Kategoriler
Politika

Baykal’a “Erdoğan’ı Başbakan yapıyorum, var mı itirazı olan” dedirten ne idi? YA EKMELEDDİN, YA TESKERE?

Bülent KARAGÖZ 

20 gün önce yazdığım bu yazıyı yayınlama konusunda tereddütlüydüm ama geldiğimiz durum ve gidişat hiç iç açıcı değil…

Cumhuriyetin kurucu iradesi olan CHP, AKP’yi dolayısıyla Emperyalistlerin varlığını ve sömürüsünü bu ülkede meşrulaştırmaya devam ediyor…

Cumhuriyetin tüm kurumları ele geçirilmiş, gerici siyasal islamcıların egemenliğine girmiş bir durumdayken…

CHP’yi yönetenlerin hala toplumsal mutabakatı ve barışı reddedip, içi yana yana, AKP’nin istediği yerde durarak Cumhuriyetin yok edilmesine seyirci kalmaları, meşrulaştırmaları doğru ve kuvayi milliyeci bir duruş değildir…

Bu nedenle bu yazımı yayınlamak zorunluluğunu hissettim…

Yazıyı okumadan videoyu seyrederseniz daha iyi anlaşılabilir…

Cumhuriyetin kuruluşunun 96. Yılı kutlanacak…

Ama ortada kutlanacak bir Cumhuriyet  yok…

Bu yok oluşun sorumlusu kim?

Bu ülkenin Cumhuriyeti korumakla ilgili kurumları yok muydu?

Neden bu kadar pervasızca yapılan saldırılar karşısında bu kurumlar Cumhuriyeti savunmadılar?…

Ne olmuştu  da bu kurumlara,neden kör, dağır ve dilsizdiler?

Bu ülkeye gökten zembille inercesine armağan edilen ve adına halkın kendisini yönetmesi  dediğimiz sistem şu an Türkiye’nin yönetim şekli değil…

Sağ İktidarların şekilden, şekile soktukları seçim sistemleri, barajlar vs ile çoğulcu demokrasiyi bitirmiş ve adım, adım tek adamlığı getirmiştir…

Laik, çağdaş, demokratik, sosyal hukuk devleti ne yazık ki hiç olamadık…

Kurtuluş savaşı sırasında Mustafa Kemal’i vatan haini ilan eden padişah yanlıları, mandacılar, sömürge olmayı kabullenenler vatanseverdi ama Sömürge olmayı reddeden Mustafa Kemal vatan hainiydi…

Ve şimdi yeniden Atatürk ve Cumhuriyete karşı açık açık hakaretler yağdıranlara bu cesaret nereden geliyor?

Onu yasaklayan, değersizleştiren devleti yönetenlerin anlayışı nasıl bu kadar cüretkar olabiliyor peki?

Çünkü çağın en büyük devrimcisi bu teslimiyetçi ve işbirlikçi hainlerin tuzağına düşmedi…

Din tüccarlarını, ajanları ve onların sahipleri olan Emperyalistleri denize dökmeyi başardı…

Düşmanlıkları buradan geliyor, kökleri kazınamadı, gizli gizli çoğaldılar…

Karşı devrimi örgütlediler…

Anti Emperyalist bir zaferdi Mustafa Kemal’in zaferi…

Anadolu yeni bir Spartaküs doğurmuştu… Köleler bu sefer kazanmıştı…

Bu nedenle dünyadaki tüm mazlum halkların da saygısını, sevgisini kazandı…

Çünkü yüzyıllardır sömürülen, ezilen ve köleleştirilen halklarında hıncını almıştı bu kan emicilerden…

İşin bu kısmı çok uzun…

Emperyalistler bu yenilginin acısını unutmadılar ve hep işbirlikçileri ile yeni tezgahlar peşinde oldular…

Anadolu çok kıymetli bir coğrafya…

Ve onu mutlaka ele geçirmeliydiler…

ABD Emperyalizmi kanlı ellerini yeniden Anadolu topraklarına Nato ile soktu…

1946’da İnönü’yü nasıl ettilerse ikna ettiler ve Anadolu’nun aydınlanma ışığı köy enstitüleri kapatıldı…

