Yaşam bir uygulamadır. Bir deneyimdir.

İnsanlar iyi şeyler de kötü şeyler de yapabilirler.

Kendilerine zarar verdikleri gibi başkalarına da zarar verebilirler.

Önemli olan insanın yararlı, yararsız tüm deneyimlerinden, uygulamalarından dersler çıkarıp, aynı hatalara bir kez daha düşmeden, sağlıklı bir şekilde yaşantısına devam etmesidir.

Bireyler, toplumun kurallarına uymak, uygarlaşmasına katkılar sağlamak zorundadırlar.

Yoksa ne toplum, ne kendileri ilerleyebilir.

İnsanlar, geçmişte yaşadıkları yararlı, yararsız deneyimlerden dersler çıkarmayıp hatalar yapmaya devam ederlerse, yaşamı hem kendilerine hem başkalarına zehir ederler.

İktidarlar da böyledir.

Onlar da tarihten, yaptıkları iyi – kötü uygulamalardan dersler çıkarmalı, halkına en iyi şekilde nasıl hizmet edebileceklerini planlamalarıdırlar.

Sadece kendilerine ve yakınlarına çıkarlar sağlamak için çalışan yönetimler asla başarıya ulaşamazlar. Millet tarafından da sevilmezler…

Bu kısa girişten sonra şimdi seçim öncesine dönelim.

AKP, İmamoğlu’nun İstanbul’u almaması için elinden gelen, gelmeyen her mahareti, her çabayı ortaya koydu.

Zaman zaman siyasal acizlik içerisine düştü. Bebek katili APO’ya elçiler gönderdi. PKK’lı terörist Osman Öcalan’ı TRT 1’e çıkarıp röportajlar yaptı.

Hedef Kürt seçmenlerin oy vermesini engellemekti. Ama onlar ne APO’yu ne Osman Öcalan’ı dinlediler.

AKP, seçim aşamasında çeşitli ayak oyunlarına girdi. Tertipler düzenledi. İftiralar attı.

Rakiplerine FETÖCÜ, PKK’cı dedi, İmamoğlu’nu SİSİ’ye benzetti. Millet ittifakına “illet – zillet ittifakı” dedi.

Bir zamanlar halkı din istismarı ve sadaka ekonomisi ile uyutmaya çalışanlar artık bu silahın gücünü yitirmeye başladığını görünce başka yöntemlere başvurdular

İmamoğlu’na ve taraftarlarına “Hırsız” dediler. Onların oy çaldıklarını söylediler. O da yetmedi bu kez de ırkçılık, ayrımcılık silahına sarıldılar.

Karadenizlileri Pontuslukla suçladılar.

İftiralarını, tertiplerini güçlendirmesi, ona katkı sağlaması için kendilerine bağlı yandaş medyayı da silah olarak kullandılar. Onları yalan yanlış iddialarına aracı yaptılar…

Sonuç?

Sonunda hem AKP ve özellikle AKP’nin başı Recep Tayyip Erdoğan hem de çıkar çevreleri ve yandaş basın kaybetti.

Yalan yanlış haber yapan gazeteler gün geçtikçe eriyorlar, güç yitiriyorlar şimdi. İnandırıcılıklarını kaybettiler.

Tıpkı iktidar gibi.

AKP kaybetti.

MHP ve onun başı Devlet Bahçeli kaybetti

Saray kaybetti.

Siyasal İslam, sadaka ekonomisi ve din tüccarları kaybetti.

Ama hala onlar bu yenilgiden, bu dibe çöküşten, hatalarından ders çıkarmamış gibi görünüyorlar.

Halkı yeniden kazanmak, milleti yeniden kazanmak, hizmet götürmek yerine bu kez de yeni seçilen belediye başkanlarını engelleme yolunu tercih ediyorlar.

Şimdi bazı bakanlıklar genelge yayınlayıp belediye başkanlarının tayin yetkilerini belediye meclislerine devrettiler. Başka önlemler almayı da düşünüyorlar… Çoğunluk AKP’lilerde ya!

Ama ateşle oynuyorlar.

Bu yol yol değil. Bu gidiş, gidiş değil. Büyük kentleri AKP’nin elinden almasını bilen halk, tüm Türkiye’yi almasını da bilir.

Halkla inatlaşmak şimdiye dek hiçbir iktidara, hiçbir lidere hayır getirmedi.

Bu engelleme yöntemleri ile kendi kuyularını kazdıklarının farkında bile değiller…

([email protected])

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.