Afyon ‘nun küçücük bir dağ köyünde doğdum ben…Yuna işgal ettiğinde köyümüzü komutan toplamış köy meydanına savaşa gidemeyen yaşlı çocuk ve kadınları.”Bizim sizlerle bir derdimiz yok,eğer askerime ekmek ve yemek yaparsanız,biz de kimseye dokunmayız”
Köyde erkek kalmamışki…Kim sesini çıkarsın.O arada hamile bir genç kadın”Ülkemizi biz kadın ve çocuklarla da koruruz,asla teslim olmayacağız,bir öldürseniz,bin dünyaya getiririz,bakın yeni mehmet yolda”der demez oradan bir Yunan askeri süngüsünü taktığı gibi kadının karnını yarıp çocuğu süngünün ucuna takıp çıkarmış.
Babannem anlatırdı hep.Komutan çok iyi bir adammış,askeri hemen cezalandırmış ve bir kaç gün sonra geceyarısı bütün köyü tek tek gezerek”bu gece köyü yakacaklar,hemen kaçın dağlara”demiş.
Herkes sessizce hayvanlarını salıverip,çocukları toplayıp dağlara kaçmış.Oradan seyretmişler alevler içindeki köylerini…
Bizim köyümüzde o zamanlar tütün,üzüm bağları ve ceviz ağaçları varmış her bahçede.
Demek ki o günden sonra bu yüzden yok hiç birisi…O günleri hatırlamamak için belkide…
Ertesi günü köye geldiklerinde o haber veren yunan subayı köy meydanına asılmış ve köy duman ve is içinde…
O yunan subayı sayesinde herkesin canı kurtulmuş ve o subayın adını vermişler köyümüze…
Türk ordusu, 26 Ağustos 1922 gecesi Ahır Dağları üzerinde yer alan Yunanların geceleri savunmadığı Ballıkaya mevkiine ilerlemiş ve buradan sızarak Yunan hatlarının gerisine ulaşmış. Sabaha kadar  Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, yanında Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa ve Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa ile birlikte muharebeyi idare etmek üzere Kocatepe’de toplanmışlar. Sabah 04:30’da topçuların taciz ateşi ile birlikte harekat başlamış. Saat 05:00’te kritik noktalara topçu ateşi, 06:00’da Türk piyadeleri, Tınaztepe’ye yaklaşarak tel örgüleri aşmış. Yunan askerini süngü hücumu ile temizleyen ordu, Tınaztepe’yi kontrol altına almış.
09:00’da Belentepe, ardından da Kalecik – Sivrisi düşman işgalinden kurtarılmış. Taarruzun ilk günü 1. Ordu Birlikleri, Büyük Kaleciktepe’den Çiğiltepe’ye kadar 15 kilometrelik bir bölgede düşmanın birinci hat mevzilerini ele geçirmiş.
27 Ağustos Pazar sabahı,Türk ordusu tüm cephelerde genel bir taarruza başlamış.İnsanüstü ve yoğun bir çaba sonunda Afyonkarahisar ele geçirilip,Başkomutanlık Karargâhı ile Batı Cephesi Komutanlığı Karargâhı Afyonkarahisar’a taşınmış.
28 Ağustos Pazartesi ve 29 Ağustos Salı günleri başarılı geçen harekât, 5. Yunan Tümeni’nin çevrilmesi ile sonuçlanmış. 
30 Ağustos 1922 Çarşamba günü, Türk ordusunun zaferiyle sonuçlanıp,Büyük Taarruz’un son safhası tarihe”Başkomutanlık Meydan Muharebesi” olarak geçmiş.
Büyük Taarruz’un ardından düşman ordusunun büyük kısmı dört bir yandan sarıldı. Ateş hatları arasında kalan düşman birlikleri tamamen yok edilmişi.
Türk birlikleri,böylece Kütahya’yı ele geçirmiş. Anadolu’daki Yunan birliklerinin yarısı imha veya esir edilmiş. Kalan Yunan birlikleri de üç grup halinde geri çekilmiş.
