Libya, 2011’de Kaddafi’nin öldürülmesinden sonra üç rakip grup arasında bölündü.
1- BM tarafından tanınan Trablus’taki Fayez al Sarraj’ ın Ulusal Anlaşma Hükümeti,
2- 2014’te seçilen Temsilciler Meclisi’nce kurulan ve Doğu Libya’nın fiili valisi ve ülkenin en büyük askeri gücü Libya Ulusal Ordusu kumandanı General Khalifa Haftar’ın Tobruk hükümeti,
3- Touareg ve Toubou kavimleri yanı sıra Afrika paralı askerler tarafından istila edilen Güney Libya.

*
Bu yüzden Libya’nın büyük  petrol ve doğal gaz servisi ve temel hizmetleri sıklıkla silahlı çetelerin müdahalesiyle kesintiye uğruyor.
Libya dış ülkeler desteğiyle ülkeyi kontrol için yarışan düzinelerce grupla üç başarısız bir devleti resmediyor…

*
Son bir kaç aydan beri Mısır lideri  Abdel Fattah el-Sisi, Libya’da Müslüman Kardeşler ideolojisinde bir  İslamcı otoriter rejimi,
Üstelik askeri olarak reddediyor.
Mısır sınırına daha yakın olan General Khalifa Haftar’ın liderliğinde Tobruk merkezli hükümetin Libya Ulusal Ordusu’na;
Libya’nın İŞİD ve Müslüman Kardeşler örgütünün milisleriyle savaşması için destek veriyor.
Mısır ile birlikte Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Fransa da  daha laik, anti-İslamcı Tobruk hükümetini destekliyor.
Ancak Türkiye, Katar ve Sudan  Libya’daki Ulusal Anlaşma Hükümeti arkasındaki İŞİD ve Müslüman Kardeşler örgütü militanlarını destekliyor…

*
Abdel Fattah el-Sisi, Müslüman Kardeşler ideolojisini takip eden Muhammet Mursi’yi darbe ile yıkmış, bu ideolojik harekete sonsuz savaş açmıştır
Ayni  hedefi paylaşan Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri de Mısır’ı destekliyor.

*
Fransa, 2003’te eski lider Muammer Kaddafi’yi nükleer programdan vazgeçirme kararından bu yana,
Libya pazarının sağladığı enerji ve ticari fırsatlara büyük ilgi duyuyor…
Bu diplomatik çerçeve,  Cumhurbaşkanı Jacques Chirac ardından Nicolas Sarkozy döneminde zirveye ulaşmıştır.
Fransa ile Libya arasındaki güçlü ilişkiyi kışkırtan Sarkozy, yine de Libya liderini devirmekte kilit bir rol oynadı!
Francois Hollande ve şimdi Emmanuel Macron’un başkanlıklarında da aynı çaba sürüyor.
Paris’in hedefi Libya’da sağlam bir yer tutmaktır.

*
Aslında Fransa  resmi olarak, 2015 Skhirat anlaşmasıyla kurulan uluslararası kabul görmüş Libya Başbakanı Fayez al-Sarraj hükümetinden yanadır.
Daimi üye olarak  BM’nin Libya krizini Ulusal Anlaşma Hükümeti’nden başlayarak tüm siyasi aktörleri içerecek çözüm çabalarını resmen destekliyor.
Ancak General Haftar ile güçlü ilişkiler de geliştirmiştir.
Çünkü Fransa, Libya’da giderek nüfuz kazanan General Haftar’dan kendini izole etmek istemiyor.
Resmi bir tanımadan kaçınıyor, pragmatiktir yalnızca kendi çıkarlarına takılıyor…

*
İtalya  ise çabalarını Ulusal Anlaşma Hükümeti’ne odaklarken, Haftar ile sadece protokoler bir ilişki sürdürüyor.
Bu, Fransa ve İtalya’nın Libya konusundaki gerginliklerinin arkasındaki sadece bir nedendir.
Ayrıca Libya, Avrupa kıyılarına ulaşan bir çok girişimin ana istasyonudur.
Afrika’dan gelen sığınmacılar için iyi misafirperverlik göstermeyen Fransa, göçmen akışlarını Libya’da kesmeyi öngörüyor…

