Ana sayfa Haberler Kültür/Sanat

27 Ocak 1954’de Köy Enstitüleri DP kapatmıştı…

Mehmet Boz

“Köy Enstitülerinin bütün günahı omuzlarıma, sevabı başkalarına olsun.O kurumların günahı bile bana yeter. Hasan Ali Yücel

27 Ocak 1954’de Demokrat Parti iktidarı döneminde Köy Enstitüleri kapatılmıştı…

Bu yazı 3 bölümden oluşmakta.

  • İlkinde toprak ağası Kinyas Kartal’ın günah çıkarması olan itirafı,

  • İkincinde ülkeyi düze çıkaracak bu kurumlarının kapatılmasının kısa öyküsü(hala algıya dayalı ezberler sürüyor),

  • Son bölümde Enstitülerin kapatılıp yok edilmesi ile Türkiye neler yitmiştir?

Devrimci eğitim dizgesi(sistem) neydi:

Köy Enstitüsü dizgesi(sistem), eğitimde fırsat eşitliğinin yaşandığı bir dizge idi.

Üç sınıflı eğitmen elinde okuyan yoksul bir köy çocuğu,

  • Sırasıyla 5 sınıflı ilkokulu,

  • 8 sınıflı bölge okulunu,

  • Ülkenin 21 yerinde kurulan Köy Enstitülerini

  • Ve Ankara Hasanoğlan’da açılan Yüksek Köy Enstitüsü’nü bitirebilirdi.

Köy Enstitüsü dizgesi sayesinde;

17 bin 346 öğretmen(1.308 kadın ve 15.943 erkek ),

8 bin 675 eğitmen,

1.599 sağlık memuru,

213 yüksek köy enstitülü öğretmen yetiştirildi.

1947 yılında Köy Enstitülerine öğretmen yetiştiren sistemin beyni sayılan( yönetmelikle açılan) Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü kapatıldı.(2)

****

Soru: Köy Enstitüleri neden kapatıldı?

Yanıt:Kapattırılması için elinden geleni ardına koymamış biri, (Kinyas Kartal)( 1) dan…
Ben kapattırdım köy enstitülerini. Ben toprak ağasıyım. 200’e yakın köyüm var. Bu köylerdeki halk bana tapar. Ne işi varsa bana sorar.”

Bir gazete yazarının dönemin Van milletvekili Kinyas KARTAL(*) ile yaptığı bir röportaj:
-Köy enstitüleri komünist yetiştirdiği için mi kapatıldı?
-Hayır. Beni babam Moskova Üniversitesi’nde okuttu komünizmin ne olduğunu ben gayet iyi biliyorum. Köy enstitülerinde komünizmi bilen kimse yoktu.

-Peki, karma eğitimden dolayı mı kapatıldı?
Hayır. Bu da değil bütün dünyada okullar karma eğitim kız erkek beraber
okuyor.

-Peki ya neden?

Ben kapattırdım köy enstitülerini. Ben toprak ağasıyım. 200’e yakın köyüm var. Bu köylerdeki halk bana tapar. Ne işi varsa bana sorar. Evlenecek, boşanacak,askere gidecek, mahkemesi nesi varsa gelir bana danışırdı.

Ama köy enstitüleri açıldıktan sonra 5 köyüme köy enstitüsü mezunu geldi ve bu köylerden artık kimse bana gelip danışmamaya başladı.

Ben düşündüm 200 köyümün hepsine köy enstitüsü mezunu gelirse benim ağalığım ne olur, sıfıra düşer! Böyleyse benim harekete geçmem gerekir dedim ve doğudaki bütün ağalara telefon ettim onları topladım. Birde batıdan buldum Eskişehir’den Emin Sazak. Sonra Menderes’le pazarlığa gittik.
(Yıl 1950 seçimlerin olacağı zaman) Dedik ki köy enstitülerini kapatırsan şu gördüğün doğudaki tüm toprak ağaları ve batıdan Emin Sazak’ın oyları sana.
Kapatmazsan oy yok ve Menderes’te 1950’de iktidara gelir gelmez köy enstitülerinin temelini sarsmaya başladı.

