Charles de Gaulle, 1943’de karargahını Fransa Cezayir Mandası’na  taşıdı.
1944′ de Paris’e döndü, bir dizi siyasi mücadelenin ardından,
Mayıs 1958’de, Cezayir’deki Fransız birliklerinin 4.Cumhuriyet yönetimine karşı başlattıkları ayaklanmanın ülkeyi iç savaşa doğru sürüklemesi üzerine Cumhurbaşkanlığına seçildi.
Fransa’da hâlâ hüküm süren 5.Cumhuriyet dönemi başladı.
 
*
Fransa Cezayir Mandası 1830 – 1962 yılları arasında Cezayir’de varolmuş bir Fransız sömürgesiydi.  
Cezayir’in Bağımsızlık Savaşı terörizm ve işkenceyle belirginleşti.
Bağımsızlıkçılarının bir kaç suikast girişimleri ardından, 
Mart 1962’de Charles de Gaulle, “Fransızlar kendilerine başka bir endişe kaynağı bulsunlar” dedi.
Fransa’nın Cezayir egemenliğini sona erdiren  barış anlaşmasını imzaladı.
 
Halbuki Fransız siyasetine önem veren herkes  Cezayir’in Fransa’nın ayrılmaz bir parçası olduğunu ve ne pahasına olursa olsun savunulacağına inanıyordu.
1962’de görüşler değişti, de Gaulle cumhurbaşkanlığının dördüncü yılında Cezayir’in bağımsızlığını tanıdı ama bir de para cezası verdi. 
Bağımsızlıklarını kazanan Cezayirliler korkunç  şekilde çalıştılar.
Çoğu bağımsızlıkçıların için için biriktirdiği intikamla  korkunç ölümlere maruz kaldı.
Sadece Mart 1962 ateşkesinin sonrasında gelen yaz aylarında 15 bin kişi öldü…
 
*
Cezayir savaşı sırasında başlayan geçici fabrika işçiliği göçü,.
Ardından işçilerin eşlerini Fransa’ya getirebilmeleri için aile birleşimi hükümlerinin uygulamaya konmasıyla,
Şimdi Fransa’da  çifte vatandaşlığa sahip üç milyon civarında Cezayirli yaşıyor.
Fransa’nın Cezayir hükümeti ile ilişkisi ayrıcalıklıdır
Her Fransız cumhurbaşkanı ilk görev yılında Cezayir’e devlet ziyareti yapıyor. 
Karşılıklı ticaret  önemlidir ve Cezayir, Fransız Afrika politikasında kritik bir rol oynuyor.
 
*
Cezayir Devlet Başkanı  Abdelaziz Bouteflika, altı yıl önce ciddi bir felç geçirdi, nadiren halka görünüyor.
82 yaşındadır ama hem kendisi hem de çevresi görevinde  devam istiyor.
Bu Cezayir’in seçimlerinde  iktidar partisinin oy kullanma ve oy sayma işlemlerini tam olarak kontrol etmesi nedeniyle, 
Boutefflika’nın seçim zaferinin önceden belirlenmiş olduğu anlamına geliyor.
Peşin zaferi protesto etmek için yüz binlerce Cezayirli ülke genelinde şehirlerde inançlı ama barışçıl gösterilerde bulunuyor.
Protestolara Fransa  şehirlerindeki  Cezayirliler de katılıyor… 
 
*
3 Mart’ta, protestoların yayılmasını sınırlamak amacıyla, ulusal televizyonda Buteflika’dan bir mesaj okundu.
Mektup, açık bir tehdit içeriyor ve “her koşulda anayasal görevini yerine getirmek üzere seferber olan ulusal halk ordusu”nu selamlıyordu.
Mesajda, Buteflika’nın, seçilmesi durumunda yalnızca bir yıl görevde kalacağı ve ardından erken seçim çağrısı yapıp çekileceği sözü veriliyordu.  
Halbuki orduya ve istihbarat servisine dayanan rejimin farklı hizipleri Fransa ile iştişare edip bir mirasçı seçmeyi amaçlıyordu…
 
*
Cezayir siyasetindeki gerçek güç dengesini anlamak zordur. 
Orduyla bağlantılı güçlü bir devlet aygıtı bulunuyor ama  güçlü siyasi partiler yoktur.
İslamcılar 1991’de ilk yasama seçimlerini kazandılar ve ordunun  acımasız bir iç savaş başlatan darbesine yön verdiler.
Altı yıl sonra, orduyla bağlantılı bir parti yasama seçimlerini kazandı.
1999’da Bouteflika cumhurbaşkanlığını aldı ve af yoluyla bir tür yeniden  ulusal birleşme başlattı.
Böylece Cezayir’in 1960’lardaki kurtuluş hareketinin genç öncüsü, 1990’ların iç savaşından sonra uzlaşmacı bir figüre dönüştü.
Cezayir’in siyasal yapısı karmaşaya düştü, şimdi Bouteflika’ dan sonra ne olacağını kimse bilmiyor… 
 
