Kategoriler
Kültür/Sanat Politika Ümran Ünlü

YARIN DANANIN KUYRUĞU KOPACAK

Hayatı dondurduk bütün Türkiye seçime odaklandık.Eminim sizler de benim gibi hissediyorsunuz.Genel seçimlerin önüne geçti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimleri…

 

Sabah kalkıyorum sabah haberlerini,akşam oluyor akşam haberlerini açıyorum,açmakla yetinemiyorum video partileri düzenliyorum.

Yetmiyor İnternetten hangi gazete ne yazmış,onu araştırıp okuyorum…

Bugün AKP nasıl bir kılıf buldu yeniden yapılan seçim için,hangi iftiralar atıldı Ekrem İmamoğluna…

 

Siz de eminim benim kadar çıldırıyorsunuz haberleri dinlerken,adam gözümüze baka baka”çaldılar” diyor…”Mağdur edebiyatı yapıyorlar”diyor…PKK ile elele kolkola diyor…en çok çıldırdığım da “Feto ile beraberler,bunlar feto taktikleri “diyor…

 

Dünyada kendi kendine yeten nadir ülkelerden birisiyken,sanki ülkemde tarımı ve hayvancılığı bitiren o değil…Pek çok şeyi dışarı satarken,samanı bile dışarıdan alacak hale düşüren o değil….Askeri okulları kapatan o değil…Türk Ordusuna fetö taktikleriyle kumpas kurum dünyaca ünlü TSK ni yok eden o değil…Tank Palet fabrikasını yabancılara satan o değil…Eğitim sistemini tamamen yapboz tahtasına çevirip,eğitimi değil cehaleti cazip hale getiren o değil…İşsizliği bu kadar tırmandıran o değil…Halkı kesin çüzgilerle bölüp biz ve onlar diye kardeişi kardeşe düşman eden o değil…

 

Hiçbir hükümet zamanında halk bu kadar cahilleştirilmedi,kadın cinayetleri bu kadar çoğalmadı,dün adı altındaki kurslarda hiçbir zaman erkek çocuklarına tecavüz edilmedi…Çocuk işçiler ve çocuk gelinler hiçbir dönemde bu kadar çok gündeme gelmedi…

 

Bu saydıklarının hepsini kendisi yapıyor,üstelik “bebek katili apo”demeye dili varmıyor,içeri attığı Selahattin Demirtaş’a yetiyor gücü…

Daha dün hiç alakası olmayan bir insan kimin verdiği izinle görüşebildi acaba bebek katiliyle…

Bizim köylerde bir hikaye vardır.Kaynana geline söylenmesin diye kocası kapıdan girer girmez başlar karısına bağırıp çağırmaya,zavallı kaynana gelinini savunur hale gelir,onlar da güya kavgalı ,odalarına girince başlar gülüşmeye…Buna bizim oralarda “cingen dövüşü” denir.Bu arada çingene arkadaşlarımıza da iftira attıklarını sanıyorlar ama aslında iltifat ediyorlar,çünkü onlar,kin nefret gibi duyguları hiç bilmezler,kavga ettikten birkaç dakika sonra,çalıp oynamaya başlarlar birlikte…

Yine  bir dananın kuyruğu hikayesi;

Anlamı; Bu deyim, “bir anlaşmazlığın, bir süre sonra, patlak vermesini” anlatmak için kullanılır.

Hikayesi; Eskiden, hilekâr, düzenbaz, yalancı ve binbir türlü yollarla şundan bundan para sızdıran, huysuz bir adam varmış. Artık bu işi kendisine bir meslek ve geçim yolu olarak seçtiğinden, herkes ondan kaçarmış.

Herhangi bir tüccar veya esnafın aleyhine, filan zamanda kendisine borç verdiğini söyleyerek, dava açar-mış. İki yalancı şahit bulur, kadıya da rüşvet verir, davayı kazanırmış.

Bu sahtekâr, bir gün kasabanın hatırlı ve nüfûzlu bir tüccarı hakkında dava açmış. Kadıya da rüşvet göndermiş. Rüşvet bir dana imiş.

Davalı tüccar da bunu öğrenir öğrenmez, düzenbazın rüşvetinden daha büyük ve acar bir danayı usulca kadıya göndermiş. İşin tadının kaçtığını ve sonunun kötü olduğunu anlayan kadı, mahkeme günü her iki danayı da getirtip, mahkeme binasının iç avlusuna bağlamış. Davacı, davalı, yalancı şahitler ve izleyiciler önünde makamına kurulup, şöyle demiş:

“Bu davayı görmek için, uzun süre düşündüm. Ben rüşvete itibar etmeden, adalet için çalışırım. Ancak gelin görün ki, her iki taraf da rüşvet olarak evime birer dana göndermiş. Şimdi aşağıya inip, kimin haklı, kimin haksız olduğunu danalara bakarak anlayalım.”

İzleyenler şaşkınlık içinde avluya inerler. Kadı efendinin emri ile, danalar kuyruklarından birbirine bağlanır ve kuyruk altları yağlanarak, birer de diken batırı-lır. Hayvancıklar böğürerek birbirlerini aksi yönde çekmeye başlayınca, Kadı bağırır:

“Kimin danasının kuyruğu koparsa, o taraf haksız çıkacak ve adalet yerini bulacaktır.”

