Münafıklar ve yalakalar ordusunun İslamcı “Reis”i, Müslüman Kardeşler örgütü lideridir.
Benimsediği neo-Osmanlı emperyalist politikasıyla Suudi Arabistan ve Mısır’ın arasından sıyrılıp Dünya İslamcılığının Liderliğini kovalıyor.
 
*
Temmuz 2016 darbesinden istifadeyle İstihbarat ve Emniyet güçlerinin desteğinde hem ABD’nin talebini yerine getirdi ve Dünya İmamı Fethullah Gülen’i tasfiye etti, 
Hem de bu defa ABD zıddına F.Gülen’in işgalinde olan devletin tüm kadrolarına kendi kadrolarını yerleştirerek benzeri görülmemiş biçimde kendine güç vehmetti.
Eş zamanda yargıyı; medya kuruluşlarını, gazetecileri, akademisyenleri, askerleri ve STK’ları süpürmek için kullandı.
Atatürk’ün ortaya koyduğu laik sistemi değiştirerek, din adamlarına devlet meselelerinde daha fazla söz verdi.
Siyasi otoritesini büyük ölçüde pekiştirmiştir, Türkiye’nin Reis’i olarak dümen tutuyor.    
Kendisini  dünya lideri yapmak için dolu dizgin  diğer ülkelerdeki Müslümanları kazanmaya çalışıyor…
 
*
Mussolini’nin faşist İtalya’sını hatırlatan sömürgeci bir dil kullanıyor.
Arap ve Avrupalı müttefiklerini Yunan Adaları, Kıbrıs ve  Toros Dağları’nın güneyinde Orta Doğu’da geniş bir alanı (Levant)   fethetmekle tehdit ediyor.
 
*
Bu ülkeler ve müttefikleri 31 Mart yerel seçimlerinde Reis’in düşeceğini ve daha ılımlı bir liderle devam edilebileceği umudundaydılar. 
Bu yönde çağrıda bulundular.
 
*
Reis ultra milliyetçi ve neo-faşist örgütlerle ittifak halinde yerel seçimleri hükümetine referandum yaptı. 
Çok ağır ve ayrıştırıcı bir söylemle seçimleri ülkenin bekası için bir mücadele olarak nitelendirdi.
Ülke çapında hemen her gün birkaç kampanya gösterisine katıldı. 
Türkiye’yi  ciddi biçimde böldü.
 
*
Ama son dönemde düşük ekonomik performansla birlikte yerel seçimlerde ciddi güç kaybına uğradı.  
Bugün seçimler geride kalmıştır ve uluslararası arena dikkatlerini;
Türkiye’de oluşacak siyasi ortama, ABD- İsrail- AB ve Arap ülkelerinin Türkiye ile ilişkilerinde yaşanabilecek muhtemel gelişmelere çevrilmiş bulunuyor.
 
*
Reis aynı zamanda hâlâ  laik Kuzey Kıbrıs’ı İslamlaştırmayı ve Kıbrıs ihtilafını etno-milli olandan dini olana dönüştürmeye,   
Böylece Kıbrıs’ta iki toplumlu ve iki kesimli, siyasi eşitliğe dayalı bir federasyon talebiyle adanın kuzey kısmını Türkiye’ye ilhak etmeye  çalışıyor.
 
*
Ama Reis’in Orta Doğu ve Doğu Akdeniz’de artan müdahaleleri bölgedeki devletleri ciddi biçimde etkiliyor.,
Bu ülkeler Türkiye’yi etkisiz kılmak için çok taraflı mekanizmalar kurarak güçleniyorlar.
ABD zaten Suriye’deki Kürtlere,
Yunanistan ve, İsrail’ de  Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yükselen “Antik Çağ Eksenine”” büyük destek veriyor. 
 
*
Kürtler ve Doğu Akdeniz’dek Antik Çağ Ekseninde oluşan koalisyonun,
Reis’in hegemonik hırslarına meydan okumak ve egemenliklerini korumak konusunda ortak çıkarları bulunuyor.
Bu oyuncular çıkarlarını korumak  için   Washington’un rehberliğinde uyumlu bir plan oluşturuyorlar…  
 
*
Reis’in S-400 füze savunma sistemini Washington’un F-35’leri pahasına Rusya’dan alma kararı, ABD’yi tehdit edici yaptırımlar noktasına getirmiştir..
ABD geçen yaz  Ankara’nın ekonomisine tarife zarar verdi.
Suriye’deki Kürtlere saldırması durumunda yaptırımlarla  tehdit etti .
Suriye Kürtleri de, Afrin bölgesini işgal etmeyi bırakırsa Türkiye ile diplomasi fikrindedirler aksi taktirde  savaş olacağını söylüyorlar… 
 
*
Bu noktada Atina, F-35 avcı uçağı almaya olan ilgisini dile getiriyor.
Çünkü Yunanistan ordusu Türkiye ordusundan zayıftır ve F-35’ler Yunan hava sahasının ihlal edilmesini önlemekte  değerli bir caydırıcılık sağlayacaktır
Bununla birlikte, Yunanistan ekonomik durumu göz önüne alındığında satın alımı nispeten düşük bir fiyata yapmak zorundadır.
Washington, adadaki Türk askerinin kışkırtılması durumunda Kıbrıs hava sahasını korumak için de kullanılmaları şartıyla Yunanistan’a F-35 satışını indirimli olarak verebilecektir.
 
