Ana sayfa Yazarlar Ahmet K. Aytar

HERŞEY  ÇOK AÇIK, MEHMETÇİĞİ ALLAH KORUSUN // Ahmet Kılıçaslan Aytar

Donald Trump, Beyaz Saray’a gelir gelmez basın tarafından  manik-depresif bir narsist, zayıf ve otoriter bir kişilik, bir kripto-faşist olarak sunuldu.
Hilary Clinton çetesi ve Demokrat Parti onu Rus casusu olmakla suçladı hatta fiziksel olarak kendisine suikast düzenlenmesi çağrısında bulunuldu.
Görevden azli amacıyla ona ve ekibine karşı bir soruşturma açılmasını sağlamayı başardılar.
Trump Temsilciler Meclisi ara seçimlerini kaybettiğinde, muhaliflerinin bir bölümüyle uzlaşmak zorunda kaldı.
Pentagon’la anlaşma yaptı, ülkeyi bir savaş sarmalına sokmamaları kaydıyla bazı askeri eylemlere izin verdi, karşılığında Rusya soruşturmasının kapatılmasını sağladı.

*
Rusya, Çin, Kuzey Kore ve İran’a karşı uyumlu bir askeri, ticari ve diplomatik strateji izliyor.
Rusya ile en iyi ilişkiye sahip olma,
Amerika’nın Çin ile olan büyük ticaret açığını silme,
Kuzey Kore’nin nükleer ve uzun menzilli balistik füzelerinden kurtulmanın çabasındadır.

*
İsrail- Filistin arasında “Yüzyılın Barışı ” olarak adlandırdığı anlaşmaya çok önem veriyor.
İran’ı yaptırımlarda yalnız bırakıyor ve Ortadoğu’da  İran alanını temizliyor.
Yüzyılın Barışı anlaşmasını açıklamak üzere  şartların olgunlaşmasını bekliyor…

*
Başkanın Ortadoğu vizyonuysa;
1- Rusya ile rekabeti koordinasyonla geliştirerek bir ABD-Rusya ortaklığı,
2- Müslüman Kardeşler İdeolojisini ve IŞİD  benzeri İslamcı terör örgütlerini ortadan kaldırma,
3- Bu ortaklıkla Suriye krizine siyasal çözüm bulma,
4- Yeni Suriye’nin kurulması ortak girişiminin başarıya ulaşmasını baltalama çabalarının uluslararası kamuoyu iradesinin açık ihlali olacağının kararlılığını gösterme,
5- Bu başlıklardan bağımsız olarak “İki Devletli Çözüm” başlığında Kudüs’ün İsrail’in başkenti olarak tanınması,
6- Tarafları barışa ivmelemek ve İsrail- Filistin Barışı’nı sağlama,
7- İran’ın nükleer bomba kullanma olasılığını engelleme üzerine kuruludur.

*
Trump  bu vizyonu için ilk sekiz ayında, Büyük Ortadoğu’nun yok edilmesine yönelik hazırlıkları durdurmaya yönelik girişimlerde bulundu.
20 Mayıs 2017’de, Riyad’ta Kral Abdülaziz ile görüştü.
1- 33 Sünni Arap ülkesi, hem İran’ı hedef alan bir Ortadoğu politikası hazırlamaya,
2- Hem de İslami cihad terörizmi ile mücadele için belirsizliklerin ortadan kaldırılarak Müslüman Kardeşler’in ideolojisi ve her türlü İslamcı terörle mücadeleye ortak oldu.
3- Katar’ın Müslüman Kardeşlere finansman desteğinin kesilmesi için savaşa varmayan bir dizi önlem alındı.
4- Bu örgüte siyasi destek veren Türkiye’nin dikkati çekildi.
5- Mısır’ın ardından Suudi Arabistan’ın Türkiye ile ilişkileri zayıflama sürecine girdi…
6- Trump’ın Müslüman bir ülkede “İslamcılık” karşıtı söylemleri uluslararası camiada puan topladı.

