Nereden nereye geldik…

Sabancıların Malta vatandaşlığına girdiği ve Ülker’in hisselerini İngiltere merkezli Pladis Foods Limited’e sattığı söylenmektedir…

Bir zamanlar Nazi zulmünden kaçan bilim adamları Atatürk Cumhuriyetine sığınıyorlardı. Şimdi bizinkiler başladı başka devletlere sığınmaya…

Tüm dünyanın kendisine rehber ve öncü seçtiği, hayran olduğu bir lider ve ülkeden bugünkü Türkiye’ye geldik… 1930’larda bilime, çağdaşlığa, uygarlığa verilen değer yok artık…

1940’lardan, 50’lerden bu yana bir gerileme, yobazlaşma dönemine girdi sevgili vatanımız.

Aydın düşüncenin yerine ilkel düşünce; uygarlaşmanın, bilimin yerine hurafeler, safsatalar, cahillik, yani Ortaçağ geçti.

Bugün ülkemizde 4 milyon imam ve din görevlisi maaş alıyor. Ama istatistiklere göre çocuk istismarı ve fuhuş yüzde 700 artmış. Çocuk tecavüzlerinin yüzde 5’i ortaya çıkıyor, yüzde 95’i gizli kalıyor. Son 1 yılda 400 çocuk istismara uğramış.

Ateist sayısı her yıl ikiye, üçe katlanarak artıyor… Peki, bu durumda sormak hakkımız değil mi? “Bu kadar imam, din görevlisi ne yapıyor? Bu yoksul milletin kesesinden bu kadar imam ve din adamına ne için maaş veriliyor?”

Dinci düşünce her yerde, her şeyde, insanlarımızda, politikacılarımızda, yöneticilerimizde egemen düşünce, yol gösterici düşünce haline geldi.

Devlet adamları çağdaşlıktan, akıldan korkmaya başladılar. Artık onlar bilim adamlarına sevgiyle, saygıyla yaklaşmıyorlar… Onları sindirmek ve sesini kısmak için korku silahı ve baskı yöntemleri ile üzerlerine çullanıyorlar…

Ülkemizde, halkı aydınlatarak, hastalıklardan, tehlikelerden uzaklaştırmak isteyen bilim adamları aşağılanmakta, horlanmakta, mahkemelere sevk edilerek cezalandırılmak istenmektedirler.

Yani kısaca, doğru söyleyeni dokuz köyden kovuyorlar. Peki, neden, niçin yapıyorlar bunu?

Çünkü onların gerçeklerle, akılla, fikirle, uygarlıkla bir ilişkileri kalmadı. Tek amaçları yalanla – dolanla gerçek dışı haberler yayarak ve din sömürüsü ile halkın desteğini kazanıp, servet üstüne servet yapmak, koltuklarını ölünceye dek korumak…

Halk açlık, yoksulluk sınırının altına düşüyormuş, kötü ortamlarda yaşamaktan, gıdasızlıktan kanser oluyormuş, hastalanıyormuş; çoluğunu çocuğunu yitiriyormuş; bu konular onların ilgi alanlarının dışında ve umurlarında bile değil…

Kendilerine değer verilmediği için, baskı altına alındığı için bilim adamlarımız da yabancı ülkelere kaçıyorlar…

Hollanda, TÜBİTAK’tan ve ASELSAN’dan yüze yakın mühendisimizi ve teknik elemanımızı vatandaşlığına almış.

Bilim adamlarının yanında geçen sene 253 bin, 640 vatandaşımız da yurt dışına göçmüş.

Üstelik gidenlerin 12 bini dolar milyarderi… Ülkemizin bu kadar çok dolara ihtiyacı olduğu bir dönemde bunlar neden yurt dışına kaçıyorlar?

Neden bilim adamları, sermaye grupları ve vatandaşlar ülkelerini terk ediyorlar? Hemen yanıtlayalım:

Çünkü geleceklerini karanlık görüyorlar…

Çünkü hiçbir iktidar döneminde bu kadar çok kan dökülmedi. Hiçbir iktidar döneminde halkımız bu kadar çok terör örgütlerinin hedefi olmadı…

İnsanlarımız kurşunlanıyor, öldürülüyor… Ortalık mezbahaya döndü… Gözyaşı hiç dinmiyor.

17 yıldır uygulanan yanlış iç ve dış politikaların sonucudur geldiğimiz bugünkü ortam…

Politikacılar bugün ak dediklerine bir gün sonra kara diyorlar. Dün “Kürt açılımı” yapanlar ve hastanelerimizde yaralı IŞİD’lileri iyileştirmeye çalışanlar,  bugün onlarla boğaz boğaza…

Dün “Başkanlık sistemini” kötülemek için ağzına geleni söyleyen Bahçeli, bugün “Cumhur İttifakı” adı altında AKP ile ortak seçime giriyor. Atatürk’ün Millet Meclisini, milletin hizmetinden çıkarmaya, İşlevsizleştirmeye çalışıyor…

Siz hiç, bu güne değin, bir iktidar döneminde bu kadar çok görüş, düşünce değiştiren politikacı ve politikacı topluluğu gördünüz mü?

Bunların yüzünden toplumda dirlik, düzenlik, kardeşlik kalmadı.

Yurttaşlar birbirine diş biliyor… Tek söz, tek kıvılcım insanları bir anda birbirine düşürmeye, kanlı bıçaklı yapmaya yetiyor…

Çünkü toplum düşman kamplara bölündü. Çünkü toplum stresliler, cinnetliler toplumu oldu…

Ağzını açanı, konuşanı, kötü gidişi ve ortamı eleştireni hemen çetecilikle, FETÖ’cülükle suçlayıp dört duvar arasına atıyorlar…

Geçenlerde bir uzman, bir gıda mühendisi öğretim görevlisi, Bülent Şık, devletin isteği üzerine, “Kocaeli’nden Ergene Çayı havzasına kadar olan bölgede insan sağlığına zarar verecek çevre kirliliği araştırması yaptı.

Çeşitli gıdalarda ve içme suyu olarak kullanılan bazı su kaynaklarında kansere sebep olan pestisitler, ağır metaller, hidrokarbonlar buldu ve bir rapor hazırlayarak yetkililere teslim etti.

Ama iktidar gerekli önlemleri almadığı gibi, rapor sonucunu da halka duyurmadı. Bunun üzerine halkın önlem alması ve sağlığını koruması için Bülent şık, belgeyi topluma kendisi duyurdu…

Sen misin bunu yapan?

“Gizli bilgiyi, devlet sırrını açıkladı” diye onu hemen mahkemeye verdiler. Hakkında 5 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası istenmekte…

Şimdi anladınız mı bilim adamları, dolar zenginleri niçin yurt dışına kaçıyorlar?

([email protected])

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.