Kategoriler
Ahmet K. Aytar Dünya Haberler Politika Yazarlar

NE ERDOĞAN NE ŞAM’IN  ŞEKERİ NE ARABIN ZEKERİ

Türkiye, Rusya ve İran arasında Kazakistan/ Astana süreci Suriye krizine son vermek için yürütülüyor.
Şimdiye dek birçok  başarılı sonucu da beraberinde getirdi.
Kasım’ın son haftasında 11.Garantörler Toplantısı yapıldı.
Ana gündem İdlib’deki ateşkes, anayasa komitesi ve alıkonulanların serbest bırakılması konularıydı.
 
*
İdlib çatışmasızlık bölgesi ile ilgili 10 maddelik “Soçi Mutabakatı” ana hatlarıyla,
İdlib’de sürdürülebilir ateşkes rejiminin sağlanabilmesi için etkili önlemler alınmasını,
Muhalefet ile rejimin kontrol ettiği bölgeleri ayıran sınır hattı boyunca her iki tarafa doğru uzanan 15-20 kilometre derinliğinde,
Ağır silahlardan ve terörist unsurlardan arındırılmış bir güvenlik kuşağı kurulmasını öngörüyordu.
 
*
Hem Suriye muhalefeti hem de Suriye ordusu  güvenlik kuşağının her iki tarafını,
Tank, çok namlulu roket atarlar, top bataryaları ve havan gibi ağır silahlardan arındıracaktı.
Türkiye’nin de terörist örgüt olarak ilan ettiği El Kaideci El Nusra Cephesi’nin oluşturduğu Heyet Tahrir üş Şam (HTŞ) militanları da alandan ayrılacaktı.
Üstelik alanda HTŞ’ den başka bir çok radikal terör örgütü daha bulunuyordu!
En fenası bu alanın boşaltılması yükümlülüğü Türkiye’ye aitti.
Rusya ise Suriye Ordusu’nun mutabakata uymasını sağlayacaktı…
 
*
Daha o zaman Soçi’de açıklanan silahsızlanma mutabakatını HTŞ’nin reddetmesi, sürecin zorluğuna işaret etti.
Türkiye ise sahada muhtelif kanallar üzerinden kuvvetli bir ikna çabasıyla,
HTŞ’nin kendisini tasfiye edeceğini ve militanlarının muhalefet cephesine geçeceğine inanıyordu…
 
*
Astana’da 11. Garantörler Toplantısı ardından 15 Aralık’ta Rusya Dışişleri Bakanı S. Lavrov, 
Suriye’nin yeni  anayasasını yazacak veya mevcut anayasada değişiklikler yapacak,
Buna uygun olarak genel seçimler düzenlenmesine dönük hazırlıkları yürütecek,
Suriye anayasa komitesi üye listesinin genel itibarıyla hazırlandığını açıkladı.
Listenin gelen haftada BM Suriye Özel Temsilcisi S.de Mistura’ya sunulmasını planladıklarını belirtti.
Böylece BM’nin siyasi çözüm sürecini teşvikine ilişkin çalışmalarda çok önemli bir aşamanın geride kaldığının
2019 başında Cenevre’de “Suriye Siyasi Çözüm” konusunda toplanılacağını açıkladı.   
 
*
Fakat 11.Garantörler Toplantısı’da  Türkiye, Rusya ve İran ile müzakerelerde yer alan politik gruplar,
Kısa süre içinde kentte sona erecek ateşkes süresini uzatmakta başarısız oldular. 
Suriye ordusu ülkenin Kuzey Batısında  çaresiz cihatçıların büyük çoğunluğunun teslim olmaya hazır orduğunu,
Sadece yaklaşık 10 bin kişinin ölümüne savaşmak niyetinde oluğunu bildirdi.
El Kaideci Uygur cihatçı kolonisi olan ve Türkiye sınırında yerleşik El Zambaki örgütü de 18 bin militanıyla savaşmanın ısrarındadır.
 