*
Bir sürü uzun süren görüşmelerin ardından, 5-7 Agustos’ta Ankara’da  ABD ile Güvenli Bölge toplantısında,
ABD, “Türkiye’nin güvenlik kaygılarını gidermek için ilk önlemlerin alınmasını teminen,
Suriye’de  Kürtlerin kontrol ettiği  bölgede güvenlik koridoru  kurulmasında” anlaşmaya varıldığını açıkladı.

*
Öncelikle Türkiye’nin terörle mücadele amacıyla Suriye’nin kuzeyini işgal etmekle tehdit ettiği bir sırada krizin yayılmasının önlenmesinin  hedeflendiği bildirildi.
Bu  ABD’nin Ankara’nın taleplerini  türlü biçimlerde oyalamasından sonra Türkiye’nin tava getirilmesi anlamındaydı.
Türkiye açık bir tuzağa yatırılıyordu…

*
Çünkü masada;
1- Türkiye’nin “Fırat Nehri’nden Suriye- Türkiye- Irak sınırına kadar uzanan 32 kilometre derinlikte bir bölge üzerinde tam kontrol talebi,
2- Kürtlerin 5 kilometre derinlikte güvenli bölge alanı verilebilir talebi,
3- ABD’nin; 32 kilometre derinlikte ve 120 kilometre uzunluğunda bir şeritte cepler oluşturarak  Türkiye’yi güvence altına almak önerisi bulunuyordu.

*
Geçen hafta Erdoğan, Suriye’de ABD’nin desteklediği SDF’ye bağlı Kürt güçlerine saldırma tehditinde bulundu ve gerginlik yükseldi…
Ardından 7 Ekim’de Başkan D.Trump Suriye’deki Kürtler için bir sürpriz de bulundu:
Türkiye’nin  planladığı operasyonla kuzey Suriye’ye ilerleyeceğini bildirdi.
Ve Türkiye Suriye’yi fethetmenin başlangıcı olarak, ABD projesi Akçakale- Ceylanpınar arasında 120 km. boyunca  ve 32 km. derinlikte bir cepte güvenli bölge kurmanın  operasyonunu girişti…

*
Pentagon, Türkiye’nin 32 km.derinlikte ve 120 km. uzunluğunda bir şeritte cep oluşturarak güvenliğini sağlamasına yönelik kendi önerisinin uygulanmasına rağmen,,
Türkiye’nin Suriye’deki tek taraflı askeri harekatının “kabul edilemez” olduğunu açıkladı.
Türkiye’nin Suriye’de gerçekleştirebileceği “koordinasyonsuz” herhangi bir operasyonun ABD’de büyük endişeye neden olacağını belirtti;
Böylece Türkiye’nin orantısız güç kullanmasına yasak getirdi.
Operasyonlar sırasında Türkiye’ye hiçbir enformasyon sağlamayacağı bildirildi.

*
Ve Pentagon kuvvetlerinin “operasyona katılmayacaklarını” ve ” operasyon alanında olmayacaklarını” açıkladı.
ABD, birliklerini  alanda “savaş nizamında ” düzenlediği dolayısıyla Türkiye’nin ateş yayını sınırlayan 18 üsse çekildi.
Savaş alanını bu çerçevede eğittiği ve donattığı Kürt ağırlıklı Suriye Demokratik Güçlere bıraktı.

*
Operasyon başlar başlamaz Türkiye, bütün dünya ülkelerinden protesto edilmeye başlandı.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bunca yıldan beri yalnızlığı, yaşadığı ihtilaflar düşünüldüğünde,
Şimdi Türkiye, Suriye’deki varlığı ile benzer yollardan geçecektir ki, bu hızla telafi edilmesi şart olan çok büyük bir kayıptır.

