Ana sayfa Yazarlar Ahmet K. Aytar

KORKMA! SAVAŞ HIRSIZLAR YARATIR, BARIŞ HIRSIZLARI ASAR // Ahmet Kılıçaslan Aytar

KORKMA! SAVAŞ HIRSIZLAR YARATIR, BARIŞ HIRSIZLARI ASAR
G.W. Bush ve B. Obama, ABD’ yi Irak, Libya, Suriye ve Yemen’de kalıcı bir savaşa sürükledi. 
Bugün Washington’un  kazanımları hayal kırıklığından felâkete kadar değişiyor.
Daha da kötüsü Filistin- İsrail sorununun çözümü Ortadoğu’nun tüm sorunlarının temelini oluşturmasıdır.
Bu sorunun çözümünü de Başkan D.Trump yüklenmiş bulunuyor.
 
*  
Ama şimdi Suriye genişletilmiş bir savaş riski ile karşı karşıyadır.
Suriye’de; Rusya, İran,Türkiye ile ABD, Birleşik Krallık, Fransa nüfuz alanları oluşturmuştur.
Her biri barış  sürecini Suriye’de egemen oldukları topraklarda yönetiyor!
 
*
ABD’nin, Ankara’nın teröristleri olarak gördüğü Kürt güçlerine desteği, 
1- Kuzey Suriye’de İran ve vekil güçlerinin Suriye’ye transit geçişinin engellenmesi için İran ile,
2- Kürt topraklarını işgal edip bu toprakları Arap vekillerinin yönetmesini isteyen NATO müttefiki Türkiye ile bir çatışma olasılığı yaratıyor…  
 
*
Bu noktada Türkiye’nin Kuzey Suriye ile ilgili duruşunda Erdoğan’ın şahsi düşünceleri ve çıkarları  tıpkı diğer bölgesel güçlerin niyetleri gibi dikkate alınıyor.
Erdoğan mütemadiyen  Türkiye’de  önemli mülteci nüfusunun insani imajını siyasi amaçlarla değerlendiriyor.
Ama diğer ülkeler Erdoğan’ı eylemleriyle Türkiye’nin bölgesel bir aktör olarak kendi hedef ve çıkarları peşinde sürüklemesinden endişeleniyor…
Hiç bir ülke Erdoğan’ın siyasi gündemini korumak için  “Kuzey Suriye vatandaşlarına en iyi geleceği ben sağlarım” yolundaki söylemlerine inanmıyor.
 
*
Dün, Beyaz Saray’da düzenlenen “Irak ile Suriye’deki azınlıkların korunması ve bu unsurlara destek verilmesini öngören” yasanın imza töreninde,
Başkan D. Trump, “IŞİD’e karşı çok büyük bir iş yaptık. Önümüzdeki 30 gün içinde hiçbir IŞİD mensubu kalmayacak” şeklindeki açıklaması dikkat çekicidir.
Trump IŞİD’in zarar verdiği dini ve etnik azınlıklara ABD’nin destek olmaya devam edeceğini de açıklıyor… 
 
*
Erdoğan ise Fırat’ın doğusunda kalan YPG kontrolündeki bölgeye yönelik askeri operasyonun birkaç gün içinde başlayacağını söylüyor.
“Münbiç yüzde 80-85’i ile tamamen Araplara ait olduğu halde şu anda orada terör örgütleri bulunuyor.
O zaman biz çıkaracağız, iş başa düştü” derken, Türk Milleti buz kesiliyor…
 
*
21 Ağustos 2013’te Suriye rejimi güçleri, muhaliflerin tuttuğu Şam banliyösü Ghouta’ya bir kaç roket fırlattı.
O gün Suriye’de  herkesin iyi bildiği  olaylar zinciri oluştu…
Roketler, bir kitle imha silahı olan Sarin’le dolu  savaş başlığıyla donatılmıştı ve yaklaşık 1,400 kişinin ölümüne yol açtı.
 
*
Başkan B. Obama’nın Suriye Savaşı’nda kimyasal silah kullanımı konusundaki kırmızı çizgisi ihlal edilmişti…
ABD, Birleşik Krallık ve Fransa, Suriye Devlet Başkanı B.Esad’ı  birlikte cezalandırma sözü verdiler.
Ancak  kamuoyundan destek alamayınca cezalandırmayı gerçekleştiremediler…
ABD’ nin Esad rejiminin kimyasal silah kullanımına askeri yanıt verememesi, Suriye Savaşı’nda kritik bir dönüm noktası oldu.
 
