Kategoriler
Kültür/Sanat Politika Ümran Ünlü

11 AYIN SULTANI

Her ramazan gelişini heyecanla beklerim.Benim için çok güzel ve çok özel bir ay…

Bu ramazan karmakarışık duygular içindeyim.

Ramazanın ilk günü Hıdrellez.İnsanların bir dayanma noktası vardır hani.İşte onun son noktasına geldiğinizde istemsiz olarak ağzımızdan dökülüveren”Yetiş ya hızır aleyhisselam”ya da “hızır gibi yetiştin imdadıma deriz.Ne güzeldir o yardım etme duygusu.

Bu gece dileklerimizi bir kağıda yazar,ya da resimlerini çizer,sabaha karşı bir gül fidanına asar,ya da bir derenin kenarına,denizin kıyısına bırakırız.Bunun gerçekle ve dini inançla ilgisi yok,bu bir gelenek diye düşünüyorum.İnsanların pozitif düşünüp,hayatında güzel şeyler olmasını diledikleri bir gün.

Yine bugün Deniz in…Hüseyin in…Yusuf un…Asıldığı gün…İçinde Gül… Fidan… Asmak…Sözcüklerinin geçtiği her şey yüreğimi sızlatıyor…Ne kolay kıyıyoruz insan hayatına…Bir yanım acı ve buruk…Ülkesi için şehit edilenlerin mekanları cennet olsun…

Sonra Belediye başkanlığı seçimleri…Bitmez tükenmez,ne olduğunu aslında bildiğimiz ama çoğumuzun korkudan ağzını açamadığı bir kaos dönemi…Kazanılmış haklara saygısı yok insanların…

Memlekette hak hukuk adalet denilen şeyler dağa kaçmış,dağda da inek yemiş…

Düşündüğünü söylemek bile yasak hemen içeri atıyorlar…Ne olacak bu memleketin hali…

Ramazan ayının zamanı Hicri Takvim’e göre düzenlenir. Hicri takvim, Halife Ömer’in zamanında düzenlenmiştir. Hicri Takvim bir ay takvimi olduğu için yıllar, Miladi Takvimden 11 – 12 gün kısadır.

Bu yüzden Ramazan ayı her sene Miladi Takvimde öne kayar. Yaklaşık olarak her 32 senede bir, Ramazan Ayı aynı tarihlere denk gelir.

Bir yanda Ramazan boyu gerçekten inanarak orucunu tutup ,akşama kadar iftar hazırlığı yapıp,teravisini kılan,sahura kadar ibadet ve eğlenceyi bir arada geçiren ve dinini sadece ALLAH’ın rızasını kazanmak için yaşayan nezih bir toplum…

Bir yanda dinini sadece ramazanda hatırlayan,sanki ibadet sadece ramazanda yapılırmış gibi kafasını gözünü bağlayıp,saçının bir telini ya da tırnağının ucunu gösterdiğinde günah sayan ama akşama kadar dedikodu peşinde koşan,kul hakkı yiyen,dini sadece örtünme sanan ve ortam öyle gerektiriyor diye veya birilerine şirin görünmek için oruç tutup, teraviye gelen bir toplum.

Bir yanda müzik dinlemeyi günah sayan ve elindeki mikrofonu bırakıp, birden dindar kesilip,kadınları görmenin dahi günah olduğunu düşünen, okumayan,ezberci ve kendisine verilenlerin doğru olduğunu sanan,katı kurallar içine sıkışıp kalmış,eğitimden uzak,sadece etrafından duyduklarıyla dinini yaşamaya çalışan bir toplum…

Bir yanda inanmayan ve yaratılanın yaratanın eseri olduğunu reddeden,ramazan kavramının ne olduğunu bile bilmeyen,sahillerde güzel bikinisiyle boy gösteren,ya da yeni teknesine eşini dostunu toplayıp gösteriş yapan bir toplum.

Bir yanda hem sosyal hayatın içinde yaşayıp,hem dini görevlerini yerine getirmeye çalışan gerçekten inandığı için ibadet eden bir toplum…

Bizler küçücük dünyamızda birbirimizi eleştirip,kendimizi bulunmaz hint kumaşı sayarken,dünya ağlıyor…Dünya kan gölü oldu…İnsanlar bir avuç toprak,bir yudum su ve bir parça maden için birbirini boğazlıyor.

Bizim en büyük hatalarımızdan birisi dinimizi bilmiyor olmamız.

