Kategoriler
Ali Eralp Haberler

“Babalar Gibi Sattınız” Şimdi Alkol Bulamıyoruz…

İktidara gelir gelmez, AKP’nin yaptığı ilk iş kamu mülkünü, fabrikaları satmak oldu.

O fabrikalar, o kamu mülkü ki Kurtuluş Savaşından sonra, gözyaşı, göz nuru, el emeği ile ortaya konan ürünlerdi.

Cumhuriyet döneminin başlangıcından Atatürk’ün ölümüne dek onlarcası yapılmıştı. Şimdi burada saymaya kalksak tüm makaleyi bu listeye ayırmamız gerekir.

Ama şu kadarını söyleyeyim, bunların arasında çimento, kâğıt, şeker, bez, otomobil montaj, silah, sigara, demir – çelik, elektrik santral, dokuma fabrikaları da vardı…

Tümü de kamunun ortak malı idi…

Üretim yapıyordu.

İş ve işçi alanları açıyordu…

Ülkenin ekonomisine, tarımına, sanayisine katkı yapmaya başlamıştı…

İhraç edilen ürünler bile vardı.

Gel zaman, git zaman sonra, AKP adında bir siyasal parti iktidar oldu.

Onun Maliye bakanı ve ülkemizi yönetenler, fabrikaları satmaya karar verdiler.

Bu satışı durdurmak isteyenleri de bakan Unakıtan, ağzı kulaklarında, şöyle yanıtladı:

“Satacağım. Hem de babalar gibi satacağım, beni durduramazsınız…”

Sattı…

Peki, sattı da ne oldu?

Ne kazandı?

Ne değişti?

Üretim mi arttı?

Vatanı mı kurtardı?

Uygarlık çağına mı taşıdıl ülkeyi? İnsanlara iş alanları mı açtı? Yokluğu, yoksulluğu mu yok etti?

Yıllar sonra samanı bile dışarıdan almaya başladık…

Oysa Türkiye kendi kendine yeten yedi ülkeden birisiydi.

Ne tarım kaldı ne sanayi.

Şeker fabrikaları yüzme havuzlu malikânelere, villalara dönüştü.

Sata sata fabrikaları bitirdiler… Fabrika bırakmadılar.

Emekçiler perişan oldu. Vatan perişan oldu.

Virüs ve bakteri aşısı üretimini yapan ve Türkiye’de tek yer olan Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsünü de kapattılar. Şimdi dışarıdan aşı bekliyoruz.

Bunun yanında yine ilaç üreten SSK ve askeri ilaç fabrikalarını da yok ettiler.

İlaç üreten bir tek sanayi kurumu bırakmadılar. Babalar gibi sattılar

Ama maden arayıcılarına, termik santral yapanlara ormanların, derelerin talanını serbest bıraktılar. Adamlar kestiler, biçtiler, istedikleri gibi ormanları, dereleri yağmaladılar, kelaynaklara çevirdiler…

Bir zamanlar, “Termik santral yapacağız” diye Soma’da 6 bin zeytin ağacını yok etmişlerdi. Danıştay yürütmeyi durdurunca “Pardon” dediler.

Ama o güzelim ağaçlar geri gelmedi.

Şeker fabrikaları, şeker üretiminin yanında alkol de üretiyordu. Bugün ülkemiz koronavirüs salgını ile karşı karşıya, ama kolonya yapacak alkol bulamıyoruz

Çünkü eldeki sınırlı stoklar bitti. Suyunu çekti…

Çünkü şeker fabrikaları yok pahasına eşe dosta peşkeş çekildi…

Artık Üretim de yapamıyoruz…

Ve yokluklar, satılan kamu mallarının değerleri, üretimsizlik yeni yeni anlaşılmaya başlandı. Vatandaşlarımızı asıl tehlikeler bundan sonra bekliyor. İşsiz kalan asgari ücretlilerin “AÇIZ” feryatları şimdiden çevremizi sarmaya başladı.

Günümüzde sağlık sistemi yetersiz, hazırlıksız ve iyi planlanmış değil.

Sadece “Sokağa çıkmayın” öğütleriyle bu koronavirüs sorununun altından kalkamayız…

Vatanımızın İtalya’ya dönmemesi için elimizi çok çabuk tutmalıyız, gerekli önlemleri zamanında almalıyız, müdahaleleri zamanında yapmalıyız.

Ve hasta sayısını, virüsün yaygınlaştığı kentlerin durumunu açık açık ilan etmeliyiz ki vatandaşlarımız işin ciddiyetini kavrasınlar…

Hala davullu zurnalı asker uğurlamaları yapılıyor.

Cuma namazını toplu olarak cami içinde kılacağız diyen vatandaşlarımız, hala cami önlerinde bekleyen emniyet güçlerine saldırıyorlar.

İş işten geçmeden, sonradan ah vah etmek, ağlamak sızlamak istemiyorsak, pembe görüntüler sergilemeden, Almanya gibi Coronavirüsle mücadele çalışmalarını en yüksek düzeyine çıkaralım…

(alieralp37@gmail.com)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.