Bir zamanlar, Furkan Vakfı Kurucusu şöyle konuşuyordu:

“Ne diyor İslam, annen de olsa diz kapağının altından göbeğine kadar ve sırtına bakamazsın. Annen de olsa, diz kapağının üstü tahrik eder. İslam gerçeği konuşuyor. Hayal âleminde değil İslam. Tozpembe hayallerde gezmiyor İslam. ‘Olmaz canım, annesiyle olur mu, bacısıyla olur mu?’ İslam hayal kurmuyor, gerçeği söylüyor. ‘Olur’ diyor. Biri yapmazsa biri yapar. ‘Olur mu?’ diyenlerin başlarına geliyor.”

Vatandaş soruyor:

“Banyoda çıplak yıkanılır mı?” (!!!)

Prof. Dr. Nihat Hatipoğlu yanıt veriyor:

“Çırılçıplak yıkanmak mekruh (İğrenç, tiksindirici) görülmüştür. Çünkü o halde olmak iyi değildir” yanıtını vererek şunları söylüyor: “Peki ne yapacak? Göbeğinin altından şortunu çıkarmadan yıkanacak. Son anda onu çıkarıp durulanacak…”

AKP’li bir yetkili konuşuyor:

“Örtüsüz kadın perdesiz eve benzer. Perdesiz ev ya satılıktır ya da kiralıktır…”

Sosyal Doku Vakfı Başkanı Yıldız:

”6 yaşındaki çocukla evlenilebilir”

  1. yüzyılda şu din ulemasının (!) söylediklerine bakar mısınız?

Tümünün de hedefinde kadın var… Tümünün de hedefinde kadının örtünmesi eve hapsedilmesi, evine ve erkeğine köle edilmesi var…  Gizlenmesi var…

Tümünün de hedefinde kadın gövdesi, bacak, göğüs, saç, kol, diz, cinsellik, tahrik, don var…

Anasının diz kapağının üstü bile onu tahrik ediyormuş…

Hiçbirisi de kadını kendisine eşit bir cins, erkekle eşit haklara sahip bir toplumsal varlık olarak görmüyor…

Yar, ana, kız kardeş olarak görmüyor… Onu sadece ve sadece tahrik unsuru, seks metaı olarak görüyor…

Onu bir cinsel obje, bir cinsel tahrik aracı gibi algılıyor… Tümünün de aklında “don” var.

Ekonomi, sosyal yaşantı, açlık sınırının altında sürünen insanlar, tarımın çökmesi Türkiye’nin sorunları, bütçe açığı, satılan fabrikalar, onun umurunda bile değil…

Varsa, yoksa “don…” Sanki başka konu kalmamış gibi… Sanki konuşulacak, çözümlenecek başka sorun kalmamış gibi… Don aklını almış ulemanın…

Banyoda “Donsuz yıkanılmaz, yıkanmanın sonuna doğru hemen çıkarılır, kurulanılır, sonra yine giyilir.” Çünkü melekler onu seyretmektedir…

Peki, tuvalette nasıl hareket edilecek? Tuvalette melekler yok mudur?

“Eve girerken, banyoya girerken şu adımını atacaksın, yemek yerken bu kolunu kullanacaksın…” diyen,  özel yaşantımıza kural üstüne kural getiren âlimlerimiz, bir gün olsun, ayakkabı kutularından, çelik kasalardan, para sayma makinelerinden, gemiciklerden, hırsızlıklardan, açlıktan, işsizlikten, yolsuzluklardan, yoksulluklardan söz ettiler mi? Gördünüz mü? Duydunuz mu? Ben görmedim…

Onlara göre kadın bir tapulu mal gibi, erkeğinin mülküdür, emir kuludur, hizmetkârıdır…

“Kadın evinin süsüdür…” diyordu eski savunma bakanı… Ve kendisinden iş isteyen bir bayana, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, “Evdeki işler yetmiyor mu?” diye soruyordu… Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ise, “Kadınlar iş aradığı için işsizlik yüksek.” Gerekçesi ile memleketteki işsizliğin nedenini açıklamaya çalışıyordu…

Cinsiyet ayrımcılığı yapan, kadını ikinci sınıf vatandaş gibi gören ve evinin kölesi yapmaya çalışan AKP’nin bu yanlış “Kadın politikası” yüzünden ülkemizde bugün, kadın sosyal, kültürel ve iş yaşamından uzaklaşmış durumdadır…

Bugün kadının iş gücüne katılımı 1990’lanların çok gerisinde kalmıştır…

AKP’nin kadını aşağılayan bu politikaları sonucunda “kadına yönelik şiddet yüzde 1500 kat artış göstermiş, fuhuş, cinsel taciz, erken evlenmeler sonucu intiharlar, aldatmalar, boşanmalar” doruğa ulaşmıştır…

AKP iktidarında hem evde hem dışarıda çifte sömürü, baskı, şiddet altında inleyen kadının yaşamı günümüzde cehenneme dönmüştür… Esir hayatı yaşamaktadır… Yaşatılmaktadır…

Çünkü kadının özgür, bağımsız olduğu bir toplumda asla şeriat düzeni kurulamaz… Erkekler zorbalık yapamaz, diledikleri gibi hareket edemezler…

Bunun için de kadının evine hapsolması, en az üç çocuk yapması, erkeği ile çocukları ile ev işleri ile uğraşırken doğruları, gerçekleri, sömürüyü görmemesi, bilmemesi, kölelik koşullarına karşı koymaması gerekir…

Karşı koyarsa dayak vardır, işkence vardır, ölüm vardır…

Bu görüşü kanıtlamak için uzun uzun açıklamalar yapmaya hiç gerek yoktur, şeriatla yönetilen dinci ülkelere bakmak yeterlidir…

Bugün ülke nüfusumuzun yarısını kadınlar ortaya çıkarmaktadır…

Bu kölelik düzenine son vermek, ezilmeye, sömürülmeye, şiddete karşı koymak için Atatürkçü kadınlarımız sandığa koşup oylarını özgürce kullanmalı; yoz, yobaz takımına varlığını, var olduğunu göstermeli, dersini vermelidir…

([email protected])

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.