Kategoriler
Kültür/Sanat Ümran Ünlü

CUMHURİYETİ COŞKUYLA KUTLUYORUZ

 

Savaşta kazandığımız başarıyı,masada mı kaybediyoruz!Yoksa içimizdeki hain işbirlikçiler sayesinde güzelim ülkemizi altın tepside mi sunuyoruz,yıllardır çevremizde dolanıp duran alıcı kuşlara…

Bireysel çalışmalarla bir yere varmak mümkün değil.

Dernekler sayesinde bir lobi oluşturup davamızı dünyaya duyurmak zorundayız.

İşte bu derneklerden bir tanesi New York’ta.

TADF:Türk Amerikan Dernekleri Federasyonu, ana gayesi Amerika Birleşik Devletleri dahilinde ve çeşitli bölge ve şehirlerde kurulmuş olan Türk Derneklerinin bir Federasyon çatısı altında çalışmasını sağlamaktır.

Bu maksatla Federasyon aşağıdaki çalışmaları yapar ve bunları gerçekleştirmeyi gaye edinir:

1-Amerika Birleşik Devletleri dahilinde kurulmuş olan Türk Dernekleri arasında koordinasyonu sağlayarak birlik ve beraberlik duygusunu yerleştirir.2- Bu dernekler araclığı ile Amerikadaki Türkler ve dünyanın çeşitli bölgelerinden Amerika’ya gelerek yerleşmiş Türkler ve kendisini Türk kabul eden toplum üyeleri arasında işbirliğini canlandırır.3- Türklüğün ve Türk Kültürünün tanıtılıp temsil edilmesi için çalışmalarda bulunur. Bu maksatla bünyesinde toplanmış olan derneklerin düzenledikleri konferans,milli ve dini günler,sosyal toplantıların teşvikçisi olur. Bu konularda dernekler arasında koordinasyonu sağlar.

4- Türk örf ve adetlerinin devamını ve daha da yayılmasını sağlamak için gayret sarfeder.

5- Bütün üye dernekleri bünyesinde toplayacak ve bu derneklerin faaliyetlerine hizmet edecek bir TÜRK KÜLTÜR MERKEZİ’nin alınmasını ve bu hususdaki çalışmaları destekler.

6- Amerika’daki Türk toplumunun kuvvetlenmesine, teşkilatlanmasına ve haklarının kanunlar çerçevesinde korunmasına çalışır.

7-Türk Amerikan Dernekleri Federasyonu:Dünya Türk Dernekleri Federasyonları Konseyinin kurucu üyesi olarak böyle bir organizasyonun kurulmasına ve tüzüğünün diğer kurucu üye federasyonlarla birlikte hazırlanmasına yardım eder.

TADF çalışmalarını yakından tanıyor ve takip ediyoruz.

Hazırladıkları amaçlardan kaç tanesini gerçekleştirebiliyorlar.

Gerçekleştirebildiklerini nasıl ve hangi koşullarda gerçekleştiriyorlar.Şimdi bir binaları olmadığı için bina kirasını nereden bulup,nasıl ödemekteler?

Bizim en iyi yaptığımız şey destek olmak yerine sürekli eleştirmektir.Eskiden Konsolosluk binasında bir yer verilmişti,çalışmalarını oradan yürütüyorlardı.

Şimdi o da yok.Bana kimse bina yıkılıyor,yeniden yapılıyor hikayesini anlatmasın.

Milli ve dini Bayramlarda,Atatürk Haftasında çeşitli etkinlikler yapmaya çalışıyor yönetimdeki arkadaşlar.

Peki yukarıdaki amaçları gerçekleştirmek sadece dernekteki arkadaşların görevi mi?Burada yaşayan her Türk vatandaşının görevi yok mu?Bizler yönetime maddi destek için ne yapıyoruz?

Destek olmadıkları gibi,köstek olmak için bölük pörçük dernekler kurmak yerine,elimizdeki derneğimizin beğenmediğiniz yanlarını düzeltelim…

Ben ben demekten vazgeçip,biz olmayı başaramadığımız için içte ve dışta yıkılmamızı bekleyenler var.

Hatalarımızı,kusurlarımızı kendi içimizde düzeltelim…İftira yerine,olumlu eleştirilerle bir olalım…Boşuna mı demişler”Kol kırılır ,yen içinde kalır”diye…

Eskiden Hükümetler ödenek ayırıyordu,şimdi yine ödenek geliyor mu,gelmiyor mu?Geliyorsa bu yapılacak çalışmalara yetiyor mu,yetmiyor mu?

Bildiğim kadarıyla senede iki defa balo veriliyor,Cumhuriyet Bayramı’ın da “Cumhuriyet Balosu”,19 Mayıs da “Türk Günü Yürüyüşü ve Balosu”…

Senede iki defa yapılan bu baloların ve Türk Günü Yürüyüşü’nün oldukça yüklü bir maliyeti var.

New York da yaşayan Türkleri düşünürsek yüz kişide bir kişi katılmıyor bile bu etkinliklere.Biz kendi sorunlarımıza sahip çıkıp,elimizi taşın altına sokmazsak,bu vurdumduymazlık,adam sendecilikle  daha çok dış güçler hikayesi dinleriz biz…Niye dış güçleri suçluyorsunuz ki…Herkesin ağzını sulandıracak kadar çok güzel,yeraltı ve yerüstü zenginlikleriyle çevre ülkelerin iştahını kabartacak kadar zengin bir ülkeye sahibiz,onlar da bu güzelliklere sahip olmak için her türlü çalışmayı yapıyor.

