Ana sayfa Yazarlar Ahmet K. Aytar

KAŞIKÇI’ NIN ARDINDAN // Ahmet Kılıçaslan Aytar

15 Ekim’ de ABD Başkanı D.Trump, kimi unsurların Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın, 
2 Ekim’de İstanbul Suudi Konsolosluğunda ortadan kaybolmasını tasarladıklarını söyledi.
Başkan’ın suçluların şiddetli cezaya çarptırılması talebi Riyad’a ters düştü.
 
*
Suudiler ABD’yi bu düşüncelerinden dolayı uyardılar. 
Çünkü ABD dünyanın en önde gelen ekonomik ve askeri gücüdür;
Ama Suudi Arabistan da dünyanın en büyük petrol üreticisidir!
Cezalandırılması halinde Riyad petrol fiyatlarını kolayca 200 dolara çekebilir,
Enerji piyasalarının ABD doları yerine yerel para birimlerine çevrilmesine neden olabilir!
 
*
Bu ima dahi Başkan Trump’ın  hemen harekete geçmesine neden oldu.
Suudilerle arayı düzeltmek için Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’yu  Riyad’a gönderdi.
Pompeo, Riyad’ta Kaşıkçı olayını çözmek için çalışan Prens Halid bin Faysal El Suud’a;
Başkan Trump’ın, ” Türkiye’de Erdoğan ile birlikte hazırlayacakları bir Türkiye-Suudi Arabistan anlaşmasını onaylayacağı” mesajını verdi…
 
*
ABD tıpkı 1965’de Fransa Maliye Bakanı Valéry Giscard d’Estaing’in, 
ABD’nin doların dünya rezerv para birimindeki rolünden “fahiş bir ayrıcalık” olarak belirlediği faydalara itiraz etmesinin benzeri bir durumla karşı karşıyadır.
Trump’ın ticaret savaşları, Rusya ve İran karşıtı yaptırımları sürdürdüğü,
Dolardan uzaklaşıldığı ama Euro ve Çin Renminbi’sinin rakip rezerv para birimleri olarak yükseldiği bir sırada…
 
*
Dolar, uluslararası işlemlerde para işlevlerini sağlamada diğer tüm para birimlerini yönlendiriyor. 
Uluslararası ticarette faturalandırma birimidir, işlemlerin yerine getirilmesinin ana aracıdır, denizaşırı borçlanmada temel fonlama para birimidir..
Merkez bankalarının en önemli değeridir.
2008 mali krizinde olduğu gibi Federal Rezerv, son çare olarak dünyanın en son kredi merciî olarak hareket ediyor.
 
*
Dolar, dünya ekonomisinde bu alanların her birinde ABD’nin ağırlığının çok üzerinde etkilidir. 
Bankalararası Finansal Telekomünikasyon Kurumu’na (SWIFT) göre sınır ötesi ödemelerin neredeyse yarısında dolar kullanılıyor..
Euro, doların ana rakibidir, Çin Renminbi’si uzak ara  üçüncü geliyor.
 
*
ABD; doların bu en önemli para birimi olması rolünden, Valéry Giscard d’Estaing’in işaret ettiği üzere üç fahiş ayrıcalık elde ediyor.
Birincisi, yurtdışından dolar ile borçlanma kabiliyetini yüksek tutuyor.
Bir devlet yabancı para cinsinden borçlandığında iflas edebilir ama kendi para biriminde ödünç aldığı durumda bu olmaz.
Doların uluslararası rolü ABD Hazinesinin, daha fazla likidite ve daha düşük faiz oranlarıyla borçlanabilmesini mümkün kılıyor…
İkincisi, ABD Wall Street vasıtasıyla bankacılık hizmetlerinin dünyanın geri kalanına satılmasından önemli miktarda gelir elde ediyor. 
Üçüncüsü ise ABD, bu ayrıcalıklarıyla “küresel  düzenleyici kontrol hizmetinin” lideridir.
Dünyanın en önemli yerleşimlerindeki sistemleri doğrudan yönetiyor.
Terörizm, uyuşturucu kaçakçılığı, yasadışı silah satışı, vergi ve  fon akışını izlemede ve sınırlandırmada “Şerif” görevi yapıyor. 
Ne ki, bu ayrıcalıklar, dünyanın ABD’ye yüksek kaliteli para hizmetleri sağlamasına bağlıdır!
 
