Kategoriler
Dünya

BAKÜ İZLENİMLERİM

BAKÜ İZLENİMLERİM / 29 Ekim
OĞUZ SOLAK / ULUSLARARASI İLİŞKİLER UZ.

Yıldızlı otellerde; sempozyumlara, bilimsel toplantılara veya iş görüşmelerine katılarak, Azerbaycan hakkında nesnel bir bakış oluşturamazsınız. Ancak, ben Bakü’ de birkaç gün gibi, çok kısa süre kalmama rağmen, hemen her sosyal sınıf dan halkın içinde bulunarak, yoğun bir gözlemde bulundum ve sizlere, ” gözel Bakü’yü” anlatmak için sabırsızlandım.. Elbette ki Bakü’ de, uzun süreli kalışlarım da sizlere, soydaşlarımızın yaşadıkları gerçek hayatı ve duygularını özlemlerini daha tarafsız bir dille anlatacağım. Bu kısa süreli yazıda, taraflı gibi gördüğünüz yerler için affınıza sığınıyorum.

BAKÜ’ ye indiğiniz anda bir huzur ve güven size, hakim oluyor. Belki de soydaşlarımıza olan sevgim, bu duyguyu veriyor. Bunda mini farklılıklarda olsa aynı dili paylaşıyor olmanızın , içimizdeki Türk sevgisinin, pozitif yanları görme etkisi var, bunları kabul ediyorum. Ama şu da bir gerçek ki kaybettiğimiz yada hiç ulaşamadığımız davranış ve toplumsal yaşam biçimini Bakü’ de müşahede ettim ve Azerbaycanlı soydaşlarımız adına gurur duydum, Türkiye adına da gıpta ettim.

Bakü’ de, 80 li yılların kuralları, duruşu ve Atatürk’ü hatırlatması ile içimizde büyük sevgisi olan Başkentimizin, Ankara’mızın görüntüsünü hissettim.
Kentin genel toplumsal yapısında bir ciddiyet, sorumluluk var.. Kimsenin, elinde cep telefonu ile orta yerde sövdüğüne, ana avrat küfrettiğine yada kendini mafya soytarısı gibi sattığına şahit olmadık.. Sokaklarda sigara kullanan yok gibi dolayısı ile Türkiye’de olduğu gibi elinde sigara sallayarak yürüyen! size her an zarar verecek birilerine de rastlayamadık .
Türkiye’ deki yoğun Arap baskısı hiç yok çok şükür ki. Ama devede kulak misali, Azeri dilinde bir Fars etkisi var.

Öğrendiğimiz kadarı ile devlet, halkın beslenmesi dahil her konuda titiz davranıyor. Türkiye’ de hormon ve antibiyotik deposu tavuk evimize girmez ve bende yemem ama orada tavuklar, köy tavuğu seviyesinde. Yani yedim ve sizde giderseniz içinize sinerek yiyebilirsiniz. Kırmızı et, Azerbaycan’da “mal eti” diye adlandırılıyor ve çok lezzetli, doğal besleniyorlarmış ve çok ucuz. Türkiye 20 TL civarında yiyebileceğiniz et dürüm orada 2 manat (6 TL).. Marketlerde paketli ürün çeşidi çok fazla ama doğal olanlar var. Sizin seçme şansınızı çoğaltıyor.

Trafik çok fazla ve dağınık ancak beklentimizin ötesinde kazalara şahit olmadık.
Ulaşımımızı, Belediye otobüsleri ve Metro ile yaptık. Devlet burada da halkının yanında olduğunu göstermiş. Bilet fiyatı hepsinde, 30 gepik ( 90 kuruş).
Piyasa taksilerine karşı uyarıldık dikkat etmek gerekiyor. Fakat çok güvenilir, telefonla çağırdığınız size whatsApp ile plakasını , resmini ve ödeyeceğiniz ücreti önceden ileten taksilerde var.

Alt geçitlerin içi, renkli mermerler ile kaplı, geniş ve sadece sanatsal ürünler sergilenmiş. Tünellerde, her adımda vıcık vıcık! esnaf dükkanları hiç yok.
Metrodan bahsetmeden geçersem, bilenler sitem eder. Dünyanın en derin metrolarından olan Bakü metrosuna inerken yaklaşık 45 derece eğimli ve 100 metreden daha fazla ve tek parça, yürüyen merdivenler kullanılmış.

