‘’Çevrecilerle el ele veren işçiler, genetiği değiştirilmiş bitkilere ‘’hayır’’ demek üzere ortak bir taahhütte bulunan Kuzeyli ve Güneyli çiftçiler, kendi öz çıkarları için hareket etmiyorlar.

Tüketicileri üreticilerle, Kuzey’i Güney’le, işçileri çevrecilerle karşı karşıya getirmeye çalışan böl-yönet politikası artık başarısızlığa uğramıştır’’

 Hindistan’lı yazar, Vandana Shiva  ‘’Çalınmış Hasat’’ adlı kitabında bunları söylüyor.

Ona göre çalınmış hasadı geri almanın zamanı gelmiştir.

Gıda ve tohum yetiştirmek, dağıtmak, paylaşmak en yüksek, en devrimci eylemdir.

Tüm canlılara ait olan, canlı kaynakların patentler aracılığıyla özelleştirilmesini reddetmek ve yoksul köylünün, çiftçinin yaşama hakkını savunmak en büyük amaç olmalıdır.

Üreticiler ve tüketiciler arasında dayanışma gerekli ve çok önemlidir.

Gıda demokrasisini yeniden kazanmak için en önemli girişim tohumu küresel şirketlerin yıkıcı egemenliğinden kurtarmaya çalışmaktır.

Hindistan’da çevreciler ve özellikle de çiftçiler on yılı aşkın bir süredir, ‘’Tohumların Kurumsal Hırsızlığına Direniş: Navdanya’’ hareketini başlatmıştır.

Pamuk tohumu tarım şirketlerinin eline geçince Monsanto gibi büyük güçler kendi çıkarları için çiftçileri yüksek maliyetlerle borçlandırmış bu nedenle Hindistan’da binlerce çiftçi borçlarını ödeyemeyince intihar etmiştir.

Gıda bağımsızlığı, sağlıklı tohumlar, köylülüğün,  çiftçiliğin yaşaması ancak üretici ve tüketicinin güç birliği yapmasıyla mümkün olacaktır.

Atalık tohum insanlığın geleceği, yaşamın devam etmesi için en önemli, en kıymetli kaynaktır.

Bu kaynağı korumak için dünyanın dört bir yanında çevreciler ve çiftçiler birlikte hareket ediyor ve üretici ile tüketicinin bir araya gelmesini sağlıyorlar.

Ülkemizde de tohum hareketi her geçen gün çoğalıyor.  Tohum Takas Etkinlikleriyle başlayan tohum hareketi, artık sadece şenlik ve takas yapılmasından daha önemli bir etkileşim doğuruyor.

Bu çalışmaları yürüten dernekler, yerel yönetimler, kişiler, kurumlar bilgilerini paylaştıkça, desteklerini devam ettirdikçe daha da güçlü hale gelecektir.

Ne tek başına üretici, ne de tek başına tüketici tohuma, toprağa, üretime sahip çıkamaz. Mutlaka ve mutlaka birlikte yol almak zorundadır. Örgütlü olmak zorundadır.

Tüketici destek verirse üretici elinde ki tohumlara daha çok sahip çıkacaktır.

Tüketici talep ederse üretici daha çok üretecektir.

Kooperatiflerle güçlenen çiftçiler, aracısız yerel ürünlere ulaşan tüketiciler en sağlıklı direnişi gerçekleştirmiş olacaklardır.

Vandana Shiva kitabında şöyle diyor;

Doğa ve doğal türlerin gıda paylarının iade edilmesi sadece ahlaki ve ekolojik bir zorunluluk değildir. İndirgemeci, parçalı ve rekabetçi dünya görüşünden beslenen endüstriyel tarım ; ortaklık, dayanışma ve yardımlaşmayı rekabet şeklinde yorumlar.

İnekleri ve toprak solucanlarını bizim gıda üretimindeki rakiplerimiz olarak görür, onları beslenme haklarından mahrum bırakmayı insanlar için bir kazanç kabul eder.

Böylece, tane gıda üretimindeki artış, sap ve samanın eksilmesi pahasına ; insan gıdasındaki artış, inek ve solucanların aç kalması pahasına gerçekleşir:’’

 Endüstriyel tarım böyle bir uygulamayla türlerin yok edilmesine yol açarken, üretici ve tüketicilerin buna karşı çıkması ve bilinçlenmesi çabası sonucunda tüm canlıların besin haklarının kazanılması mümkün olacaktır.

Ormanlarımızın, yeraltı zenginliklerimizin, yer üstünde ki tek bir karıncaya, bir tek ayrık otuna kadar her birinin ne kadar değerli olduğunun farkına varmalıyız.

Kısacası;  Tohum, Toprak ve Ormanlarımızı canımız pahasına korumak zorundayız.

Zararlı diye gördüğümüz diğer canlılar bizim hakkımızı gasp etmezler, onlar aslında kendilerini beslerken bizlerin de en sağlıklı şekilde beslenmemize yardım ederler.

Tohumun Kurtuluşu,  tüm canlıların yaşam haklarının korunmasıyla mümkün olacaktır…

 

 

Ebru Oğuzhan Yeter tarafından yayınlandı

Emekli bankacı, okur-yazar, Cumhuriyet Kadınları Derneği, Atatürkçü Düşünce Derneği, Yerel Tohumları yaşatmak için verilen mücadelenin temsilcilerinden.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.