*
Obama’nın kendi kırmızı çizgilerine aldırış etmeyişi ve Suriye hedeflerini vurmaması, 
Önce 2014’te Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesi bahanesiyle örtbas edilmeye çalışıldı.
Giderek ABD’nin projeksiyon zayıflığı gösterdiğine inanıldı. 
Rusya, İran ,Suriye ve birçok Arap başkentinde ABD’nin küresel polis görevinden geri çekilmesi olarak yorumlandı. 
 
*
ABD’nin eyleme geçme başarısızlığını Rusya, İran ve Türkiye gözardı etmedi ve Suriye’ye müdahaleyi arttırdılar.
Aslında ABD, B.Esad’ı Suriye isyanının gizli destekleriyle iktidardan uzaklaştırmaya çalışıyordu…
Ama bu müdahale ile birlikte Rusya’nın, Esad rejimini destekleme gücü gelişti ve  ABD’nin rejim değişikliği hedefini baltalamasının yolunu açtı. 
ABD’nin Suriye politikası geri tepti…
Bu defa ABD’nin Orta Doğu’da rövanşist Rusya’ya karşı daha ciddi politikalar oluşturmasına yol açtı… 
 
Geleneksel savaş usulleri hilafına Suriye muhalif  unsurlarını gizli bir şekilde Suriye Savaşında kullanmaya başladı
Esad ile mücadele her zaman Merkezi İstihbarat Teşkilatı’nın (CIA) işiydi. 
2012’de itibaren CIA  farklı isyancı grupları gizliden  silahlandırıyor ve Esad’a yeterli baskı uygulamayı öngörüyordu.  
Bu amaçla  Ürdün, Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye’ye türlü lojistik verilmiş,
Suriye’deki Arap muhalefet gruplarına Türkiye hava sahasından silah ikmalleri yapılmıştı.
Hâttâ isyancılara BGM-71 TOW yarı otomatik güdümlü  tanksavar füzeler dahi verildi. 
Savunma Bakanlığı’nın “Herhangi bir ülkenin konvansiyonel silahlı kuvvetlerinden farklı olan,
Fakat  örgütü, teçhizatı, eğitimi veya misyonu benzer gruplar” olarak tanımladığı paramiliter güçler yapılandırıldı.
 
*.  
ABD, İslam Devleti’nin (İŞİD) yükselmesiyle birlikte, “terörle mücadele ” koalisyonuyla  Irak ve Suriye’de hava saldırılarını. 
Aynı sırada yer saldırılarına öncülük etmesi için yerel ortak güçleri eğitmeye başladı.
Özel Harekat Kuvvetleri kısa süre içinde hem Irak  hem de Suriye’deki direniş güçlerine danışmanlık yaptı.
 
*
Ancak bu politikada Özel Harekat Kuvvetleri zorluklar yaşıyordu.
Çünkü Özel Harekat bir gerilla kuvveti ile çalışıyor ancak  gerillalar  hükümeti devirmek için mücadele etmiyordu.
Bu durumda ABD’nin rolü, devlet dışı aktör olarak adlandırılan muhaliflerin Şam’da rejimi devirmek yerine  İŞİD’i yenilgiye uğratmakla sınırlanmış gibiydi…
Böylece ABD; ne İran ve vekil güçlerinin Suriye’ye akmasına ne Türkiye’nin yayılmacılığına engel olamayacak
Üstelik  Rusya’nın Suriye’de son sözü söylemesine razı olacaktı. 
 
*
2015’e  kadar CIA liderliğindeki program, Türkiye’nin Kuzey’deki isyanların büyük bölümüne verdiği destekle,
İdlib’deki rejim güçlerinin yenilmesiyle sonuçlandı. 
Ne ki, ABD için bu başarı iki sonuçluydu.
1- İdlib’deki savaşa öncülük eden isyancıların gevşek ittifakı, El Kaide’ye bağlı çekirdek kadrolara sempati duyan savaşçılardan oluşuyordu. 
2- Rejimin kayıpları Rusya’nın ihtilafa doğrudan müdahalesine yol açıyordu.
 
*
Suriye’de Rusya’nın temel politikası, Esad’ın çökmesi halinde Suriye’de İŞİD ve El Kaide sempatisindeki ülkelerin Suriye’ye sahip çıkmasını,
Bu yüzden  ABD’nin Esad’ı devirmek için Libya senaryosunu gerçekleştirmesini,
Bölgeye yönelik Sünni aşırılık yanlılarının Türkiye’den Kafkasya’ya potansiyel bir yolun oluşmasını engellemekti. 
 