Mustafa Kemal Paşa, Fevzi Paşa ve İsmet Paşa, Yunan ordusunun kalan kısmının imha etmek için Türk ordusunun büyük kısmının İzmir istikametine yol almasına kararlaştırmışlar. 
Kuvayı Milliye Efeleri, milis kuvvetler, gönüllüler de canla başla mücadele ederken, Mustafa Kemal Paşa “Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!” emrini vermiş.
1 Eylül 1922 tarihinde Türk ordusunun Yunan ordusunu takip etme harekâtı başlamış. 
Yunan ordusu Başkomutanı General Nikolaos Trikupis ve kurmayları ile 6.000 asker, 2 Eylül de Uşak’ta Türk birliklerine esir düşmüşler.
Türk ordusu, 15 günde 450 kilometre mesafe kat ederek 9 Eylül 1922 sabahı İzmir’e giriş yapmış. 
Yüzbaşı Şerafettin Bey Hükûmet Konağına, 5. Süvari Tümenin öncüsü Yüzbaşı Zeki Bey Kumandanlık Dairesine, 4. Alay Komutanı Reşat Bey de Kadifekale’ye Türk bayrağını çekmişler.
İçim yanıyor,Kurtuluş Şavaşı’nda ne gençlerimiz canını verdi…Kanını verdi…Ne çocuklar babasız kaldı…Ne gelinler elinin kınasıyla eşlerini savaşta kaybetti…
Türk kanı taşıyan…Türküm diyen herkes ülkesini düşman işgalinden kurtarmak için dişini tırnağına takarak savaştı yokluklar içinde…
Ya şimdi neler oluyor…Türküm demeye korkuyorlar…Düzmece senaryolar ile Atatürk İlkeleri ve Cumhuriyetimiz bir bir yok edilmeye çalışılıyor.
Üstelik haddini bilmeyen birileri kendine”Başkomutan”dedirtiyormuş…Hangi savaşı kazandıysa…
TSK yı…Eğitim Sistemini…Darmaduman ettikleri yetmedi…Yeraltı ve yer üstü madenlerimizi…Ormanlarımızı…yakıp yıkıp talan ediyorlar…
Sevr Andlaşmasının hükümlerini dış güçler değil…Düşman bildiklerimiz değil…İçimizdeki hainler gerçekleştiriyor birer birer…
 Aklım almıyor…Kanım donuyor…Bunlar olurken sanki ölü toprağı serpilmişçesine kimsenin sesi soluğu çıkmıyor…
Nerede 19 Mayıs Ruhu…30 Ağustos Ruhu…23 Nisan Ruhu…29 Ekim Ruhu…
Nerede Kahraman Türk Ruhu…Neredesiniz…Ülkem içten kuşatılıyor…
Dış düşmanlar alıcı kuşlar gibi etrafımızda el avuşturarak bekliyor…
Kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri nerede…
30 Ağustos zaferi, tarihimizin en önemli dönüm noktalarından biri,yalnızca bizim mi? Ezilmiş bütün ulusların,bütün insanlığın, özgürlüğe, kurtuluşa,onuruyla yaşama kararlılığına attığı bir adımın bayramıdır.
Şehitlerimizin ve Atatürk’ün kemikleri sızlıyor…Haklarını helal etmiyorlar bizlere…
Kalmadı mı ülkesini seven insan…Neredesiniz…Yeter artık uyanın…Neredesiniz çığlıkları yükseliyor şehitliklerimizden…
Atam…Atatürk’üm…Sen olmayanı oldurdun…Bir avuç askerle büyük bir devrim yaptın ve ülkemizi bir çağdan alıp,yeni bir çağa götürdün…
Ben hala umudumu yitirmedim…Türkiye üzerinde emperyalistlerin ve içimizdeki hainlerin siyasi emellerini boşa çıkaracaktır Atatürk’ün evlatları…Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın….Eminim Türk halkı çok geç olmadan daldığı bu derin uykudan uyanıp,ülkesine ve devrimlerine sahip çıkacaktır…Biz yüzyıllarca bu bayramları kutlayacağız.
30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun…
 

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.