Cehalet, bilime aydınlığa savaş açmıştı…

Bilinçli ve eğitimli bir toplumu asla köle olmaya ikna edemezsiniz,  üzerinde oyunlar oynayamazsınız, o halkı birbirine öldürtemezsiniz, silah satamazsınız yer altı ve yer üstü kaynaklarını sömüremezsiniz…

Bilinçli toplum üretir, tarımıyla, hayvancılığı ile, sanayisi ile kafa tutar dünyaya, zenginleşir, müreffeh bir ülke olur…

Emperyalistlerin istediği ise bu değildir, tam tersidir…

Menderes’le birlikte cumhuriyete karşı büyük ihanet başladı…

ABD iş başındaydı, sömürgeleştirme harekatı ile üretime, bilime ve gelişmeye dayalı devlet anlayışına darbeler vurulmaya başlandı…

Düşünün bu siyasal İslamcılar o günlerde başladılar demokrasinin nimetlerinden faydalanarak Anadolu’da kökleşmeye çalışan demokrasiyi öldürmeye…

Amerikan 6. Filosuna secde edecek kadar tapınan vatan hainlerini destekleyen iktidar, yurtsever solcu gençleri öldüren kontrgerillalar yarattı…

Taktik şuydu kurumlar ele geçirilecekti ve kullanılacak en önemli silah dindi onlarda onu kullandılar…

Ve o günün bir kısım demokrat aydını Menderes’in yanında yer almıştı…

Tıpkı bugün yetmez ama evet diyen kendilerini bir halt sayan aydın bozuntuları gibi…

Bu konuları uzun uzun önceki yazılarımızda anlatmıştık…

Türk-İslam sentezi ile başlayan siyasal islam istilası bu gün doğunun kirli gericiliğini bir din olarak dayatan iktidar ile karşımızda..

Cumhuriyeti neden koruyamadık?

En önemli soru bu, cevabı da çok açık…

ABD emperyalizmi işbirlikçileri ile Cumhuriyete, devrimlerine ve bağımsızlığımıza karşı taarruza başladığında bu ülkenin kurucu iradesi olan bir CHP vardı…

Hukuksuz ve yetkisi olmadığı halde ABD’nin talebiyle Menderes Yemen’e asker gönderirken ne yaptı?

Ardından Nato eliyle ordunun kimyasına karışırken bunu göremediler mi?

Ülke, pıtırak gibi çoğalan Amerikan üsleri ile artık Emperyalist dünyanın uydusu olmaya hazır hale getirildi…

Ordu bir yandan ele geçiriliyor, yurtsever subayların yerini Amerikancılar yetiştiriliyordu…

27 Mayıs bu dönüştürmeye karşı çıkan bir darbe olmuştu ama kendini koruyamadı…

Ardından Talat Aydemir buna karşı bir çıkış yaptı ve İnönü ve hükümet avucunun içindeyken tutuklamadı böylece başarısız oldu…

Gençlik bu Amerikancı gidişata karşı ayaklandı ve o günden bugüne solcu gençliğe darbe üzerine darbe vuruldu…

Devleti yöneten anlayış solculara düşmandı ve bunun tek nedeni Amerikancıların devlet kademelerini ele geçirmeleriydi…

Vatan hainleri vatanı satıyor, vatanseverleri de öldürüyorlardı, ve bunu devleti kullanarak yapıyorlardı…

Ardından Amerikancı darbeler geldi ve bu süreçte Denizler asıldı CHP’li 28 vekil bu idamlara onay verdi… 66 CHP’li vekil ise oylamaya katılmadı buda bir nevi onay vermek demekti…  Sadece 47 vekil asılmalarına karşı red verdi…

Ve o günlerde Amerikancı Demirel  ve idama onay verenler bu gençlere vatan haini diyordu…

Oysa tarih kimlerin gerçek vatan haini olduğunu gözler önüne seriyor…  

Amerika’nın etkisini ve işbirlikçilerini görüyorsunuz…

Sola darbe vuruldukça Amerikancı siyasal İslamcılar güçleniyordu…

Sağ iktidarlar toplumu yavaş, yavaş dönüştürürken ülkeyi de Amerika’ya bağımlı hale getirmeye devam ediyorlardı…

Sürekli ülke borçlanıyor, devlet iştiraklarinin başına getirilenler buraları zarar ettiriyor ve ülkeyi batağa sürüklüyorlardı…

Sağ iktidarlar devleti ve milleti soyarak sömürgeleştirmenin adımlarını atarken CHP ise buna karşı koyamıyordu… NEDEN?

