Erdoğan bayram namazını Çamlıca Camii’nde kıldı.
Çıkışta  S-400 anlaşmasıyla ilgili olarak, “Bizim attığımız adım belli. Bizim yaptığımız bir anlaşma var. Buradan geri adım atmak gibi bir şey söz konusu değil” dedi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin St.Petersburg Uluslararası Ekonomik Forumu’ndaydı.
“Erdoğan’ın siyasi iradesi ve “delikanlı gibi ” ülkesinin bağımsızlığını gözetmesi sayesinde proje çok hızlı bir şekilde bitme aşamasına geldi” dedi.

*
ABD Savunma Bakanlığı, Avrupa ve NATO politikası direktörü A.Winternitz ise Türkiye’nin S-400 satın alımı ile ilgili,
“Bu alım bizim açımızdan Türkiye’nin 2016 NATO zirve bildirgesi taahhütleriyle uyuşmuyor.
Türkiye ile ikili ilişkilerin uzun süre devam etmesini bekliyoruz.
İlişkilerimiz çok katmanlı ve sahip olduğumuz bu stratejik ortaklık devam edecek.
Türkiye’nin S-400’leri kabul etmeme kararı vermesini umuyoruz” açıklamasında bulundu.

*
Geçen üç yılda Erdoğan, pek çok bölgesel konuda Rusya için kabul edilebilir bir lider olduğunu kanıtladı.
Ama Erdoğan  bugün Türkiye yerel seçimlerin sonuçları ve İstanbul’da yapılacak ikinci bir yerel seçimin kuşatmasındadır.
Meşruiyeti  büyük şehir merkezlerinde ciddi biçimde tartışılıyor, fiyakası yerlerde sürünüyor.
Bu durumda Erdoğan her siyasi rejim için bir kriz oluşturabilir İstanbul  seçimine hazırlanıyor.

*
Nitekim İstanbul seçimi Erdoğan’ın dış politika kararlarını iç politika dalgalanmalarına rehin düşürmüştür.
Artık uzun vadeli stratejik sonuçları olan düzenlemeleri sürdürmesi zorlaşıyor.
Batılı ülkeler belirsiz bir gelecek vizyonu çizen Türkiye ile iletişim kurmayı istemiyor.
Erdoğan’ın aktif dış politikasına onay verilmiyor.
Türkiye üzerinde artan uluslararası bu tecrit Türklere ve ülkeye zor günler yaşatıyor.
Türkiye- Rusya ilişkileri üzerinde ciddi etkiler oluşuyor.

*
Ama bunlar Rusya’nın Erdoğan ile ilişki kurmasını engellemiyor.
Çünkü Batı’dan ürken Erdoğan’ın ancak bir kaç batılı ortağa güveni kalmıştır ve Rusya ile işbirliğine istekli görünüyor.
Bu tür bir işbirliği ile Rusya lehine ikili ilişkiler yoğun biçimde sürüyor.
Rusya Erdoğan’ın tutkuları ve endişelerini doğru yönde başarılı bir şekilde yönlendiriyor.
Sonuçta hem komşu ülkelerde hem de Türkiye’de, Rus stratejik çıkarlarına yol açan uzun vadeli taahhütler sağlanıyor.

*
S-400 anlaşmasının niteliği bu bağlamda ortaya çıkıyor.
Silah sözleşmesinin tamamen ticari bir anlaşma olduğu söylenebilirken,
Rusya hava savunma sistemlerinin Türkiye’ye satışı;
Rusya’nın uzun vadeli çıkarlarına hizmet etmemesi durumunda Rusya için önemli olmazdı!

*
S-400 sistemiyle ilgili dikkate alınması gereken şey;
Birincisi, NATO’ nun beşinci nesil F-35 savaş uçaklarına karşı koymak için tasarlanan Rus savunma sistemi olması,
Ya da Rusya’nın İleri Savunma Doktrini doğrultusunda, Batı Avrupa’da bulunan ABD ve NATO birliklerinin operasyonel manevralarına karşı,
Güçlü ateş gücü ve baskın güçle Aktif Savunma ya da Derinleme Savunma Kapasitesi için geliştirilmiş olmasıdır.
Sistemin radar bileşenleri, NATO ittifakının Avrupa’da taarruz potansiyeli oluşturma teşebbüslerine karşı Rus karşı önlemlerine katkı sağlayacaktır.
Ve  25 ila 30 yıl boyunca hizmette kalacaktır…

*
İkincisi, Ankara ve Washington arasında Rus silahlarının satın alınması konusundaki anlaşmazlık,
Her iki ülkede siyaset yapıcılar arasındaki dünya görüşlerinin derinlemesine çatışmasını alevlendirmiştir.
Bu sadece Rusya’ya nasıl davranılacağı, Esad’la ne yapılacağı veya Orta Doğu’daki Kürtlerle nasıl başa çıkılacağıyla ilgili değildir..
Türk siyaset yapıcıları Orta Doğu ve Doğu Akdeniz’de daha bağımsız bir dış politika ve daha iddialı bir duruş arzusundadır,
Ama artık bunun arkasındaki dürtünün  Erdoğan ve  yönetiminden gelmesi istenmiyor.
Çünkü Türkiye’nin geleceği Erdoğan yönetiminin ömründen daha aziz kabul ediliyor…

*
Rusya’nın S-400’leri Türkiye’ye satma kararında, neden meşruiyetini, kapasitesini ve kaynaklarını yavaş yavaş kaybeden bir rejime yatırım yaptığı da sual ediliyor.
Üstelik Türkiye’de  Rusya’dan silah edinilmesine ve Moskova ile yakınlaşmaya karşı geniş bir muhalefet bulunuyor..
Türkiye’de eğer demokratik bir hükümet değişikliği gerçekleşirse,
S-400 anlaşmasının Batı güvenlik ittifakı üzerindeki stratejik etkisi büyük ölçüde azaltılabilecek ve Rus silahlarının teknik sırları tehlikeye girecektir.

