Oturmazlar…Oturamazlar…Oturtulmazlar…Çünkü onlar o sistemin içinden geliyor…Din ve gelenek görenekler hayatlarını

biçimlendiriyor…Kimse duymamalı…Kimse bilmemeli çocuğuna tecavüz edildiğini…Yoksa elalem ne der!

Biz hep elalem için yaşamıyor muyuz!Kaçımız başkaldırabiliyor toplumun görülmeyen kurallarına…Başkaldırma yürekliliğini gösteren sayılı insana da hemen bir damga yapıştırılıp içinde bulunduğu toplumdan dışlamıyor muyuz….

Hep kendi hayatımdan örnek veriyorum çünkü en iyi bildiğim kendi hayatım…

Ailenin tek çocuğu olan babamın daha 17 yaşında evlendirilip askere giderken peşpeşe üç kızının olması aile tarafından annemin afaroz edilmesine yetmişti…Aile “Bu kadın oğul vermeyecek,kökümüzü ,soyumuzu kurutacak,hemen boşayıp erkek evlat verecek bir kadınla evleneceksin”baskılarına dayanamayan ve anneme çok aşık olan babam,sırf kız olduğum için beni köyde bırakıp annemi kaptığı gibi şehre göçmüştü…Orada 5 erkek çocuğu olmuştu…Ne oldu?”İlyenlioğlu”soyu kurumadı…”Ünlü” soyadı yaşıyor…Sonuç! Dünyanın dönüşü mü değişti?

Kaçınız anneli-babalı öksüz yaşamıştır çocukluğunu…Kaçınız bayramlarda acaba gelirler mi diye geceler boyu uyumayıp yollara baktınız…Gelmediklerinde kendinizi dolaba kapatıp o çocuk kalbinizle yüz kere bin kere kırılıp dökülüp gözyaşlarıyla uyuyup kaldınız orada…

İlkokulu bitirdikten sonra okuyacağım diye itile kakıla peşlerinden şehre gitmiştim…babamın dayısı karşı çıkmıştı okumama…

”kızkısmını okutup ta o….mu edeceksin,asla izin vermiyorum,gitmeyecek okumaya,dikiş nakış öğrensin gözü açılmadan kocaya verilecek,sonra hakkından gelemezsin alimallah,namusun şerefin beş paralık olur…”

Namus-şeref belasından aylarca gözyaşı döktüm ve çok istediğim halde”kızkısmı istanbullara tek başına gidemez” belasından cerrah olamadım,hep  beyaz önlük giydim…

Çoğunuzun bu yollardan geçtiğini biliyorum…

Şimdi gelelim işin özüne…Bir benim gibi her şeye isyan edip,tek başına mücadele verip,çocuk yetiştiren anne…

Diğer tarafta”adın çıkarsa seni öldürürüz,o yüzden okumayı falan bir tarafa bırakıp,hemen kocaya gidip,çoluk çocuğa karışacaksın

,namusunla ,şerefinle,iffetinle kocana itaat edeceksin”diye ayıplarla günahlarla büyütülen bir anne…

Kendine… Geleceğine sahip çıkamamış,çocuklarına nasıl sahip çıksın…

İşte bu yüzden tarikatlar türetildi ve çoğalmakta…Dini kullanarak insanları ayıp ve günahlarla baskı altına alıp,kendi istedikleri gibi yönetmek…Öyle de yapıyorlar…

Ayıplayıp kınayacağımıza,çocukları yetiştiren annelere sahip çıkalım,onların eğitim yollarını açalım,yetmedi kapı kapı dolaşıp ezilmiş kadınlarımızı aydınlatalım,bunun bir kader olmadığını

,isterlerse kendi kaderlerini kendilerinin tayin edebileceğine inandıralım onları…

İçlerindeki gücü keşfetmelerine ve isterlerse kendine de çocuklarına da sahip çıkabileceklerine,başaran kadınları örnek vererek inandıralım kendilerine…

Yüzlerce …Binlerce kadın kolları var…Ben içlerinde çalıştığım için biliyorum…Göstermelik toplantılar yapıp yiyip içme derdinde çoğu…Gerçekten amacına uygun çalışan dernekler de var…Onları konu dışı bırakıyorum…

O tarikat yuvaları ve vakıf denilen yerleri kapattırmak için mücadele verelim…Çökmüş olan eğitim sistemini ayağa kaldırmak için hangimiz ne yapıyoruz,eleştirmenin dışında…Madem teşhisi koyuyoruz o zaman tedavisi için de mücadele verelim…Yoksa kolaya kaçıp,o şunu şöyle yaptı,bu şunu böyle yaptı diyerek tecavüz edilen çocukları paylaşarak bu işi çözemeyiz…

Köklü çözümler gerek,bu da eğitimden geçer…

Çocuğu tecavüz edilen babalar sesini çıkaramıyor…Neden…Kimbilir belki çocukken o da aynı korkunç olayları yaşadı…Kimbilir nasıl bir travma geçirdi ki bunu olağan kabul edebiliyor…

Ya anneler…Bir anne nasıl dayanabilir çocuğunun incitilmesine

,onurunun kırılmasına,canının yanmasına…

Biz klavye silahşörleri onları sadece aşağılayıp,toplum dışına atmaktan başka ne yapıyoruz…Hangi olumlu katkıda bulunuyoruz!

Kaç gazeteci bu konu hakkında derinlemesine araştırma inceleme yaptı…Öyle ya bu çok büyük bir toplumsal problem…Onarılamaz bir Psikolojik yara…

Oğullar…Babalar…Kocalar aynı yoldan geçiyor..,Kimse sesini çıkaramıyorum…Elalem ne der…

Kimsenin umurunda değil onların ruhunda kopan fırtınalar…

Kızlar ve annelerin söz hakkı yok o sistemde…Onlar sadece pişirir kurtarır,temizler,doğurur ve kocasına itaat ederler…

Neden tecavüz edilen çocukların anneleri tarikat yurtlarının ve vakıfların önünde oturma eylemi yapmıyor diye eleştirirken,biz bu konuda ne yaptık diye kendimize dönelim biraz da…

Eğitim konusu  hepimizin konusu,hepimiz mücadele verip eğitime katkıda bulunmak zorundayız,yoksa sapık bir toplum olmak üzereyiz…

Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın dersen bir gün o yılan seni de sokar emin ol…

Kadınlarımıza ,kızlarımıza sesleniyorum,ben,”kızlarım okuyacak” diye mücadele veren annem ve trenden atılıp hiç bilmediği bir köyde,hiç tanımadığı bir adamla evlendirilen halam bunu başardık…İçinizdeki güce inanın güvenin eminim siz de başaracaksınız…

Sağlıklı,mutlu nesiller yetiştirmek sizin elinizde…Çocuklarınıza kararlı ve güçlü olmayı borçlusunuz…Onlar sizin canınızdan birer parça ve bu sizin elinizde inanın güvenin kendinize…

Sohbete katılın

2 yorum

  1. Muhtesem olmus bu yazi Umrancigim!
    Her kalemi eline alisin bir baska isik yayiyor etrafa. Yaz hep yaz insanlar okuyor, ogreniyor en onemlisi dogru yolda dusunmeye basliyor. Tesekkur ederim!
    Yesim Streppone.

  2. Çok teşekkür ederim sevgili Yeşim…Bir eğitimci hiç bir zaman emekli olamıyor..Olmamalı da…Elimden geldiğince toplumsal yaralara parmak basmaya çalışıyorum ama keşke çare de olabilsem….

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.