14 Mayıs 1950’de yapılan çok partili seçimle iktidar olan Demokrat Parti 27 Ocak 1954’te çıkarılan kanunla Köy Enstitüleri kapatılarak Türkiye’nin geleceğe ışık saçacak güneşimiz batırıldı.

Köy Enstitüleri kapatılmasaydı,

* Ezberleyen öğrenci değil de okuyan,düşünen , üreten öğrenciler yetiştirilirdi,

* Öğrenciler okullarına cep harçlıklarıyla değil emekleriyle “katkı” yaparlardı,
* Demokrasi sadece kitaplardaki tanımlarda değil yaşamın ta içinde olurdu,

*Daha nitelikli öğretmenler yetişirdi,

* Öğrenciler verilenle yetinmez, araştırır, bulur ve tartışırlardı,
* Boş zamanlarını müzik dinleyerek değil enstrüman çalarak; takım fanatikliği
ile değil spor yaparak değerlendirirlerdi,

* Yurttaşlar arasında fırsat ve imkân eşitliği sağlanırdı. Tevfik İleri
****

R. Şemsettin Sirer Tevfik İleri

1946 seçimleri sonrasında kurulan Recep Peker hükümeti sürecinde Hasan Ali Yücel ve İsmail Tonguc’u görevden alarak, MEB na Reşat Şemsettin Sirer’i getirdi.

Sirer, 1947 de, “Yüksek Köy Enstitüsünü kapattı.Tüm Köy Enstitülerinin kuruluş özelliklerinin ortadan kaldırıldığını, bu okulların sıradan bir köy okulu olduğunu “ söyleyerek, müfredat programını değiştirdiler.

1950 seçimlerinde iktidara gelen Demokrat Parti, 2 7 Ocak 1954’de Türkiye genelinde kurulan tüm Köy Enstitüleri’ne verilen kapatılma kararı ve 4 Şubat 1954’te yayınlanan 6234 sayılı kanunla, Köy Enstitüleri, tümüyle geleneksel ilköğretmen okullarıyla birleştirilmiştir. CHP’nin yarım bıraktığı işi tamamladı.Üstüne tüy dikmiş oldu.

Ne acıdır ki,tüy diken yasayı çıkaran DPye de CHP’li mebuslar omuz verdi.

İnönü mü?

Köy Enstitüleri CHP iktidarında yıkılırken “Köy Enstitülerini Cumhuriyetin eserleri içinde en kıymetlisi ve en sevgilisi sayıyorum. Köy Enstitülerinden yetişen evlatlarımızın muvaffakiyetlerini ömrüm oldukça yakından, candan takip edeceğim.” demesine karşın siyaset gereği sessizliğini korudu…

****

Köy enstitüleri neden kapatıldı?

Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati, 1926 yılında “ Toplam 4 Köy Muallim Okulunu” açtıktan sonra, Saffet Arıkan’ın 1936 da önce, Eğitmen kursu, sonra Köy Muallim Mekteplerinin ihyası, bunlardan alınan iyi sonuçlar sonrasında, 3 yıllık deneme sonunda 17 Nisan 1940 MEB Hasan Ali Yücel döneminde 3803 sayılı kanunla . “Köy Enstitüsü” açılmıştır. 1941 de, 4274 sayılı yasa ile de, köylerde çalışacak sağlık memuru ve ebelerin bu okullarda yetiştirilmelerine karar verildi.

Köy Enstitüsünün açılmasını mecbur kılan, zamanın Türkiye’sinin sosyal yapısına göz atmak gerek.

1935 verilerine göre 16 milyon nüfusumuzun 12 milyonu köylerde yaşıyor.

Bu kütle, ilkel bir şekilde tarımla uğraşıyor. Köy ve toprak ağaların emrinde, onlara bağımlı şekilde yaşamlarını sürdürüyorlar.