*
Bu yüzden Trump, Suriye ile ilgili son kararının ardından Türkiye’ye yönelik açıklamasında çok havalıydı!
“Daha önce güçlü bir şekilde ifade ettim, şimdi bir kez daha yinelemek için söylüyorum;
Türkiye, benim derin ve eşsiz anlayışıma göre, sınırların dışında olduğunu düşündüğüm bir şey yaparsa, ekonomisini mahvederim ve yok ederim”  dedi.
Belli ki, Türkiye Suriye operasyonuna çok önemli dezavantajlarla başlıyordu…

*
ABD’nin Suriye’deki politikasına, halklara belletildiği üzere Trump’ın manik-depresif bir narsist, zayıf ve otoriter bir kişilik, bir kripto-faşist algısıyla bakıldığında,
Çeşitli uyumsuz hedefler görünüyor.
Aslında Trump, yukarıdaki vizyonunun  kronolojik işleyişi doğrultusunda konuşuyor.
İşte ABD’nin yurtdışındaki askerlerini çekme vaadine istinaden;

*.
Trump, Türkiye’nin ABD  ile müttefik olan Kürt militanlarına  saldırması için ilgili bölgeden birliklerini çekmesine rağmen,
Dün gazetecilere verdiği demeçte;
Türkiye’nin kuzey Suriye’ye girmesini “kötü bir fikir” olarak nitelendiriyor ve Washington’un “bu saldırıyı onaylamadığı” konusunda ısrar ediyor.
ABD’nin DAEŞ’in yüzde 100’ünü yokettiğinden bahisle,  Türkiye’yi  tutsak tutulan tüm DAEŞ savaşçılarının cezaevinde kalmasını sağlamak,
DAEŞ’in hiçbir şekilde görünür hale gelmemesinden sorumlu tutuyor.
“Türkiye’nin bütün taahhütlerine uymasını bekliyor ve durumu yakından izlemeye devam ediyoruz” diyor…

*
Ardından  operasyonun ABD’yi Ortadoğu’daki askeri çatışmalardan çıkarma misyonunun bir vasıtası olduğunu söylüyor.
Bunun Kürtlere ihanet teşkil ettiğini reddediyor..
“Suriye’yi terk etme sürecinde olabiliriz, ancak hiçbir şekilde özel insanlar ve harika savaşçılar olan Kürtleri terk etmedik” diyor.

*
Ve bir kez daha şaşırtıyor.
“Kürtler toprakları için savaşıyor.”
(Kurt Schlichter’in 8 Ekim’de Townhall’da çıkan makalesi,” Critics Aghast As Trump Keeps Word About No More Wars” den bahisle,
“Bugün çok güçlü bir makale yazdı.
II. Dünya Savaşı’nda bize yardım etmediler. Bir örnek olarak, Normandiya konusunda bize yardım etmediler. Orada değillerdi, farklı savaşların adlarından bahsediyorlar.
Ama biz Kürtlere yardım etmek için muazzam miktarda para harcadık. Biz Kürtleri seviyoruz.”diyor.

*
Ha, ha, ha! Trump, Kürtleri kaderlerine terk etmenin çok havalı olduğunu söylüyor!
Çünkü hey! D Günü’nde neredeydiler?
Er Ryan’ı kurtarmaya yardım ettiler mi? Orada John Wayne ve Arnold Schwarzenegger’in yanındalar mıydı?

*
Şaka bir yana, nihayet Başkan Trump, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde yürüttüğü operasyonla ilgili “üç seçenek ” sayıyor.
1-  Oraya asker göndereceğiz ve askeri olarak kazanacağız.
2-  Türkiye’yi finansal olarak ve yaptırımlarla sert bir şekilde vuracağız.
3-  Türkiye ve Kürtler arasında bir anlaşma için arabuluculuk yapacağız, diyor.

*
Suriye ise, Adana Mutabakatı gereğince Türkiye’nin sınır güvenliği eylemleri gerçekleştirmesi gerekirken,
Suriye topraklarında askeri güçlenmesini düşmanlık olarak tanımlıyor.
Operasyonun uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurguluyor.
Kürt gruplara “Suriye, topraklarını ve halkını korumayı garantilemeleri durumunda gaflete düşmüş evlatlarını tekrardan kucaklamaya hazırdır” çağrısında bulunuyor.

*
Mehmetçik çok zorlu bir operasyondadır.
Mehmetçiğimizi Allah Korusun!

11. 10. 2019

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here