HOŞGELDİN 2020

Bizi hiç ilgilendirmediği halde,gereksiz sebeplerle savaşlar yaratılıp sırf sınırımızda diye insanların ülkelerine girip katledilmelerine sebep olup,yerinden yurdundan edilmelerine seyirci kalıp,sonra da sığınmacı adı ile ülkeye doldururken hiç günah işlemiş olmuyorsunuz….

çocukların öldürülüp,komşu ülkenin sınırlarını değiştirilmeye çalışırken hiç günah işlemiş olmuyorsunuz….

insanları inanan -inanmayan,açık-kapalı diye ayrıştırıp,kamplara bölerek birbirine düşman ederken hiç günah işlemiş olmuyorsunuz….

Sırf sizin gibi düşünmüyor diye düşündüğünü söyleyen ve yazan insanları hapishanelere gönderirken hiç günah işlemiş olmuyorsunuz….

Çıkar uğruna ormanları içindeki canlılarla cayır cayır yakarken hiç günah işlemiş olmuyorsunuz…

Binlerce ağacı sırf rant uğruna”yaş kesen-baş keser”atasözlerine bile kulak asmadan hiç günah işlemiş olmuyorsunuz….

Kadınlar canice katledilirken ,katillerini sokağa salarken hiç günah işlemiş olmuyorsunuz….

Kız-erkek demeden küçücük çocuklara tecavüz edilirken,üstünü örtmeye çalışıp,tecavüzcüleri elini kolunu sallayarak ortalık da dolaşırken hiç günah işlemiş olmuyorsunuz….

İnşanlar açlıktan intihar ederken hala zengini daha zengin,fakiri daha fakir yapan politikaları yürütmeye çalışırken hiç günah işlemiş olmuyorsunuz….

Fabrikalar kurup,işsize iş sağlamak,tarım politikalarını iyileştirip çiftçiyi destekleyerek ülke ekonomisini güçlendirmek varken,olan herşeyi satıp köylüyü kentliyi bir lokmaya muhtaç ederken hiç günah işlemiş olmuyorsunuz….

Hiç gereği yokken Suriye savaşına karışıp,yüzlerce gencin ölümüne  sebep olurken,şimdi de Libya ya asker göndereceğim diye tuttururken hiç günah işlemiş olmuyorsunuz….

İstanbul boğazı dururken ve ülke ekonomisi bu kadar kötüyken,kapalı kapılar ardında birilerine verilen gizli sözler verildiği ve eş-dosta rant sağlamak uğruna ille de “Kanal İstanbul” u açacağım diye diretirken hiç günah işlemiş olmuyorsunuz….

Yılbaşı ağacı süsleyen,yılbaşı kutlayan günah işlemiş oluyor öyle mi…Hadi ordan…

Açın Kur’an’ı Kerim’i gösterin,neresinde “yeni yıl kutlamak haramdır,ya da günahtır” diyor…Ama pek çok yerinde iyi ve ahlaklı bir insan olun,kul hakkı yemeyin,hırsızlık ve ahlaksızlık yapmayın diyor…

Gerçek müslüman Kur’an’ın da emrettiği bu saydıklarımı yapan insandır.

Dünyadaki çoğu ülke tarafından kullanılan Miladi Takvime göre 1 Ocak: yılın ilk günü olarak kabul edilir.

Herhangi bir takvime göre Yılbaşı:İçinde bulunulan yılın bitimi ve bir sonraki yılın başlangıcıdır.

Dünyada en yaygın olarak kullanılan Gregoryen Takvimine göre:

31 Aralık’ı 1 Ocak’a bağlayan gece yılbaşı akşamı ya da yılbaşı gecesidir.

Yılbaşı Kutlaması:İnsanlar Yılbaşı Ağacı alıp süsler günler öncesinden ve birbirlerine hediyeler alarak,süslü paketlerle bu ağacın altına koyar,özel yılbaşı sofrası hazırlanır,TV lerde özel yılbaşı programları hazırlanır,ailecek yenip,içilip,eğlenilir ve hediyeler açılır.

Ekonomik durumu elverişli olanlar dışarıdaki yılbaşı eğlencelerine giderler.

Ne güzeldir insanların gülüp eğlenmesi,birbirine hediyeler alması… 

Çocukluğumun yılbaşı eğlenceleri…Tombala oynardık,dansöz çıkacak diye bekleşirdik.

Kimimiz saz çalar,kimimiz şarkılar türküler söyler,kimimiz de oynayarak kutlardık yeni gelen yılı…

Şimdi artık her şey gösteriş haline geldi,ekonomi canlanacak diye körükledikleri yılbaşı alışverişleri,ekmek derdinde olan insanlar için eğlence değil işkenceye dönüşse de insanların bu bahaneyle birbirini hatırlaması ve hoş vakit geçirmesi çok güzel….

Noel:Bizim kutladığımız yılbaşı ile hiçbir ilgisi yoktur.Hristiyanlar 25 Aralık’ta İsa’nın doğum gününü kutlamaktadırlar.

Noel Ağacı:Noel şenlikleri sırasında ışık ve  süslerle donatılan ve özel olarak yetiştirilip her noel de ve yılbaşında satılan çam ağacına denir.

Ayrıca,caddeler ve sokaklar ışıl ışıldır.Noel Ağacı Pagan geleneklerinden gelmektedir.