*
Dolar en uygun, en düşük maliyetli ve en güvenli hesap birimi, değişim aracı ve değer deposu olduğu için yaygın olarak kullanılıyor.
Ama ABD’nin parasal sorumluluğu yıllar içinde kötü bir şekilde tökezliyor.
Ve doların yeri doldurulamaz  olarak düşünülmüyor…
 
*
Başkan Trump’ın İran’a tek taraflı olarak yaptırımlar uygulaması, ABD bankalarının erişimini reddetmesi,
İran İslam Cumhuriyeti ile iş yapan şirketleri cezalandırmakla tehdit etmesi doların küresel rolünü yıpratıyor.
Trump yönetiminin duruşuna yanıt olarak  Almanya, Fransa ve İngiltere, Rusya, Çin ve İran;
ABD bankaları ve ABD hükümetinin incelemesini atlatma planlarını henüz açıklamışlardır.
Açıklanan bir kaç detay planın güçlü olabileceğini düşündürüyor, ama;
 
*
Bu ülkeler, başlangıç olarak İran ile yabancı şirketler arasında işlemleri kolaylaştırmak için,
Hükümetlerinin sahip olduğu ve düzenleyecekleri bağımsız bir finansal varlık oluşturacaklardır.
Euro’dan oluşturulacak bu  finansal varlıkla ABD bankalarına bağımlılıktan uzaklaşılacak,
Avrupalıların özel amaçlı bir mali aracı da SWIFT’i atladığında;
ABD’nin İran ve yabancı şirketler arasındaki işlemleri takip etmesi ve cezalar vermesi zor olacaktır…  
 
*
Ancak alternatif bir ödeme kanalı oluşturmanın tamamen teknik bir engeli olmasa da,
Bu planı hayata geçirmek, revizyonist ülkelere karşı başka bir tarife turu ile cevap verecek olan Trump’ın elini kuvvetlendirebilecektir. 
Çünkü  doların en büyük yararı “en azından şimdilik” ABD’nin politik bağımsızlığın bir karşılığı olmasıdır.
Halbuki başka bir para birimine geçmek, koordine eylem gerektirir. 
Finansal varlık oluşturmayı öngören ülke hükümetleri, böyle bir koordinasyonu açıkladıklarında ülkelerin politik bağımsızlıkları tarafından sorgulanacaklardır.
 
*
Ayrıca Suudi Arabistan’ın “Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması’da  bağlılığının şartlı olduğunu,
Eğer İran bomba yaparsa Suudi Arabistan’ında bomba yapacağını vurgulamak gerekiyor.
 
*
Sonuçta Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın kaybolmasından,
Suudi Arabistan, ABD, İsrail ve Ortadoğu Barışı değil,
İsrail’i kuşatan ve “Kafirleri öldürüp dünyaya İslamı empoze etmeyi” hedefleyen Müslüman Kardeşler terör örgütünün ve İran İslam Cumhuriyeti’nin yararlandığı açıktır.
 
Belki bu cenahın tarafları Başkan Trump ile bir pazarlıktadır.
Ama dün, Başkan Trump’ın, çok sayıda yaptırım uyguladığı İran’da,
Bu kez Devrim Muhafızlarını destekledikleri gerekçesiyle 20 şirket ve Parsian Bank, Sina Bank, Bahman Group ve Mellat bankalarına yaptırım kararı aldığı açıklanmıştır.
 
“Ben İhvan-ı Müslimin’i bir terör örgütü olarak görmüyorum. Çünkü İhvan-ı Müslimin bir düşünce örgütüdür” diyen Erdoğan,
Ve Kaşıkçı’nın kaybolduğu ülke konumunda olan Erdoğan Türkiye’si ise;
” ABD hiçbir ülkeye fidye ödemez “diyen Başkan Trump ve Suudi Arabistan ile karşı karşıyadır…
 
18.10.2018 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here