KUR-AN’da bütün kurallar yazıyor bir bir. Arapça bilmiyorsanız ATATÜRK Elmalılı Hamdi’ye türkçe tercümesini yaptırdı, açın Türkçesini okuyun. Okuma özürlü dostlarım benim. Eğer dinimizi esas kaynağından doğru bir şekilde öğrenirsek sahte dincilerin eline düşmeyiz,din tüccarları tarafından kullanılmayız. Biz kulaktan dolma öğrenmeye bayılıyoruz her şeyi.

İslamiyetin ana kuralları dediğimiz 32 farz… İnancımıza göre müslümanım diyen herkes bu kuralları yerine getirmek zorundadır.

32 Farzın içindeki “İslamın 5 şartı,Kelime-i şahedet getirmek,namaz kılmak,oruç tutmak inanan herkesin boynunun borcudur.Ama geriye kalan,eğer aileni ve kendini geçindireceğin paradan fazla paran varsa ve hiç kimseye borcun yoksa,sağlığın da yerindeyse hacca gitmek,bir diğeri de eğer gerçekten zenginsen malının kırkta birini her yıl fakir fukaraya zekat olarak vermek”Aslında İslam dini gerçekten uygulanırsa hak-hukuk-adalet dinidir.Hep kendinize yontun demez,paylaşın der.Hatta”Komşun açken,sen tok uyuyamazsın”der.

Kuran’ın ilk ayetlerinin vahiy edildiği Kadir Gecesi bu ayın içindedir. Hangi gün olduğu bilinmemekle birlikte son 10 günden tek gecelerden birisi diye söylenir ama 27. gecesi Kadir Gecesi olarak kabul edilir.

Bakara Suresi’ne göre Kuran’ın İslam peygamberi Muhammed’e gönderilmesi Ramazan ayında başlamıştır ve bu ay içinde “Oruç” tutmak Müslümanlara emredilmiştir.

Ayet derki;“O Ramazan ayı ki irşat için, hak ile batılı ayırt eden, hidayet ve deliller halinde bulunan Kuran onda indirildi. Onun için sizden her kim bu aya erişirse oruç tutsun. Kim de hasta veya yolculukta ise tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde kaza etsin. Allah size kolaylık diliyor, zorluk dilemiyor. Bir de o sayıyı tamamlamanızı ve size gösterdiği doğru yol üzere kendisini yüceltmenizi istiyor. Umulur ki, şükredesiniz! (Bakara 185)”

Bir ay boyunca gün doğumundan önceki alaca karanlık ile gün batımından sonraki alaca karanlık arasında yemek-içmek ve cinsel ilişkide bulunmak Müslümanlara yasak kılınmıştır.

Ramazan ayında oruç tutanların gün doğmadan önce yedikleri yemeğe ve yendiği zaman aralığına “Sahur” denir.

Gün sonunda orucun açılmasına ve yenen yemeğe “İftar” denir.

Herkes inancında özgürdür, yerine getirir ya da getirmez, kimse kimseye hesap vermek zorunda değildir. Bu ALLAH ile KUL arasındadır, kimseyi ilgilendirmez.

Bırakın isteyen istediği gibi inansın, bırakın isteyen istediği gibi giyinip kuşansın, bırakın insanlar özgürce ibadetini yapsın. Siz katı kurallara boğarak dini, insanları dinden uzaklaştırıyorsunuz, onlarda etraftaki türedi tarikatların eline düşüyor, dinimiz yozlaşıp gidiyor.

Birisi”sen böyle namaz kılarsan namazın kabul olmaz”dedi.Benim görüşüme göre bu cümleyi kuran insan Allah’a şirk koşmuş olur.Namazının kabul olup olmayacağına karar veren tek merci ALLAH’tır.

Belki sen namaz kılarken kimi nasıl dolandıracağını düşünüyorsun da o adam safiyane bir şekilde tamamen yaradana yönelmiş içten kılıyor namazını.

Ya da belki sadece dua ediyor… Kimse bilemez.

Çok güzel bir dinimiz var.Gerçekten araştırıp öğrenirseniz,insanın mutluluğu için olan bir hak dini olduğunu görürsünüz.

Ama yok ben sağdan soldan duyup,gazeteden,televizyondan dinleyip öğreniyorum dersen,işte dünya bugünkü haline gelir.

İnsanlar rant kavgasıyla doğayı da katleder,birbirini de….