Tıpkı idamlara karşı koyamadığı gibi…Tıpkı Köy enstitülerinin kapatılması gibi, tıpkı uçak fabrikasının kapatılması gibi…

Çorum ve Maraş olaylarını tezgahlayanları her kes biliyordu ama ölen yurttaşlarımız öldükleri ile kaldı…

Katiller Amerikan uşakları idi ve işi tazgahlayanlar ise Amerikancı Generallerdi…

Camiler yine her zamanki gibi onların kışlaları görevini görüyordu…

Cumhuriyet düşmanı işbirlikçi yezitler iş başındaydılar…

Amerikan ajanları halkın çocuklarına halkı kırdırırken, vatan haini damgasını vurmayı unutmuyordu…

Aynı zamanda İçeriden bir güç CHP’yi dizginliyor, durduruyor, güçsüzleştiriyor ve şeytanlaştırıyordu…

Aydınlar, ilerici gençler öldürülüyor ve CHP nedense etkin bir rol oymayamıyordu…

12 Eylül’ün Amerikancı Generalleri ellerinde kuranlarla miting alanlarına çıkmaya başladılar ve  yine solcuları asarken  bir yandan Atatürk diye haykırarak İmam Hatipleri çoğalttılar…

CİA şefi Paul Henze dönemin Başkanı Nixon’a “bizim çocuklar başardı” diye rapor verirken, solcular katlediliyor, işkence tezgahlarından geçiriliyordu…

Amerika’nın çocuğu Kenan Evren ve şürekâsı vatanseverdi ama Kahrolsun Amerikan Emperyalizmi  diyen solcular vatan hainiydi…

İmam Hatipler Amerikancı siyasal İslamcıları yetiştirecek önemli stratejik kurumlar haline geldi…

Amerikanın çocukları olan TSK Generalleri vatanı satıyor ve sahiplerine yaranmak için ülkede solcuları katlediyorlardı…

Adına din dedikleri gericilik pazarlanıyor, laiklik bitiriliyor ve Cumhuriyete son darbe vurulmaya hazırlanıyordu…

Koruyamadık…

Ve Özal’la birlikte özelleştirme yaygaraları ile ortaya korkunç bir tablo çıktı…

Benim memurum işini bilir diyerek rüşveti meşrulaştıran ahlaksız siyasal İslamcı anlayış, sanki, Cumhuriyete meydan okurcasına tarikatlara, şeyhlere, şıhlara yol veriyordu…

Ahlaksızlık her alanda yerleşirken yağma ve talan meşrulaştırıldı…

Ve yandaşlar bu yağmadan pay alarak çoğaldı, zenginleşti, devlet ve kurumları çökertildi…

Biz ne yaptık? Hiçbir şey…

Yağma ve talan Amerika’nın çocukları tarafından  örgütleniyor, ne var ne yok satılığa çıkıyordu…

Ekonomi düzeliyor muydu?  Halk zenginleşiyor muydu? Refah seviyesi mi yükselmişti? Eğitim seviyesi mi yükselmişti?

Elbette hayır çünkü işbirlikçiler üleşti satılanları… Takunyalı zenginler türemeye başladı…

12 Eylül, işbirlikçi gericilerin yolunu açmış, yağma ve talanı başlatırken gericileri devlet kurumlarının başına getirmeyi ihmal etmiyordu…

Tarikatlar ve cemaatler bu yapıda başı çekiyor, zenginleşiyor, zenginleştikçe müridleri artıyordu…

Eğitim kurumları gerici işbirlikçilerin, Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlarına teslim ediliyordu…

AKP iktidarı ile had safhaya çıkan yağma ve gericilik akımına karşı CHP ne yaptı…

Bu günlerin geleceğini neden göremedi?

