Ana sayfa Haberler Bilim

ESKİ DEFTERLER (4) “PATRİK/HANE”-HÜSEYİN MÜMTAZ

 

ESKİ DEFTERLER (4)
“PATRİK/HANE”
Hüseyin MÜMTAZ

Eski defterler o kadar çok ve kalın ki, okudukça bitmiyor.
Bir türlü bitmiyor.
Okuyucu, “Bunca güncel olay, özellikle burnumuzun tam da dibinde BM’nin ‘Kusursuz Fırtına’, AB’nin de ‘Dünyanın kaos ânı’ diye nitelediği Suriye dururken eski defterlerin sırası mı?” diye soruyor.
Sırasıdır hanım/bey efendiler… Çünkü;
1.”Hiç ibret alınsaydı tarih tekerrür mü ederdi?”
2.Esad’a karşı desteklenen ÖSO’nun bile “Maaşlarımızı Türk lirası değil dolar olarak isteriz” dediği; böylece ÖSO’ya kimin, hangi kalemden ve nasıl Türk lirası ödeme yapıldığının, bizzat ÖSO tarafından dile getirildiği ve üstelik “istenilmediği” bir ortamda Suriye’nin nesini yazalım?
Bugün tozlu defterlerin “Patrik/hane” sayfalarını karıştıracağız.
Çünkü hayli zamandır ortalıkta görünmeyip nedense sessiz sedasız “tam siper” bir profil sergilemekte olan Barthalemeos birden ve “bu sefer” hem de uluslararası alanda faaliyete geçti.
Türkiye-Ukrayna-Rusya ilişkilerine müdahil oldu.
Oysa eskiden öyle miydi ya? Hep içeride uğraşır, dört Ayasofya civarında, Sümelâ dağlarında, tepelerinde dünyanın her yerinden topladığı Ortodokslarla iz sürer, âyinler yapar; dört bucakta eski kilise/manastır harabelerinde mum sallardı.
Bakın rahmetli Hasan Pulur 5 Aralık 2005 tarihli köşesinde başpapazın sabıka dosyası ile ilgili neler yazıyor;
“Heybeliada papaz okulunun açılmasını istiyor, açmazsanız Avrupa’ya girişiniz zorlanır diyor, Rum Ortodoks Patrikhanesi’nin İstanbul’da olması Türkiye için bir iftihar vesilesi olmalı, diyor, Türkiye kabul etmese de patrikhane için dinen ekümenlik, evrensellik geçerlidir, diyor… Bugün de Yunanistan, İstanbul, Batı Anadolu, Pontus’tan ayrılan Rumları geri getirmek için çeşitli faaliyetlere girişmiş, İstanbul Patrikliği’ne, evrensel bir makam kazandırmak için planlı faaliyete başlamıştır. Bazılarının zannettiği gibi, bu bir vehim değildir. FENER’deki patrikhanenin açılmayan orta kapısı vardır, bu kapı niye açılmaz? Derya Sazak da bunu hatırlatıyor… Mora İsyanı’nda patrik suçlu bulunmuş ve orta kapının önünde asılmıştır… Patrik diyor ki: ‘Astılar! Patrik Grigorios 1821’de idam edilmiş… Bunlar deniliyor, konuşuluyor, fakat ispat edilemiyor’. Peki, bizden de bir soru: ‘Madem patriğin Mora İsyanı ile ilgili görülüp asıldığı ispat edilemiyor, o halde kapıyı niçin açmıyorsunuz?’.”
Şimdi…
Türkiye “büyük” bir dönüşüm arayışında… Bir taraftan batı kampında yer aldığı için yıllardır Amerika ile hem “stratejik ortak” hem de NATO üyeliği dolayısı ile “müttefik”; öte yandan “son gelişmeler” ışığında Çavuşoğlu’nun ifade ettiğine göre aynı zamanda Rusya’nın da stratejik ortağı…
( Çavuşoğlu; “Rusya bizim için stratejik bir ortaktır”.)
http://haber.sol.org.tr/dunya/cavusoglu-turkiye-ile-rusya-arasindaki-dostluk-birilerini-kiskandiriyor-246010
İşte tam da böyle bir arayış ve yer/yön bulma aşamasında kara cübbeli başpapaz birden ortaya çıkıyor.
Türkiye’nin “stratejik ortağı” Rusya’nın düşmanı olan Ukrayna’nın yanında yer alıyor.
Ukrayna Kilisesi geçen nisan ayında Rusya Kilisesi’nden bağımsız olmak için Ukrayna Parlamentosu’na başvuru yapmıştı. Ve çıkarılan yasa ile Ukrayna Parlamentosu, Fener Rum Patrikhanesi’nin Ukrayna’da Rus Ortodoks Kilisesi’nden bağımsız bir kilise kurulması konusunda yardımcı olması ve Ukrayna’da kurulacak “milli kiliseye” özerklik vermesi ricasında bulunan bir başvuru metnini kabul etmişti.
