Kategoriler
Ahmet K. Aytar Bilim Politika Yazarlar

KUMAR  // Ahmet Kılıçaslan Aytar

D.Trump, ABD’li mali kapitalistlerin taleplerini karşılama hizmetindedir.
Hem gelişmiş istikrarlı hem de mali kapitalistlerle bütünleşmemiş istikrarsız ülkelerin, ABD ekonomisine yeniden yatırım yapmasını kurguluyor.
ABD’yi gereksiz gördüğü uluslararası anlaşmalardan ayırıyor: Eski düzeni belirleyen hükümetlerarası yapıları tasfiye ediyor:
Dünyaya yayılmış askerlerini, ajanlarını geri çekiyor: Ticaret Savaşları’nı başlattı!

*
En önemlisi ekonomik, politik, teknolojik ve askeri alan eğilimleriyle insani çabanın büyük ölçüde arttığı ve mekanın devrildiği bu süreçte;
Caydırıcılığa ve savunmasına yönelik stratejik karar vermeyi  “Uzay’dan Alan Kontrolüne ” taşıyor…
Öncelikli amaç dünya gezegeninin savunmasının üstlenilmesi, insanlığın dinozorların yolunda gitmemesini sağlamaktır!

*
Geçen iki haftada caydırıcılık ve savunmasına yönelik üstünlüğünü bir tatbikatla dünyaya tanıttı!
“Maksimum Baskı” ile suyunu çıkardığı İran’ı Irak’taki  bir ABD askeri eğitim tesisine saldırmaya azmettirdi.
Hemen ertesi gün iki ayrı saldırıyla  misilleme yaptı.
Ardından  Orta Doğu’yu istikrarsızlaştırmakla itham ettiği K.Süleymani’yi canlı yayında etkisiz hale getirdi.
İran da, Irak’taki ABD üslerine bir düzine balistik füzeyle etkisiz bir misillemede bulunmakla yetindi!
Dünyanın gözünde gerilim had safhaya ulaştı…

*
Kısa süre sonra Trump,Beyaz Saray’ın Büyük Fuayesi’nde açılan bir kapıdan, arkasında  bakanları ve generalleriyle birlikte düzenlenmiş bir fondaki kürsüye yürüdü
Dünyaya hitap etti.
Dokuz dakikalık konuşmasında kamuoyunun dikkatini suikastten uzaklaştırdı.
Büyük bir başarı ile kamuoyuna  ABD’nin caydırıcı gücünü gösterdi.
Kapıya yöneldi, kapanan kapının ardında kayboldu…

*
Sonra İran; belki ABD’nin siber saldırısıyla körleştirdiği hava savunma sisteminin Ukrayna’ya ait bir yolcu uçağını düşürdüğünü kabul etti.
Dünyaya madara oldu!

*
Yakın zamana kadar  Orta Doğu’da bir istikrarsızlık veya topyekün bir savaş olasılığında petrol fiyatları yükselir,
Ya da petrol fiyatına bakarak Orta Doğu’nun istikrarı yargılanırdı!

*
Bu defa bunca belirsizliğe rağmen ham petrol fiyatı önce biraz yükseldi ardından düştü.
Ham petrol fiyatının mukayese ölçütü Amerikan WTI (West Texas Intermediate) son bir ayın en düşük seviyesinde kaldı.
Ham petrol stokları geçen hafta  hafif yükseldi, ancak benzin stokları sert bir şekilde yükseldi.

*
Havadaki gerginliğe rağmen jeopolitik  risk primi  ortadan kalktı..
Bu durum ne kadar petrol kullanıldığına, petrolün fiyatına bakarak dış politikayı anlamanın eski günlerde kaldığı anlamına geldi.

*
Halbuki 2003 Irak Savaşı ABD’nin istikrarlı petrol üretimini güvenceye alma girişimiydi.
ABD’nin petrol ithaline bağımlılığı müttefikliğini ya da savaşlarını belirliyordu.
Ancak son on yılda işler tamamen değişti…

*
Şimdi ABD, yatırımları ve son beş yılda şeyldeki patlama sayesinde “enerjiden bağımsız” olmakla övünüyor.
ABD’deki yerli petrol üretimi artıyor ama en önemlisi, Amerika artık net bir petrol ihracatçısıdır.

*
Ve Amerikan petrolü zaten iyi hizmet veren bir pazardadır.
Suudi Arabistan, Rusya ve diğer tedarikçiler küresel taleplere  petrol pompalamaya devam ediyor.
Bir çok ülkeden yeni hidrokarbon yatakları keşif haberleri geliyor.
Ürün stokları yükseliyor.
Petrol maliyeti düşüyor.

