz ve açken,ülkemize yabancıları doldurup,onları bedava beslediniz mi,beslemediniz mi?

Ne zaman başkalarının iç işlerine karışmayı bırakıp,kendi toprağımızı koruyup,kendi ekonomimizi,kendi insanımızın huzurunu,mutluluğunu düşüneceğiz!

Corona gündemiyle dünyayı oyalarken dev şirket sahipleri peşpeşe istifa edip, dünyanın zenginleri yeraltı şehirlerine yerleşirken,bizleri fake virüs gündemiyle uyutuyorlar da,arka planda derin devletler yönettikleri devletlerin askeri güçlerini ortadoğudaki  Kıyamete mi hazırlıyorlar…

ABD gerçekten Avupaya 30.000 asker mi gönderiyor?

Yaşadığımız bu kabus gibi olaylar gerçek mi,senaryo mu,yoksa bir Nisan şakası mı ?

Bill Gates”Tarihten bildiğimiz bir şey varsa, ölümcül yeni bir hastalık ortaya çıkacak ve dünyaya hızla yayılacak. 6 ay içinde bir salgın hastalık 30 milyon insanın ölümüne sebep olabilir.” diyor.

2015 de Kazakistan’da yaşayan Sayga antiloplarının dörtte biri,yaklaşık 60 bin tane üç gün içinde esrarengiz bir biçimde neden ve nasıl öldü? Halen çözülemedi…Üstelik resmi ve bir açıklama yapılmadı ama bu katliamın bizim bilmediğimiz bir sebebi vardı.

Sizler ne düşünüyorsunuz bilmem ama bence California,Yunanistan ,2019 daki Amazon yağmur ormanlarının,kaz dağlarının ve dünyanın neredeyse 3 te 1 inin yakılmasının,Avustralya’da 4 ay boyunca söndürülemeyen yangınların  anlayamadığımız nedenleri vardı.

Ağaçlar oksijen üretip insanların uzun ve sağlıklı yaşamalarını sağlıyor.

Hiç düşündünüz mü ,bu durum sizce kimleri,neden rahatsız ediyor?

Küresel ilaç şirketlerini mi?

Dünya sağlık örgütünü mü?

İnsanlık için çalıştığını iddia eden vakıfları mı?

Yoksa dünyayı yönettiği söylenen 13 aileyi mi?

İlaç şirketlerine göre insanlar sağlığına asla kavuşmaması gereken birer müşteri mi?

GEORGE GUIDESTONES anıtında”Dünya nüfusunu 500 milyonun altında tut!” yazıyormuş…Görmedim ,okudum…

Dünyada 8 milyar insan yaşıyor.Demik ki bazılarına göre 7 milyardan fazla insan ortadan kaldırmalı…

Küresel medya ne dayatıyorsa, tek şüphe duymadan mutlak inanmamızı istiyorlar! Oysa dünyada büyük tartışmalar yapılıyor. 

Bize gösterdikleri her şeye inanmayalım, onların  amacı zayıf gördükleri herkesi yok etmek…

Peter Koenig“Nükleer savaş çıkaramazlar, yoksa kendileri de okkanın altına gider. O yüzden yumuşak bir geçiş planlıyorlar. Bölgesel ve iç savaşlar, genomik salgınlar, ırk ıslahları vs. yöntemlerle bunları yapmaya çalışıyorlar. Uyanın dostlar, finans kapital elitlerinin sözlerine inanmayın. Hiç bir zaman çok geç değildir. Siz yüzde 99.99’sunuz. Onlar yüzde 00.01 sadece. Tuzaklarına düşmeyin. Davos’taki ahmaklar, sizleri kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirmek istiyor. İnternet var artık. Kendi araştırmanızı yapın, kendi hesabınızı yapın. Ana akım medyadaki saçmalıklara inanmayın, oradaki saçma sapan tartışma programlarını izlemeyin. Onlar karanlık ve gizli çıkar gruplarından aldıkları milyarlarca dolarla sizleri kandırmak için çalışıyorlar.”

Hastalıktan korkmayacağız…Hijyen kurallarına uyup,dengeli beslenip,sağlıklı uyuyup,yürüyüş ve spor yapıp, bağışıklık sistemimizi güçlendirerek onunla savaşmayı öğreneceğiz…Çok gerekmedikçe sokağa çıkıp,kendimizin ve başka insanların hayatını tehlikeye atmayacağız.

Önce Kendimizle barışık olup,pozitif düşünüp,kendimizi,birbirimizi,hayatı  çevremizdeki canlı cansız ne varsa seveceğiz.Kendimizle barışık olup,Şarkılar söyleyip,şiirler okuyup dans edeceğiz.

Çünkü hayat bize verilmiş bir armağan ve biz bunu hakkını vererek yaşayacağız.Yok öyle zayıf insanlar gibi teslim olmak…

Artık biz bu düzenin yarattığı dünyada yaşamak zorundayız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.