Ana sayfa Haberler Kültür/Sanat

KELLE FİYATINA YAŞAMAK ÖLMEK İSE BEDAVA…

“Cenaze yıkamaktan para, kefenlemekten para, hatimden para, definden para, mevlitten para, üçünde para, yedisinde para, kırkından para, elli ikisinde para, Ramazanda mukabeleden para, bu bundan vazgeçer mi, ondan besleniyor. Mesele para para para. Allah rızası için ağzını açan yok..!” diyor bir dostum.
Kısmen isabetli ve doğru bir görüş bize göre de.
Zira ben, mesela camide okunan mukabele için din görevlilerinin para talep ettiklerini hiç duymadım.
Elbette sen Ramazan gelince ne kadar Müslüman ve ne kadar dindar olduğunu göstermek ve etrafına din üzerinden caka satmak için din görevlilerini evine, villana, şatona, yalına, çiftliğine, köşküne çağırarak orada mukabele okutursan parasını da vereceksin kardeşim.
Ne kadar reklam ve tanıtım, o kadar para.
Öyle üç kuruşa beş köfte verildiği nerede görülmüş?
Şanın, şöhretin de bir bedeli var aga.
Ayrıca, cenaze yıkama, kefenleme, defin, telkin, hatim, mevlit, üçü, yedisi, kırkı, elli ikisi gibi hizmetler şahsa özel hizmetlere girer.
Hiç kimse sana ücretsiz özel hizmet sunmak zorunda değildir.
Evine gelen temizlikçi kadına, bozulan musluğunu tamir eden ustaya, ağaçlarını budayan bahçıvana nasıl ki ücret veriyorsan, “Aile geçmişlerinin ruhu için” diyerek okutmuş olduğun hatim ve mevlidin ücretini ödeyeceksin.
Peki bütün bunları neden yapıyorsun?
Ölmüşlerinin adına Tanrı’ya yaranmak, onları azaptan kurtarmak ve cennetine koyma konusunda Tanrı’dan yardım istemek için değil mi?
Yani bir anlamda Tanrı’dan özel hizmet ve ayrıcalıklı muamele istiyorsun bütün bunları yapmakla.
O zaman bunların uzmanlarına da parayı vereceksin baba!
Bir başka deyişle; bu konuda senin adına bir anlamda Tanrı’yla iletişime geçen ve bu iş için bir anlamda kendine vekil tayin ettiğin adama ücretini ödemek zorundasın.
Tıpkı seni veya yakınlarını mahkemede savunan, ne kadar iyi, ne kadar kusursuz ve suçsuz bir adam olduğun konusunda hakimi ikna etmeye çalışan avukata ödediğin vekalet ücreti gibi kabul et bunu.
Peki Kur’an’da ve Sahih hadislerde, cenaze için hatim okunması, mevlit okunması, ıskatı salat, ıskatı savm (yani devir çevirme), yedisi, kırkı, elli ikisi diye bir emir var mı?
Yok!
Bunların hepsi bidat ve hurafe.
Bunları sen uydurup sokuşturdun dinin içine.
Daha doğrusu bunların uydurulmasına sen izin verdin, sen müsamaha gösterdin.
Uyanık din simsarları da senin din alanındaki bilgi boşluğundan istifade ile bu alanı bir sömürü alanı olarak görüp değerlendirdiler.
Ne diyor Akif:
“Çalış! dedikçe Şeriat, çalışmadın, durdun,
Onun hesâbına birçok hurâfe uydurdun!
Sonunda bir de ‘tevekkül’ sokuşturup araya,
Zavallı dîni çevirdin onunla maskaraya!”

O zaman bütün bu maskaralıkların cezasını ödemek de sana düşer Müslüman.
Eğer sen, dinini doğru öğrenip, doğru yaşasaydın bütün bunların uydurulmasına seyirci kalmayıp, engel olacaktın.
Şimdi de “neden böyle oluyor” diye isyan etmek zorunda kalmayacaktın.
Daha da önemlisi, bu dünyada güzel ahlak sahibi, iyi ve düzgün bir adam olarak yaşasaydın, yakınlarını, arkandan bu türlü saçmalıkların altına imza atmak zorunda bırakmayacaktın.
Yakınların ve çocukların, senin ne kadar işe yaramaz bir adam olduğunu iyi bildikleri için, belki de faydası olur ümidiyle yapıyorlar bütün bunları.
Senin yakınlarını bu tür saçmalıkların ortasında bırakmaya ne hakkın var?
Dünyada iken adam gibi yaşasaydın olmaz mıydı sanki?
Çok mu zordu adam olmak!
Ben dinde “Cenaze için Mevlit yok, hatim yok, ıskatı salat yok, ıskatı savm yok, yedisi yok, kırkı yok, elli ikisi yok. Bunların hepsi bidat ve uydurulmuş şeyler” derken karşıma dikilip beni engellemeye çalışmasaydın, bunların hiçbirisi olmayacaktı şimdi.
Ancak sen benim üzerimde mahalle baskısı kurarak, beni dinsizlikle ve ölmüşlerime vefasızlıkla suçladın sürekli.
Gittin zaten bu alanı parsellemiş olan şarlatanlardan öğrenmeye çalıştın dinini!
Bu sebeple inanmadığım halde bunları yapmaya zorladın beni, yaptırdın da.
Özetle; kişinin arkasından ibadet ve sevap kazanma maksadıyla, daha geniş anlamda Tanrı’ya yaranma ve ondan ölen kişi adına taleplerde bulunmak maksadıyla yapılan her tür ameliye kişiye özel hizmete girer ve para karşılığı yapılması son derece normaldir.
Müslüman, kendi yakınlarının cenazesini yıkayacak, kefenleyecek, defin işlemlerini yapacak ve cenaze namazını kılacak ve kıldıracak kadar dini bilgiye sahip olmak zorundadır.
Eğer bunları bilmiyorsa o zaman da cüzdanı kabarık tutmak durumundadır!
Hiç kimse senin belki de ayyaş, cenabet, vücudu yara bere içinde, altını kirletmiş ve belki de doğduğu günden beri hiç yıkanmamış yakınlarının cesedini yıkayıp paklamak, kefenleyip aklamak, tapası düşmüş pöhre(*) gibi hor hor akan kıçını tıkayıp pamuklamak zorunda değildir.
Her şeyin bir bedeli olmalıdır değil mi!

Belediyeler artık cenaze hizmetlerini ücretsiz vermeye başlamışlardır.
Gassal (yıkama) hizmetlerinden tutun da, cenaze nakil, mezar kazma ve defin işlerine kadar bütün hizmetler ücretsiz verilmektedir.
Bu durum dinin bid’at ve hurafelerden temizlenmesi ve bu alanın din simsarları için kazanç kapısı olmaktan çıkarılması noktasında iyi bir gelişmedir.
Gel gör ki; mahalle baskısı denilen lanet şey, belediyenin görevlendirdiği gassal, mezarcı ve din görevlilerine de para vermek için zorluyor sizi…

Ömer Sağlam
22 Eylül 2019


Pöhre: Ucunda musluğu bulunmayan toprak, ağaç veya metal borudan su yolu. Çörten…

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here