Ukrayna Cumhurbaşkanı Petro Poroşenko tasarının kabul edilmesini sağlamak için bizzat çaba göstermiş, İstanbul’a yaptığı son ziyarette de başpapazla özel bir görüşme gerçekleştirdiğini ve gerek Fener Patriği’nin, gerek patrikhane yönetim kurulu üyelerinin yaklaşımının, Ukrayna’nın kendi kilisesini kurma konusunda başarıya daha önce hiçbir zaman olmadığı kadar yakın olduğunu gösterdiğini söylemişti.
Ukraynalılar’ın büyük çoğunluğu, aynı Ruslar gibi Ortodoks mezhebine mensup. Ukrayna toprakları, Moskova Patrikhanesi’nin dini alanında bulunuyor(du). Ama Sovyetler Birliği’nin dağıldığı 1991 yılından sonra Ukrayna’da bazı milliyetçi rahipler, Kiev Patrikhanesi ve Ukrayna Otosefal Ortodoks Kilisesi adları altında, kendi kilise teşkilatlarını kurdular.
Sıkıntı da işte tam burada başladı.
Bu 31 Ağustos’ta Moskova Patriği Kirill, Ukrayna Kilisesi meselesini görüşmek üzere Fener’e geldi. Görüşme üç saate yakın sürdü. İki taraf Ukrayna Kilisesi’nin nihai statüsünü kendi açılarından değerlendirdi. Fener, bu görüşmede Ukrayna Ortodoks Kilisesi’nin tarihi ve hukuki açıdan otonom bir statüye sahip olduğu tezini öne çıkarırken, Moskova’nın Ukrayna’nın “dini bağımsızlık” taleplerine karşı çıkmaması gerektiği görüşünü savundu. Moskova ise meselenin bu ülkenin Rusya ile bütünleştiği 17. yüzyılda çözümlenmiş olduğu ve Fener’in bu meselede ya Rusya’nın yanında yer alması ya da tarafsız bir tavır sergilemesi gerektiği görüşünü savundu. Ortak bir sonuca ulaşılamayan görüşme sonrasında, Moskova Patriği alışılageldiği üzere papazlararası ortak yemeğe katılmadan Rusya’ya döndü.
Sonra ortam sertleşti. Fener adına açıklamalarda bulunan Emmanuel, Ekumenik Patrikhane’nin, Ukrayna’nın hâlihazırda bağımsız bir kilise sahibi olması gerektiği görüşüne vurgu yaptı. Moskova ise buna, “Fener’in ısrarı Ortodoks dünyada kolay şekilde kapanmayacak bir çatlağa sebep olur” uyarısı ile karşılık verdi.
Ruslara göre gelişmeler Moskova Kilisesi’nin Fener ile olan bağlarını gözden geçireceği bir noktaya taşıyabilir.
Ukrayna Ortodoks Kilisesi’nin bağımsız statüsü ile ilgili tartışmalar 1686 yılından beri devam ediyor. Ukrayna’nın Rusya ile bütünleştiği süreçten günümüze dek bu tartışmalar son bulmadı. Ukrayna Başkanı Petro Poroshenko, Ekümenik Fener’den bir an evvel Ukrayna Ortodoks Kilisesi’nin bağımsızlığını tanımasını talep ediyor.
Öte yandan Ortodoks dünyasındaki bu büyük gerilim hem Atina-Moskova hattında diplomatik gerilimin hâkim olduğu bir döneme denk geliyor hem de Türkiye ile Rusya’nın bilhassa Suriye konusunda “stratejik ortak” olduğunun açıklandığı bir döneme.
Fener, Türkiye’nin çıkarlarına göre mi hareket edecek yoksa bağımsız (onlar ekümenik diyorlar), kendi kafasına göre mi?
Bakın Halil İnalcık “ekümeniklik”ten ne anlıyor;
“Derya Sazak: Rum Ortodoks Kilisesine ekümenlik hakkı tanınırsa İstanbul Vatikan gibi mi olur?
İnalcık: Evvelâ haklarınızdan vazgeçiyorsunuz, Lozan’la Patriğin statüsü tayin edilmiştir. Lozan’a bir delik açıyorsunuz. Ruhban okulu da patrikliğin bu davaları için bir basamaktır”.
http://www.inalcik.com/images/pdfs/29112070DERYASAZAKMULAKAT.pdf
Demek ki ekümeniklik, LOZAN’da DELİK’tir.
Lozan, Türkiye Cumhuriyet’idir.
NOKTA. 5 Eylül 2018

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here