Kısa bir çekişmeden sonra, hilekârın getirdiği dananın kuyruğu kopmuş ve hayvan can acısıyla sokağa fırlamış. Kadı da bu yolla kendini kurtarıp, bu deyimin dilimize girmesine sebep olmuş.

 AKP nin hikayesi de böyle…PKK diyor du…Fetö diyordu…Teröristler diyordu…Bebek katili diyordu…Farkında mısınız şimdi bu söylemlerin hiç birisi yok…Fetö ile düşmanmışlar…Külahıma anlat sen onu…Hala elele kolkolasınız ama rant bölüşme konusunda ayrı düştüğünüz için böyle gösteriyorsunuz…Menfaatleriniz aynı olduğu yerde yine birlitesiniz,kimi kandırıyorsunuz…

 

Din,namus ,ahlak diye diye toplum hiçbir zaman bu kadar ahlaksızlaştırılmadı…

Adını sadece Facebook da gördüğüm benimle arkadaş olan insanların bana yazdıkları mesajları görseniz insanlığınızdan utanırsınız.”Hocam oğlum üniversite bitirdi işşiz,ben

emekli oldum ama erken emekli oldun diye maaş vermiyorlar.Evde beş kişiyiz,ne olur siz gazetecisiniz,yazın milletvekillerine falan bize iş bulsunlar,yoksa toptan intihar edeceğiz.”

O kadar çok yazan var ki çaresizlikten bana…Ben ne yapabilirim,bu insanları tanıdığım milletvekili arkadaşlara gönderdim yazdıklarını…

İstanbul ve Ankara umurunuzda bile değil…Sadece sizin için çok büyük gelir kapılarını kaybetmek korkusu…Öyle ya…Yandaşları nasıl yemleyeceksiniz bundan böyle…

Esas konu ne kadar çok yolsuzluk yapıldıysa onlar ortaya çıkacak diye,yapmayacağınız şey kalmadı…

Ne yaparsanız yapın,artık CİN lambadan çıktı…Herşeyi ortaya çıkaracak …Boşuna debelenmeyin…Siz cami duvarına çoktan işediniz…

Ülkesine,Cumhuriyete,Demokrasiye sahip çıkan,çocuklarının geleceğini düşünen herkesin yarın mutlaka oyunu kullanması gerekiyor…

Kesin tatilinizi yarım,her nerede ve ne iş yapıyor olursanız olun,bırakın her şeyi oyunuzu kullanmaya gidin…Bu senin ülkene borcun…Kendine borcun…

Yarın “Her Şey Çok Güzel Olacak”

Yazar Ümran Ünlü

Gazeteci,yazar,oyuncu,korist,matematikçi,aktivist...

Felsefesi;Hayatı ,insanları,hayvanları...Özet olarak herşeyi sevme yeteneği... Mutfak ve bahçem terapi alanım...Hayat bu kadar güzel ve yaşanasıyken,insanların iki yüzlülüğünü ve hayatı kendilerine de ,çevresindekilere de zehir etmelerini anlayamıyorum.

Elizabeth Ümran Ünlü She was born on january 10 th, 1951 in Afyon’s village of Üclerkayasi. After she had finished primary school in the village she got on the road of finishing middle school and becoming a teacher in Kütahya with the words of her teacher, “You are going to open the doors of this village to the World, you must learn.” She became a math teacher after finishing the Eskisehir Anatolia University. She also taught classes in Yalova and Istanbul. Then, she began working in Turkish Art Music. Later on, she became a project teacher and a vice-principal in a private school in Suadiye, Istanbul. After the age of 45, she decided to learn theater work that she could not give up on. She got acting training for two years at the Kadıköy Halk Eğitim Deneme Sahnesi. She was in plays like Savaş Oyunu(War Game) and Kına Gecesi(Henna Night) . She also had roles in the theaters of AKM-Haldun Taner-Kadıköy-Mecidiyeköy-Sarıyer. She educated her children in the best schools and taught them to be children that she will be proud of. (Pilot, engineer, researcher)After being a principal in classes in Şişli, in 1999 she came to America where she had sent her son for school. She continued her Turkish Art Music and theater work in has been participating a chorus, and they are going to have a concert on November 2,2019 at Carnegie Hall.They give concert every year. She went to University in America for language courses. For a remainder of the time, she wrote plenty of children’s stories in many websites and magazines. She is writing the book “Bir Yerlerden Başlamalıyım” and writing the play “Ah Amerika.” While spending a pleasurable life with her children and grandchildren, she is planning to begin her theater life in America with the play musical“Keşanlı Ali Destanı”,Çalıkuşu"Nasrettin Hoca"7 kocalı hürmüz"Keloğlan" ,She also continues to live peacefully with herself and everyone and continues to give this love to humankind because of her daughter’s words, “The endless love and care in my mother’s heart would be enough for the Earth.” Hayat bu kadar güzel ve yaşanasıyken,insanların iki yüzlülüğünü ve hayatı kendilerine de ,çevresindekilere de zehir etmelerini anlayamıyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.