*
Nitekim İdlib gerilim azaltma  bölgesinde faaliyet gösteren yasadışı cihatçı örgütler,
Lazkiye ve Halep eyaletlerindeki  yerleşimlere saldırmaya başladılar.
Şimdi Suriye Ordusu da İdlib ve Hama’nın kırsalını bombalıyor ve birçok insan ölüyor… 
İdlib eyaletinde yaklaşık dört milyon insan artık  daha belirsiz ve tehlikeli koşullarda yaşıyor…  
 
*
Halbuki İdlib’de bir cephenin açılması korkunç bir felakete yol açabilir. 
Ama Astana görüşmelerinde yer alan uluslararası oyuncular savaşı bitirmek için  iyiniyet içinde olsalar da,
Suriye’de siyasi bir çözümün yeterli olmayacağı gerçeğini anlayamıyorlar…
 
*
Yeni bir Suriye anayasasının yazılmasına yardımcı olacak bir anayasa komitesi kurulmaya yazıyor.
Ama Suriye kuzeyi, yaygın desteğe sahip olan terör örgütleri için bir üreme alanı haline gelmiştir.
Halbuki Suriye’de ateşkes planı ile ilerlemenin tek yolu;
Bu hareketleri silahsızlandırmak ve Ortadoğu’da yeni bir İslam Devletinin ortaya çıkmamasını sağlamaktan geçiyor… 
 
*
Doğu Suriye’deki direniş cephesi  kendi topraklarında son cepleri tutsa da,
İslam Devleti grubu (İŞİD) savaş meydanı yenilgisi ve halifeliğin kaybı ardından, 
Binlerce militanı Suriye’den Türkiye’ye giden yollardan Suriye’den kaçabilmiş,  
Çok sayıda savaşçısı da Batı ve Doğu Suriye’de tehlikeli bir yeraltı formuna dönüşmüştür.
 
*
Bu noktada IŞİD, çeşitli ülkelerde kurdukları bilhassa otomobil galerileri, elektronik eşya şirketleri üzerinden yeni  gelir kaynakları buluyor.
Irak ve Suriye’de gelecekte büyük çaplı bir isyana hazırlanmak üzere dağınık kalan güçleri üzerinde komuta ve kontrolü yeniden inşa ediyorlar..  
Nitekim İŞİD, artık müfreze büyüklükte pozisyonlarda çalışmıyor, yeraltına girmiş, gizli ağını kurmuş ve hedefli suikastlar düzenliyor.
Bir yıpratma savaşı sürdürüyor.
 
*
Bu noktada ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi J.Jeffrey,
“Çatışmayı çözmek için nüfusun yarısını ülke dışına itmeyen bir Suriye hükümetine ihtiyacımız var. 
Bunu yapmak sadece yeni terör örgütleri yaratacak “diyor…
 
*
Ona göre Suriye için net bir siyasi vizyon elde etmek, Suriye vatandaşlarını geleceğini güven altına almak, 
Kısacası Suriye krizinin tek geçerli çözümü, daha fazla katliamı önleyen bir yer müdahalesini başlatan bir çözüm olacaktır.
Bunun için dünya güçleri kendi anlaşmazlıklarını bir kenara koyup, önceliklerini yeniden gözden geçirmeli, 
En önemlisi suçlulara ve aşırılık yanlılarına, Suriye’de hiçbir gelecekleri olmadığına dair açık bir mesaj verilmelidir.
 
*
Suriye Kuzey Batısı ve Kuzey Doğu’sunda radikal örgütler kabına sığmıyor.
Pentagon Ankara’yı kuzeydoğu Suriye’ye saldırmamak konusunda  uyardı. 
Avrupa Birliği dış politika sorumlusu F. Mogherini,”Suriye’de ve daha geniş bölgede şiddetin sona erdirilmesi, terörizmi mağlup etme ve istikrarı artırma hedefini paylaşıyoruz.
Bu nedenle Türk makamlarının İŞİD’le mücadele Koalisyonunun çabalarını zayıflatmaktan,
Ya da Suriye’de daha fazla istikrarsızlık riski altına girecek tek taraflı bir eylemden kaçınmasını bekliyoruz ”açıklaması yaptı..
 
*  
Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü M. Zaharova ise  ABD’nin “radikal” Kürtleri destekleyerek Suriye’nin doğu ve kuzeyinde ayrı bir devlet kurma çabasında  olduğunu, .
Bu nedenle ülkenin doğusu ile batısı arasındaki bağlantının koparak ekonomiyi çökerttiğini,
Bu girişimlerin ardından TSK’nın  YPG mevzilerini bombaladığı söylüyor…
 
 
17. 12. 2018

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.