Ana sayfa Yazarlar Ahmet K. Aytar

İSRAİL FİLİSTİN BARIŞI // Ahmet Kılıçaslan Aytar

Ortadoğu’nun tüm sorunlarının temelinde Filistin-İsrail sorununun çözüm faktörü yer alıyor. 
Nitekim ABD Başkanı D. Trump, Aralık 2017’de bu sorunu çözmeye yöneldi.
1- İsrail’in Arap Dünyası ile ilişkilerini geliştirerek İsrail-Filistin meselesinin çözümünü ivmeledi.
2- Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıyacağını duyurdu. 
3- İsrail’in yakın gelecekte HAMAS’la, sonra İran’la doğrudan bir savaş yaşayabileceği olasılığına destek verdi.
4- HAMAS’ ın arkasındaki Müslüman Kardeşler örgütünün İslamcı Cihad ideolojisinin yol açtığı her türlü İslamcı terörle ortak  mücadele kararı aldı.
5- Teminen İsrail ve Suudi Arabistan işbirliğinin ürünü olarak Filistinlilerle kapsamlı bir barış anlaşması yapılması amacıyla Suudi Prens M. bin Salman’a iktidar verdi. 
6- Onlarca yıldan beri bölgesel rakip olan Suudi Arabistan ve İran arasındaki soğuk savaşa teyakkuz kazandırdı.
 
*
Suudi Prens M. bin Salman, küresel sahnede bulunduğu kısa dönemde;
1- Suudi Arabistan’ın vizyonunu  İsrail-Filistin Barışı yönünde değiştirdi.  
2- Yemen Savaşı’nı yönlendirdi.
3- Müslüman Kardeşler örgütünün destekçisi Katar’ı  ablukaya sürükledi.
4- İsrail- Filistin Barışı taraftarı Mısır’ın ekonomisini destekledi.
5- Mart 2018’de Türkiye’yi , İran ve “terör örgütleri” ile birlikte “kötülük üçgeni” nin bir parçası olmakla suçladı.
Erdoğan’ı Osmanlı  halifeliğini  yeniden yaratmak istekle itham etti.
Mısır bu tanıma katıldı  ve İran, Türkiye ve aşırılık yanlısı dini grupları  “kötülüğün çağdaş üçgeni” tanımladı.
 
*
Bu çerçevede Müslüman Kardeşler örgütünün ateşli bir destekçisi olan Suudi gazeteci C.Kaşıkçı’nın,
Müslüman Kardeşlerin hamisi R.T. Erdoğan’ın ülkesinde İstanbul’da Suudi Konsolosluğunda öldürülmesi, 
Büyük çapta bir politik kriz yarattı. 
 
1- Başkan Trump ve damadı Jared Kushner’ın,  “Yüzyılın Anlaşması” olarak sundukları İsrail-Filistin Barış Anlaşması’nın ilanını geciktirdi.
2- Filistin Barışı’nın destekçisi Veliaht Prens M.bin Salman’ın liderliği ve vizyonu üzerinden Suudi Arabistan  tartışmaya açıldı.
3- Erdoğan, Kaşıkçı olayını adaletin ve gerçeğin bir arayıcısı suretinde  uluslararası ve İslam dünyasında zirveye çıkmak için kullanmaya başladı.
     Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, Erdoğan’ın Cemal Kaşıkçı cinayetiyle ilgili ” Bu bağlamda oynayacağı bir oyunu var” diyerek itham etti.
4- C.Kaşıkçı cinayeti üzerinden İsrail- Filistin Barışı bütün alt başlıklarıyla birlikte hem algısal hem eylemsel operasyonlara açıldı.    
 
*
Bu operasyonlar Erdoğan ile İsrail Başbakanı B. Netenyahu’nun düşünce polemiklerini yansıttı.
Netenyahu “Erdoğan HAMAS’ın en büyük destekçilerinden biridir, dolayısıyla kendisi terör ve katliamdan şüphesiz çok iyi anlar.
Kendisine tavsiyem, bize ahlak vaazı vermesin… Her ülkenin kendi sınırlarını koruma zorunluluğu vardır.
HAMAS terör örgütü İsrail’i yok etmek ve bu hedefine ulaşmak için binlerce kişiyi sınırdan yasadışı göndermek istediğini ilan ediyor.
Biz de egemenliğimizi ve vatandaşlarımızı korumaya kararlı olup, eylemlerimizi sürdüreceğiz” derken,
 
