Ana sayfa Yazarlar Ahmet K. Aytar

GAFİL GEZME ŞAŞKIN // Ahmet Kılıçaslan Aytar

ABD ve Çin  ilişkilerini çevreleyen yüklü atmosferde, iki ülkeyi aynı düzleme koyan herhangi bir şey bulmak zordur.
Ama küresel pazarların çoşkulu ticaretine olası bir çözüm yolunda Pekin’de ABD ve Çin’li yetkililer iki buçuk günlük zorlu bir müzakere yaptılar.
Şimdi zorlu meselelerin ele alınması için  üst düzey yetkililer arasında ileri görüşmeler yapılması gerekiyor.
Ve küresel belirsizlik iki ekonomik güç arasındaki hassas ilişkide kalmaya devam ediyor…
 
*
Bu sırada “Made in China 2025” adlı stratejik politika, Çin’i hızlı bir şekilde büyük bir imalatçı ülkeden güçlü bir ülkeye dönüştürme hedefiyle  ülkeyi modernize etmeyi amaçlıyor.
Üç aşamalı bu planda;
Birinci aşamada 2020 yılına kadar asgari düzeyde sanayileşmeye ve 2025 yılına kadar bilişim boyutunu da içermesi gereken ileri bir sanayileşmenin ilk aşamasına ulaşmak amaçlanıyor.
2035’te ulaşılacak olan ikinci aşama, Çin’in dünyanın üretim güçleri kulübüne katılmasına yol açacaktır.  
Üçüncü aşama ise Çin’in kuruluşunun I.yüzyıl dönümü (2049) ile çakışıyor ve  sanayii ile birlikte güçlü bir askeri güç önderliği hedefleniyor.
Buna göre Çin, 2030’a kadar dünyanın yapay zeka inovasyon merkezi olacaktır.
Ayrıca Çin’in  dünyaya biyoteknoloji, robotik ve 5G (beşinci nesil kablosuz teknolojiler) konusunda liderlik etmesini planlanıyor…
 
*
Ama dijital çağın ABD’de teknoloji devleri üzerinde giderek daha sert bir spot ortaya çıkaracağından,
Bilgisayar teknolojilerinin geleceğini tanımlamak için çeşitli teknoloji devlerini kıyasıya bir rekabete zorlayacağından şüphe edilmiyor…
 
*
Ekim’de ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence bir konuşmasında,
“Çin robotik, biyoteknoloji ve yapay zeka gibi dünyanın en gelişmiş endüstrilerinin yüzde 90’ını kontrol etmeye odaklandı.
Pekin, 21. yüzyıl ekonomisinin en üst seviyesinde yer almak için bürokratlarını ve işletmelerini, Amerikan fikri mülkiyetini gasp etmeye yönlendirdi.
ABD firmalarının kazanımlarına sahip olmak için sivil ve askeri teknolojileri entegre ediyor ve askeri gücünü hızla arttırıyor.
Yürüttüğü bu  askeri-sivil füzyonda ABD teknolojisinin fikri mülkiyetini hedef alıyor ” dedi.
Buna karşın Pentagon’un yapay yapay zeka ve diğer “yıkıcı teknoloji” girişimlerine yatırım yapmak için Silikon Vadisinde bir Savunma İnovasyon Birimi  kurduğunu söyledi.
 
*
Ancak bu noktada Çin’in en önemli meselesi, ekonomisinin yavaşlaması ve giderek artan güçlü rüzgarlarla karşı karşıya olmasıdır.
Bir süredir ekonomistler bu durumu teyid eden kanıtlar biriktiriyordu.
Bu sırada dünyanın en önemli teknoloji şirketi Apple zorlu bir dönemden geçiyor, İPhone satışlarının düzlenmiş olabileceğine dair işaretler alınıyordu ki;
Beklenen kanıtlar geldi…
 
*
Apple’ın IPhone etrafında kurduğu işinde pazarın doygunluğuna ulaştığı  anlaşıldı…
Apple Ceo’su T.Cook’un Çin’deki IPhone satışlarının yavaşladığına dair uyarısı ise  diğer teknoloji şirketleri ile birlikte Apple hisselerini  sekteye uğrattı.
T.Cook 2015’te Çin’deki gelir artışının yüzde 100’lük bir artış gösterdiğini ama 2018′ de bu oranın yüzde 16’ya düştüğünü ve düşmenin devam edeceğini söyledi.
Apple Çin’deki İPhone satışlarını yavaşlaması nedeniyle  büyüme tahminlerini revize etmek zorunda kaldı.  
Bu acımasız rakamlar Apple’ın hisse fiyatında yüzde 10’luk bir düşüşe neden oldu.
 