*
Bununla birlikte V.Putin döneminin geri kalanında Rusya ile Batı ilişkilerinin bir süre sonra güvensizlik, karşılıklı korku ve yüzleşme ile karakterize olması muhtemeldir.
Putin birçok zorlukla karşı karşıyadır.
Ekonomi 2012’den beri güçlü bir performans sergilemiyor ve hidrokarbon sektörüne bağlı kalmaya devam ediyor.
Ekonomiyi modernize etmek için gereken reformlar ve yatırımlar olası görünmüyor.
Rusya’nın nüfusu düşüyor ve yaşlanıyor.
Putin’in görev süresi 2024’te sona erdiğinde ve iktidarda kalmak isteyip istemediği konusunda liderlikle ilgili de sorun yaşanıyor….

*
Rus yöneticiler ayrıca ülkelerini düşmanların kuşattığı bir kale olarak göstererek iç desteği artırmaya çalışıyor.
Putin, Ukrayna ve Suriye’de; askeri harekat, siber ve istihbarat operasyonlarıyla Batı ile gerginliği artıran bir dış politika izliyor.
Doğrusu bazen de İran’ın nükleer silah hırslarını engellemek için başka ülkelerle çalışabileceğini de gösteriyor.
Ama Çin’e fedailik yapıyor, Ukrayna çatışması ile ilgili   Almanya ve Fransa’yla ilgili tartışma yaşıyor.

*
Aslında Rusya, komşularıyla daha işbirlikçi ve daha az düşmanca ilişkiler geliştirerek çıkarlarına daha iyi hizmet edilip edilmeyeceğini düşünmelidir.
Batı ile ilişkilerde anlaşma imkansız gibi görünse de, daha fazla tartışmadan yararlanabilir.
Çünkü güvenlikten, nükleer silah kontrolünden, siber alandan, iklim değişikliği ve sağlık gibi daha az çekişmeli alanlardan bahsedecek çok fazla ortak endişe alanı bulunuyor..

*
Putin, Batı ülkeleri içindeki ve arasındaki bölünmeleri sömürmede usta olduğunu kanıtlamış ve uluslararası etkisini arttırmıştır.
Ama son döneminde bir dizi ekonomik ve sosyal sorunla karşı karşıyadır.
Bugün kimse Putin’in onlarla başa çıkmayı başarıp başaramayacağını ya da bir halefle yumuşak bir güç aktarımı yapıp yapamayacağını bilmiyor.
Nitekim Putin’le başa çıkarken, Batılı politika yapıcıları hem Rusya’da hiçbir şey değişmeyecekmiş gibi davranıyor,
Hem de herşeyin  bir gecede değişebileceğine hazır bir vaziyet resmediliyor.

*
Çünkü Rusya ile Batı arasındaki normal iletişim kanallarının neredeyse tümü kaybedilmiştir.
Diplomasi çalışmıyor.
Ve kilitlenmenin açılması gerekiyor.
Bu noktada ABD Başkanı D.Trump’tan; Rusya’ya ve ABD müttefiklerine yaklaşımı koordine eden bir Batı yaklaşımı bekleniyor.
Batı ulusları Moskova ile ilişkilerinde iyileşme ihtimaline açıktır, çünkü  Rusya’yı diplomatik olarak izole etmek arzu edilmediği gibi  mümkün de görülmüyor…

*
Yine de mesela Kırım örneği, Rusya’nın çevresindeki etkilerini güçlendirmek için uzun vadeli planlara sahip olabileceğini gösteriyor.
Bununla birlikte, Rus liderliği hâlâ  Batı’daki çıkarları ve mevcut statükoyu zorlamakta,
Bölgedeki güç dengesini lehine çevirmek ve ortaya çıkan kritik durumdan hızlı bir şekilde yararlanmak için harekete geçmekte kendini emin hissediyor.

*
Buna karşın  Türkiye’deki siyasi süreç gittikçe daha fazla raydan çıkıyor.
Türkiye’de herhangi bir yapısal değişiklik dahi ancak olağanüstü prosedürlerle mümkündür.
Siyasi paydaşlar, yalnızca Türkiye’yi demokratik yönetim alanında tutmak,
Aynı zamanda hayatta kalmak için daha fazla zorlanıyorlar.

*
Ne ki,  S-400 anlaşması Erdoğan’ı geride bırakacak şekilde tasarlanmıştır.
Anlaşma bir kısmı geleneksel ve halka açık politik süreçlerin ötesinde gerçekleşmiş ve Türkiye’de gelişecek süreçlerle garanti altına alınmıştır.
Moskova, Erdoğan hükümetinin anlaşmayı iptal etme baskısı altında olmasına,
Aynı zamanda ABD’nin yaptırımları, iç politik türbülanslar veya daha fazla demokratik yönetişim için kamu taleplerinin artmasına rağmen,
Kendini tehdit altında hissetmediğini hissettiren Erdoğan’a müteşekkirdir.

*
Rusya “Kasımpaşalılığa” “Delikanlılık” diyor.
Koca Türkiye’nin devlet yönetimindeki Erdoğan’ın kaba gururunu okşuyor…

10.6.2019

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.