“Hocam, kıçımıza su kaçarsa orucumuz bozulur mu?” diye soran adama, ekranların meşhur hocası muhtemelen şuna benzer bir cevap vermişti yakın zamanda: “Vücudumuzdan içeri su kaçmadığı sürece denize, göle, nehre girmekle ve banyo yapmakla oruç bozulmaz”
Zira fetva genel olarak böyledir?(*)
“Cinsel ilişki ile iftar yapmak caiz midir?” şeklinde soru soran adama, Merhum Yaşar Nuri Öztürk’ün şöyle cevap verdiğini hatırlıyorum vaktiyle, bir Saba Tümer programında ve Saba Tümer’in meşhur kahkahaları eşliğinde:
“Kudurdun mu be adam. İftarını yap, ondan sonra ne halt edersen et…”
Biz, Yaşar Nuri Öztürk’ün kaldığı yerden devam edecek olursak; orucun süresi bellidir.
O süre dolduktan sonra orucu bozan şeyler orucu bozmaz hale gelirler, yani caiz olurlar.
Yani süre dolduktan sonra yiyip içmek de serbest, cinsel ilişki de.
Elbette dinin meşru kabul ettiği şekilde ve yasal olarak evli olduğunuz insanlarla.
Gelin görün ki; her ibadetin bir de adabı, erkanı, nezaketi ve nezafeti vardır.
Onca nimet dururken neden ille de cinsel ilişki ile iftar etmeyi kafaya koydun be adam?
Yoksa Azgın Teke Sendromu’na mı yakalandın?
Ya da vücudundan içeri su kaçırma riski olan onca delik varken, neden ille de g.tünden su kaçma ihtimalini kafaya taktın; yoksa sen bir ibne misin?
Dini bu kadar sulandırıp magazinel hale getirmeye ve kara mizah konusu yapmaya utanmıyor musunuz?
Peki siz anlı şanlı hocalar, bu tür sorulara zemin hazırlayacak şekilde dini konuları magazin programlarının içine sokuşturarak işlemekten hiç mi haya etmiyorsunuz?
Kur’an Kurslarında, sözüm ona HAFIZLIK eğitimi verilen onlarca erkek çocuğa tecavüz edildiğine kayıtsız kalıp, kafayı makattan su kaçmakla oruç bozulur mu sorusuna takanların yaşadığı bir ülkede yaşamak zorunda kaldığım ve onlarla aynı havayı soluduğum için gerçekten utanç duyuyorum!
Gelin görün ki; ben bir vatanperver ve milliyetperverim, vatanımı ve milletimi çok seviyorum.

İslam’ın düşürüldüğü bu pespayeliğe içerleyen dostum Mehmet Velit Yurt, bir facebook yorumunda, anlam itibarıyla “60 yıldır denize girmenin orucu bozup bozmadığını soruyoruz. Eskiden bozulur denirdi. Şimdi ise içeri su kaçmadığı sürece bozulmaz diyorlar. Peki denize girecek adam hangi bir deliği kapatıp kontrol altına alacak? Bir değil, iki değil, tam dokuz tane delik…” diyor haklı olarak.
Evet, iki kulak deliği, iki burun deliği, iki göz, bir ağız, bir idrar yolu bir de makat olmak üzere, normal insan vücudunda toplam 9 delik olduğu kabul edilebilir.
Gelin görün ki; bu sayı da tartışmalıdır.
Mehmet Velit Yurt Bey’in sayfasında yer alan şu yorum aslında her şeyi anlatıyor bize.
Demiş ki; vatandaşın birisi:
“Durup delik sayısını düşündüm. Sabah sabah kahvaltı masasında ailece delik saydık. Abi, 7 çıkıyor. 9’u nerden buldun? Kızım gözleri de sayarsan 9 dese de bizler öteki çoğunluk gözün delik olmadığını savunduk. Hatta ufak oğlan göz ile ötekinin benzer vurguda oluşunu bilmeyince. G.t ne baba? Dedi. Çocuğa annesi kibar olsun diye popo popo diye öğretirse?”