*
Cumhurbaşkanı E. Macron ve danışmanları, Cezayir İslamcılarının 90’larda olduğu gibi popüler olmadığı düşünüyor.
Mısır’da askeri bir diktatörlüğe ve Suriye’de sert bir iç savaşa yol açan Arap Baharı’nın  Cezayir’de yeniden boy atmasını pek olası görmüyorlar.
Ama Arap dünyasında başarılı  bir hükümet  modelinin olmayışından endişeleniyorlar…  
 
*
Le Figaro , Cezayirlilerin iyi bir hükümeti hak ettiğinden hareketle; insanların üzerindeki uyuşukluktan kurtulması için  kitlesel barışçıl gösterilere destek verdi.
Cezayir’in çok sayıda eğitimli ve yetenekli kişiyle zengin bir ülke olduğunu belirtiyor.
Ancak, “Cezayirliler bu seçim yöntemiyle nasıl bir sonraki aşamaya  geçebilecekleri,
57 yıllık diktatörlük ve yolsuzlukların verdiği hasarın  nasıl onarılacağı,
Nasıl bir sosyal taslak oluşturulacağı,
Bunlara kimin öncülük edeceği,
Öncünün Devlet İstihbaratı laboratuvarında üretilen bir başka  Bouteflika’mı,
Yoksa bir kamu güvenliği komitesi mii olacağı”  sorularına karşılık veremiyor.
 
*
Diğer taraftan, çok sayıda ve organize Müslüman Kardeşler yanlısı İslamcının her zaman kararlı bir bekleyişte olduğuna dikkat çekiliyor.
Cezayir, muhafazakar bir Müslüman ülkedir ama  Selefizm güçlü bir kuvvettir.
Selefiler, hükümetin milyarlarca dolar yatırım yaparak hayata çıkarmaya çalıştığı gerçek İslam düşüncesini;
İnsanları yeraltında işleyerek ve eğitim, sağlık gibi alanlarda kalitelerini oluşturarak insan sermayesi yatırımı,
Çıkara bulanmış din-iman yoluyla da kişiler arasında ilişkileri, güveni, duyarlılıkları ve hedefe yöneliş becerilerini sağlayarak sosyal sermaye yatırımı yaparak engelliyorlar.
Bu yüzden Cezayirlilerin modernite ile bağlantısı yetersiz kalıyor… 
Diğer taraftan Cezayir ordusunun ülkeyi tamamen kontrol etmesine rağmen, bu ordunun 1990’ların iç savaşını kazanamadığına,
İslamcıların ise asla politik olarak mağlub edilemediklerine dikkat çekiliyor.
 
*
Cezayir bir kaosa düşmesi halinde Fransa’nın istikrarsızlaşacağı ve büyük bir yasadışı göç dalgasına uğrayacağı,
Göçmenlerin çoğunun İslamcı olacağı,
Fransa’daki şehirlerdeki mahallerinde Cezayirlilerin giderek bir İslam Cumhuriyeti embriyosu oluşturacakları öngörülüyor.
 
*
Cumhurbaşkanı E.Macron yönetimi, Sarı Yeleklilerin “siyasi doğruluk” gösterileri ve İslamlaşma konusundaki endişeler arasında parçalanmış görünüyor.
Bu noktada Fransa, Cezayirlinin kendi kaderini tayinine verdiği desteği tekrar tekrar yineliyor. 
Ama Cezayirlinin, Fransa’yı değerli bir stratejik ortaktan mahrum bırakacak ve yönetilemez bir göç dalgasını açığa çıkaracak korkunç bir seçim yapmasından korkuyor.
 
*
Fransa’nın nüfusu, sömürge fethi yılı olan 1830 da Cezayir’in 17 katıydı, şimdi iki katından azdır.
De Gaulle Cezayir’i kurtarırken, Fransa’nın endişelenecek başka bir şey bulması gerektiğini söylemekte haklıydı.
Ancak 57 yıl sonra bugün, bunun ancak  Müslüman Kardeşler İdeolojisinin mahkum edilmesiyle, 
Bu yüzden o kadar kolay olmadığı anlaşılıyor.
 
12.3. 2019

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.