Ana sayfa Yazarlar Bülent ESİNOĞLU

Liberal çöküş

Liberal çöküş

Bülent ESİNOĞLU

Kapitalist üretim tarzının, “yaratıcı yıkım” modellerinin sonuncusu olarak taktim edilen, post- modernizm ya da liberalizm (finans kapital) denilen modelinin, nihai krizine girmiş durumdayız.

Kapitalizmin, krizlerle kendini yenilediğini biliyoruz. Ancak kriz sözcüğü artık kapitalizmin yapısal halini tam olarak anlatmıyor.

Kriz denilince kapitalizme şöyle bir işlev ve görev yüklenmiş oluyor. “Krizdir, gelip geçicidir. Asıl olan, kapitalizmin bir uygarlık biçimi olduğudur.” Krizler belirli çareler ile düzeltilir ve yola devam edilir, şeklinde anlaşılmasına “kriz sözcüğü” sebep olmaktadır.

Oysa kapitalizm iki tür krizi vardır. Birisi dönemsel krizler. Diğeri ise yapısal krizler. Dönemsel krizler, 3 ila 4 yılda bir gelir. Yapısal krizler 10 yıl veya daha üzerinde gelirler.

Peki de kapitalizm, neden dönemsel veya yapısal krizlere sürekli girer.

Aslında insan ruhuna en uygun ekonomik model kapitalizm dense de kapitalizm ve ondan türeyen tüm modeller, insan ruhuna aykırıdır.

İnsan ruhu gerçekte sömürülmeyi aşağılanmayı eşitlik ve özgürlüklerden uzaklaşmayı sevmez. Kapitalizm adına liberal sözcüğü ilave edilmekle, sözcüğün gerçek anlamında bir özgürleşmeyi sağlamaz.

Kapitalizmin tüm çeşitleri, dayatma ve ellerindeki medya kanallarıyla kapitalist kültür pompalanır ve yönlendirilir.

Kapitalizm “kapsayıcı” değildir. Kapitalizm “dışlayıcıdır”.

Devletler, özel sermayenin örgütlü kesimleri ile ortak bir yapılanma aracıyla insanlığı yönettiğinden, bu gerçekler hiç dile getirilmez. Mesela, parayı neden imtiyazlı sermaye grupları basar diye kimse sormaz. Hazine neden merkez bankasının basıp ticari bankalara verdiği parayı faiz ile alır, diye kimse sormaz.

Dünyanın ve ülkemizin içinde bulunduğu ve bir türlü içinden çıkılamayan bu yapısal krizin neden nihai kriz olduğunu iddia ediyoruz. Ve birçok bilim insanı bunu söyleyebiliyor. Bunu anlatmaya çalışacağım.

Birinci sebep; kapitalizmin merkezi olan Amerika’nın içine düştüğü uygarlık krizi…

İkincisi ve çok daha önemlisi üretim sermayesi ile kâğıt alıp kâğıt satan, üretmeyen sermaye birikim modeli; toplumsal emeğin getirisini kendinde topluyor. Ve çalışanların ücretleri sermaye karşısında daima güçsüz kalıyor. Alım yapamayınca dönemsel krize giriliyor.

Bu model bir önceki modelde yapılanları yıkmak (yaratıcı yıkım) ve yeniden yapmaktır. Yeniden yapmak yani kapitalizmi sürdürülebilir kılmak için, eldeki birikmiş âtıl sermayeyi hareketlendirmek için kullanır.

Neden nihai kriz deniliyor?

Bu kriz sadece bir finans sermayesinin spekülatif ve riskli alanlara gitmesinden ötürü değil. Tabi bu çok önemli ama…

Sosyal kriz, çevre krizi, gıda ve beslenme krizi, aile krizi, borç krizi, siyasal krizler, eğitim krizi, dünyanın efendileriyle dünyanın lanetlileri arasında ki krizler nedeniyle bu bir uygarlık krizidir.

Bu bir nihai krizdir.

14 Şubat 2020, [email protected]

 

 

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here