*
ABD, Suriye’de önemli bir alan mevcudiyetine sahip olmayan   farklı direniş kuvvetleriyle çalışırken,
Rusya yerleşik bir hükümetle çalışmanın avantajındaydı.
Moskova “Esad’ı savun ve İsyanı bastır” başlığında özetlenebilir  basit bir politika uygulayabiliyor,
Kayıp toprakları yeniden ele geçirmek için ezici bir ateş gücüyle desteklediği  Suriye Ordu’sunun ağır saldırılarıyla tipik bir müdahale stratejisi izliyordu.
Rusya’nın amacı, yıkıcı bölge bombardımanı ve askeri kuşatma ile isyanı baştan aşağı bir seçime zorlamak,
Bu yaklaşımla  Amerika’yı silahlı müttefiklerinden yoksun bırakmak ve ABD destekli ayaklanmanın çoğunu metodik olarak yok etmekti…
 
*
Rusya; Türkiye  ve İran desteğiyle çatışmayı uluslararası konferanslara götürerek iddialı çabalar verirken, 
ABD’nin Rusya’nın siyasal olarak neyi başaracağı sorusu hala net değilken ;
Geçen hafta  Washington’un inkarlarına rağmen ABD, Suriye hükümetinin pozisyonlarına drone saldırıları başlattı.
Başkan Trump, İran alanında rakiplerinin manevra gücünü kırmaya devam ediyor.
Yemen’de savaşan taraflar İsveç’te savaşı  durdurma amaçlı bir görüşmededir.
İsrail, Lübnan’ın güneyinden topraklarına sızan Hizbullah’ın tünellerini yok etmek için operasyon yürütüyor.
 
*
Türkiye, Kuzey Suriye Menbiç’te ABD tuzağında çırpınıyor.
Türkiye’ye karşı oyalama taktikleri uygulayan ABD her geçen gün Kuzey Suriye’deki mevzilerini güçlendiriyor.
Ama ABD her an  Suriye’deki barış koşulları için Kuzey Suriye’de  uçuşa yasak bölgeyi oluşturmaya çalışıyor. 
Suriye  Özel Temsilcisi ” ABD  Türkiye, Rusya ve İran’ ın oluşturduğu Astana görüşmeleri ilerlemesinden memnun değil” diyor.
 
*
Herşey, Başkan Trump ile ABD’nin  yakın rakipleriyle rekabete yönelen  stratejik düşüncesi, 
Rusya’nın Soğuk Savaşın büyük bölümünde ABD ile yaşadığı rekabete geri dönüşü dengesinde gelişiyor.
 
*
B.Esad’ın ” Şahsi çıkarları için ülkesinin tümünü feda etmeye hazırdır. Sıfır politika, sıfır komşu ve sıfır ahlaka dönüşen komşularla sıfır sorun politikası sonucu ,
İç politikada başarısız oldu” diye ithamda bulunduğu,   
Erdoğan’ın son çare olarak “Savaş Ekonomisine” mi yönlendiği endişe ediliyor? 
 
12.12.2018

3 YORUMLAR

  1. İlahi Kardeşim Başka yapacak hamle yokki çok önceden yapılması gereken şey. Hani kübadaki füzeler hikayesinde sandalını alan amerikalı adayı çevrelemeye çıkmıştı ya. İşte onun gibi. Sınırında ki Amerika deyip yavşamaya gerek yok. En fazla 2 ay sonra olacak olan 2 ay önce oluyor. Durum uzaktaki masa başından amerikan mineral water desteğinde algılanamaz yaşamak lazım. Bu duruma bizi onların iteleyip sonra arkadan kaçmaları sebep oldu.Tabi stratejik müttefikin ne demek olduğunu bizim bildiğimiz gibi yöneticilerin de bilmesi gerekirdi.Onlar daha eskiyi yaşamadılar .Her şey tecrübe be birader Allah vergisi deha 100 yılda bir bile gelmez. Bana kalırsa bu ülke zaten sırasını savdı.Şapkaya bakmak gerek.

  2. Yav savaş ekonomisi diye bir şey olur mu? Orada gürcüsü, ermenisi var. Bizi sömürmeye gelen bir sütü Azeri var. Açtılar kapıları onlara. Sahtekarlıkta kopuksuzluk yolsuzluk onlardan, kapılar onlara açıldı, süriyeli Azeri’den iyidir. Şu azami anamızı ağlattı.

  3. Yav savaş ekonomisi diye bir şey olur mu? Orada gürcüsü, ermenisi var. Bizi sömürmeye gelen bir sütü Azeri var. Açtılar kapıları onlara. Sahtekarlıkta kopuksuzluk yolsuzluk onlardan, kapılar onlara açıldı, süriyeli Azeri’den iyidir. Şu azami anamızı ağlattı.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here