Ana sayfa Yazarlar Ali Eralp

“Eşkıyanın Bu Gece Ne Yapacağı Belli Olmaz…”

Yıl 1966. 6 Mayısı 7 Mayısa bağlayan gece. Gece yarısı, saat 2 suları… Sivil, resmi giyimli polisler TBMM’sinde arama yapıyorlar.

Adalet Partisi (AP) dışındaki tüm milletvekillerinin odaları didik didik aranıyor.

İktidarda Süleyman Demirel’in partisi AP var. NATO’ya, CENTO’ya, ABD’ye bağlı. Emri veren İçişleri Bakanı Faruk Sükan.

Arama nedeni: “TBMM’de, NATO’ya ve Adalet Partisi’ne karşı yasa dışı bildiriler çoğaltıldığı” ihbarı alınmış…

Meclis güvenliği, milletvekili dokunulmazlığı ayaklar altında…

Aramada hiçbir şey çıkmıyor.

Baskın gecesinin ertesi günü olayı haber alan İsmet İnönü, tarihe geçecek o ünlü sözünü söylüyor: “Eşkıyanın bu gece ne yapacağı belli olmaz…”

53 yıl aradan sonra ülkemiz yine aynı yere geldi, aynı olaylar yaşanıyor. İşin daha da kötü yanı “Atanmışlar”, “Seçilmişleri” görevlerinden almakla tehdit ediyor.

Seçimle gelen belediye başkanlarının koltuğuna “Kayyumlar” oturmaya başladı bile.

İki kez halkın oyları ile seçilen, bulunduğu makamı bileğinin hakkı ile alan İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da saldırı altında…

İşin daha kötü yanı, bugün meclis de milletvekilleri de partiler de söz sahibi değil artık. Olaylara müdahale edemiyorlar. Sadece seyrediyorlar. Türkiye’nin yönetimi tek adama bırakılmış…

Türkiye’nin geleceği ve kaderi tek adamın iki dudağı arasından çıkacak sözlere bağlı.

Ama Tek Adamın partisi dağılıyor. Parti ve parti yöneticileri perişan. Şaşkın.

Genel merkez ve tüm il, ilçe teşkilatlarındaki kurucu kadronun büyük bir çoğunluğu partiden ayrılmış durumda. Partinin politikasını, gidişatını beğenmeyenler isyan bayrağı açmış.

Yeni partiler kuruluyor…

Bu siyasal karmaşanın ve dağılmanın yanında sanayi, tarım da gerileme dönemine girmiş… Her sene ekonomi biraz daha küçüldüğü için üretim yapılamıyor, işsizlik en yüksek düzeyine çıkmış. İşletmeler birbiri ardına kapanıyor.

Memleket kan ağlıyor, mutfakta yangın var. Memura, emekliye verilen yüzde 4’lük maaş artışı enflasyon alevini yangına çevirmiş.

Enflasyon canavarı dur – durak bilmiyor, halka saldırıyor.

Devlet, sistem çöküyor. İşsizlik oranı yüzde 14, enflasyon yüzde 16,95. Dünyada doğalgaz fiyatları yüzde 50 azalırken ülkemizde yüz 50 fazlalaştı

İnsanlarımız perişan… İktidara ve yönetenlere ateş püskürüyorlar…

İktidar şaşkın. Perişan. Akıl, mantık saf dışı. Çareyi, çözümü baskıda, şiddette, özgürlüğü kısıtlamada arıyor.

Devlet adamlarını eleştirenler, yargılayanlar soluğu mahkemelerde, hapishanelerde alıyorlar.

Şimdi AKP’lilerin bir tek kaygısı, düşündüğü bir tek şey var: İktidarını, koltuğunu koruyup, saltanatını devam ettirebilmek… Bunun için her şeyi yapabilirler. Yapamayacakları şey yoktur.

Çünkü iktidardan düştüğü anda mağdur edilenlerle birlikte, bugün emri altında olan tüm mahkemeler, yargı elemanları karşılarına geçecek, hesap soracaklardır.

Çünkü işledikleri suçlar boylarını aştı. Anayasa, yasa, yargı kararları onlara oyun gibi geliyor, önemsemiyorlar ve hiçbir yasaya uymuyorlar…

Bütün bunları bildiklerinden, mevcut durumlarını korumak, koruyabilmek için her çeşit yönteme, saldırıya, baskıya, uygulamaya başvuracaklardır…

Bu nedenle 7 yıl önce atılan twitler gündeme çıkmaya başladı. İstanbul CHP il Başkanı Canan Kaftancıoğlu’na 9 yıl 8 ay hapis cezası verdiler.

Adama sormazlar mı, “Peki, 7 yıldan beri neden işlem başlatmadınız, neredeydiniz?”

Bir de bu kararı ayakta alkışlayan yandan çarklı Atatürkçüler, devrimciler var. Neymiş efendim, Kaftancıoğlu yıllar önce attığı twitlerle suç işlemiş… Olabilir, suç işleyebilir. Senin görüşlerine aykırı şeyler söyleyebilir. Sana yanlış gelen, ona doğru gelebilir…

Bu durumda her söz söyleyeni, her düşüncesini açıklayanı içeri mi atacaksın? Hapishaneleri mi dolduracaksın? Yıllar önce yazılmış Nazım hikmet şiirlerini suç unsuru mu sayacaksın?

Kırk yıllık köşe yazarları mı yargılayacaksın? Peki, hani demokrasi? Hani siz demokrat insanlardınız… Ne oldu?

Ama tarikatlara, küçücük çocuklara tecavüz eden mollalara; satılan topraklara, fabrikalara, yakılan ormanlara, haksız hukuksuz kayyum atamalarına, duvarlardan indirilen Atatürk posterlerine, “Keşke Yunan galip gelseydi” diyenleri hastanelerde ziyaret eden politikacılara, görevlilere tek söz söylemiyor, onlara ceza verilmesini istemiyorsunuz?

Bu saatten sonra iktidarın dikiş tutması mümkün değildir. AKP uzatmaları oynamaktadır. Çünkü büyük kentlerdeki para muslukları, altın yumurtlayan tavuk kesilmiştir.

Üretim durmuştur. Ekonomi tepetaklak olmuştur. Borç gırtlağa gelip dayanmıştır.

Yani filmin sonuna yaklaşılmıştır.

Zamanı gelince, onun yandaşları da onunla birlikte tarihin çöp kutusunda yerlerini alacaklardır…

([email protected])

 

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here