Halbuki Selanik’te kaybedilmiş bir şey yoktur henüz, düşman şehre girebilir ama göze alınamayacak zayiatlar verdikten sonra…

SELANİK NASIL KAYBEDİLDİ?

Balık baştan kokar. Balkan Savaşları’nda, Çanakkale Savaşı’nın aksine Osmanlı Ordusunun özellikle kilit mevkileri Türk olmayan subaylardan oluşmaktadır. Eğer bir komutan teslimden konuşuyorsa, işin çivisi çıkar. Nitekim emir komuta zinciri kopar, erler techizatı ve cephane sandıklarını arazide bırakır dağılırlar. Hatta top arabalarının koşumlarını keserler, atlara binen kaçar.Türk ordusu böyle bir zillete tarihi boyunca düşmemiştir, durun yapmayın diyenler de saldırıya uğrar.

(Arnavut Hasan Tahsin Paşa Yunanlılarla anlaşır. Selanik’i ve Türkleri Yunanlılara satar. Yunan hükümeti vasıtasıyla paşayı İtalya’ya ailece kaçırdılar. Kaçmak için gerekli gemiyi de Yunan hükümeti tahsis etti. Bir kısım tarihçilere göre 500 teneke altın bazılarına göre çok farklı rakamlarda altına Selanik’i Yunanlılara sattılar. Kenti teslim eden Osmanlı garnizon komutanı Arnavut Hasan Tahsin Paşa, gıyabında çıkarılan bir kararla ölüme mahkum edilmişti. Ancak Arnavut Tahsin Paşa, Selanik’ten ayrılınca gittiği İsviçre’de hayatını kaybetti.)

Sırp, Yunan, Bulgar kuvvetleri için de durum parlak değildir aslında. Hava soğuk, zemin ağırdır. Çamurda yatmaktan bıkmış usanmış, insanlıktan çıkmıştırlar. Kolera veba yaygındır, bakteriler baruttan fazla can yakar. Hepsi bir yana başlarında zafere inanan bir komutan yoktur, bıkkındırlar. Öyle ya savaş savaş nereye kadar? Bulgarlar Ege’ye açılabilmek için Selanik’i çılgınca arzulamaktadırlar ki bu güç Rumlara karşı kullanılabilir pekâlâ. Ama Arnavut Tahsin Paşa şehri Yunan’a teslimde kararlıdır ve bunu bir an önce yapar. Bulgar ordusu yaklaşmadan…

Düşman şehre girerken askerimize istirahat emri verir, adeta misafir gibi karşılar.
Evet! Bir asır evvel böylesi bir 9 Kasım günü (1912) Selanik teslim edilir, üstelik dişe dokunur bir şey koparılmadan.70 modern top, 70 bin tüfek, milyonlarca mermi, 1200 hayvan ve daha kullanmaya fırsat bulamadığımız tayyareleri düşmana bırakırlar.

25 bin er ve bin subay teslim olur. 15 bin er firar eder ya da bulunamaz.
Bütün bunlara karşı lütfedilen şeyler komiktir, yok efendim subaylara kılıç taşıma hakkı bağışlanmış da filan… 470 yıllık Türk hâkimiyeti bir anda biter. Rumlar yollara dökülür, kızlar balkonlara… Çiçek atan atana.Caddelerde haçlı flamalar, mavi mavi bayraklar…

Yunan Veliahtı Konstantin’in yayınladığı bildiriye göre Osmanlılar serbest kalacak, şer’i mahkemeler işine devam edecektir güya… Rumlar verdikleri hiçbir sözü tutmaz, sakin geçen bir günün ardından yağma, cinayet ve tecavüzler başlar. Din hürriyeti lafta kalır, hoca efendileri sallandırır, camilere çan takarlar.
Taşkınlıklar Kölnische Zeitung muhabirinin bile canını sıkar. “Rumlar Haçı kana boyadılar” der, “İnsanlık bu mu acaba?”

Yunan hükümeti iaşesini taahhüt ettiği Osmanlı askerlerini aç bi ilaç bırakır. Çoğu vefat eder, fırsatını bulan kaçar. Firarlar domino taşı etkisi yapar, diğer birliklerin de moral ve disiplinini bozar. Panik sari hastalık gibi yayılır, mevziler boşalmaya başlar. Hasılı Selanik’in teslimi ile Garp Ordusu çöker, Edirne bile elden çıkar.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.