*
Orta Doğu’da önceki çatışma ve belirsizlikler hemen petrol fiyatı artışına yol açarken,
Şimdi ABD petrolünün yaygınlığı gibi nedenlerle bu fotoğraf değişmiştir.
ABD beş yıl önce birliklerini Irak’tan çekmeyi düşünemezken şimdi dünyaya yayılmış askerlerini, ajanlarını geri çekmeye çok heves gösteriyor.

*
Ancak Orta Doğu’da, müslüman laik hükümetleri yok etmeye ve Şii devrimci ideolojisini ihraç etmeye kendini adamış olan;
Şii siyasi İslamcılığına: Hizbullah: HAMAS ve Müslüman Kardeşlere karşı sağlam durma ihtiyacı,
İsrail’i, Suudi Arabistan, Mısır, Körfez ülkeleri, Irak, Suriye ve Lübnan’daki Sünni Arapları birleştiren bir neden haline geldi.

*
Arap Baharı olayları özellikle Müslüman Kardeşler’in ve diğer ilgili İslamcıların fanatizmini ortaya çıkarırken,
Bugün tutucu muhafazakarlık hem İslam’a hem de Müslümanlara hem de Batı ülkelerine bir tehdit olarak algılanıyor.

*
İşte Türkiye! Müslüman Kardeşler ideolojisiyle yanlış yolda ilerliyor.
Dahil olduğu Batı ittifakına rağmen Rusya ile askeri bağlar geliştiriyor:
Suriye operasyonlarına itirazlar yükseliyor:
Avrupa’yı İslamcı savaşçılar ve mültecilerle tehdit ediyor.

*
Anakarasının jeopolitiğini değiştirmiş ve Kuzey Kıbrıs ile birleşen bir boru hattı projesi sunmuştur:
Kıbrıs sorununda ayak diriyor.
Bunun yerine Doğu Akdeniz hidrokarbon rezervleri için Yunanistan, Kıbrıs Cumhuriyeti, İsrail, Mısır ile arasındaki gerilim yükseliyor.
Yetmezmiş gibi Libya’da sözde terörle mücadele eden Müslüman Kardeşler ideolojisindeki;
Ulusal Mutabakat Hükümeti’ni desteklemek üzere yığınla Suriyeli İslamcı terörist göndermiş bulunuyor…

*
Türkiye’nin kendini bu tehlikeli ötekileştirmesi Batı’da hayret uyandırıyor.
Batı’nın şu anki meselesi, Türkiye’yi ittifak içinde tutmanın siyasi ve stratejik maliyetinin değerli olup olmadığı konusudur.

*
Bu noktada Trump konuşmasında İran’a yeni yaptırımlar uygulanacağını bildiriyor.
“Artık dünyanın herhangi bir yerinde 1 numaralı petrol ve doğal gaz üreticisiyiz. Orta Doğu petrolüne ihtiyacımız yok!
Pentagon’un büyük, güçlü, doğru, ölümcül ve hızlı birçok hipersonik füzesi var” diyor.

*
Yakın zaman önce İran ve ABD’nin  cihatçı  İŞİD ile savaşmak için güçlerini birleştirerek ileriye giden bir sebep bulduğunu hatırlatıyor.
ABD’nin Irak ve Ortadoğu’dan çekilmesini hızlandırmak  için yerini NATO’ya bırakacağını söylüyor.

*
Nitekim NATO Genel Sekreteriyle  yaptığı görüşmede, NATO’nun Ortadoğu’da daha fazla rol almasını talep ediyor.
NATO’nun bölgesel istikrar ve uluslararası terörle mücadeleye daha fazla katkı sağlayabileceği konusunda anlaşma sağlandığı bildiriliyor.
Avrupa Birliği Konseyi Başkanı Charles Michel, AB ile Türkiye’nin Ortadoğu ve Libya’daki tansiyonunu düşürebilmek için
Cumartesi günü  İstanbul’da Erdoğan ve Pazar günü Kahire’de Mısır Cumhurbaşkanı Sisi ile görüşüyor.

*
Orta Doğu ve Doğu Akdeniz’de barış ve istikrarı koruma görevi artık operasyon alanı olarak uzayı belirleyen ABD destekli NATO’nun görevi oluyor.
Müslüman Kardeşler ideolojisinde Türkiye, Batı ittifakı NATO üyeleriyle karşı karşıya gelmeye yazıyor…

12.1. 2020

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.