Seçim sonrasını bekleyen zor kararlar

Bülent ESİNOĞLU

Türkiye’nin çok zor günler yaşadığını söylemek her entelektüelin sorumluluğudur. Lakin çözümleri de ifade etmek gerekir.

Devletin önemli mevkilerinde, önemli görevler yapmış, dünya dengelerini ülke çıkarları bakımımdan okumayı beceren, 74 yaşında bir vatandaş olarak, aşağıdaki kararların hızla alınmaması halinde, Osmanlının son günlerine benzeyen günler yaşayacağımızı tahmin etmenin zor olmadığını söylemeliyim.

 

Yıpranmış, karar almakta zorlanan bir siyasi iktidar, artık gecikmeden, aşağıda sıraladığım sorunlar için acil kararlar alması gerekir.

1-Ekonomide, üretim planlaması mı yapacağız, yoksa piyasanın bize biçtiği kadere mi rıza göstereceğiz?

2-ABD, Türkiye’nin düşmanı mıdır, dostu mudur?

3-Terörle mücadelede, ABD ile mi işbirliği yapacağız, yoksa Rusya ve İran ile mi işbirliği yapacağız?

4- Suriye ile işbirliği yapmak için ABD’den mi icazet alacağız, yoksa Rusya ve İran ile birlikte hareket edip, Suriye Arap Cumhuriyeti ile teröre karşı mı olacağız?

Görüldüğü gibi bu kararların alınması gerekiyor.

Yerel seçimlerden sonra, mevcut iktidar bu kararları alamazsa, konu olan bu kararları, bizim yerimize başkaları mı alacaktır?

Neden böyle düşündüğümü sorarsanız, Osmanlının son günlerinde de bu tür hayati kararlar gelmiş kapıya dayanmıştı.

Osmanlıdan yana karar alırsanız, hemen İngiltere ya da Fransa devreye girip, aldığınız o kararı uygulayamaz konuma sokacak girişimler yapıyorlardı.

Bugünden bir örnek verelim. S-400 Hava Savunma silahlarını Rusya’dan almak için bir karar verdik. Lakin Amerika ve Batı hayır alamazsın, alırsan, şunu yaparız bunu yaparız diye, şantaj üstüne şantaj yapıyorlar.

Çavuşoğlu baskılar üzerine, mecbur olduğumuz için s-400 hava savunma silahlarını Rusya’dan aldık diyor. ABD kızmasın diye Rusya’dan başka silah almayız anlamına gelen ifade… Kararsızlığı gören ABD bastırmaya devam ediyor. S-400 alma.

 

Mevcut iktidarı karar alamaz konuma getiren ana mekanizma ekonomidir. Türkiye’nin borçlarının, faizinin taksitlerini dahi ödeyemez konuma gelmiş olmasıdır. Tıpkı Osmanlı’da, Bağdat demir yolunu yapacağım diyen II. Abdülhamit’e, Düyunu Umumiye ’den para alamazsın, diyen İngiliz’in söylediğini, şimdi ABD söylüyor. “Borç vermem”

Uzatmayalım kestirmeden söyleyelim. Ana sorun ABD’nin dost mu düşman mı olduğuna karar veremezsek, saydım sorunların hiç birisine karar veremeyiz.

Tüm kararların verileceği sırda karşımıza çıkan engel piyasa ekonomisi ya da ekonomidir. Birikmiş büyük borçlardır.

Alınması gereken hayati kararları almayan iktidarın, ABD’nin aldığı kararlara uymaktan başka çaresi kalmayacaktır.

5 Mart 2019, [email protected]

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.