*
Bugün Yunanistan Patriot  hava savunma sistemi ile korunuyor.
Ancak Türkiye’yi daha fazla caydırmak için,
ABD’nin Girit’teki  askeri üssüne, Kıbrıs’ta Akrotin ve Dhekella üslerine 1000 km.teşhis mesafeli THAAD füze savunma sistemi kurulmasını istiyor.
İsrail ise  Yunanistan’ın korunması için Girit radar tesisinin yanına Iron Dome  Arrow ve David’in Sling füze savunma sistemlerini yerleştirmeye hazırlanıyor..
Bu sistemlerin Kıbrıs’taki gaz aramalarına yönelik Türkiye’nin denetiminde  son derecede önemli olduğu değerlendiriliyor..
 
*
Doğu Akdeniz Güvenlik ve Enerji Ortaklığı  Kıbrıs, İsrail, Mısır, Yunanistan ve AB’nin  ekonomik ve diplomatik çıkarları için kritik öneme sahiptir.
Bu yüzden  ne pahasına olursa olsun korunmasına çok önem veriliyor.
Bu silah sistemlerinin savunucu doğasının,  Kuzey Levant’ın militarizasyonuyla ilgili  Türkiye’nin diplomatik eleştirilerini de  geçersiz kılacağı öngörülüyor.  
 
*
Kürtler, Kuzey Suriye’deki güçlerini gittikçe daha fazla sağlamlaştırırken,
ABD ve İsrail’in , Irak Kürdistanı ile Rojava  arasında olası bir barış anlaşması ya da işbirliği mekanizmasına aracılık etmesi de planlanıyor. 
Kürt savaşçıların öncelikli hedefi cihatçıların kalıntılarına karşı mukayyet olmaktır ama,
Bu güçlerin  Türkiye  ve İran’ın  “direniş ekseni” diplomasinin başarısız olması durumunda caydırma kabiliyetlerinin arttırılması yönünde adımlar atılacaktır.
Bunun için ABD ve İsrail daha geniş bir Kürt bölgesinde  Iron Dome, David’in Sling, Arrow, THAAD ve Patriot füze sistemlerini konuşlandıracaktır.
Böylece Kürtler , İran ve Türkiye’ye karşı korunurken, İsrail’i, bölgedeki Arap müttefiklerini ve ABD askeri üslerini de koruyacaktır.
 
*
Kürtler ve İsrail, Doğu Akdeniz’den Yunanistan ve İtalya’ya hidrokarbon tedarik ederek İran’ın yerini de kolayca alabileceklerdir.
İsrail MEGED petrol alanını ve Golan’daki kaynakları, Kürtler  ise  kontrol ettikleri  Suriye ve Irak’ın kuzeyindeki geniş petrol kaynaklarını,
Akdeniz’den güney Avrupa’ya yapılacak boru hatlarına ekledikleri taktirde;
Bu adım  onların hem zenginleşmesine hem de Yunanistan ve İtalya ile diplomatik ilişkilerin gelişmesi ve Kürdistan’ın istikrarına yol açacaktır.
 
*
Böylece Avrupa enerji güvenliği bakımında  “otokratik petrol” den uzaklaşacak,
Bölgede Reis’in Türkiye’sinin  neo-Osmanlı özlemleri tamamen savunma araçlarıyla kuşatılırken,
Avrupa Birliği: Birleşmiş Milletler ve Arap Birliği’nin şişirilmiş ve etkisiz yaklaşımına başvurmadan yerel çok taraflılığı teşvik edecektir…
 
*
Hz. Muhammed , “İş  ehline verilmezse kıyamet yaklaşmış demektir” diyor.
 
26. 4. 2019

Sohbete katılın

1 yorum

  1. Amed,
    Olmuyor ki, 4,5 sene secim yok. Hala bunlar siyaset konuşuyor. Bıktık artık. Bunlar iş ve gücü ne zaman yapıyorlar? Hadi kendisi seçildi. Bu yardımcılarına ve danışmanlarına ne oluyor? Seçilmemiş bir adam uçağa binip Yeni Zelanda’ya gidiverebiliyor. Devlet adına konuşuyor. Çok danışman var zaten. Bilmem bunların sayısını bilen varmı ?? Hala yenileri atanıyor. 23 yaşında danışmanı var. Seçilmiş bakanlar da var ama sesleri çıkmıyor. Jöleli var. Ucum var. Güvensizlik böyle oluşur. 35 bin işçi davası istinafta 17-19 aydır yargıç ataması bekliyor. Kimse umursamıyor. Bu hala Madura’dan bahsediyor.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.