Ben değil dinimiz emrediyor:

Toplumu kamplara bölüp birbirimizi eleştirmek yerine,İyisiyle kötüsüyle birbirimizi sevelim ,sayalım,zengin bir parça fakire versin,fakir hazır lokma beklemesin rızkı için gayret etsin.

Herkes mezarına ayrı girecek ve biz insanları inançlarına göre yargılama hakkına sahip değiliz.Bu hak sadece yaratanın.Bırakalım yaratanla yaratılanı baş başa.Biz burada sadece yaratılanı yaratan için sevip,dostluğu,güler yüzü ve sevgiyi paylaşalım.

Ramazan boyu her gün yaptığım bu dua hiç değişmez”Allah’ım  ordumuzu, yurdumuzu, cumhuriyetimizi kişisel çıkarlarının üstünde tutacak, ülke topraklarını peşkeş çekmeyecek, yönettiği insanlara adil davranacak, ülkemizi çağdaş medeniyetler seviyesine yükseltecek, demokrasimizi kesintiye uğratmayacak, ATATÜRK ilkelerine sahip çıkacak, ordusunu hapse gönderip, ülke düşmanlarını baş köşeye oturtmayacak, halkını ötekileştirmeyecek, insanını gruplara ayırıp birbirine düşman etmeyecek, birlik ve beraberliğimizi koruyacak, gençliğine sahip çıkacak, geriye değil, ileriye götürecek, inanıyormuş gibi halkı kandırmak yerine, gerçekten inançlı olup kul hakkı yemeyecek yöneticiler nasip et.”

Birbirimizi arayıp hal hatır soralım,birbirimize gülümseyelim,sevgi ve şefkatle bakalım birbirimizin gözlerine,iyilik yapalım,birbirimizi ötelemek yerine sorunu nedir anlamaya çalışalım ve güzel arkadaşlıklar biriktirelim…

Bu ramazan ülkemize,dünyaya,barış ve kardeşliği getirsin…

Rastladığımız her yüreğe sevgi tohumları ekelim…

Sağlıklı,huzurlu nice Ramazanlara…

Yazar Ümran Ünlü

Gazeteci,yazar,oyuncu,korist,matematikçi,aktivist...

Felsefesi;Hayatı ,insanları,hayvanları...Özet olarak herşeyi sevme yeteneği... Mutfak ve bahçem terapi alanım...Hayat bu kadar güzel ve yaşanasıyken,insanların iki yüzlülüğünü ve hayatı kendilerine de ,çevresindekilere de zehir etmelerini anlayamıyorum.

Elizabeth Ümran Ünlü She was born on january 10 th, 1951 in Afyon’s village of Üclerkayasi. After she had finished primary school in the village she got on the road of finishing middle school and becoming a teacher in Kütahya with the words of her teacher, “You are going to open the doors of this village to the World, you must learn.” She became a math teacher after finishing the Eskisehir Anatolia University. She also taught classes in Yalova and Istanbul. Then, she began working in Turkish Art Music. Later on, she became a project teacher and a vice-principal in a private school in Suadiye, Istanbul. After the age of 45, she decided to learn theater work that she could not give up on. She got acting training for two years at the Kadıköy Halk Eğitim Deneme Sahnesi. She was in plays like Savaş Oyunu(War Game) and Kına Gecesi(Henna Night) . She also had roles in the theaters of AKM-Haldun Taner-Kadıköy-Mecidiyeköy-Sarıyer. She educated her children in the best schools and taught them to be children that she will be proud of. (Pilot, engineer, researcher)After being a principal in classes in Şişli, in 1999 she came to America where she had sent her son for school. She continued her Turkish Art Music and theater work in has been participating a chorus, and they are going to have a concert on November 2,2019 at Carnegie Hall.They give concert every year. She went to University in America for language courses. For a remainder of the time, she wrote plenty of children’s stories in many websites and magazines. She is writing the book “Bir Yerlerden Başlamalıyım” and writing the play “Ah Amerika.” While spending a pleasurable life with her children and grandchildren, she is planning to begin her theater life in America with the play musical“Keşanlı Ali Destanı”,Çalıkuşu"Nasrettin Hoca"7 kocalı hürmüz"Keloğlan" ,She also continues to live peacefully with herself and everyone and continues to give this love to humankind because of her daughter’s words, “The endless love and care in my mother’s heart would be enough for the Earth.” Hayat bu kadar güzel ve yaşanasıyken,insanların iki yüzlülüğünü ve hayatı kendilerine de ,çevresindekilere de zehir etmelerini anlayamıyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.