Acaba göremedi mi, yoksa  bir şekilde bu gidişatın karşısında direniş örgütleyecek  adamları partinin organlarından aforoz mu etti?

Amerikan emperyalizmi CHP’yide mi kontrol etmeye başlamıştı?

Baykal muhtar bile olamayacak durumda olan Erdoğan ile  Beylerbeyinde neden görüştü sorusu bu işin anahtarıdır…

işte biz Cumhuriyeti bu yüzden koruyamadık…

Baykal’a “Erdoğan’ı Başbakan yapıyorum, var mı itirazı olan” dedirten ne idi?

Bunu sonraki süreç için şöyle de sorabiliriz…

Kılıçdaroğlu’na, Ekmeleddin’i aday gösterten ne idi?

Devlet içinde bu gerici ve Amerikancı tehdidin farkında olanların verdiği cılız mücadeleyi yenilgiye dönüştüren Deniz Baykal ve yol arkadaşları CHP’yi yıllarca yöneten ekipti…

Koltuk değneği oldular, Erdoğan’ı meşrulaştırdılar ve Cumhuriyete son darbeyi vuracak olan adamı iktidara taşıdılar ve al Cumhuriyeti yık dediler…

Elbette bu senaryoyu yazan birileri vardı…

Kim dersiniz?

Elbette bu ülkede solcuları katlettiren Amerikan Emperyalizmi idi bu senaryoyu yazan…

Ve Spartaküsler bir daha yeniliyorlardı….

Deniz Baykal ve ekibi CHP’yi  Amerika’nın projesi olan AKP’nin meşrulaştırma mekanizması oldu…

İktidar olmayı hiç istemediler, onların görevi parti içindeki iktidarlarını korumaktı ve onlar bunu yapmak için örgütleri etkisiz, vasıfsız birer dört duvar haline getirdi…

Ne acıdır ki, Reddi İlhak’tan gelen, Müdafai Hukuktan, Kuvayi Milliye’den gelen Anti Emperyalist CHP, partiyi yönetenler tarafından tabanını ve Türkiye halkını kandırarak Amerika’nın işbirlikçisi haline getirilmiştir…

Emperyalistlerin ve uşaklarının oyunlarına karşı bir direniş örgütlemek yerine parti içi iktidarlarını sürdürmeyi tercih eden güruh mutlu muhalefet olmayı seçti…

Simsarlar, müteahhitler ve sermayedarlar ve uzantıları partide egemen oldu…

Bugünde pek çok yerde bu sistem değişmedi, değişmesi içinde bir çaba gösterilmedi…

Güç hep aynı kişilerin elinde kaldı…

İşte bu yüzden Cumhuriyeti koruyamadık…

Baykal ve ekibi bir kaç belediye, biraz milletvekili (tabi bunlar kendi adamlarından oluşacaktır) ile muhalefet yapıyormuş gibi yaparak il ve ilçelerde hile ve entrikalarla kendi yandaşlarını yönetimlerde tuttular…

Böylelikle örgütler tabandan kopartıldı, işlevsizleştirildi, halkın umudu CHP’den kesildi…

İl ve İlçe örgütleri Simsarların eline verildi…

Onlarda belki ilerde milletvekili oluruz beklentisiyle bu örgüt binalarını kendi çiftlikleri haline getirdi…

Mahalle birimleri sarhoşların, ipsizlerin ve kabadayıların eline kaldı…

Gerçekten CHP’li olan, oy veren, solcu kimlikler dışarıya itildi ve bugünkü tablo var karşımızda…

Cumhuriyet  yok… CHP’de yok edildi…

Baykal gitti de bu anlayış bitti mi?  

Hayır elbette, ne değişti?

Normalde sıfırı tüketmiş bir iktidar, bütün foyası ortaya saçılmış bir iktidar ve en az on yıldır çöken bir iktidar neden devrilmez…

Çünkü CHP koltuk değneği olmaya devam ediyor ve Türkiye realitesinden kaçıyorsun…

Ekmeleddin’i  CHP’nin adayı gösteren bir anlayışı nasıl tasvip edebiliriz?

Adalet yürüyüşü ile bu durum kurtarılır mı?

