Bugün üretici komşumuzun ektiği yerel tohumların fidelerini tüplere aldık.

Yaklaşık on beş gün sonra bahçede hazırlanan yerlerine biber ve patlıcan fideleri ekilecek.

Tohumların toprakla buluşması, fidelerin toplu olarak büyüdükleri yerden alınarak artık meyve verecekleri alana taşınmaları gerekiyor.

Bu işlemlerin yapılmasının belli bir zamanı var.

Bu uygulama her tohum için ve her bölgede iklim şartlarına göre değişir.

Fethiye bölgesinde mevsim şartlarının uygun olması üreticiye yılda iki kere ürün alma şansı tanıyor.

Sahilde ekilen ürünler alınıp satılmaya hatta tükenmeye başlarken, yayladaki ürünlerin imdada yetişmesi bazı ürünleri doyasıya tüketme imkanı sağlıyor.

Üretici  teyzeye, ‘’fideleri bir an önce yerlerine alalım hava çok güzel’’  dediğimde bana bir öykü anlattı.

‘’Yörük bir çoban,  Nisan ayında havaların birden ısınmasına aldanarak onlarca koyununu alıp yaylaya çıkmaya karar verir.

Konu komşu uyarır ama dinlemez.

‘’Nisan ayının beşi ( rumi takvimle miladi takvim arasındaki on üçlük günlük fark yüzünden nisan’ın onsekizine gelir.)  bitmeden yaylaya çıkılmaz’’  diye defalarca söyleseler de çoban kararlıdır.

Onlarca koyununu alır ve yaylaya çıkar.

O dönemlerde çobanlar, Yörükler yayla da  ‘’alacık’’  adı verilen derme çatma barakalarda yaşarlarmış.

Hayvanlar için ise korunaklı bir yerleri yokmuş.

Henüz Nisan’ın beşi geçmemiştir, sahilde çok güzel bir hava vardır.

Çobanın yaylaya çıktığı gece hava birden değişir ve aniden kar yağmaya başlar, soğuk ve fırtına göz açtırmaz.

Ne yazık ki çobanın koyunları telef olur.

Canını zor kurtarır ve sahile iner.

Ailesi komşuları onu merak etmektedir.

Herkes ziyaretine gelir, çoban çok üzgündür, onları dinlemediği için mahcuptur.

Ve şunları söyler ;   ‘’ Korkma zemherinin kışından, kork Nisan’ın beşinden’’

Bunu anlatırken,  bir yandan da  fideleri  ayırma işlemlerini yapıyoruz.

‘’Şimdi anladınız mı niye acele etmeyin dediğimi’’ derken,  gündüz ki yaz  havasından eser kalmıyor bir anda.

Rüzgar onu haklı çıkarırcasına esmeye başlıyor ve hava bir anda serinliyor.

Yörüklerin hayatı hep göç etmekle geçmiştir.

Zorlu mücadeleleri onların yaşamlarına da yansımıştır.

Kış bastırmadan yayladan sahile inilir,  yazın kavurucu sıcakları gelmeden de sahilden yaylaya gidilir.

Elbet onların tecrübeleri, toprağı, tohumu çok iyi tanımaları verdikleri emekler bizlere her zaman yol gösterici olacaktır.

Tarımla uğraşanların tecrübeleri çok değerli. Mevsime göre, ayın döngüsüne göre hareket etmeyi bilen gerçek çiftçiler bu toprakların en değerli varlıklarıdır.

Bahar geldi diye mutlu olsak da gece-gündüz farkı, talihsiz çobanın yaşadığı olaydan, tecrübelerinden ders alan bu değerli üreticimizle bugün bir imece daha  gerçekleştirdik.

Zamanı gelince yine hep birlikte bu fideleri meyve dönüşmeleri için ait oldukları yere alacağız.

Ata Tarımsal Kalkınma Kooperatifimizin toprakla buluşan  yerel tohum  ürünleri yetişmeye başladı.

Yerel tohum ürünlerinin  ülkemizin her yerine sağlıklı besinler olarak ulaşmasını istiyoruz.

Yerel tohum üreticilerine destek olalım.

Yerel Tohumlar geleceğimizin teminatıdır sahip çıkalım.

Yerel tohum ve aile çiftçiliğini koruyup kollayalım.

Yerel tohum üreticilerini Kooperatiflerle güçlendirelim destekleyelim.

Gücümüzü birleştirdik, maddi ve manevi desteklerimizle, yeteneklerimizi birleştirdik, ülkemizin tam bağımsızlığı için bir araya geldik.

Atamızın dediği gibi ‘’Ekonominin Temeli Tarımdır’’ sözüne inanarak, tarımda kooperatifin temelini attık.

Şimdi, tarımda kalkınmanın bu küçük adımında herkesin üzerine düşeni yapmasını bekliyoruz.

Ebru Oğuzhan Yeter tarafından yayınlandı

Emekli bankacı, okur-yazar, Cumhuriyet Kadınları Derneği, Atatürkçü Düşünce Derneği, Yerel Tohumları yaşatmak için verilen mücadelenin temsilcilerinden.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.