*
Nitekim Fransa bir süredir, Trablus hükümetinin ‘terörist’ gruplara yakın olduğunu ima ediyor.
Katılımını haklı çıkarmak için “Teröristlerle Savaş” söylemini öne çıkarıyor.
Paris’in, Riyad ve Abu Dabi ile olan yakın ticari ve stratejik ilişkileri de Fransa’nın Libya’ya daha fazla motive olmasına yol açıyor…

*
Mısır, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Cumhuriyeti;
Ülkesinin Suriye’deki belirleyici müdahalesini arkasına alan Rusya Devlet Başkanı V.Putin’in diplomatik desteğinden de yararlanıyor.

*
ABD Başkanı D.Trump ise 1987’de kuzey Çad’da komuta ettiği Libya birliklerinin yenilgisinden sonra,
Muammer Kaddafi’yi devirmek için Washington’u destekleyen ve CIA’da görev yükümlenen General Khalifa Haftar’ı destekliyor.
Yani Başkan Trump, en büyük bölgesel müşterisi Suudi Arabistan ve İran’ın hırslarından korumak için İsrail ile yürüttüğü ittifakları kopyalıyor.

*
Trablus hükümeti ortakları ve İŞİD, Müslüman Kardeşler gibi Arap Baharı’nın umutlarını paylaşanlar, Katar ve Türkiye’ye güveniyor.
Ancak Katar, Müslüman Kardeşlere  sağladığı destek nedeniyle ambargo altındadır.
Türkiye ise Suriye bataklığındaki rolü de dahil olmak üzere kendi iç ve bölgesel durumlarıyla meşguldür.
Trablus ayrıca, kendisini Fransa’nın rakibi olarak gören eski sömürge gücü İtalya’nın desteğinden de yararlanıyor…

*
Bu noktada Mısır Cumhurbaşkanı  Abdel Fattah el-Sisi’nin, Libya’da İslamcı otoriter bir rejimi askeri olarak reddetmek için başlattığı operasyonların,
Bir başka evreye yöneldiği izlenimi alınıyor.
Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanı Enver Gargaş ve BM Libya Özel Temsilcisi Ghassan Salame,
Nisan ayının başından beri Libya’da  “aşırılık yanlısı milislere” karşı;
Paris ve Washington’dan Kahire’ye  güçlerin birleştirilerek beklenti ve umutları ortaya çıkaran  bir hiyerarşinin oluşturulduğuna işaret edilyor.

*
Bu çabanın doğası ve hedefleri çok kıymetlidir.
Çünkü Emirlikler ve Arap müttefikleri, kendi krallıklarını demokratikleştirmek böylece batılı müttefikleriyle ortak çıkarları saptamak,
Böylece istikrar sağlamayı hedefliyor…

*
General  Haftar’ın askeri potansiyelini oluşturan,
Müslüman Kardeşler ve İŞİD’i lâik olmakla suçlayan ve onları baş düşman kabul eden,
Siyasi güçlere körü körüne boyun eğmek ve siyasi İslami rakiplerini kınamak yerine,Toplumsal ve dini alanı en geriye dönük biçimde yükseltmekte özgür olan Suudi Selefi kalıptan gelen  Madkhalist  grupların milislerinden oluşuyor.

*
Müthiş bir din-mezhep karmaşası, değil mi?
Yine de bunların iddia ettiği şeye rağmen, Libya’daki çatışmalar ideolojik değildir.
Devam etmekte olan savaş, ülkenin doğal kaynaklarının kontrolünü ele geçirmek içindir.
Bugün petrol yarın madenler!
Libya’nın petrol zenginlikleri için savaş yoğunlaşmaya hazırlanıyor …

3.9.2019

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.