Ana sayfa Yazarlar Ali Eralp

İnsanlar Böbreklerini Satmaya Başladılar, Görmüyor Musunuz?

Kaşarlanmış politikacılar, zenginlik ve servet yapmaktan başka bir şey düşünmeyen, mahluklar, sizlere sesleniyorum:

“Siz, doymak nedir, bilmez misiniz?”

Bu kadar mal – mülk, para – pul, altın – elmas, şatafat, ihtişam yetmedi mi daha?

Dünyayı yediniz, bitirdiniz…

Ne orman bıraktınız ne tarım…

Ne sanayi bıraktınız ne fabrika…

Ne para bıraktınız ne mülk…

İnsanların iliğini, kanını sömürdünüz…

İnsanlar artık sokaklarda yatmaya, sokaklarda ölmeye başladı. Babalar, analar; çocukları ile birlikte intihar ediyorlar.

Açlık tavan yaptı.

İşsizlik tavan yaptı. Yoksulluk tavan yaptı…

İşsizlik yüzde otuzlara ulaştı. Siz hala yalan söylemeye, ortalığı güllük, gülistanlık göstermeye devam ediyorsunuz.

12 Martların, 12 Eylüllerin yaratıcıları bile sizin kadar acımasız, insafsız değildi.

Toplum borçlu.

Toplum hacizli.

Toplum aç.

İnsanlarımız, böbreklerini satmaya başladılar, görmüyor musunuz? Hem de çabuk müşteri bulabilmek için “Hiçbir hastalığım yok” ilanları ile birlikte…

Vurguncular, baktılar ki tepkiler, isyanlar artmaya başladı, şimdi bir de vatan – millet edebiyatının arkasına sığınmaya başladılar.  Papağanlar gibi “Aynı gemide” olduğumuzu tekrarlıyorlar.

Hedef sömürüyü, vurgunu gizleyebilmek, saklayabilmek; insanları kaderlerine razı edebilmek…

Kaptan köşkünde oturanla, geminin ambarında seyahat eden aç susuz kişiyi, aynı gemide, aynı sıkıntıyı, acıyı çektiklerine, aynı sorunlara sahip olduklarına inandırmaya çalışıyorlar.

Vatan topraklarını yağmalayan müteahhitle ve ormanları yağmalayan madencilerle, o vatan için canını veren vatanseverler nasıl aynı gemide olabilirler?

Kim yutar bu palavraları?

Bir azınlık grubu, “Lale Devri”ni yaşarken bataklıkta çırpınan halk, canını kurtarma derdine düşmüştür bugün…

Rantiye sınıfı için bugün elbette kriz mriz yoktur.

Kriz, 1500 liranın altında emekli aylığı alan emekli ve emekçiler için vardır. Bu insanlar, 80 – 90 bin TL maaş alanlarla nasıl aynı gemide olabilirler?

Hak, reva mıdır bu?

Nasıl vicdan, nasıl yürek, nasıl insanlıktır bu?

Hiç mi utanma duygusu kalmadı sizlerde?

Çiftçi de esnaf da perişan bugün… Çünkü mazot, gübre, yem fiyatları almış başını gitmiş… Zirvede…

Esnaf siftah yapmadan dükkânını kapatıyor. Sanayici sapır sapır dökülüyor.

Şeker fabrikalarının yıkılıp, havuzlu villalara dönüştürülmesinin sonucudur elbette bunlar.

Tüm malların dışarıdan alındığı, üretimin yapılmadığı  bir ülkede elbette sonuç bu olacaktı.

Ama biz şuna inanıyoruz ve diyoruz ki: “Bu karanlık, kasvetli günler de geçecek…”

Tevfik Fikret’in deyişi ile “Bu geceler sonsuza dek sürmeyecek, elbet bir gün sabah olacaktır…”

Asla umutsuz değiliz.

Asla karamsar değiliz.

12 Martlar, 12 Eylüller nasıl son bulduysa, bu sömürü düzeni de vakti saati geldiğinde son bulacaktır…

Bundan kimsenin kuşkusu olmasın…

([email protected])

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here