İstikşafi görüşmeleri, adam kazandı hele referandum akşamı olanlar…

Meşru olmaya seçimlerin meşrulaştırılması hepsi birer tiyatro gibi…

İşte bu yüzden Cumhuriyeti koruyamadık ve ülkeyi Amerikan Emperyalizminin işbirlikçisi siyasal İslamcılara teslim ettik…

İktidar toplumu gericileştirirken CHP’yi de gericileştirdi…

Onun terörist dediğine terörist demek zorunda hissediyor kendini…

Ondan daha fazla muhafazakar  göstermeye çalışıyor kendini…

Parti içinde demokrasiden eser yok, kentler de örgütler derebeylerin, simsarların elinde ses yok…

İktidar olmak istemeyen mutlu muhalefet, hayatından son derece memnun…

Neden?

CHP’lilerin camide kahvaltı düzenlemesi gibi içler acısı durumu gözler önüne seriyor…

Laikliğin yılmaz savunucuları cami cemaati ile birlikte camide kahvaltı yapıyor…

AKP siyaseti camide yapar da, CHP yapamaz mı?

Baykal hala milletvekili, ve anlayışı hala iktidar…

Partide tek adam rejimi var… Bugün beklentileri olanlar bunu dile getiremiyor…

CHP şimdi AKP’nin yani Erdoğan’ın  sıkıştığı yerde imdadına yetişiyor…

Teskere diyorlar eline tuz alıp koşuyor…

Dokunulmazlıklar kalksın dediklerinde yine aynı şekilde…

Adam kazandı deyip hukuksuz meşru olmayan sonuçları halka kabul ettiriyorlar…

Bu ülkeyi uçuruma sürükleyenlerin koltuk değneği haline getirilen CHP son seçimde sol kanadın taktiksel başarısı ile bir çok belediyeyi almıştır…

Her zaman söylediğimiz toplumsal muhalefetin çatısı olması gereken bir CHP kısmen de olsa hayata geçirildi…

Çünkü halk bu yöne itti CHP’yi…

Halk, AKP’den artık bıktığını on yıldır belli ederken, yapılması gereken tek şey vardı, toplumsal muhalefeti asgari müştereklerde buluşturmak ve Cumhuriyeti yeniden kazanmak…

Halk buna zorladı ve CHP’yi yönetenler bu baskı karşısında biraz olsun buna yanaştı…

Ama bugün görüyoruz ki…

Son dönemde gösterdiği tavırlar ile AKP’ye karşı onun etrafında birleşen muhalefeti dağıttı…

Kürt oyları ile kazanılan belediyeleri unuttu veya bu kazanım birilerinin hoşuna gitmedi…

İktidar için tehlike çanları çalmaya başladı…

Bu durumda ABD ve siyasal İslamcılar ne ister?

İktidara karşı birleşen toplumsal muhalefetin parçalanmasını…

Peki CHP ne yapıyor?

Bu muhalefeti Akşener ile birlikte parçalıyor…

Bu ne demek?

Erdoğan iktidar olmaya devam edecek demek…

Yani şimdi CHP yine koltuk değneği oluyor… Baykal vakti zamanında ne yapmışsa bugünkü CHP’yi yönetenler de onu yapıyor…

Bu ittifakı parçalamak demek Erdoğan’ı iktidarda tutmak demektir…

Bu tarz politika üreterek sadece Emperyallerin ve Erdoğan’ın ekmeğine yağ sürersiniz…

Cumhuriyeti işte bu yüzden koruyamadık..

ABD emperyalizminin ve Siyasal İslamın önünü açmak demek Cumhuriyeti yıkanlarla birlikte olmak demektir…

Cumhuriyetin yıkılmasında AKP’ye koltuk değneği olan CHP’yi yönetenler de suçludur…

Tarihsel misyonunu yerine getirmemiş ve Emperyalizmin dayatmalarına teslim olmuş, halkı bilgilendirecek ve onları bu yıkıma karşı örgütleyecek olan il ve ilçe örgütlerini pasifize etmiş, demokrasiden ve tabandan koparak Cumhuriyetin yıkanlara destek vermiş olmuştur..

