Borç bombası ve kayganlaşan siyasal zemin

Bülent ESİNOĞLU

Yaşadığımız kriz patlayan borç bombasının kendisidir.

Krizi ve krizin getireceği olası sonuçların kolay kavranması için hesapsız borçlanan müflis tüccarın başına gelenleri düşünmek yeter.

Osmanlı Tarihinin zaferleri ile ilgilenip, nasıl borçlanarak parçalandığından ders çıkarmayanlar, devleti borçlandılar, borçlandılar ve sonunda, Batının çok uluslu şirketlerinin haciz memurları gelip, hazine ve maliyemizin üzerine çöktüler.

Borçlanırken düşünemeyenler, borç bombası patlayınca Mc. Kinsey’i düşünmesi, akılsızlıklarından değil, alacaklıların dayatmasındandır.

Ulusal pazarları ve ekonomiyi çok uluslu şirketlere bırakanlar, bu işin sununun nereye gideceğini göremeyenler, borçlar ödenemez yere gelince, çözüm üretemiyorlar.

Ekonomi ve ulusal pazarlar sizin elinizde değil de yabancıların elindeyse, yani ulus devletin yetkilerini ve kaynaklarını yabancılara teslim etmişseniz, borçları nasıl ödeyeceksiniz?

Önerilen veya uygulanmaya çalışılan parasal (YEP) tedbirlerin sonuç vermemesi bu sebeptendir.

Haciz memuru size gelecek ve geriye kalan varlıklarınızın envanterini çıkaracak, bu varlıkların haraç mezat satılmasını dayatacaktır.

Haraç mezattan kastımız nedir onu açıklayalım. Mesela, Türk Hava Yollarının varlıklarının karşılığı, diyelim ki, 50 milyar dolar ediyor. Çok uluslu bir tekele satmak üzeresiniz. Tekel beş milyar dolardan fazla etmez diyor. Çaresizsiniz satıyorsunuz. THY’nin satan bir devletin hangi egemenliğinden bahsedeceksiniz?

Böyle bir özelleştirmeye Damat’ın mantığı diyor ki, sermayenin tabana yayılmasıdır.

Bir zamanlar, küreselleşme saldırısı uygulanırken, borçlu olmadığımız halde, özelleştirmeler yapılırken, her şey ucuzlayacak, sermaye tabana yayılacak, gelir dağılımı düzelecek, teknoloji üretimi olacak diye bizleri kandırmışlardı.

Yeniden özelleştirmeler için propagandaya hız verilecektir.

Patlayan borç bombası ve ödenmesindeki imkansızlıklar, halkın üzerine daha fazla gidilmesi, siyasal zemini de kayganlaştıracaktır.

Bu kriz göründüğü kadarıyla sadece bir ekonomik kriz değildir. Devlet krizini de içinde taşıyan siyasal bir krizdir. Fırat’ın Doğusunda, ABD ile birlikte Kürdistan kurmaya kadar götürebilir. Çünkü krizin ekonominin dışında siyasal sonuçları olacaktır.

Siyasal iktidar her ne kadar kriz okumasını “öteki” ve düşman üzerinden yapsa da, ortada Borç Bombası durmaktadır.

Geriye kalan ulus devlet varlıklarının Mc Kinsey haciz memuru tarafından, aslında ulus devlet bağımsızlığının kalan parçalarını da satmak anlamındadır.

Türk burjuvazisi borçlanılırken aracı olmuş, komisyonunu almış ve kenara çekilmiştir. Karlar özelleştirilmiş, sıra zararların sosyalize edilmesine gelmiştir. Yani halka bölüştürülmesi…

İşte siyasal zemini kayganlaştıran borçların ve zararların halka ödettirilme durumudur.

Son söz olarak; emperyalizmle mücadele emperyalizmle iş birliği yapılarak yürütülecek bir iş değildir.

4.10.2018, [email protected]

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.