Bu Bir Kentli Ayaklanması

23 Haziran İstanbul seçiminin sonucu ne olursa olsun, yakın gelecekte Türkiye çok büyük bir değişim hareketine gebe.

Birkaç yıl öncesine kadar (2017) iktidardaki AKP yönetimi, aklının köşesinden bile geçirmediği bir şeyin,İstanbul Belediyesini kaybetmenin önüne geçmek için savunma yapıyor.

31 Mart seçimi, 2017 Referandumunun İstanbul kenti üzerindeki bir izdüşümü biçiminde sonuç verdi.

Referandum’da 250 bin fark atarak seçimi kazanan İstanbul halkı, belediye seçiminde az bile yaptı.

İmamoğlu’nun attığı fark YSK ya yetmedi. Bu nedenle ilkinci kez sandıklara gidecek İstanbullu.

Oysa artık mızrak çuvala sığmıyor.

Batı ve Akdeniz sahillerinde tüm büyük kentleri kaybeden iktidar, İstanbul’u  kazanamaz.

Kentli deyince ilk akla gelen nüfus İstanbul halkı.         

Göçmen artık İstanbul’da yaşadığını biliyor.

Nasıl yaşaması gerektiğini de biliyor.

Buna siyasi literatürde ‘yaşam tarzı’ deniyor.

Son yılların en güçlü kitlesel talebi bu.

‘Gezi’ bu talebin elitten başlayarak dışavurumuydu.

‘Biz böyle yaşamayı kabul etmeyiz’ ise temel görüntü.

 Özü; bir ucube rejimi reddetmek, demokrasi deyince anlaşılması gereken formatı savunmak.

Hırsızlık, dikta, İslamizasyon, çeteleşme,kadın düşmanlığı ile çadırlanan çağdışı bir rejimin dayattığı ‘yaşam tarzına’ isyan.

Kent nüfusunun sandıkta başlayan ayaklanması, gerçekte iki yaşında.

 2017 Referandumuna göre tek fark; Muhalefetin iktidarı ‘at Üsküdarı geçmeden’ yakalaması.

 Seçim gündeminde artık ‘öğrenilmiş çaresizlik’ yok.

 Sandık ve YSK oyunları sona erdi.

 Herkes ne yapacağını biliyor artık.

 Şişeden çıkan devi tekrar içeri sokmak olası değil.

 23 Haziran sonucu ne olursa olsun.

 Kentli Türkiye, iktidar için hareket halinde..

 

                         Mahir Tan                  LondraPosta- Londra