Başlık ilginizi çekti demek. Tamam! Neymiş bakalım bu şiddet diye merak ettiniz, geldiniz belki. Tamam! Hoş geldiniz!

Farkında mısınız? Şiddet her yerde aslında… Peki, şiddetin tanımı ne? Pek güzel! Bu tanımı Fatma ablaya ileteyim de bir dahaki sefere ‘herif bana şiddetleniyor’, derken önce düşünsün. İşine yarar, hı-hım!

diye başlayabilirim şimdi yazıya. Ama bunu yapmayacağım.

İç ses: Ne yazısı ya? Yazı mı yazacağız? Hani içimizi dökecektik?

Bugün

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü

Bu anlamlı günü ilan etmek ilk olarak _____  tarihinde _____ aklına gelmiştir.  _____ olayından sonra toplum vicdanı artık bu duruma bir _____ ! demek istemiş ve erkekler neden  _____, _____  zaten çiçektir, demiş.*

İç ses: Ne yapıyorsun? Vizeler bitti. Kurtul şu moddan bir an önce. Sıkıldım.

diye,  bilgilendirici metin türüne yakışır biçimde de başlayabilirdim yazıma. Ama bunu da yapmayacağım

Niyetim geceyi bekleyip 25 Kasım sona ererken; Kim ne demeç vermiş? Kimin söyledikleri samimi?  Kim ne yapmış bu konuda? Kim yaptığını anlatmış? Kim aslında çok şey yapmış ama anlatmamış?  O kim’ler gerçekten o kimseler miymiş? Dünya ne demiş bu uluslararası günde? 25 Kasım 2018’den farkı ne? gibi gibi sorularla yola çıkıp Türkiye’de veya uluslararası platformda söylemsel değişim var mı diye incelemekti. 1-2 saat kadar baktım ekrana işte öyle. Bir ara sinirlendiğim doğrudur. Bu iyi. Ama genelde boş baktım karşılaştığım şeylere. Geçen sene 3 saat kadar bakmıştım. Ondan önceki sene 4-5 saat sanırım. 5 yıl önce 1 gün bakıp bir arşiv oluşturmuştum. Yayınlamıştım. Ondan önceki sene yüreğim pır pır 2-3 gün uğraşmıştım.

Ama artık sıkıldım. Aynı gerzek demeçler, aynı görseller, aynı metinler… Sonra haydi bir de BM’ye bakayım eksik kalmasın, dedim. Genel Sekreterin mesajı:

“Sexual violence against women and girls is rooted in centuries of male domination. Let us not forget that the gender inequalities that fuel rape culture are essentially a question of power imbalances.” — UN Secretary-General António Guterres

Yani? Neyi not forget yapacakmışız? Unutabileceğimiz bir şey mi var burada? “are… a question of power imbalances” ne demek bu cümlede?

Yani ne bileyim çok sıkıcı değil mi artık bu samimiyetiz basmakalıp cümleler? Üstelik ne dediği de tam anlaşılmıyor. Daha doğrusu insan bir beklentiye giriyor. BM Genel Sekreteri bu önemli ve herkesi ilgilendiren konuda bir şey der diye bekliyor. Acaba dedim ben mi tam anlayamadım, İngilizcem mi yetmedi? Sinem’e yazdım, sordum. Yok, o da anlamadı. “Ne tür bir güç dengesizliğinden bahsettiğini anlamadım” diye cevap geldi. Yurt dışından arkadaşım Erik’e sordum, yok o da çözemedi. Aynen kopyalıyorum yazdığı yanıtı “I think the power imbalance and gender inequality would be the same thing. That is the only kind of power imbalance I get from the sentence.” Yani şimdi bizde mi bir sorun var? Bu demeç herkes için değil mi? Yani oradaki “güç dengesi” ile tahmin ettiğim şeye gönderme yapıyor olsan ne olur? O siyasi söylemin kadına ne faydası var? Kadın verdiğin demeci sorguluyor şu an. Sorun ne? Neden böylesiniz? Size harcadığım zamana pişman ettiniz üleeeeeeeeeeyn diye yazasım var.

İç ses: Yazdın Ayşegül. Sil onu, sil sil

Sonuç olarak: Al birini, vur ötekine!

Pardon. Bugün olmaz. 25 Kasım! Yarın vur.

Aaa, bir dakika. Saat epey geç olmuş. 26 Kasım. Vurabilirsin. Ama Türkiye saatine göre. Başka yerde yaşıyorsan saat farkını gözet lütfen. Eğer vuracağın “öteki” erkek ise dal gitsin, fark etmez. Sonuçta 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü, erkeğe değil.

İç ses: Rezil olduk!

 

*Bu yazıdaki boşluk doldurma etkinliği tamamen uydurmadır. Sınavlarda kullanmayınız! Sadece Turkish Forum’da kullanınız. Peki bu ne demek? İsterseniz bu yazının altındaki “cevaplar” bölümüne yazabilirsiniz demek. Merak etmiyor değilim, doğrusu…

———-

“Kadına Şiddeti Biz Kadınlar Çözeceğiz”

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here