Evet, gözler de birer deliktir aslında.
Birkaç yıl önce televizyon ekranlarına bir adam çıkarmışlardı.
Herif burnundan içeri akıttığı sütü, gözlerinden dışarı akıtıyordu!
Bir diğeri ise içine çektiği sigara dumanını kulaklarından püskürtüyordu!
Demek oluyor ki; kulaklardan ve gözlerden dışarı bir şeyler çıkabildiği gibi bir şeyler de girebilir.
Yani tıpkı kulaklar gibi gözler de birer deliktir aslında.
Yoksa içeri kolay girişi engelleyen ve ancak çok zorlandığında girişe izin veren, bir tür vana görevi gören kimi çıkıntı ve girintiler mi var bu tür organlarımızda?
Elbette böyle olmalıdır ve böyledir de.
Yoksa vücudumuzun her tarafından giriş ve çıkışlar olurdu.
Hem de teklifsiz ve izinsiz!
Bir iki sene önceydi.
Diş doktoruna gittim, dökülen dişlerimin yerine implant yaptırmak için.
Diş hekimi profesör dedi ki; “Ömer Bey, üst damakta hiç kemik kalmamış. Kemiz tozu doldurmak da sağlıklı olmaz. Bu durumda buraya takacağımız implant ya içeri düşer ya da dışarı..”
“İçeri nasıl düşüyor hocam?” dedim.
“Kafatası boşluğuna” dedi. “Kafamızın içinde bir boşluk var. Kafamızdaki bütün organlar o boşluğa açılırlar. Bu sebeple o boşluğa açılan organların herhangi birinden giren bir yabancı maddenin, başka bir organdan çıkması olasıdır…” dedi.
Bu demek oluyor ki; diş köklerinin yerleşik bulunduğu yuvalar da aslında vücudumuzun içine açılan birer delik.
Hele de damağında dişleri tutacak kemik bulunmayanlar için.
Bunun yanında göbek çukuru da vücudumuzun içine açılan bir deliktir bidayette.
Öyle olmasaydı, hiç, henüz emme becerisi gelişmeyen ana rahmindeki bebek, nasıl beslenecekti değil mi?
Bunun yanında derilerimiz de delik deşiktir bizim.
Eğer öyle olmasaydı, içimizdeki fazla ve zararlı suyu terleme yoluyla nasıl atacaktık dışarı?
Bu durumda, derilerimiz içteki suyu dışarı atabildiği gibi dışarıdaki suyu da içeri alabilir!
Belki içeriden dışarıya atması daha kolaydır ama mutlaka şu ya da bu şekil ve miktarda bir suyu da içeri alabilir.
Eğer öyle olmasaydı, hiç duş aldıktan veya denize girdikten sonra bir ferahlık ve rahatlama hissedebilir miydik?
Unutmayın ki; bazı hastalıklar dokunma yoluyla da geçebilmektir.
Eğer öyle olmasaydı doktorlar hiç hijyenik eldiven giyerler miydi hastalarını muayene ederken?
Şu halde mikrobun geçtiği delikten su zerrecikleri de geçebilir diye düşünüyorum ben.
Yoksa sadece hava mı giriyor derilerimizdeki minik deliklerden?
Peki deri başta olmak üzere; ağız ve burun yoluyla, yani gırtlak vasıtasıyla ya da serum vb. yöntemlerle damardan vücuda girenlerler dışında doğal olmayan bir şekilde vücuda giren şeyler orucu bozmaz denilebilir mi?
Bence denilebilir.
Zira bize göre de ibadette niyet ve maksat önemlidir.
Esasen Peygamber’in “Ameller niyetlere göredir” hadisi pek ala ibadetler için de geçerlidir.
Çünkü ibadetler de birer ameldir neticede.
Bize göre; orucun olumsuz etkisini; yani açlığı, susuzluğu ya da cinsel dürtüyü giderme veya vücuda zindelik verme amacı taşımayan aktiviteler orucu bozmaz.
Bu durumda, kıçına su kaçan kişinin orucu da bozulmaz denilebilir.
Çünkü kıçına su kaçan oruçluda bir ferahlama ve rahatlama yaşandığı görülmüş ve duyulmuş şey değildir.
Lütfen kıçına su kaçanlar söylesinler; böyle bir ferahlama oldu mu bünyelerinde?
Mesela susuzlukları geçti mi, kıçlarına su kaçtıktan sonra?
Kolonoskopi yaptıranlar iyi bilirler; doktorun kıçtan içeri pompaladığı sıvıdan zevk alan olmuş mudur acaba?
Öte yandan, “Kıçtan kaçan su orucu bozar mı?” diye soran vatandaşa diyelim ki; anüs bölgesindeki kaslar son derece güçlüdür, eğer oradan herhangi bir operasyon geçirmediyseniz ve dahi ibnelik gibi herhangi bir kötü alışkanlığınız yoksa, değil denize veya göle girmek, itfaiye hortumu ile kıçınıza su tutsalar bile içeri su kaçmaz, orucunuz da bozulmaz!
Lütfen dini makat seviyesine indirmekten vazgeçin artık.
Ayrıca sana bir şey diyeyim mi dostum; eğer hayatında iltimas, ihtilas, irtikap, rüşvet, zimmet, dolandırma, kısaca hak etmediğin bir kazanç varsa, yani kısaca haram yiyorsan, hakkın olmadığı halde devletten ve kişilerden herhangi bir menfaat elde ediyorsan, mesela hakkın olmadığı halde kirasını belediyelerin ödediği hizmet aracıyla iftira gidiyorsan, sana tahsis edilen makam aracını, aile bireylerine kullandırıyorsan veya bu araçları özel işlerinde kullanıyorsan, değil bir yudum veya bir bardak su, bir tanker su içsen bile senin orucun bozulmaz!
Denize girdiğinde makatına değil birkaç damla su, bütün deniz girse senin orucun yine bozulmaz!
Çünkü senin tuttuğun oruç, oruç değildir.
Esasen sen Müslüman bile değilsin…

Ömer Sağlam
07.09.2019


(*) Makata su kaçma özeline gelince, fetva kitaplarında genelde makatına su kaçan adamın orucunun bozulacağı söylenir. Bozulmayacağını söyleyenler olduğu gibi belli bir noktaya, hukne [lavman] noktasına varması halinde orucun bozulacağını söyleyenler de var.
bkz. http://www.huzuradogru.com/taharette-su-ka%C3%A7mas%C4%B1.html

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.