Sahil kısmında, çok büyük ve gösterişli gökdelenler var. Dünyanın tanınmış markalarının hemen hepsinin müstakil binaları ve ofisleri var.
Otobüslerde ve sokaklarda bayan nüfusu daha fazla gibi ama mesai saatleri içinde, Türkiye’de olduğu gibi, elinde, kolunda çocukları ile boş boş dolaşan kimselere rastlamadık. Bakü kadınlarını, kendini güvenen, bakımlı, biraz otoriter ama sevecen ve güzel insanlar olarak , Erkeklerini kendi sorumluluklarının dışına taşmayan sakin ve nezaketli insanlar olarak değerlendirdim.

Bakışları ile özellikle kadınları taciz eden hiçbir göz yakalayamadım. Diyalog kurduğum ve görüşlerini aldığım ne otobüs şoförü, ne polis amiri kendi sorumluluk alanları hakkında boş fikirler öne sürmüyorlar.. Türkiye’de, bizzat ben, kozmik odalar hakkında , dış politikamız dahil her şey hakkında! yetersiz konuşan her meslekten insanları gördüğüm için bana bu çok erdemli bir davranış olarak geldi.

O kadar çok sanatsal gösteri ve faaliyet var ki mesela Bakü Filarmoni salonunun önünden geçtik ama gitme fırsatımız olmadı. Umarım diğer Bakü ziyaretimizde onları sizlere tanıtır ve aktarırım…

Son sözlerim sitemli ama ilerisini düşünenler için uyarıcı olacaktır: Bakü’nün yüksek kesimlerinde Rusça konuşmak daha fazla ve üstünlük gibi algılanıyor. Ama aydın kesim bu yanlışın farkına varmış gibi.. Bakü’nün orta ve daha aşağı kesimlerinde Türk dilleri konuşuluyor lakin aramızda farklılıklar var. Onun için iki devlet bir millet sloganının ötesinde, Türk dünyasında DİL BİRLİĞİ daha yoğun ve tez elden yapılmalı ve herkes katkıda bulunmalıdır..

Bir Türk yurdu olarak Bakü’yü hem sevdik hem gurur duyduk. Ama kendi vatanımız Türkiye’ye girdiğimiz anda ki gerilim, agresiflik rüzgarını hissetmek, Türk milletinin bu cefakar, çileli insanlarının üzerindeki, politikacıların yanlışlarının oluşturduğu baskıyı görmek, bizleri üzdü ve üzüyor. Umarım Türkiye’deki Politikacıların, başı bozukluğunu ve şımarıklığını edep sınırları içine çekecek bir entelektüel seviyeye ulaşırız.. Saygı ve sevgilerimle…

“BAKÜ İZLENİMLERİM” için 2 yanıt

Obyektiv, qərəzsiz fikirlərinizə və mövqeyinizə görə təşəkkür! Bu cümlənin mənasını heç başa düşə bilmədim: “Bakü’nün orta ve daha aşağı kesimlerinde Türk dilleri konuşuluyor lakin aramızda farklılıklar var”. Bakıda danışılan dil Azərbaycan dilidir, başqa “diillər” yoxdur. Əgər firirləşirsinizsə ki, Türk Dünyasının ortaq dili “Türkiyə” dili olmalıdır, yanılırsız. Türkiyədə danışılan dil Türk dilləri içərisində ən yeni, Türk dillərinin qaydalarından ən uzaq, Avropa dillərinin sözləri ilə bolca doldurulmuş və qramatik qaydaları Avropa dillərinə uyğunlaşdırılmış bir dildir, ona görə bu statusu haqq edə bilmir.

Rauf bey Teşekkür ederim. Ancak “Türk Dünyasının ortaq dili Türkiyə” dili olmalıdır ” demedim. Tam aksine, Türkiye’ deki yoğun Arap baskısı ile kişi adları bile %90 Arapça! diyen birisi olarak, bunu nasıl ileri sürerim! Bakü de bir kısım elit Rusça konuşuyor ama orta kesim Bakü halkının Azerbaycan Türkçesi kullandığını gözlemledim… Çok yakın olmamıza rağmen yazdıklarımızı bile tercüme ederken yanlış yaptığımıza bir örnek bunlar. Şunu belirtmek isterim ki Türk keneşi ve Türksoy da sadece Türkiye Türkçesi ve İngilizce yazılamasına karşı durdum ve Azerbaycan, Özbekistan, Kazakistan, Türkmenistan ve Kırgızistan Türkçesinin de kullanılmasını ben teklif ettim… Oguz SOLAK

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.