Onlara kızacağımıza ülkemize,Cumhuriyetimize sahip çıkmak bizim boynumuzun borcu değil mi?

Ülkeyi talan ediyorlar,ona buna peşkeş çekiyorlar diye aynı söylemleri yazıp,çizip,söyleyip duruyoruz.Hepimiz birer klavye silahşörü olup çıktık.

Şikayet etmek yerine öyle yöneticileri seçmeyelim…Seçtik denetleyelim…

Şikayet etmek kolay,kolayı seçmek yerine hepimiz gücümüz yettiğince elimizi taşın altına sokup çözüm üretmek zorundayız.

Dünyanın neresinde olursak olalım,hep birlik beraberlik içinde olmak zorundayız.Sivil toplum kuruluşları medeni insanları bir araya getirmek için vardır. Bu kuruluşlara sahip çıkıp maddi manevi arkalarında durmalıyız.

27 Ekim de “Cumhuriyet Bayramı”‘nı kutlamak için TADF çok güzel bir balo hazırladı.Emeği geçen arkadaşlara şimdiden teşekkür ederim.Bize düşen bu baloya gidip,Cumhuriyetimize sahip çıkıp,şanına uygun bir şekilde kutlamak değil mi?

Ah vah edip dövünüp durmayı bırakalım da kendi göbeğimizi kendimiz keselim…Bize bizden başka kimseden fayda yok.

Cumartesi “Cumhuriyet Balosu”nda buluşuyoruz ve gümbür gümbür kutluyoruz…Atatürk ve Türk Halkı kanla canla kurdu bu Cumhuriyeti,Cumhuriyetimizi…

Yıkıldı,yıkılacak diyenlerin gözüne soka soka…Coşkuyla,sevgiyle,aşkla kutlayacağız…

iki sümüklü çıkıp da yıkamaz,kimsenin gücü yetmez…

Tarihe bir bakın…Türk’ün ne zaman şahlanacağını kimse kestiremez…

Atatürk Korosu verdiği konserlerde,tüm dünyaya haykırıyor:

“Bir hızla kötülüğü,geriliği boğarız;

Karanlığın üstüne güneş gibi doğarız,

Türk’üz,bütün başlardan üstün olan başlarız;

Tarihten önce vardık,tarihten sonra varız…”

Cumhuriyet ilelebet var olacaktır,bunu herkes böyle bilsin.

Ne mutlu ülkesine aşık olana ve Ne mutlu Türk’üm diyene

Daha nice Cumhuriyet Bayramı kutlayacağız…

Yazar Ümran Ünlü

Gazeteci,yazar,oyuncu,korist,matematikçi,aktivist...

Felsefesi;Hayatı ,insanları,hayvanları...Özet olarak herşeyi sevme yeteneği... Mutfak ve bahçem terapi alanım...Hayat bu kadar güzel ve yaşanasıyken,insanların iki yüzlülüğünü ve hayatı kendilerine de ,çevresindekilere de zehir etmelerini anlayamıyorum.

Elizabeth Ümran Ünlü She was born on january 10 th, 1951 in Afyon’s village of Üclerkayasi. After she had finished primary school in the village she got on the road of finishing middle school and becoming a teacher in Kütahya with the words of her teacher, “You are going to open the doors of this village to the World, you must learn.” She became a math teacher after finishing the Eskisehir Anatolia University. She also taught classes in Yalova and Istanbul. Then, she began working in Turkish Art Music. Later on, she became a project teacher and a vice-principal in a private school in Suadiye, Istanbul. After the age of 45, she decided to learn theater work that she could not give up on. She got acting training for two years at the Kadıköy Halk Eğitim Deneme Sahnesi. She was in plays like Savaş Oyunu(War Game) and Kına Gecesi(Henna Night) . She also had roles in the theaters of AKM-Haldun Taner-Kadıköy-Mecidiyeköy-Sarıyer. She educated her children in the best schools and taught them to be children that she will be proud of. (Pilot, engineer, researcher)After being a principal in classes in Şişli, in 1999 she came to America where she had sent her son for school. She continued her Turkish Art Music and theater work in has been participating a chorus, and they are going to have a concert on November 2,2019 at Carnegie Hall.They give concert every year. She went to University in America for language courses. For a remainder of the time, she wrote plenty of children’s stories in many websites and magazines. She is writing the book “Bir Yerlerden Başlamalıyım” and writing the play “Ah Amerika.” While spending a pleasurable life with her children and grandchildren, she is planning to begin her theater life in America with the play musical“Keşanlı Ali Destanı”,Çalıkuşu"Nasrettin Hoca"7 kocalı hürmüz"Keloğlan" ,She also continues to live peacefully with herself and everyone and continues to give this love to humankind because of her daughter’s words, “The endless love and care in my mother’s heart would be enough for the Earth.” Hayat bu kadar güzel ve yaşanasıyken,insanların iki yüzlülüğünü ve hayatı kendilerine de ,çevresindekilere de zehir etmelerini anlayamıyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.