40 bin köyün 35 000 inde okul ve öğretmen yok.

1.700.000 çocuktan sadece 300 000 i okula gidebiliyordu.

Bunlardan sadece binde biri bir üst kademedeki okullara devam edebiliyordu.

Geri kalan çocuklar ise ailelerine yardımcı oluyor, zamanla da okuduklarını unutuyorlardı.

Yüzdeye vurduğumuzda, erkeklerin % 76.7 si, kadınların % 91.8 zi okur yazar değildi.

Mevcut öğretmenlerin %78 zi kentlerde çalışıyor. % 22 si de okulu olan 4-5 bin köyde çalışmaktadır.

Şehirlere alışkın olan öğretmenler, uyum sağlayamama nedeniyle köylere gitmeyi düşünmezlerdi. Tıpki bugünkü gibi, doğuya gitmeyi arzulamayanlar gibi..

İlkel de olsa, üretim araçları ağaların elindeydi..

Köye, çiftliğe, mezraya herhangi bir doktor , hemşire, ebe gitmezdi.

Hastalar, üfürükçülerin, nuskacıların, ermişler gözü ile bakılan kişilerin eline bırakılırlardı.

Ülkenin bu durumu, Atatürk ilke ve inkilaplarına, Cumhuriyete ve halk felsefesine uymuyordu.

Çare arayan zamanın MEB Saffet Arıkan ve İsmail Tonguç’un uğraş ve 3 yıllık denemeleri sonunda Köy Enstitüleri kuruldu..

DP Eğitim Bakanı Tevfik İleri

PEKİ NEDEN KAPATILDI?

Köy Enstitüsü yasasının kabülü sırasında, bunun uzun ömürlu olmayacağı belliydi. TBMM nde 426 kayıtlı Milletvekili vardı.

Oylama gününde, başta Celal Bayar, Adnan Menderes olmak üzere, sonradan Demokrat Partiyi kurup katılacak olan 148 Milletvekili meclise gelmediler.

Yasa, gelenlerin oybirliği ile, 278 oyla kabul edildi..

Cumhurbaşkanı İsmet İnönü de, yasayı destekliyor ve “Kitap mermi gibidir” veciz ifadesiyle taraf olduğunu belirtiyordu.

Bazı güçler yasanın çıkmasını istemiyordu. Çıktıktan sonra da aleyhine propoganda yapmaya devam ettiler. Daha çocuk yaştaki Köy Enstitüleri boy hedefi olmaya başlanmıştı.

Büyük toprak ağası, Eskişehir Milletvekili Abidin Fotuoğlu, bir konuşmasında , henüz mezun dahi vermeyen Köy Enstitüler için 1943 de, “Bunlar yetiştiklerinde bizim kafamızı keserler” söylemiştir. Yetiştiler ama kafa da kesmediler.

CHP “Çiftçiyi Topraklandırma” adlı yasa taslağını TBMM ne getirdiğinde, birçok Milletvekili istifa etti.

Bunlar Demokrat Partiyi kurdular. Bilindiği gibi bunların çoğu, toprak ağası, köy ağası, şeyhler, dedeler olup söz sahibiydiler. Tabiatıyla Köy Enstitüsüne karşı olacaklardı. Yetişen gençler, babalarına benzemiyor. Ağalık ve aşiret düzenine karşı baş kaldırıyorlar. Şeyh ve şıhların eteklerini öpmüyorlar. Ağaların önünde baş eğmiyorlar. Bilime önem veriyorlar. Ağalık sistemini ve köylünün fakirliğini sorguluyorlar. Hak hukuk aramaya başlıyorlar. Atatürk İlke ve İnkilaplarını, düşüncelerini en üst seviyede tutmaya başıyorlar. Bu gençlerin çoğalması, Birçok insanın menfaatlarına dokunacağı kaçınılmaz. Hatta CHP’sinde kalanlar içinde de, Köy Enstitüsüne karşı homurdananlar gün geçtikçe çoğalmaya başladı. . Güçlerinin çok azalmasını, istifaların durdurulması lazımdı. .