*
Erdoğan’ın, “Netanyahu’nun elinde Filistinlilerin kanı vardır ve bunu Türkiye’ye saldırarak saklayamaz.
Netanyahu, savunmasız bir halkın topraklarını BM kararlarını ihlal ederek 60 yıldan fazladır işgal altında tutan ırkçı devletin başbakanıdır.
HAMAS terör örgütü değildir, Filistinliler de terörist değildir.
Bu hareket Filistin vatanın işgal eden bir güce karşı direniş hareketidir.
Tüm dünya Filistin halkına zulmedenlere karşı duruyor ” dediği  polemik henüz hafızalardadır…  
 
*
Halbuki HAMAS uluslararası arenada bir terör örgütü olarak kabul ediliyor.
Nitekim Mayıs 2017’de açıklanan Müslüman Kardeşçi HAMAS Siyaset Belgesi; 
HAMAS’ın  İslam’ı tüm zaman ve mekanlara salahiyeti ve mutedil ruhuyla anladığına,
Diğer din mensuplarının onun gölgesinde tam bir güvenlikte  yaşayabileceğine, tıpkı Filistin’in birlikte yaşama modeli olduğuna inandığı gibi inanmakta olduğuna dikkat çekiyor.  
HAMAS’ın Filistinli bir İslami kurtuluş hareketi olarak hedefinin Filistin’i özgürleştirmek,
Kudüs’ün Filistin halkının, Arap ve İslam ümmetinin sabit hakkı olarak Filistin’in başkenti, 
Filistin’in, mübarek ve kutsal bir Arap ve İslam yurdu olduğunu belirliyor … 
 
*
Nitekim C.Kaşıkçı cinayeti; İsrail- Filistin Barışı üzerinden bütün alt başlıklarında hem algısal hem eylemsel operasyonlara yol açtı.    
11 Kasım Pazar günü, İsrail’e ait bir özel birlik Gazze’de bir keşif sırasında yüksek rütbeli bir İsrail subayının,
Müteakip hava saldırılarında da kıdemli bir HAMAS komutanı da dahil olmak üzere yedi Filistinlinin öldürülmesi  gerginliğe neden oldu.
Ardından HAMAS asker taşıyan bir otobüsü  Kornet anti-tank füzesiyle vurunca ve İsrail savunma hatlarına bir grup roket fırlatınca,
İsrail bu saldırıya yanıt vermek üzere yirmi dört saatte 460’dan fazla roket fırlatarak gerginliği yükseltti.
 
*
14 Kasım’da İsrail hükümeti:,MOSSAD, Güvenlik kuruşu Shin Bet ve Genelkurmay Başkanı’nın desteği ile HAMAS ile ateşkes anlaşması yaptı. 
1- Ateşkes anlaşması arabulucusu  Mısır Arap Cumhuriyeti’ydi. 
2- Savunma Bakanı A. Lieberman ateşkes anlaşması ardından istifa etti.
3- HAMAS bir askeri zafer kazanmamıştı ama Netenyahu’nun kırılgan koalisyon hükümetinin dengelerini bozdu.
4- HAMAS Kudüs siyasetini en tepede sallayabildiğini gösterdi.    
5- İsrail HAMAS la yaşanan gerginliğin paralelinde asıl endişesi olan İran tehdidine yöneldi ve  İran’ı Suriye’den ayrılmaya çağırdı.
6- Hizbullah’ı Lübnan’daki artan roket fabrikaları ve tesisleri  için uyardı. 
 
*
Bu sırada, Washington Post ve Katar Al Jazeera başta olmak üzere,
Dünya medyasında C.Kaşıkçı cinayetinin sergüzeşti, ilgili ülkelere, kişilere ve uygulanan politikalara karşılıklı ithamlarla bir algı operasyonu devam ediyor,
En fenası İsrail- Filistin Barışı üzerine giderek ağırlaşan kara bulutlar çöküyordu ki;
 
*
Başkan D. Trump, Cemal Kaşıkçı cinayetine ilişkin kapsamlı bir raporun pazartesi ya da salı günü hazır olacağını duyurdu.
Raporun “olayın tüm etkisini ve kimin sebep olduğunu veya kimin yaptığına da yanıt vereceğini” kaydetti.
 
*
Elbette Kaşıkçı’ya uzanan eller kırılmalıdır.
Ama terör uygulayan Müslüman örgütlerin ideolojisine kaynak olan Müslüman Kardeşler’in savunduğu ve yaydığı siyasal İslam ideolojisi de yok edilmelidir.  
Aksi takdirde Ortadoğu sorunlarının  temelini oluşturan  “İsrail- Filistin Barışı” hiçbir zaman gerçekleşmeyecektir. 
 
19. 11. 2018

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here