Noel Yemeği:25 Aralık akşamı hindi ve sosisten oluşan özel noel yemeği yenir.Bizim dni bayramlarımızda yaptığımız gibi hristiyanlar da aile büyüklerinde toplanırlar bu yemek için.

Yemekten sonra noel ağacının altındaki hediyeler açılır.

Noel Baba:Antalya ‘da 4.  yüzyılda yaşamış Hristiyan Aziz ‘i olan Piskopos Nilkola’ya dayanır.

Efsaneye göre Kuzey Kutbu’nda eşi ve Elfleri ile birlikte yaşar ve bütün yıl çocuklara oyuncak yaparlar.Çocuklar ona isteklerini yazar mektupla,o da Ren Geyiklerinin çektiği kızağa bu oyuncakları doldurur ve evlerin bacalarından girerek Noel Ağacı’nın altına bırakır.

Ailedeki herkes günler öncesinden birbirine hediyeler alıp süslü paketler hazırlayarak Noel Ağacı’nın altına bırakır.

Okullarda ve yollarda korolar Noel  ilahileri söyler…

Ekonomistler Noel ve yılbaşı alışverişlerinin ekonomiyi canlandırdığını düşünürken,hristiyanlar da bu hediye konusunun abartıldığını ve dini inancı gölgelediğini düşünüyor.

İşin özü olarak bizim kutladığımız yılbaşı eğlencesinin dini bir tarafı yok sadece eski yılın bitip, umutlarla,beklentilerle yeni bir yılın başlamasını kutluyoruz.

Her yıl gazetelerimiz yazar,TV lerimiz çığırtkanlık yapar”Müslüman yılbaşı kutlamaz,içki içmez,Haramdır,günahtır,gavur adetidir”diye.

Ben de diyorumki “Ey müslüman kardeşim,yurtlarda ve sokakta bulduğunuz her fırsatta erkek -kız demeyip küçücük çocuklara tecavüz etmeniz,6 yaşındaki kız evlendirilir diye fetvalar vermeniz,yaptığınız her türlü yolsuzluk hırsızlık ahlaksızlık,iftira,aldığınız rüşvet,yediğiniz faiz ve tüyü bitmedik yetimlerin hakkı,kul hakkı” haram değil de insanların kendince sadece eğlenmek için kutladıkları yılbaşı mı haram…

Yılbaşına gösterdiğiniz hassasiyeti niye tecavüz edilen çocuklar için göstermiyorsunuz…

Milletvekili maaşlarına durmadan zam yaparken emekli ve asgari ücrete vereceğiniz zammı neden kuruş kuruş hesaplıyorsunuz…

Dilerim bu yeni yılda ülkeleri yönetecek kişiler vicdan ve ahlak sahibi olurlar da insanlar ağlayarak değil gülerek girer yeni yıla…

Yeni yılda yüreğinizdeki umut ve sevgi tükenmesin…Artsın eksilmesin…

Ümran Ünlü tarafından

Gazeteci,yazar,oyuncu,korist,matematikçi,aktivist... Felsefesi;Hayatı ,insanları,hayvanları...Özet olarak herşeyi sevme yeteneği... Mutfak ve bahçem terapi alanım...Hayat bu kadar güzel ve yaşanasıyken,insanların iki yüzlülüğünü ve hayatı kendilerine de ,çevresindekilere de zehir etmelerini anlayamıyorum. Elizabeth Ümran Ünlü She was born on january 10 th, 1951 in Afyon’s village of Üclerkayasi. After she had finished primary school in the village she got on the road of finishing middle school and becoming a teacher in Kütahya with the words of her teacher, “You are going to open the doors of this village to the World, you must learn.” She became a math teacher after finishing the Eskisehir Anatolia University. She also taught classes in Yalova and Istanbul. Then, she began working in Turkish Art Music. Later on, she became a project teacher and a vice-principal in a private school in Suadiye, Istanbul. After the age of 45, she decided to learn theater work that she could not give up on. She got acting training for two years at the Kadıköy Halk Eğitim Deneme Sahnesi. She was in plays like Savaş Oyunu(War Game) and Kına Gecesi(Henna Night) . She also had roles in the theaters of AKM-Haldun Taner-Kadıköy-Mecidiyeköy-Sarıyer. She educated her children in the best schools and taught them to be children that she will be proud of. (Pilot, engineer, researcher)After being a principal in classes in Şişli, in 1999 she came to America where she had sent her son for school. She continued her Turkish Art Music and theater work in has been participating a chorus, and they are going to have a concert on November 2,2019 at Carnegie Hall.They give concert every year. She went to University in America for language courses. For a remainder of the time, she wrote plenty of children’s stories in many websites and magazines. She is writing the book “Bir Yerlerden Başlamalıyım” and writing the play “Ah Amerika.” While spending a pleasurable life with her children and grandchildren, she is planning to begin her theater life in America with the play musical“Keşanlı Ali Destanı”,Çalıkuşu"Nasrettin Hoca"7 kocalı hürmüz"Keloğlan" ,She also continues to live peacefully with herself and everyone and continues to give this love to humankind because of her daughter’s words, “The endless love and care in my mother’s heart would be enough for the Earth.” Hayat bu kadar güzel ve yaşanasıyken,insanların iki yüzlülüğünü ve hayatı kendilerine de ,çevresindekilere de zehir etmelerini anlayamıyorum.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.