Tarih bunları yazıyor…

Dün bu satışın en niteliklisini yapan Baykal bugün hala milletvekili…

Referandum gecesini hatırlayın…

İşte Cumhuriyeti bu yüzden koruyamadık…

Ülke Amerikancı siyasal islamın egemenliği altına girerken Reddi İlhak’ı, Müdafai Hukuk’u, Kuvayi Milliye’yi unutup sende ABD ne isterse onu yaparsan Cumhuriyet yıkılır, ülke parçalanır, yabancıların sömürgesi haline gelirsin…

Şimdi bekleyeceğiz ki ABD, Erdoğan’dan vaz geçecek ve CHP iktidara gelecek…

Kürtler olmadan bu asla olmaz…

Emperyalistler 2 parti daha kuruyorlar Türkiye’de…

Yani yeni AKP’ler kuruluyor…

CHP Kürtlerden uzaklaşarak yine muhalefette kalacak, bu partilerden biri, bir ittifak ile iktidara gelecek…

Abdullah Gül’ü Cumhurbaşkanı adayı yapmak isteyen Kılıçdaroğlu için çok zor olmaz herhalde bu yapıya destek vermek…

Yani koltuk değneği olmaya devam etmek, arzın  merkezi olmayacağız diyor CHP’yi yönetenler…

Nasıl bir CHP?  AKP’den daha muhafazakar daha liberal…

Nasıl bir CHP? AKP’den daha fazla Kürt düşmanı…

Nasıl bir CHP? AKP’den daha fazla Amerikancı…

Nasıl bir CHP? Hep muhalefette kalan ve muhalefetin ,isyanını bastıran, iktidarı meşrulaştıran…

Erdoğan, ne istedi de vermedi ABD’ye… BOP’u unutmayın…

Muhalefet yapıyormuş gibi yapıp ta Ekmeleddin’i aday göstermek bu işlerin bir parçası değil miydi?

Ekmeleddin Müslüman Kardeşler örgütünün lideri, Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı bir adam…

Ve CHP’yi yönetenler bu adamı Cumhurbaşkanı adayı gösterdi…

Kim böyle istedi kardeşim?

Baykal’a, kim Erdoğan’ı Başbakan yap dediyse aynı adamlar istedi…

Bu kadar açık değil mi?

İşte Cumhuriyeti biz böyle kaybettik…

Anti Emperyalist CHP’den nerelere geldiğimiz ortada…

Bu oyunu bozmak CHP tabanı ve halka düşecek yine…

Anti Emperyalist bir mücadele, sadece Türkiye’yi değil Ortadoğu’yu da kurtaracaktır…

Yani yeniden Kuvayi Milliye…

CHP Simsarlardan kurtulduğu gün bu ülke ve Cumhuriyet kurtulur…

Hoşçakal yarın…

ilginizi Çekebilir

İstismarlar memleketin her yerinde büyüdükçe büyüyor….

Yönetici 2 Kasım 2018

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın fotoğrafını makam odasına astı.

Yönetici 18 Ekim 2019

Trump Vakfı’nı siyasi ve ticari amaçla kullanan ABD Başkanı Trump’ın 2 milyon dolar …

Yönetici 8 Kasım 2019

En Çok Okunanlar

Eğitim

Mahvolan yoksul çocukların hayatı ve ülkenin geleceği…

Yönetici 19 Ocak 2019

yurdun bodrum katındaki personel odasında, revir, yatakhane ve çatı bölümünde defalarca tecavüze uğradığını söyledi.

Kepçe’nin ehliyet sorgulamasında “Görme engelli” olduğu öğrenildi.

Atatürk’ü eşek olarak çizen ismi kovdu

64 yaşındaki evli ve bir çocuk babası Mehmet T. isimli zanlı, 4 yaşındaki…

Bizi Facebookta bulun

“Baykal’a “Erdoğan’ı Başbakan yapıyorum, var mı itirazı olan” dedirten ne idi? YA EKMELEDDİN, YA TESKERE?” için 2 yanıt

palavra bol… görüşleriniz kandil laflarıdır.Yazı bir türk vadandaşına yakışmaamış.utanmıyorsunuz da.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.