Kategoriler
Dünya Halil Karaman

KIBRIS TÜRKÜ EMANETİNE SAHİP ÇIKMALIDIR (1)

Nisan ayında KKTC’de Cumhurbaşkanlığı seçimi yapılacaktır.

Tufan Erhürman (CTP), Kudret Özersay (Bağımsız) Ersin Tatat (UBP), Erhan Arıklı (YDP) Arif Salih Kırdağ (Bağımsız), Ahmet Boran (Bağımsız) adaylıklarını açıklamışlardır. Mustafa Akıncı, Serdar Denktaş ve Sibel Siber’in de adaylıklarını açıklamaları beklenmektedir.

Cumhurbaşkanlığı adaylarının Kıbrıs sorununun çözümü konusundaki düşünceleri KKTC’nin geleceği açısından önemlidir. Seçim temelde, GKRY ile “iki toplumlu, iki kesimli..“ bir Kıbrıs‘ı görüşmeyi kabul edenler ile bağımsız KKTC ile GKRY arasında “devletlerarası“ görüşmeyi düşünenler arasında olacaktır. Devletlerarası görüşme, KKTC’nin bağımsızlığından ödün verilmeyeceğini ifade etmektedir.

Halen Cumhurbaşkanı olan Mustafa Akıncı, GKRY ile anlaşarak birleşik bir Kıbrıs için KKTC’yi sona erdirmeyi göze almış bir siyasetçidır. KKTC’de Rauf Denktaş’ın düşüncesini taşıyan ve emanetine sahip çıkan yurtseverler olduğu gibi, GKRY ile birleşmeye can atanlar da bulunmaktadır. Yani Mustafa Akıncı, KKTC’yi sonlandırmak isteyen ilk siyasetçi olmadığı gibi, son siyasetçi de olmayacaktır.

KKTC’yi sonlandırmak isteyenler 2004 yılında “Yes be annem!“ sloganıyla tarihe geçmiş olan Annan Planı Referandumu’nda neredeyse amaçlarına ulaşmak üzereydiler.

“Yes be annem!“, KKTC’yi tarihe gömecek olan AB-D dayatması Annan Planı’nı Kıbrıs Türküne şirin göstermek için piyasaya sürülmüş olan İngilizce soslu bir slogandı. Başarılı oldu.
KKTC’nin resmen teslimi anlamındaki Annan Planı’nın kabulü için bir yandan Batı’nın tüm olanakları sahaya sürülürken, bir yandan da Türkiye’de iktidarda bulunan AKP, “Yes be annem!” cilere destek çıkmıştı.

Türkiye’de, Türk’ü ve Türklüğü inkar eden, Denktaş’a tahammül edemeyen bir yönetim iş başında idi. KKTC’nin başında da ne yazık ki bir Rauf Denktaş yoktu. Doğu Akdenizdeki petrol ve gaz yataklarının peşinde olan emperyalistler, kendileriyle işbirliğini reddeden Rauf Denktaş’ı AKP aracılığıyla ile devre dışı bırakmışlardı.

Yoğun Batı propagandasına teslim olarak birleşme paranoyasına kapılan “Yes be annem“ ci Kıbrıs Türkleri de kendilerini Rum egemen Kıbrıs devletinde azınlık durumuna düşürecek olan Annan Planına evet oyu vermek suretiyle KKTC’yi kendi elleriyle yok ederek tarihe gömmeyi kabul etmişlerdi.

Ancak, bir mucize oldu ve Rumlar Annan Planı’nı reddettiler. Rumlar, verilen tavizleri yetersiz bulmuşlardı. Böylece KKTC de direkten dönmüş oldu. Türkleri referandumda “evet“ oyu vermeleri için havuç gösteren AB, “hayır“ diyen Rumları AB’ye alarak ödüllendirdi. Türkiye ise AB ile müzakerelere başlanması sözü üzerine bu yasadışı katılıma karşı çıkmayarak kendi ayağına kurşun sıkmış oldu. Deniz Kuvvetlerini tasfiye eden Türkiye, doğu Akdeniz’deki haklarını da fiilen kaybetmişti.

Annan Planı Rumlar tarafından da kabul edilse idi Kıbrıs Türkleri azınlık durumuna düşeceklerdi. Bu, şimdilik gerçekleşmedi. Kıbrıs’ın Batı’nın planları doğrultusunda birleştirilmesi halinde azınlık durumuna düşmeleri kaçınılmaz olan Kıbrıs Türkleri‘nin, bu duruma düşerlerse başlarına neler geleceğini anlamaları için halen AB üyesi olan “demokratik“ Yunanistan’da yaşayan Türk azınlığın durumuna bakmaları yeterli olacaktır.
(Sürecek)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.