*
Bu sorunlar yalnız Apple’ı değil, tedarikçi Tayvanlı şirketlerini, İPhone’a likid kristal ekran yapan Japon üreticilerin hisse senedi fiyatlarını da hızla düşürdü.
Çin’de elektrikli ve hassas makina tezgahlarının siparişleri Kasım’da bir önceki yıla göre yüzde 90.6 düştü.
Apple’ın açıklamasının ardından Güneydoğu Asya’daki üretim endekslerinin tümü düştü.
Mesela Samsung Electronics beklenen dördüncü çeyrek kârının azalacağını açıkladı.
 
*
Şimdi dijital çağın ABD’de teknoloji devleri üzerinde giderek daha sert bir spot ortaya çıkaracağı gerçeği yaşanıyor.
2019’da  Apple’ın  iPhone stratejisini değiştirmesi, iPhone’un ötesine yayılması,
iPad’e odaklanmayı gelecek olarak sürdürmeye devam ederken mesela gerçeklik gözlükleri ya da otomotiv sektörüne yöneleceği konuşuluyor.
Çinli yetkililer ise öncelikle  kendi ekonomilerini bu serpinti alanından  korumak için yavaşlamanın etkisini hafifletmeye çalışıyor…
 
*
Analistler, Çin piyasasında düşüş talebinin zayıflamanın bir fonksiyonu olduğunu söylüyor.
Çin cep telefonu pazarı doygunluğa yaklaşmıştır ve satışlar 2017’den beri düşüyor.
Yeni cihazlar arasında daha az yenilik vardır ancak fiyatlar yükselmeye devam ediyor.
Bir dizi endüstride benzer zorluklar yaşanmaktadır.
Otomobil üreticileri, Çin’deki satışlarındaki düşüşü sürdürdüğünü bildiriyor
Çinli tüketiciler alımlarını yavaşlattıkça perakendeciler zarar veriyor.
 
*
Bu şirketlerin sorunları Çin’in karşılaştığı daha büyük zorlukları yansıtıyor.
Uluslararası Para Fonu, Çin ekonomisinin 2019’da yüzde 6,2 oranında büyüyeceğini tahmin ediyor.
Ama ABD ile devam eden ticaret savaşının ve bu çatışmanın yol açtığı belirsizliğin  büyümeyi daha da azaltması, tüketici harcamalarını yavaşlatması bekleniyor.
 
*
Çin’de GSYİH büyümesinin yavaşlaması tek uyarı değildir.
Fabrika üretimleri, ihracaat, perakende satışlar, sanayi şirketleri kârları, emlak satışları düşüyor
Hükümet bankaların kredi vermeye devam etmesini sağlamak ve bankaların zararlara karşı korumak için zorunlu karşılık oranını yüzde 1 oranında düşürmüş,
Böylece ekonomiye 117 milyar dolar likidite katmıştır
Ayrıca hükümet düşen ekonomiye para enjekte etmek üzere 125 milyar dolardan fazla bir demiryolu projesini onaylamıştır.
 
*
Bazıları Çin’in sorunlarını fırsat olarak görecek olsa da, gerçek olan Çin’in hastalıklarının engellenemeyeceğidir.
Çin’deki alarm zilleri Asya ve ötesinde de benzer uyarıları başlatıyor.
“Made in China 2025” adlı stratejik politika bir başka bahara kalmıştır…
 
*
Dünya yapay zeka, biyoteknoloji, robotik, 5G teknolojilerinde müthiş bir rekabetle muazzam gelişmeler yaşarken, 
Türkiye  Müslüman Kardeşler Teşkilatının hamisi bir liderin tahakkümündedir.
O çağdaş dünya insanlarının demokratik hukuk devletine giden zahmetli yoldan geçerken edindiği yaşam kültüründen ve demokratik geleneklerinden yoksundur.
O yüzden Özgür Akıl ve Özgür Ruh’un anlamını bilmiyor.
O İsrail’i kuşatan ” Politik İslami Sistemdeki ” coğrafyada, yeni Osmanlıların başı olarak günün birinde Hilafeti ve Kudüs’ü geri getirebilmenin hayalinde yaşıyor.
Kudüs’ü işgal etmek isteyen Batılı istilacıların ve onların işbirlikçilerinin, Osmanlı’nın yıkılışından beri bu coğrafyadaki İslam ülkelerini ve toplumlarını tarihten dışlamaya çalıştıklarına inanıyor…
Yazık! Sadece  ve durmaksızın İslamcı Cihad bayrağını sallıyor… 
 
11. 1 2019

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here