Bir gün, Kepirtepe Köy Enstitüsüne ziyarete giden Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, bir kız öğrenciye, çantasında neyin olduğunu sorar. Kız çantayı açar, göstererek, “ Bir parça ekmek, bir parça köfte ve birde Dünya Klasiklerinden bir kitap “der. İnönü mutlu olur. Etrafındakilere dönerek, “ Ne zaman Türkiye’de, erinden generaline, sade vatandaşından Cumhurbaşkanına kadar, herkes, ekmekle kitabı bir araya getirebilirse, gerçek kalkınma başlamıştır demektir “ diyen İnönü, yandaşlarının baskılarına dayanamayarak,1946 seçimleri sonrasında kurulan Recep Peker hükümeti sürecinde Hasan Ali Yücel ve İsmail Tonguc’u görevden alarak, MEB na Reşat Şemsettin Sirer’i getirdi.

Tonguç, önce Talim Terbiye kuruluna, sonra da bir okula öğretmen olarak atanır. Sirer, 1947 de, “tüm Köy Enstitülerinin kuruluş özelliklerinin ortadan kaldırıldığını, bu okulların sıradan bir köy okulu olduğunu “ söyleyerek, müfredat programını değiştirdiler. Böylece, erimekten korkan İnönü’nün sırtından da yük kalkmış oldu. İşte bu dönem, sağcılara yaranmak, CHP’yi toparlamak için okullarda din dersleri ve İmam Hatip Okullarının açılması dönemidir.

1950 seçimlerinde iktidara gelen Demokrat Parti, 27 Ocak 1954 de 6234 nolu yasa , ile uygulamaya tamamen son verdi.

Köy Enstitülerinde toplam olarak 17342 öğretmen yetişmiştir. Bunların 1398 i bayan 15943 ü erkektir. Yine bu okullarda 7300 sağlık memuru, 8756 eğitmen yetişmiştir.

KÖY ENSTİTÜLERİ KAPANMASAYDI NELER OLMAZDI?

Köyden kente göçler olmazdı.

Yoksulluk, hırsızlık, gasp olmazdı.

Okumayan çocuk kalmazdı.

Çorak toprak kalmazdı.

Boşa akan, kullanılmayan, değerlendirilmeyen su kalmazdı.

Dışardan sanayi ürünü almazdık.

Dışardan tarım ürünleri almazdık.

İhracatımız ithalatımızdan az olmazdı.

Heykeller yıkmazdık, resimler yırtmazdık.

Üretim yapmayan fabrikalar açmazdık.

Üretim yapan fabrikaları yıkmazdık.

Özelleştirme olmazdı.

Terör olmazdı.

301 ri tartışmazdık

Terör cinayetleri olmazdı.

Paralı eğitim olmazdı.

Dershaneler olmazdı.

81 ile öğretmensiz, araç gereçsiz üniversite açmazdık.

Siyasi cinayetler olmazdı. Hapishanelerimiz dolup taşmazdı.

İMF nin oyuncağı olmaz ona yalvarmazdık.

AB ye yalvarmaz, küçük düşmezdik.

İhtilaller olmazdı.

Kimse bir karış toprak istiyemezdi.

…………

…………

İşte olmayanların bir kısmı

Neler kaybetmişiz neler.

(1) Kinyas KARTAL kimdir?

1900 yılında Çarlık Rusya’sında doğdu, Moskova Üniversitesinde okudu, Brukan aşireti lideri, 1960’larda 15 yıl milletvekilliği ve sonra da Meclis Başkanlığı yaptı. Kendisine bağlı 200 köyü vardı. (http://www.halkinsesi.com.tr/m/ekrem-murat-zaman-makale,3252.html)

( 2 ) Mustafa Gazalcı-KÖY ENSTİTÜLERİNİN KAPATILMASI ( https://add.org.tr/koy-enstitulerinin-kapatilmasi/ )

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here